# Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile yunanistan cumhuriyeti hükümeti arasında ipsala-kipi sınır geçiş bölgesinde iki ülke arasında ikinci bir karayolu sınır geçiş köprüsü inşa edilmesine ilişkin anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.: 530)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rasim Çakır (CHP, Edirne)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim
- **Tarih:** 23 Şubat 2011
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE YUNANİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA İPSALA-KİPİ SINIR GEÇİŞ BÖLGESİNDE İKİ ÜLKE ARASINDA İKİNCİ BİR KARAYOLU SINIR GEÇİŞ KÖPRÜSÜ İNŞA EDİLMESİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.: 530)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/rasim-cakir-23-2011-02-23-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-yunanistan-cumhuriyeti-hukumeti-arasi

> Rasim Çakır (CHP), 23 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE YUNANİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA İPSALA-KİPİ SINIR GEÇİŞ BÖLGESİNDE İKİ ÜLKE ARASINDA İKİNCİ BİR KARAYOLU SINIR GEÇİŞ KÖPRÜSÜ İNŞA EDİLMESİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.: 530)); konuşma 772 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA RASİM ÇAKIR (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; komşumuz Yunanistan ile imzalamış olduğumuz bir anlaşmanın Meclisten onayı ile ilgili söz aldım Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz, cumhuriyetten bugüne, “Yurtta sulh cihanda sulh.”, Yüce Atatürk’ün büyük öngörüsüyle dış politikasını buna göre tesis etme gayreti içerisinde olan bir ülke. Tabii, bu anlaşmayı uygun bulurken, bunun yanında bizi düşündüren ve sıkıntıya sokan birtakım hususların da dile getirilmesinde yarar var diye umuyorum. Şimdi, özellikle Avrupa Birliğinin bu göçmenlerle ilgili almış olduğu kararlar neticesinde, Yunanistan, Karaağaç sınırı boyunca ve Bulgaristan sınırı boyunca bir tel örgü yapma niyeti ve kararlılığı ifade edilmekte. Tabii böyle bir tel örgünün göçmen geçişlerine ne kadar engel olabileceği bütün dünyada tartışılıyor. Aynı şekilde Brezilya-Amerika arasındaki tel örgünün ne kadar bu amaca hizmet ettiği, edebildiği bütün insanlığın yaşadığı bir tecrübe ama onun yanında, böyle tel örgülerin sanki Avrupa Birliği sınırlarını bütün dünyaya ifade eden bir anlam içeriyor olması ve bizim gerek Yunanistan’la gerek Bulgaristan’la olan sınır komşuluk ilişkilerimizi geliştirmekte hem maddi hem de psikolojik olarak bir olumsuz etken gibi algılanmakta ve bölge insanı tarafından da bu şekilde görülmekte. Dolayısıyla göçmen sınır geçişleriyle ilgili artık çok daha modern, çok daha etkileyici, çok daha sonuç alıcı ve teknolojik düzeyi yüksek uygulamalar yapabilme imkânı varken, çağ dışı bir görüntü ifade eden ve gösteren, işte, duvarların yıkıldığı, Berlin duvarının yıkıldığı günümüz dünyasında tel örgüleri bir sınır geçişine engel yapma fikri, insani düşünceler bakımından bizlerce doğru değerlendirilmemekte. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığına önemli görevler düştüğü kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlarım, Edirne bir sınır kenti. Sınır kenti, serhat kenti olması bakımından Edirne’nin kendine özgü birtakım avantajları olmasına rağmen, serhat kenti olmasının getirdiği dezavantajlar da maalesef var ve bu dezavantajların sıkıntılarını biz çekiyoruz. Bizim kuzeyimizde, batımızda sürekli gidebileceğimiz, sürekli ilişki içerisinde, ticari, sosyal, siyasal ilişki içerisinde olduğumuz bir ilimiz yok. Bizim batımızda, kuzeyimizde Bulgaristan var, Yunanistan var. Fakat tarihsel geçmişe baktığımızda, Edirne, serhat kenti, Balkanların çok önemli metropol bir kenti; Balkanların gerek ekonomisinde gerek siyasetinde gerek sosyal yaşamında önemli etkiler yapmış, Osmanlıya payitahtlık yapmış bir kent. Dolayısıyla bize, Balkanlar, Doğu ve Güneydoğu’dan daha yakın. Bizim Balkanlarla olan ilişkilerimiz, Balkan ülkelerindeki toplumlarla, halklarla ve ülkelerle olan ilişkilerimiz, ülkemizin Doğu ve Güneydoğu’sunda yaşayan vatandaşlarımızdan çok daha fazla ve çok daha bizi günlük olarak bire bir etkiler durumda.

