# Yalova termal kaplıca tesisleri, aşı üretimine ve ithaline ilişkin,aile planlamasıyla ilgili, çermik devlet hastanesi, akp genel başk. aldığı rapor hk (6/89,95,103,104,106,109,110)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mart 2003
- **Gündem:** YALOVA TERMAL KAPLICA TESİSLERİ, AŞI ÜRETİMİNE VE İTHALİNE İLİŞKİN,AİLE PLANLAMASIYLA İLGİLİ, ÇERMİK DEVLET HASTANESİ, AKP GENEL BAŞK. ALDIĞI RAPOR HK (6/89,95,103,104,106,109,110)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2003-03-05-yalova-termal-kaplica-tesisleri-asi-uretimine-ve-ithaline-iliskin-ail-2

> Recep Akdağ (AK Parti), 5 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YALOVA TERMAL KAPLICA TESİSLERİ, AŞI ÜRETİMİNE VE İTHALİNE İLİŞKİN,AİLE PLANLAMASIYLA İLGİLİ, ÇERMİK DEVLET HASTANESİ, AKP GENEL BAŞK. ALDIĞI RAPOR HK (6/89,95,103,104,106,109,110)); konuşma 795 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öyle zannediyorum ki, verdiğim cevaplara ilişkin yeni cevaplar -ben, öyle söyleyeceğim- benim süremi belki de biraz aştı; ama, bunu tabiî karşılıyorum.

Yalova ile ilgili olarak, Milletvekilimiz Sayın Muharrem İnce'ye teşekkürlerimi arz ettim; gerçekten güzel bir iş yapmışlar ve biz de gerekeni yerine getirdik.

Sadece Yalova Termal Kaplıcalarıyla ilgili olarak değil, TÜRKSEV Vakfı ile Bakanlığımın geçmişteki ilişkilerinin hepsini Teftiş Kuruluma vermiş durumdayım ve bu hususta teftiş yürümektedir. Teftiş Kurulunun herhangi bir üyesinin de, bir önceki Sayın Bakanımızı korumak gibi bir düşüncesi asla olamaz. İsterseniz şöyle bir örnek vereyim; bu konuda, Sayın Bakan, kendisinden istediğimiz belgeleri vermemek konusunda ısrarlı olmuştur ve ilgili müfettişler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımıza yazılı başvuruyla, bu evrakları kendisinden almak üzeredirler. Bu konuda, bütün hassasiyetimizle meselenin üzerindeyiz, Sayın Milletvekilimiz konudan emin olabilirler.

Yüce Heyetimize biraz önce de arz ettim; Yalova'daki durum, oradaki işçilerin mağdur edilmemesi için ve mevcut işletmenin, adına layık biçimde işletilebilmesi için, bir ekip tarafından, bugün, yerinde yürütülmektedir; yani, durum kontrolümüz altındadır.

Aşıyla ilgili olarak, Sayın Remzi Kurtulmuşoğlu'nun söylediklerine gelince; Hıfzısıhhanın, bugün, aşı üretmesi için, gerçekten, şartlar hiç müsait değil. Biz, bunun yerine, gelişmiş birçok ülkede olduğu gibi, bir merkez laboratuvarının, ülkede yapılacak aşıları ve diğer benzeri ilaç üretimlerini kontrol edecek, denetleyecek, standartları koyacak bir kurum olması için gayret edeceğiz. Bu hususta planlamalarımız var. Ülkemizde mutlaka aşı üretilmelidir; ancak, bu aşının son derece gelişmiş teknolojilere sahip olan, özel sektör ilaç endüstrimiz tarafından yapılmasını daha uygun buluyoruz; yani, çağın gidişi bu yöndedir. Dolayısıyla, devletin bir kurumunda yeniden aşı yapmak yerine, bu kurumu, yapılacak aşıları takip edecek, denetleyecek, kontrol edecek bir kurum halinde geliştirmeyi daha uygun buluyoruz.

Çiçek aşısı konusu, gerçi daha önce soruda yoktu; ama, güncel olması sebebiyle buna da temas etmek isterim. Basında birçok spekülatif haber çıktı, bunun üzerine, biz, konuyla ilgili bilimsel bir kurul topladık ve -Sayın Milletvekilimizin muhtemelen dikkatinden kaçmış olmalı- bu bilimsel kurul iki gün önce görüşlerini bize bildirdi, biz de bu kurulun görüşleri olarak bunu basına sunduk. Şu anda ülkemizde herhangi bir kişiye aşı yapılmasını gerektiren bir durumu bu bilimsel kurul gözlemedi.

