# Şanlıurfa mv. mehmet vedat melik'in, şanlıurfa il sağlık müdürünün atanması (6/653),izmir mv. ahmet ersin'in.güzelbahçe ilçesine alınan ambulansla ilgili (6/690),adıyaman mv. mahmut göksu'nun, yürütülen projelere ilişkin (6/699),izmir mv. enver öktem'in güzelbahçe ilçesinde hizmete giren ambulansla ilgil (6/710), mersin mv. hüseyin güler'in,mersin devlet hastanesi çalışanlarının ödenmeyen döner sermaye ücretlerine ilişkin (6/713), kars mv. selami yiğit'in, tıpta üst ihtisassınavının ösym tarafından yapılıp yapılmayacağı (6/757),kars devlet hastanesinin 2004 bütçesinde yeri hk (6/760), tokat mv. feramuz şahin'in bakanlığa bağlı döner sermayeden sağlık personeli için ek ödemeleri (6/772), samsun mv. m. uzunkaya sperm ve yumurta transferi hk. (6/806), çanakkale mv. i. özay gökçeada'daki sağlık hizmetleri hk. (6/853), mersin mv. h. güler'in aile hekimliği uygulamasına ilişkin (6/871)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim
- **Tarih:** 4 Ocak 2005
- **Gündem:** ŞANLIURFA MV. MEHMET VEDAT MELİK'İN, ŞANLIURFA İL SAĞLIK MÜDÜRÜNÜN ATANMASI (6/653),İZMİR MV. AHMET ERSİN'İN.GÜZELBAHÇE İLÇESİNE ALINAN AMBULANSLA İLGİLİ (6/690),ADIYAMAN MV. MAHMUT GÖKSU'NUN, YÜRÜTÜLEN PROJELERE İLİŞKİN (6/699),İZMİR MV. ENVER ÖKTEM'İN GÜZELBAHÇE İLÇESİNDE HİZMETE GİREN AMBULANSLA İLGİL (6/710), MERSİN MV. HÜSEYİN GÜLER'İN,MERSİN DEVLET HASTANESİ ÇALIŞANLARININ ÖDENMEYEN DÖNER SERMAYE ÜCRETLERİNE İLİŞKİN (6/713), KARS MV. SELAMİ YİĞİT'İN, TIPTA ÜST İHTİSASSINAVININ ÖSYM TARAFINDAN YAPILIP YAPILMAYACAĞI (6/757),KARS DEVLET HASTANESİNİN 2004 BÜTÇESİNDE YERİ HK (6/760), TOKAT MV. FERAMUZ ŞAHİN'İN BAKANLIĞA BAĞLI DÖNER SERMAYEDEN SAĞLIK PERSONELİ İÇİN EK ÖDEMELERİ (6/772), SAMSUN MV. M. UZUNKAYA SPERM VE YUMURTA TRANSFERİ HK. (6/806), ÇANAKKALE MV. İ. ÖZAY GÖKÇEADA'DAKİ SAĞLIK HİZMETLERİ HK. (6/853), MERSİN MV. H. GÜLER'İN AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMASINA İLİŞKİN (6/871)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2005-01-04-sanliurfa-mv-mehmet-vedat-melik-in-sanliurfa-il-saglik-mudurunun-ata

> Recep Akdağ (AK Parti), 4 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ŞANLIURFA MV. MEHMET VEDAT MELİK'İN, ŞANLIURFA İL SAĞLIK MÜDÜRÜNÜN ATANMASI (6/653),İZMİR MV. AHMET ERSİN'İN.GÜZELBAHÇE İLÇESİNE ALINAN AMBULANSLA İLGİLİ (6/690),ADIYAMAN MV. MAHMUT GÖKSU'NUN, YÜRÜTÜLEN PROJELERE İLİŞKİN (6/699),İZMİR MV. ENVER ÖKTEM'İN GÜZELBAHÇE İLÇESİNDE HİZMETE GİREN AMBULANSLA İLGİL (6/710), MERSİN MV. HÜSEYİN GÜLER'İN,MERSİN DEVLET HASTANESİ ÇALIŞANLARININ ÖDENMEYEN DÖNER SERMAYE ÜCRETLERİNE İLİŞKİN (6/713), KARS MV. SELAMİ YİĞİT'İN, TIPTA ÜST İHTİSASSINAVININ ÖSYM TARAFINDAN YAPILIP YAPILMAYACAĞI (6/757),KARS DEVLET HASTANESİNİN 2004 BÜTÇESİNDE YERİ HK (6/760), TOKAT MV. FERAMUZ ŞAHİN'İN BAKANLIĞA BAĞLI DÖNER SERMAYEDEN SAĞLIK PERSONELİ İÇİN EK ÖDEMELERİ (6/772), SAMSUN MV. M. UZUNKAYA SPERM VE YUMURTA TRANSFERİ HK. (6/806), ÇANAKKALE MV. İ. ÖZAY GÖKÇEADA'DAKİ SAĞLIK HİZMETLERİ HK. (6/853), MERSİN MV. H. GÜLER'İN AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMASINA İLİŞKİN (6/871)); konuşma 3.716 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şanlıurfa Milletvekili Sayın Vedat Melik'in 14.7.2003 tarihli ve Şanlıurfa İl Sağlık Müdürünün atanması ve görevden alınmasına ilişkin sözlü soru önergesine cevap veriyorum.

