# İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rasim Çakır (CHP, Edirne)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mayıs 2003
- **Gündem:** İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/rasim-cakir-22-2003-05-07-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73

> Rasim Çakır (CHP), 7 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 775 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA RASİM ÇAKIR (Edirne) - Sayın Başkan, Yüce Parlamentonun değerli milletvekilleri; 31 inci maddeyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım. Öncelikle, gecenin bu ilerleyen saatinde, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

1 Mayıs günü, Çevre Bakanlığı ve Orman Bakanlığının birleştirilmesiyle ilgili olarak Grubum adına söz aldığımda, önemli bir olayın yaşanmadığını, barış içerisinde bir 1 Mayısın olduğunu sizlere ifade ederek, bu konudaki mutluluğumu sizlerle paylaşmıştım ve buna ilave olarak da, diliyorum ki, bu iş barışı, sunî birtakım sebeplerle bozulmaz ve bundan sonraki 1 Mayısları da, ulus olarak, hep beraber, mutlu ve gülen yüzlerle kutlarız diye temennide bulunmuştum; ama, görünen o ki, bu mutluluk bizlere çok görüldü ve Türkiye'de iş barışının bozulabilmesi için, elimizden ne geliyorsa onu yapmaya çalışıyoruz.

Tabiî, bazıları için kolay. Bingöl'de, devletin ve siyasî iktidarın gücünü gösteremeyenler, halkın oradaki tepkisini, üç beş çapulcu anarşistin tepkisi diye gösterip, bunu, kendi sorumluluklarından kurtulmanın bir gerekçesi haline getirdi; şimdi de, çıkarılacak bu iş yasası toplumsal barışın bozulması sebebi olursa, onun için de, belki, üç beş çapulcu Türkiye'yi karıştırmak istiyor iddiasının arkasına sığınma zorunluluğu doğabilir.

Değerli arkadaşlarım, iddia odur ki, hazırlanmış olan iş yasasıyla, ulusal sermayemiz, içgücünden, emekten doğan maliyet artışını azaltacak, dünyayla daha fazla rekabet etme şansı bulacak, daha fazla üretecek ve o ürettiğiyle daha fazla kazanıp, yeni işyerleri açıp, yeni insanlara iş olanağı yaratacak. İddia bu ve iddia "bırakınız, sanayicinin, sermayenin önünü açalım; onların haklarını ve menfaatlarını ne kadar kollayabilirsek, işçilerin haklarını ve menfaatlarını da o kadar kollarız" iddiası; ama -Yüce Parlamentonun kayıtlarına geçsin diye söylüyorum ki- bu koşullarda ulusal sermaye, özellikle Anadolu kaplanları dediğimiz, hepimizin sahip çıkmaya çalıştığı ve iftihar ettiği ulusal sermaye, sıfır emek maliyetiyle bile çalışsa, işçiye bir kuruş ücret de ödemese, istediğini alsa istediğini çıkarsa, yine uluslararası tekelci sermayeyle rekabet etme şansını bulamaz.

O bakımdan, bugün Türkiye'de üretim yetersizliğini, üretimdeki sıkıntımızı, işçinin maliyetine, iş güvenliğine bağlayarak değil, işverenin girdilerinde -elektrikte, mazotta, doğalgazda, vergide- indirimlere giderek, ihracatta kolaylıklara giderek, onların dünya pazarlarındaki rekabet şansını artırmak yolunu tercih etmek zorundayız.

Bu ülkenin işçilerinin, artık, sizlere vereceği bir şey yoktur. Üniversite mezunları, bütün gün milletvekillerimizin, hepimizin kapısında, asgarî ücretle iş arar durumdadırlar. Bu ülkenin işçilerinin bir tek can borcu var; o da, ne size ne hükümete ne de sanayiciye; sadece Yaradan'a!.. (CHP sıralarından alkışlar) O bakımdan, yaşadığımız ekonomik krizin faturasını, bu ülkenin emeğiyle geçinen, alınteriyle geçinen, açlık sınırının altında yaşayan, yaşamak zorunda bırakılan yoksul insanlara değil, biraz da, gerçekten bu ülkenin geleceği için elini taşın altına sokmak zorunda olan insanlara çıkarmak zorundayız.

