# 6/193 sayılı sözlü sorulara cevap

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 28 Mayıs 2003
- **Gündem:** 6/193 SAYILI SÖZLÜ SORULARA CEVAP
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2003-05-28-6-193-sayili-sozlu-sorulara-cevap

> Recep Akdağ (AK Parti), 28 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 6/193 SAYILI SÖZLÜ SORULARA CEVAP); konuşma 1.298 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ ( Erzurum) - Sayın Başkan, söz talebim var.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan. (Ak Parti sıralarından alkışlar)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 11 200 hekim kadrosu tahsis etmek üzere, Yüce Meclisinizin karşısına geldiğimiz bugün, bütün konuşmacıların, sağlık konusundaki hassasiyetlerini görmüş olmak, beni son derecede memnun etmiştir.

Dünya Sağlık Örgütünün toplantısına katılmak üzere, yakın bir zaman önce Cenevre'deydim ve oradaki görüşmelerde, özellikle şu nokta vurgulandı: Ulusal sağlık politikalarının geliştirilmesinde, şüphesiz ki, sağlık bakanlarının rolü son derecede önemlidir; ancak, bu rol, mutlaka, kabinenin diğer üyeleriyle, hükümetle, millet meclisiyle ve toplumun diğer sivil örgütleriyle paylaşılmalıdır. Bugün, burada, Yüce Meclisimizin, sağlık konusundaki hassasiyetini görmek, geliştireceğimiz ve uygulayacağımız politikaların arkasında Yüce Meclisimizi görmek anlamına geliyor benim için; bu itibarla bütün konuşmacılara teşekkür ediyorum. Konuşmacılar, gerçekten, sağlığın nasıl önemli bir problem olduğunu, nasıl kanayan bir yara olduğunu, bazı noktalarda nasıl kangrenleşmiş uzuvlara benzediğini çok güzel biçimde aktardılar.

Hastalıklı bir sağlık mirası aldığımız bir gerçektir. Bütçesinden, Sağlık Bakanlığına ancak yüzde 2,5 pay ayıran bir ülke olduğumuz da bir gerçektir; ancak, bunu başka gerçeklerle birlikte yorumlamak lazım. Hangi gerçeklerle; bu bütçe, 2003 yılında 73 500 000 000 dolar borç ve borç faizi ödeyecek bir bütçedir. Sosyal güvenlik açıkları için, bütçesinin yüzde 10'unu harcamak zorunda olduğumuz bir ülkede yaşıyoruz. Dolayısıyla, elimizdeki bütçeyi optimal kullanmaktan, en verimli bir biçimde kullanmaktan başka çaremiz yok ve biz de, bunu, bu şekilde gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Önümüzdeki ay -oluşturduğumuz ekiplerle- bir sağlık envanteri oluşturmak üzere bütün ülkeyi tarayacağız, hem inşaatlarımız açısından hem yarım kalan sağlık yatırımları açısından hem ekipman açısından hem de insan kaynakları açısından, yerinde -mahallinde- bir envanter çalışması yapacağız. Bu husustaki eğitim çalışmalarımızı tamamlamak üzereyiz ve bütün yurdu bu şekilde değerlendireceğiz. Şunu açıkça söylemeliyim ki: Ankara'da; yani, Bakanlığımızın merkezindeki bilgiler, şu anda planlamayı olumlu bir biçimde yapmak için yeterli görülmemektedir. Bu sebeple, mahallinde yapacağımız gerçek değerlendirmelerle, önümüzdeki altı ay ve daha sonraki yıllar için, bir sağlık planlaması gerçekleştireceğiz. Bunu, haziran ayı içerisinde yapacağız.

Ülkemizde çokbaşlılığa yol açan kurum hekimlikleri ve kurum hastaneleri kavramını ortadan kaldırıyoruz. Bu hususta hazırladığımız yasa tasarısı, şu anda bakanlıkların görüşündedir.

Hastanelerimizde ve sağlık ocaklarımızdaki dönersermaye paylaşımının adaletli bir duruma getirilecek, olumlu rekabet duygusunu yönlendirecek bir biçimde yeni uygulamalarına başladık. Hepinizin bildiği gibi, bütçe kanununa eklenen bir maddeyle, bu hususta bir pilot uygulama başlatma imkânını bulmuştuk, Bolu ve İstanbul'daki bazı hastanelerimizde bu uygulamamıza başlamış bulunmaktayız ve ilk sonuçlar da, hakikaten, son derece ümit vericidir. Bununla neyi yapacağız; bununla, kamu hastanelerine giden -insanlar- hastalarımız, hekimlerini özgürce seçme imkânına kavuşacaklar. Bildiğiniz gibi, bugün, sistem şöyle çalışmaktadır: Herhangi bir kamu sağlık kuruluşuna veya kurumuna giden bir vatandaşımız, orada karşısına kim çıkarsa o hekime muayene olmak durumundadır ve bu durum, hastalara karşı hekimlerin olumlu rekabet duygusunu maalesef oluşturamamaktadır. Bu dönersermaye katkı paylarının da, hekimlerin yaptıklara işlere göre oluşturacakları objektif performans puanlarına göre ortaya çıkacağını belirtmek istiyorum; böyle bir uygulama başlattık.