Sayın milletvekilleri, Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğüne, Şanlıurfa Devlet Hastanesi tabibi olarak görev yapan Doktor Münip Görgün, 24.3.2003 tarihinde ikinci görevle atanmış; daha sonra bu görevinden 11.6.2003 tarihinde alınarak aslî görevine iade edilmiştir. Adı geçen hekimle ilgili olarak yapılan işlemler, hizmet gerekleri ve kamu yararı gözetilmek suretiyle, tamamen Devlet Memurları Kanununun ilgili maddelerine uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Halen İl Sağlık Müdürlüğü görevi, 5 Mart 2004 tarihinde atanan Doktor Halil Nevzat Yetkin tarafından sürdürülmektedir.

Şunu özellikle ifade etmek isterim ki, sadece Bakanlık olarak değil, Hükümet olarak motive olduğumuz tek amaç, başarıdır; halkımıza daha iyi hizmet vermektedir. Tek önceliğimizin sadece milletimiz olduğunu bu vesileyle bir kere daha ifade ediyor, sayın milletvekilimize alakası için teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Ersin'in 22.7.2003 tarihli ve yine İzmir Milletvekilimiz Enver Öktem'in 31.7.2003 tarihli İzmir-Güzelbahçe İlçesinde hizmete sokulan bir ambulansa ilişkin sözlü soru önergeleri birbirine benzer bir konu içindir ve cevap istemektedirler; her iki sözlü soru önergesine birlikte cevap veriyorum.

Sayın Milletvekilleri, İzmir-Güzelbahçe İlçesine Bakanlığımca ambulans veya ambulans alımı için herhangi bir ödenek tahsisi yapılmamıştır. Her iki sözlü soru önergesinde de, burada bir sayın ilçe başkanının kendisinin ödenek tahsis ettirdiği ve bu şekilde bu ambulansları aldırdığı şeklinde bir soru sorulmakta. Ayrıca, söz konusu ilçemize ambulans alımı için Bakanlığıma yapılmış herhangi bir ödenek ve ambulans tahsis talebi de olmamıştır. Söz konusu önergelerde bahis konusu edilen ambulans, İzmir İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından 3.6.2003 tarihinde alımı yapılan 15 adet 2003 model Ford marka ambulanslardan 35 ZT 872 plakalı ambulanstır. Yalnızca bu değil, bu dönemde alınan diğer ambulanslar da tamamen il özel idare müdürlüğü kaynaklarıyla alınmıştır.

Bildiğiniz gibi, ödeneklerin tahsis ve harcama usulleri mevzuatla belirlenmiş durumdadır ve Bakanlığımız görevlileri, bu ambulansları, vatandaşımıza bu anlamda hizmet yolunda kullanmaktadırlar. Mevzuat hükümlerine bu hususta azamî derecede riayet etmekte olduğumuzu da ifade etmek isterim ve Sağlık Bakanı olarak, sadece belli bir kesimin veya zümrenin Bakanlığı olmadığımızı, Hükümetimizin adalet ve kalkınma hedefini yönetim anlayışımızın temeli olarak kabul ettiğimizi bu vesileyle bir kere daha ifade ediyor, sayın milletvekillerimize ilgileri için teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adıyaman Milletvekili Sayın Mahmut Göksu'nun, 13.1.2003 tarihli ve Adıyaman İlinde yürütülen projelere ilişkin soru önergesine cevap veriyorum.

Bakanlığımın 2003 yılı yatırım programında, Adıyaman Devlet Hastanesi ekbina inşaatı, Adıyaman Kâhta Devlet Hastanesi ekbina inşaatı, 30 yataklı Adıyaman Tut Devlet Hastanesi inşaatı, Merkez 7 Nolu Sağlıkocağı, Adıyaman Gölbaşı 2 Nolu Sağlıkocağı inşaatları yer almıştı.