Bu anlamda, Edirne’nin kalkınabilmesi, ileriye gidebilmesi, ancak soğuk savaşın bittiği, Avrupa Birliği yolunda bir ilerlemenin olduğu ve sınırların artık ilişkiler anlamında çok fazla bir anlam ifade etmediği bir süreçte mümkün. Bundan altı yüz yıl önce Edirne’nin merkez nüfusu 650 binken bugün bütün nüfusu 390 bine kadar gerilemiş ve milletvekili sayısı da 4’ten 3’e düşmüş. Yani bu anlamda, serhat kenti olmasından kaynaklanan bir dezavantajın olumsuz sonuçlarını yaşıyor.

Bu bakımdan, bu gelişmeyi tersine döndürebilmek için, bundan önceki çalışmalarımızda sizlerle paylaştığımız gibi, Edirne’nin kalkınmada öncelikli yöre statüsünde olması -teşvik anlamında- teşvik edilmesi, Ankara’dan daha fazla hassasiyet gösterilmesi, Sınır Ticaret Merkezleri Kanunu burada geçerken, bütün sınır illerine hak görülenin sadece ve sadece Edirne’ye hak görülmemiş olması bizim ekonomik gelişmemize maalesef olumsuz etkiler yaptı.

Şimdi, gümrüklerimiz birer vanadır. Vananın bir ucunda Bulgaristan ve Yunanistan, Avrupa Birliği üyesi ve ekonomik durumun belirli, refahın belirli bir düzeyi var, vananın diğer ucunda da Türkiye. Eğer vananın musluğunu biraz açarsak, gevşetirsek, refah, Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye’ye doğru yani Edirne’ye doğru kayar, akar. Bu anlamda, gümrükteki gidiş gelişlerin engellerini ortadan kaldırabilmek, Edirne’de yaşayan insanların bu gidiş gelişlerde daha toleranslı, daha farklı addedilmeleri, değerlendirilmeleri ve vananın biraz açılması, ben inanıyorum ki, Edirne’nin hinterlandının, geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi yine Balkanların ön önemli bir metropol kenti durumuna gelmesine sebep olacak. Tabii bunlar neyle olacak? Bunlar, Parlamentonun ve Parlamentoyu temsilen yürütmenin, Bakanlar Kurulunun bu konudaki dirayetli, istekli çalışmalarıyla ancak mümkün olabilecek ama gerçeği söylemek gerekirse, bu anlamda son dokuz yılda, AK PARTİ İktidarı döneminde Edirne’nin bu anlamda çok da fazla dikkate alındığı, sorunlarının sahiplenildiğini söyleyebilmek mümkün değil. Örneğin Uzunköprü’de, Yunanistan’la ilgili bir sınır açılması noktasında, bir demir köprümüz var, belki bilmeyenlerimiz olabilir, orada bir gümrük kapısının açılmasında, dokuz yılda, maalesef, bütün ısrarlarımıza rağmen olumlu bir netice elde edemedik. Uzunköprü’de bir gümrük kapısının açılması, Uzunköprü’deki ekonomik, sosyal ve siyasal refahın artmasına çok olumlu etkiler yapacaktır. Bunlar, bu ifade ettiğim şeyler parayla, pulla, kaynak ayırarak, bütçe ayırarak yapılabilecek şeyler değil. Bunlar, sadece Parlamentonun ve Parlamentoyu temsilen Bakanlar Kurulunun siyasi iradesiyle, aynı bu şekilde yaptığımız karşılıklı iş birliği anlaşmalarıyla çözülebilecek olan şeyler. Yani yürütmenin biraz daha Edirne’nin sorunlarının çözümüne yönelik daha dikkatli, daha duyarlı, daha istekli davranmasıyla ilgili olan şeyler ama, maalesef, biz Edirneliler bu anlamda AK PARTİ İktidarının çok da fazla Edirne’ye katkı yaptığını söyleyebilmemiz mümkün değil.

Bu duygu ve düşüncelerle Yunanistan’la yapılmış olan iş birliği anlaşmasının ülkemize, memleketimize ve Yunanistan’a hayırlı olmasını diliyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Rasim Çakır (CHP, Edirne). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile yunanistan cumhuriyeti hükümeti arasında ipsala-kipi sınır geçiş bölgesinde iki ülke arasında ikinci bir karayolu sınır geçiş köprüsü inşa edilmesine ilişkin anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.: 530)”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 23 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rasim-cakir-23-2011-02-23-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-yunanistan-cumhuriyeti-hukumeti-arasi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