Ulusal Kurtuluş Savaşında bu insanların dedeleri savaştı, bu ülke hepimizin. Kıbrıs'ta bu insanların çocukları savaştı, güneydoğuda bu insanların çocukları şehit oldu; ama, ülke menfaatlarını paylaşalım derken, biz, işçiyle sanayiciye aynı mesafedeyiz, biz demokratız, biz hakemiz, biz onlarla eşit uzaklıktayız demek, bu Parlamentoya yakışmaz. Edirne'de Kırkpınar'da 40 kilogramlık pehlivanla 120 kilogramlık pehlivanı sahaya indirip ben demokratik bir hakemlik yapacağım, ben tarafsız bir hakemlik yapacağım demek, demokratik bir davranış değildir. Yasalar güçsüzü korumak için vardır, yasalar yoksulu korumak için vardır; varsılların yasayla korunmaya ihtiyacı yoktur. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, sokakta gezerken bir işçi, bir işçi çocuğunu gördüğünüzde, hepinizin yüreğinizin sızladığını ben de biliyorum ve hepinizle tek tek birey olarak tanışıyoruz, hepinizin mümtaz insanlar olduğunu biliyorum ve hepinize de saygı duyuyorum; ama, burada ulus adına bir iş yapmaya çalışıyoruz, ulusal değerlerimize sahip çıkmaya çalışıyoruz. Bu ülkenin, eminim ki, işçileri, köylüleri, emekçileri, bu ülkenin imkânlarından en fazla yararlanmayı hak eden insanlardır.

31 inci maddeyle ilgili görüşlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kanunen bir işçiye görev veriyorsunuz, diyorsunuz ki; git, ihtiyat askerliği yap veya git şu işi yap... 31 inci madde bunu söylüyor. Kanunen görev verdiğiniz insana diyorsunuz ki; iki ay içerisinde eğer işine dönmezsen, işveren senin iş aktini feshedebilir. Kanun, bir insana görev veriyorsa, onun mağduriyetini de önlemek zorunda. Bununla beraber, diyorsunuz ki, işveren, bu iki aylık süre içerisinde sana maaş ödemek zorunda değildir.

Ben, ihtiyat bölük komutanlığı yaptım Edirne'de. Her ne hikmetse, hangi marka bilgisayarları kullanıyorlar bilmiyorum; ihtiyat bölüğüne gelen askerlerin hepsi yoksul insanlar, hepsi işçiler, hepsi köylü çocukları, hepsi esnaf çocukları ve ben bölük komutanıyım. "Komutanım, ben vatan görevine geldim, ihtiyat askerliği görevine geldim; ama, benim evimde çocuğumun çorbası kaynamıyor, sobamın kömürü yok, yanmıyor." Neden; askerliğe çağırmışız, devlet bir şey vermiyor, vatan görevi... Öbür taraftan, gönderen kesim de bir şey vermiyor. Peki, bu insanın, o süre içerisindeki sorunlarını kim, nasıl karşılayacak?! Biz, yasa yaparken, vatan görevi diyerek, işini, çoluğunu çocuğunu, eşini terk edip kışlaya koşan bu insanların günlük sorunlarını çözmek zorunda değil miyiz; bunu düşünmek zorunda değil miyiz? Ama, tam tersi, sanki bu madde bir hakmış gibi düşünülerek, eğer iki ay sonunda işçi işine tekrar müracaat ederse, işveren onu aynı işinde -müsaitse- çalıştırabilir; değilse, en kısa zamanda, boşaldığında, onu tekrar işe alabilir diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Rasim Çakır (CHP, Edirne). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rasim-cakir-22-2003-05-07-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