2002 yılında bu ilimizdeki projelerimiz itibariyle gerçekleşen yatırım miktarı 2 trilyon 96 milyar TL olmuşken, Hükümetimiz döneminde, 2003 yılı itibariyle bu ilimizdeki yatırımlarımıza toplam proje tutarı olarak 6 trilyon 295 milyar TL ayrılmıştır.

Halen fizikî gerçekleşmesi yüzde 30 seviyesinde olan Adıyaman Devlet Hastanesi ekbina inşaatının ihalesi, 22.12.2004 tarihinde, Bayındırlık İl Müdürlüğünce, 2 trilyon 300 milyar artı KDV bedeliyle yapılarak, inşaatına devam edilmektedir. Adıyaman Kâhta Devlet Hastanesi ekbina inşaatı 2004 yılı sonu itibariyle tamamlanmış, şu anda geçici kabul aşamasındadır. 30 yataklı Adıyaman Tut Devlet Hastanesi inşaatı yüzde 70 civarında tamamlanmış ve inşaatı devam etmektedir. 7 Nolu ve Adıyaman Gölbaşı 2 Nolu Sağlıkocaklarımızın inşaatları tamamlanmış olup, bu binalar hizmete girmiş durumdadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin sağlık potansiyelini tespit etmek, kaynakların verimli ve etkin bir şekilde kullanımını sağlamak ve sağlık yatırımlarımızın optimal şekilde hizmete katılımını temin maksadıyla, Bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz Türkiye sağlık envanteri çalışmamızın yol göstericiliğinde, bölgede öncelik arz eden yatırım projeleri birer birer tamamlanmaktadır.

Ülkemizin her yöresinde yaşayan bütün vatandaşlarımızın, bu ülkenin eşit ve onurlu insanları olarak hak ettiği sağlık hizmetini alabilmesinin en önemli amacımız ve hassasiyetimiz olduğunu, bu vesileyle, bir kere daha, ifade etmek istiyorum ve özellikle son on yılda yatırımlar açısından ihmal edilmiş bölgelerimizi, bu açıdan özellikli ve öncelikli olarak değerlendirdiğimizi bir kere daha ifade etmek istiyor; Sayın Milletvekilime, ilgisinden dolayı teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mersin Milletvekilimiz Sayın Dr. Hüseyin Güler'in 29.7.2003 tarihli ve Mersin Devlet Hastanesi çalışanlarının ödenmeyen dönersermaye ücretlerine ilişkin sözlü soru önergesini cevaplıyorum.

Değerli milletvekilleri, şunu özellikle ifade etmek isterim ki, göreve geldiğimiz zaman ve 2003 yılının ilk altı ayı içerisinde, hastanelerimizin önemli bir bölümü icralık duruma gelmiş hastanelerdi. Dönersermaye katkı paylarını -hem de geçtiğimiz dönemdeki o düşük katkı paylarını- ödemek bir yana, hastane borçlarını bile birçok hastane ödeyemez durumdaydı. Hastanelerimizin, elbette kâr amacı gütmeyen; ama, verimli işletmeler haline dönüştürülmesi için yaptığımız çalışmalar neticesinde, birçok hastanemizde olduğu gibi, Mersin Devlet Hastanesinin de son bir yıllık gelir-gider dengesi 2003 yılı sonu itibariyle sağlanarak, kurumun malî yapısının düzeltilmesi gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda, halen, Mersin Devlet Hastanesi tarafından, personeline, dönersermayeden düzenli olarak eködeme yapılabilmektedir.

Değerli milletvekilleri, sağlık hizmetlerinden faydalananların memnuniyetlerinin sağlanmasının en önemli vasıtalarından birinin, sağlık personelinin memnuniyetinden geçtiğini biliyoruz. Özverili bir biçimde bütün ülkeye hizmet etmekte olan sağlık personelimize, malî yönden teşvik edici ciddî unsurlar getirmiş durumdayız. Bir başka soru önergesi dolayısıyla, huzurlarınızda, bu konunun detaylarına biraz sonra tekrar gireceğim. Bu sebepledir ki, personelimize performansa dayalı eködeme yapılması konusunda hassasiyetle durmakta olduğumuzu ifade ediyor; Sayın Milletvekilimiz Dr. Hüseyin Güler'e ilgisi için teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kars Milletvekili Sayın Selami Yiğit'in 3.10.2003 tarihli yan dal uzmanlık sınavlarının yapılış tarzına ilişkin soru önergesini cevaplamak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, yan dal uzmanlık sınavlarının da, tıpkı tıpta uzmanlık sınavlarında olduğu gibi, ÖSYM tarafından yapılabilmesi, yeni hazırladığımız tıpta uzmanlık tüzüğü tasarısında yer almaktadır. Söz konusu tüzük şu anda mevzuat tamamlama çalışmaları çerçevesinde Başbakanlığımızdadır. Bildiğiniz gibi, tüzük çalışmaları, Danıştayın da süreç içerisinde bu meseleye dahil olmasıyla tamamlanmaktadır.