Sağlık ocakları altyapısının düzeltilmesi ve acil hizmetlerin yeniden organizasyonu konusunda ciddî adımlar attık. Örneğin, İstanbul İlimizde acil sağlık hizmeti veren ambulansları, belediyenin hizmetleri dahil, bir organizasyon halinde topladık ve gerçekten bunun acil sağlık hizmeti transportu verme hususunda en iyi model olduğunu düşünüyoruz. Hastane poliklinik hizmetlerimizin düzeltilmesi konusunda birkaç meseleyi öne alıyoruz. Bunlardan birincisi, fiziksel imkânlar açısından birçok yerde, birçok ilimizde, birçok bölgemizde kısıtlı imkânlara sahip olan hastanelerimizde poliklinik oda sayılarının bir şekilde artırılmasıdır. Bu işle ilgili yöneticilerimiz, hastanelerindeki her imkânı kullanarak poliklinik oda sayısını artırmaktadırlar.

Sosyal Sigortalar Kurumu ve Sağlık Bakanlığı hastanelerine müracaat eden hastaların, bütün kamu hastanelerinden ortak biçimde yararlanmasını sağlayacak bir uygulamayı da önümüzdeki iki ay içerisinde başlatmış olacağız. Bu hususta da altyapı çalışmalarımıza, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız ve Maliye Bakanlığımızla birlikte devam ediyoruz.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu anlattıklarım Türk sağlık sisteminde devrim niteliğinde uygulamalar olacaktır. Bakınız, yıllardır Türkiye'de sağlık politikaları eleştirilirken, başarısız bulunurken hiçbir hükümet, Sosyal Sigortalar Kurumu hastaneleriyle diğer hastanelerin bütün hastalarımıza ortak hizmet vermesi konusunda en küçük bir adım atamamıştır. Biz, bunu gerçekleştirmek üzereyiz; ama, takdir edersiniz ki, yılların bu ağırlaşmış kronik sorununu çözmek üzere adım atmadan önce, bunun altyapısını hazırlamamız gerekliydi. Değerli CHP'li milletvekili arkadaşlarım, altı ay içerisinde sağlık sistemimizin güllük gülistanlık olmasını, öyle zannediyorum ki, beklemiyorlar. Bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile sağlık sorunları yeniden masaya yatırılmakta, problemler bir daha çözülmeye çalışılmaktadır. Bizim gibi bir ülkede, hakikaten, sağlık göstergeleri gelişmişlik göstergelerinin son derecede altında kalmış bir ülkede işin zorluğu aşikârdır. Ancak, söylediğim gibi, uygulamaya bu yıl içinde sokacağımız hususlar, Türk sağlık politikası için, ulusal sağlık politikamız için devrim niteliğinde uygulamalardır.

Bakınız, bu anlamda bütün devlet memurlarımızın ve emeklilerinin özel sağlık kuruluş ve kurumlarından bütçe talimatı fiyatlarıyla -dikkatinizi çekerim, bu fiyatlarla- yararlanmasını sağlayacak bir uygulamayı da haziran ayı içerisinde başlatıyoruz. Bu, gerekliydi; çünkü, kamu hastanelerimizin altyapısı, maalesef, kısa süre içerisinde bu kuyrukları eritmek ve yok etmek için yeterli değildir. Bir anda, mevcut imkânlarımızla hastane sayımızı 2'ye katlayamayacağımıza göre, ülkenin bütün kaynaklarını, kamu kaynağı, özel sektör kaynağı demeden, kamu kaynağı özel sektör kaynağı diye ayırmadan halkımızın hizmetine sunmak zorundaydık ve bunu gerçekleştirmek üzereyiz.

Koruyucu sağlık hizmetlerine çok temas edildi. Hakikaten, koruyucu sağlık hizmetlerine çok önem veriyoruz. Bu anlamda, 20 000 000 çocuğumuza, bu yıl ve gelecek yıl, kızamık konusunda, kızamığı elimine etmek konusunda bir aşılama yapıyoruz. Yine, yeni doğan canlandırması, zihinsel gerilik yapan hastalıklar için ülke çapında taramaların başlatılması, kansızlık yapan bazı hastalıklar için koruyucu tedavilerin başlatılması ve anne ve babada tarama çalışmalarının başlatılması, bu anlamda, uygulamaya bu yıl içinde soktuğumuz yepyeni ve gerçekten, bu konuda son derece ileri adımlardır.