Bildiğiniz gibi, çiçek aşısının yan etkileri de var. Dolayısıyla, evet, meseleye hazırlıklı olmak, meseleyi takip etmek gerekli; ancak, spekülatif haberlerin etkisinde de kalmamak gerektiğine ben inanıyorum. Özellikle Silahlı Kuvvetlerimizle ilgili bir aşılama, küçük bir gruba aşılama yapmak gerekecekse, bu da, mutlaka Silahlı Kuvvetlerimizin kendi planlamaları içerisinde gerçekleşecek bir durumdur.

Sayın Canan Arıtman'ın aile planlamasıyla ilgili hassasiyetlerine teşekkür ediyorum; açıklamaları gerçekten faydalı oldu. Ancak, şunu ısrarla söylüyorum: Hükümetimiz de, partimiz de, 58 inci Cumhuriyet Hükümetinin Sağlık Bakanı olarak bizzat kendim de aile planlamasının hararetli savunucularıyız. Bunu Yüce Heyetin önünde Yüce Milletimize arz ediyoruz. Yani, bunu başka ne türlü söyleyelim.

Ancak, şuna katılmıyorum. Bakınız, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun "aile planlaması, gebeliği önleyici tedbirlerle sağlanır" demektedir. Evet, tahliyeyi yasaklamıyor belli bir zamana kadar kanun ve gebeliğini tahliye ettirmek isteyen insanlar bunu tahliye ettirebilirler, biz buna karşı değiliz; ancak, üzerine basarak söylüyorum, vurgulayarak söylemek zorundayım: Gebelik tahliyesi, bir aile planlaması yöntemi olarak çağdaş dünyada bugün kullanılmamaktadır ve yanlıştır bu. (AK Parti sıralarından alkışlar) Kendi uzmanlık alanına giren bir konuda Sayın Milletvekilimiz bunu çok iyi bilmektedir ve ben bir çocuk hekimiyim, bu konunun önemini tabiî ki çok iyi biliyorum. Yani, açıkça şunu söylemek lazım: Gebeliğin tahliyesi dediğimiz şey, yani, kürtaj, evet, gebeliğin onuncu haftasına kadar, gebe olan annenin bir hakkı olarak bugün kanunlarımızda vardır ve kimse buna karşı çıkmıyor, biz de karşı çıkmıyoruz; ancak, biz -ısrarla söyledim biraz önce de- aile planlamasını bu noktaya gelmeden başarmalıyız. Devletin yapması gereken, Sağlık Bakanlığının, hükümetlerin yapması gereken budur. Yoksa, gereğinden çok fazla gebelik sonlandırmalarına, yani, kürtaja sebep olursunuz, ki, bu, hiç sağlıklı bir yöntem değildir.

Sayın Neşşar'ın ifadelerini, hakikaten, siyasetçi ile hekimlik kavramları arasında kalmış ifadeler olarak gördüğümü söylemek isterim.

Şimdi, Sayın Milletvekilimiz, Türk Tabipler Birliğinin konuyu incelediğini söylüyor. Eee, incelenmekte olan bir konuda, şimdiden Türk Tabipler Birliğini de etkileyebilecek ifadelerde bulunmak ne derece doğru, önyargılı olmak ne derece doğru?! Sonuçta, bir meslektaşımız, bir hekim; bir teftiş geçirmiş ve bu hususta hakkında bir soruşturmaya mahal bulunmadığı belirtilmiş. Yani, bu şekilde konuştuğumuz zaman, bu şekilde önyargıda bulunduğumuz zaman, meselenin, sanki, tıbbî etik kuralları açısından değil de siyasî açıdan değerlendirildiği gibi bir sonuç ortaya çıkıyor ki, bunun doğru olmadığı açıktır. Yani, biz, bunu, siyasetin bir malzemesi haline getirmek durumunda değiliz.

Tekrarlıyorum, bakınız, Sayın Neşşar'ın beşinci sorusu şu şekildedir: "Bir doktor olarak ishalli bir hastanın raporlu olduğu sürede yoğun bir seçim kampanyasını yürütmesini ve diyete uyulmayan görkemli yemek davetlerine katılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?"

Net cevabım şudur, cevabımı tekrarlıyorum: Bu soruya cevap vermeyi, kendisinin de çok önem verdiğini bildiğim tıbbî etik açısından doğru bulmuyorum; çünkü, bir hastanın şahsî durumuyla ilgili yorumlar içermektedir. Hekimler bunu çok iyi bilirler; hekimler, hastalarının şahsî durumlarını siyasî malzeme konusu yapmazlar ve ben, bunun siyasî malzeme konusu yapılmasını son derece yanlış buluyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Yalova termal kaplıca tesisleri, aşı üretimine ve ithaline ilişkin,aile planlamasıyla ilgili, çermik devlet hastanesi, akp genel başk. aldığı rapor hk (6/89,95,103,104,106,109,110)”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 5 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2003-03-05-yalova-termal-kaplica-tesisleri-asi-uretimine-ve-ithaline-iliskin-ail-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