"Sağlık Bakanlığında torpile son" ilkesiyle oluşturduğumuz yeni atama ve nakil yönetmeliğimizin, Partimizin ve Hükümetimizin ilkeleri doğrultusunda Bakan olarak çalışma anlayışım hakkında gereken ipucunu verdiğini, Bakanlığımla alakalı bütün mevzuatların ülkemizin ihtiyaç ve önceliklerine göre yeniden düzenlendiğini tekrar ifade etmek isterim.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu vesileyle şunu da belirtmek isterim: Personel dağılım cetvellerimizi şu anda yeniden düzenlemekteyiz. Personelimize, çalıştıkları süreler, çalıştıkları bölgeler itibariyle hizmet puanları belirledik. Bu personel dağılım cetvellerinin de tamamlanmasıyla, sağlık personelimizin ülkede dengeli bir biçimde dağıtılması yolunda daha hızlı adımlar atabileceğiz. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki, geçirdiğimiz son elli yıl, ülkemizde sayısı zaten az olan sağlık personelinin, özellikle hekimlerimizin, büyük bir dengesizlik içinde ülke sathına dağılmasına yol açmıştır. Biz, bunu önlemek için ciddî ve kararlı adımlar attık, bu adımları bundan böyle de atmaya devam edeceğimizi huzurlarınızda, Yüce Meclisimizin huzurunda ifade etmek isterim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kars Milletvekili Sayın Selami Yiğit'in, 3.10.2003 tarihli ve Kars Devlet Hastanesi inşaatı için gerekli olan 7,5 trilyonluk ödeneğin 2004 bütçesine konulmasına yönelik bir çalışmanın olup olmadığına dair sözlü soru önergesini cevaplıyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, bu hastanenin inşaına ne zaman başlandığını huzurunuzda ifade etmek isterim. 1991 yılında inşaına başlanmış olan 250 yataklı Kars Devlet Hastanesinin fizikî gerçekleşmesi, şu anda yüzde 85 seviyesine ulaştırılmış durumdadır. Oniki yıl içerisinde ciddî bir ilerleme yapılamamış ve bitirilememiş bu hastane için, 2003 yılında 2 trilyon 500 milyar TL, 2004 yılında ise 2 trilyon 131 milyar TL kullanılmıştır. İhtiyaç duyulan ödeneğin 2005 yılı ödeneğine aktarılmasıyla, Bakanlığıma ait söz konusu inşaatın, yatırım programında da yer aldığı şekilde, 2005 yılı içerisinde bitirilmesini ve hizmete sokulmasını planlamış bulunmaktayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sağlık yatırımlarımızın zamanında ve bir an önce bitirilmesi, en başta şahsım olmak üzere, Hükümetimizin önemle üzerinde durduğu, arzu ettiği bir konudur. Bu amaçla, biraz önce de ifade ettiğim gibi, Sağlık Bakanlığı olarak gerçekleştirdiğimiz Türkiye sağlık envanteri çalışmamızın tamamlanmasıyla, etkin ve verimli olmayan birçok yatırım projesini programdan çıkarmak suretiyle sağlanan tasarrufları, Kars Devlet Hastanesi ve benzeri hastanelere aktarmak suretiyle, kaynak ve öncelik sorunlarını bu şekilde büyük ölçüde ortadan kaldırıyor ve hizmete yeni hastanelerimizi sokabiliyoruz. Bu itibarla, kısıtlı bütçe imkânlarımıza rağmen, 40'ın üzerinde hastaneyi 2004 yılı içerisinde hizmete soktuk; 2005 yılı içerisinde de 30'a yakın hastanemizi hizmete sokmayı planlamış durumdayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tokat Milletvekili Sayın Feramus Şahin'in, 13.10.2003 tarihli ve dönersermayeden sağlık personeline yapılan eködeme matrahlarına ilişkin sözlü soru önergesinin cevabını hazırlarken, bir taraftan da ne kadar mesafe aldığımızı görmüş olduk. Bu soru önergesine cevabımın başlangıcında, böyle bir fırsatı bize vermiş olduğu için Sayın Milletvekilime teşekkür etmek istiyorum. Sayın Milletvekilimiz, yapılacak eködemeler için "tabip ve diş tabiplerinde yüzde 100, diğer personelde de yüzde 80'ini aşamaz" şeklinde ifadelerin olduğundan bahsederek bir soru önergesi vermişti.