Önyargılardan mutlaka kaçınmalıyız değerli arkadaşlar. Sağlık Bakanlığına 20 tane müşavir kadrosunu lütfen çok görmeyelim. Bu kadroların ne şekilde kullanılacağını birlikte göreceğiz. Bu kadrolar, konularında uzman olan sektörel uzmanlar tarafından doldurulacak ve bunlar, ulusal sağlık politikamızın geliştirilmesi konusunda bu ülkeye hizmet edeceklerdir.

Türkiye'de, hekim sayısının yeterli olduğundan, hatta, belki fazla olduğundan bahseden değerli konuşmacılar oldu. Aslında, Türkiye'de, hekim sayısı yeterli değil. Bazı örnekler vermek isterim. Dünya Sağlık Örgütünün 2002 yılı rakamlarına göre, hekim başına düşen ortalama nüfus, en yakın komşumuz olan Yunanistan'da 230, Almanya'da 279, İtalya'da 176'dır; oysa, ülkemizde bu rakam 800'dür. Üstelik, birçok konuşmacının temas ettiği gibi, dengesiz dağılım, bazı bölgelerde bu oranları iyice düşürmektedir. Dolayısıyla, bu ülkede, bizim, hekim kadrolarına elbette ihtiyacımız var. Avrupa Birliğine girmeyi hedeflediğimiz bir çağda, mutlaka, yeni hekim kadrolarına ihtiyacımız var; ama, şu görüşe tamamen katılıyorum: Bu kadroları, ihtiyaç olan yerlerde istihdam etmeliyiz ve biz, bunu da gerçekleştireceğiz.

Hekimlerimiz için zorlama bir sistem öngören ve kamuoyunda Zorunlu Hizmet Yasası diye bilinen 2514 sayılı Kanunu yürürlükten kaldırarak, yerine, gönüllülük esasına dayalı yeni bir istihdam sistemi getirmek için hazırladığımız kanun taslağımız da şu anda Başbakanlığa gönderilmiş durumdadır ve ümit ediyorum ki, yakın bir zaman içerisinde Yüce Meclisimizin önüne getirilecektir.

Bununla, biz, şunu hedefliyoruz: Hekim ve diğer sağlık personeli istihdamında güçlük çektiğimiz bölgelerde, sözleşmeli personel anlayışı getirerek, daha fazla ücret ödeyerek, buralardaki istihdamla, ülkenin on yıllardır çözülemeyen sağlık personeli istihdamı sorununu, bu şekilde, en azından, büyük ölçüde azaltacağımıza, asgariye düşüreceğimize inanıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hekimler ile hastaları arasında, üzülerek söylemeliyim ki, olumsuz bir para ilişkisine, bu ülkede, zaman zaman rastlayabilmekteyiz. Bu olumsuz para ilişkisini ortadan kaldırmak için bazı enstrümanlar kullanmak lazım. Biraz önce, size bahsettiğim, döner sermaye yönetmeliğinde ve bilahara kanununda yapacağımız değişikliklerle, kamu hastanelerinde çalışan hekimlere, bu anlamda, yaptıkları iş oranında ilave prim ödenmesini bir esas haline getirerek, bu hususta, önleyici bir tedbir almayı düşünüyoruz; ancak, tabiidir ki, bu, tek başına yeterli olmayacaktır. Biz, Bakanlık olarak, bu olumsuz para ilişkisini sonlandırmak hususunda elimizden geleni yapmaya kararlıyız; bu meselenin sonuna kadar takipçisiyiz ve çok yakın bir zaman önce, bütün il müdürlerimi, sağlık il müdürlerimi toplayarak bu husustaki talimatımı kendilerine ilettim. Bu kötü alışkanlığı, bu ülkeden, elbirliğiyle kaldırmak zorundayız. Türk Halkına fedakârca hizmet eden bütün Türk hekimlerini, şüphesiz ki, bu ifadelerimden ayırıyorum. Onlar, hayatlarını, fedakârca, bir mesleğin bağlıları olarak geçirmektedirler ve halkımıza hizmet etmektedirler. Bu anlamda, bu olumsuz para ilişkisini sonlandırmak konusunda, Yüce Meclisinizin de, sonuna kadar desteğini beklediğimi ifade etmek isterim.

Bugün, burada, sağlık meseleleri üzerindeki hassasiyetini gördüğüm Yüce Meclisinize, bu kadroları ihdas konusunda bize yaptığı katkılardan dolayı teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “6/193 sayılı sözlü sorulara cevap”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 28 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2003-05-28-6-193-sayili-sozlu-sorulara-cevap (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