Sayın milletvekilleri, Hükümetim adına, şunu büyük bir iftiharla ifade etmek isterim ki, 2003 Malî Yılı Bütçe Kanununun 51 inci maddesiyle, hekimdışı personelin, yüzde 80 olarak belirlenen dönersermayeden eködeme tavan oranları 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunuyla yüzde 150'ye, kanunda sayılan özellikli birimlerde çalışan diğer personel için de yüzde 200'e yükseltilmiş durumdadır. Bunun net anlamı şudur: Sağlık çalışanlarımız, daha önceki dönemlere kıyasla, yüzde 100 bir artışla dönersermayelerden ekkatkı alabilmektedirler. Bu, hekimlerimiz söz konusu olduğunda daha yüksek oranlardadır. Bu meseleyi, hekimlerimize daha yüksek oranlar şeklinde tavanlar belirleyerek şunun için geliştirdik: Bildiğiniz gibi, hekimlerimiz -gerek pratisyen hekimlerimiz gerekse uzman hekimlerimiz- kamuda çalışmalarının dışında, ikinci bir iş olarak özel sektörde de çalışabilmektedirler; bu haklar kendilerinde vardır ve muayenehane açarak da kazançlarını yükseltebilmektedirler. Dolayısıyla, üst sınırları yükselterek, yalnızca kamuda çalışan hekimlere daha yüksek oranlarda dönersermaye eködemeleri yapmak suretiyle, hekimlerimizin yalnızca kamuda çalışmalarını da özendirmiş olduk. Yani, bir taraftan, hem hekimlerimizin hem diğer sağlık çalışanlarımızın, kamuda çalışırken eködeme almalarının üst tavanlarını büyük ölçüde yükselttik hem de yalnızca kamuda çalışan hekimlerimizi ilave olarak teşvik etmiş, ödüllendirmiş olduk. Bunun sonuncundadır ki, ülkemizde, 2004 yılı içerisinde, 1 500 civarında hekim meslektaşımız, muayenehanelerini kapayarak veya kısmî statüde, part-time statüde çalışmayı sonlandırarak yalnızca kamuda çalışmaya geri dönmüşlerdir.

Şunu da ifade etmek isterim: Yeni uygulamaya başladığımız sistem çok daha yüksek üst tavanlar oluşturmakta; ancak, seyyanen ödemeler yapmamakta; personelce kuruma sağlanan katkı ve elde edilen gelir miktarına göre eködeme miktarları belirlenmektedir. Yani, hem kişisel olarak belirli bir verimlilikte çalışmalısınız hem de kurumsal olarak belirli bir verimliliğe ulaşmalısınız; o zaman, kazancınız daha yüksek olmaktadır.

Bunun, geçtiğimiz yıl içerisinde, kamuda, sağlık hizmetleri açısından çok büyük yararının olduğunu ifade etmek isterim. Bu sayededir ki, Sosyal Sigortalı vatandaşlarımız, Sağlık Bakanlığımızın sağlık kuruluşlarından, sağlıkocaklarından, hastanelerinden yararlanmaya başlamalarına ve 2004 yılı içerisinde, ilk on ay itibariyle, 33 000 000 civarında, bu şekilde hasta muayenesi yapılmış olmasına rağmen, bazılarının beklediği olmamış; yani, Sağlık Bakanlığının sağlık kuruluşları ve hastaneleri tıkanmamış, aksine, hizmetin kalitesi, sürekliliği ve hizmete ulaşma imkânı her geçen gün biraz daha artmıştır.

Değerli arkadaşlarım, uygulamaya başladığımız bu sistemin, bu yöntemin, Avrupa'da ziyaret ettiğimiz ve sistem tartışması yaptığımız birçok ülke sağlık bakanlıkları tarafından da büyük bir takdirle karşılandığını gördük. Hakikaten, bugün, kişi başına sağlık harcamaları 2 000-3 000 doları, 3 500 doları bulan birçok gelişmiş Batı Avrupa ülkesinde, Kuzey Avrupa ülkesinde bile, hastanelerde ciddî bekleme listeleri vardır. En son ziyaret ettiğimiz bir ülkede "bu bekleme listeleri, altı ayın daha üzerinde olamayacak" diye, 2005 Martından itibaren bir kanun yürürlüğe girmektedir.

Değerli arkadaşlarım, dikkatinizi çekmek isterim, merkezî otorite sağlık bakanlığı bir kanun yaparak, bekleme listelerinin altı aydan daha uzun olamayacağını, bu hizmeti sunan yerel idarelere bildirmektedir. Dolayısıyla, hakikaten, çalışanların motivasyonunu artıracak, çalıştıkça onların memnuniyetini yükseltecek bir ödeme sistemine geçmemiz gerekiyordu ve bugün, bunu, Sağlık Bakanlığımıza bağlı bütün sağlık kuruluşlarında uygulamaktayız ve sistemi de dinamik bir biçimde geliştiriyoruz. Birinci altı ayın sonunda, yaklaşık 1 500 sağlık çalışanımızdan geri bildirim alarak bir revizyon yaptık. Şimdi, 2005'in bu ilk ayında, yine bir revizyon yaparak, sistemi de geliştirerek yolumuza devam ediyoruz. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki; Hükümetimizin verimliliği esas alan mantığı çerçevesinde, hakikaten, kamuda çok önemli bir örnek olarak, yüzlerce hastanede, binlerce sağlıkocağında, bugün, bu sistem gayet güzel bir şekilde yürümektedir. Bu itibarla, Sayın Milletvekilimize, ilgisinden dolayı teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Samsun Milletvekili Sayın Musa Uzunkaya'nın, 15.10.2003 tarihli ve sperm ve yumurta transferine ilişkin sözlü soru önergesine cevap vermek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, 21 Ağustos 1987 tarihli Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Yönetmeliğiyle bazı değişiklikler yapılmış olmakla birlikte, bu durum, aslında, tanzim edilmiş durumdadır. Çocuk sahibi olmak isteyen evli çiftlerin, sperm ve yumurta nakline, transferine ilişkin uygulama usul ve esasları, uygulamayı yapacak merkezlerle ilgili nitelikler bu yönetmelikte ayrıntılı bir şekilde vardır.

İlgili yönetmelikle aranılan en önemli hususlardan biri, başvuracak çiftlerin evli olması zorunluluğudur. Ülkemizde, evli çiftlerin, bir başkasına ait sperm veya yumurtalarla çocuk sahibi olması mevzuat gereği yasaklanmış durumdadır. Çocuk sahibi olmak isteyen evli çiftlerin, ülkemizde, kendi sperm ve yumurtalarıyla çocuk sahibi olmaları mümkünken, yurt dışına gitme nedenlerine ilişkin olarak Bakanlığımıza ulaşan herhangi bir resmî bilgi ve başvuru bulunmamaktadır.

Yönetmelik çerçevesinde, çocuk sahibi olamayan evli çiftlerden tıbben uygun görülenlerin ilgili metotlar vasıtasıyla çocuk sahibi olmalarının sağlanması amacıyla sperm ve yumurta transferi uygun görülmektedir; ancak, sadece evli çiftlerin birbirine sperm ve yumurta transferi... Evli çiftlerden alınan bu sperm ve yumurtaların başka adaylarda kullanılması, biraz önce de ifade ettiğim gibi, yasaktır. Bu nedenle, yasal olarak, halen ülkemizde mevcut kamuya veya özel sektöre ait merkezlerde evli olmayan çiftlerin bu yolla çocuk sahibi olmaları mümkün değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evli olmayan şahısların yapay döllenme metoduyla çocuk sahibi olmalarının bugünkü mevzuatla yasaklandığını ifade ederken, bundan böyle de Hükümetimizin bu konu üzerinde hassasiyetle duracağını ve bu hususta, eğer, kanundışı birtakım uygulamalar varsa, bunların da üzerine dikkatle ve kararlılıkla gideceğimizi, özellikle ifade etmek istiyor, Sayın Milletvekilimize ilgisi için teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çanakkale Milletvekilimiz Sayın İsmail Özay'ın, 21.11.2003 tarihli ve Gökçeada Devlet Hastanemizde 8 Kasım 2003 günü bir vatandaşımıza yapılan tıbbî müdahaleye ilişkin sözlü soru önergesine cevap vermek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, Çanakkale İlimizin Gökçeada İlçesinde 8 Kasım 2003 günü üzücü bir olay meydana gelmiş ve 66 yaşında Sabri Kaya adlı bir vatandaşımız, motosikletle, duran bir minibüse arkadan çarparak yaralanmış, yaralanma sonrası Gökçeada Devlet Hastanemize getirilmiştir. Olay günü, söz konusu hastanemizde 1 çocuk hastalıkları uzmanı ve 4 pratisyen hekimimizin görevleri başında olduğu tespit edilmiştir. Üroloji uzmanının senelik izinde olduğu, dahiliye uzmanının da raporlu olduğu tespit edilmiştir. Görev başındaki hekimler, yaralıya gerekli acil müdahaleleri yapmışlar ve söz konusu hastanede genel cerrahi uzman kadrosunun boş olması dolayısıyla, Ada'daki 5 inci Komando Alayından bir genel cerrahi uzmanıyla konsültasyon yapılmış ve bu uzman tarafından yapılan muayenede, hastada, boyun kırığı, kol ve bacaklarda tam felç tespit edilmiş, gerekli tıbbî müdahale ve solunum desteği sağlanarak, hastanın Çanakkale Devlet Hastanemize sevki istenmiştir.

Değerli milletvekilleri, şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki, bu kabil hadiselere büyük bir hassasiyetle yaklaşıyoruz ve vatandaşımızın nakli hususunda, mutlaka, gerekeni, temin edilebilen en seri vasıtalarla yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu olayın da incelenmesinde olayın bu şekilde cereyan ettiğini şimdi huzurlarınızda ifade edeceğim.

Bu tip acil hasta nakilleri için, hem Sahil Güvenlik hem de Hava Kuvvetleriyle yürürlükte olan protokoller vardır ve bu tip acil vakalarda, hastalar, Denizcilik İşletmelerine bağlı gemilerle -hava muhalefeti olmadığı takdirde- Çanakkale Devlet Hastanesine sevk edilebilmektedir.

Önergede söz konusu edilen vakayla ilgili olarak, hastane başhekimi ve olaydan haberdar edilen ilçe kaymakamımızın çabalarına rağmen, hava muhalefeti dolayısıyla olumsuz cevap alınmıştır bu şekildeki bir nakil açısından ve olumsuz hava koşulları yüzünden hastanın anında Çanakkale'ye nakledilememesi sebebiyle, Çanakkale Devlet Hastanesi beyin cerrahi uzmanıyla gerekli konsültasyon yapılmış ve buradaki genel cerrahi uzmanı, beyin cerrahiyle bir tedavi planlamış ve bu tedavi konusunda görüş ve mutabakat sağlanmıştır. Hasta, hava muhalefetinin ortadan kalkışıyla, 9.11.2003 tarihinde Çanakkale Devlet Hastanesine nakledilmiş; hastanede çekilen tomografilerinde omurilik kopması tespit ve teyit edilerek, daha önceki teşhis ve tedavide herhangi bir eksiklik olmadığı da belirlenmiştir. Konunun uzmanları, bu hastalar için yapılması gereken müdahaleleri gayet iyi bilmektedirler.

Bu arada, hasta yakınlarına hastanın durumunun ağır olduğu, kol ve bacaklarda tam felç olduğu, solunum kaslarının çalışma yetersizliği dolayısıyla, akciğerlerin solunuma tam katılamadığı belirtilmiş ve hasta takibe alınmıştır. Bu tip vakalarda, omuriliğin tamir veya dikilmesi herhangi bir şart altında mümkün olmayıp, bu hastalarda destekleyici tedavi yapılmaktadır. Solunum kasları yetersizliği varsa, hastaların kaybedilmesi de görülmektedir. Olayda da, hasta, yoğun bakıma alınmış ve gerekli tedavileri yapılmış olmasına rağmen, ne yazık ki, kaybedilmiştir.

Gökçeada Devlet Hastanesinde görevli personelin gerekli tıbbî müdahaleyi yaptıkları ve olayda herhangi bir ihmallerinin olmadığı anlaşıldığı için, Gökçeada Kaymakamlığı ve Çanakkale Valiliği tarafından da haklarında bir soruşturma gereği duyulmamıştır.

Değerli milletvekilleri, şunu huzurunuzda özellikle ifade etmek isterim ki, herhangi bir biçimde, gerek doğrudan yapılan müracaatlarla, hasta veya yakınlarının şikâyetleri sebebiyle, gerek basın yoluyla bize ulaşan bilgilerle, gerekse Bakanlığımızda oluşturmuş olduğumuz Alo 184 SABİM hattına ulaşan bilgilerle, bu kabil ihmal düşüncesi olan vakaları çok büyük bir titizlikle değerlendiriyor, gerekenlerde soruşturmaları yapıyor, idarî ve adlî cezaların verilmesi konusunda da hassas davranıyoruz. Ancak, bu olayda böyle bir kusura rastlanmamıştır.

Sağlık hizmetlerinde zihniyet değişimini esas alan ve "önce insan" diyerek yola çıkan Hükümetimizin Sağlık Bakanı olarak, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğümüzce, hem afet durumlarında hem de bu tür vakalarda kullanılması amacıyla, Savunma Sanayi Müsteşarlığı aracılığıyla, toplam 15 adet deniz ambulansı alımı için girişimde bulunmuş durumdayız. 2005 yılı sonuna kadar, sipariş edilmiş olan 4 adet deniz ambulansı teslim alınmış olacaktır ve bunlar da, bölgesel görev alanları tespit edilerek ve dağıtılarak, hizmete sokulacaktır. Sayın Milletvekilimize, ilgisi için teşekkür ediyorum.

Bu arada, özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'nun yüksek bölgelerinde kışın kar yağışı dolayısıyla ulaşılamayan köylerimiz için, beldelerimiz için, buralara ulaşabilecek vasıfta, özel donanımlı araçlar alma hususunda şu anda teşebbüste bulunduğumuzu sayın milletvekillerimize, Yüce Heyetinize ifade etmek isterim.

Değerli milletvekilleri, cevaplayacağım son soru önergesine geldim. Mersin Milletvekilimiz Sayın Dr. Hüseyin Güler'in, 12.12.2003 tarihli, aile hekimliği uygulamasıyla ilgili bir soru önergesi var.

Hepimizin çok iyi bildiği gibi, yıllardır, ülkemizde, sağlık hizmetlerinin örgütlenmesinde ve sunumunda çeşitli sorunlar yaşamaktayız. Ülkemizde, 1960'lı yıllarda iyi tasarlanmış bir kanunî düzenlemeyle, Prof. Dr. Nusret Fişek tarafından oldukça iyi tasarlanmış bir kanunî düzenlemeyle bir sosyalizasyon uygulaması başlatılmıştır. Bu uygulamada, köylerde sağlıkevleri, şehir tipi sağlıkevleri, sağlıkocakları, ikinci basamak, üçüncü basamak hastaneler şeklinde bir sevk zinciri çerçevesinde bir hizmet planlaması yapılmıştır. Bizimle, aşağı yukarı, bu dönemlerde bu planlamayı yapmış olan Avrupalı ülkeler var. Bunlardan bir kısmına bizzat ben de inceleme ziyaretlerinde bulundum. Bu ülkelerde, ülkemizdeki sosyalizasyonun mantığına benzer, bazı ülkelerde, bir mantıkla, sağlık hizmetleri, hakikaten, çok güzel bir biçimde verilmiş geçtiğimiz kırk yıl içerisinde ve bebek ölümleri, anne ölümleri, bunun gibi sağlık göstergeleriyle ilgili birçok hususta, hakikaten, o ülkelerle ara epeyce açılmış.

Yalnız, burada önemli bir nokta var. Bu ülkelerde de, sistemin, şimdi, revize edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Yani, Finlandiya, Danimarka, İngiltere, Avusturya, bu gibi ülkeler, sosyalizasyon mantığını, daha sonraları, Alma-Ata Konferansında, Dünya Sağlık Örgütünce "herkese sağlık" şeklinde özetlenmiş olan hizmet mantığını, bugünün şartlarına uydurmak için yoğun bir çaba içerisindeler ve hemen bütün ülkelerde şunu görüyoruz: Verilmeye çalışılan yeni hizmet modelinin ismi aile hekimliği. Buna geç başlayanlar var, yakın zamanda başlayanlar var; ama, sistem, tamamen buna dönüştürülmeye çalışılıyor.

Şimdi, açıkça ifade etmek isterim ki, başlangıçta, aile hekimliğiyle ilgili tartışmalar kamuoyunda yapılmaya başlandığında, bazı meslek örgütleri, bu konunun aleyhinde bir tavır sergilediler ve bu meslek örgütleri, bize, bazı örnekler gösterdiler ve dediler ki: "Tamam, mesela İngiltere'de, Fransa'da, Hollanda'da, Almanya'da, Avusturya'da, Belçika'da aile hekimliği var; ama, Finlandiya ve Küba'da farklı sistemler var ve o sistemler de mükemmel çalışıyor." Biz, kendilerini de davet ederek Küba'yı ziyarete gittik. Bunları şunun için söylüyorum: Soru önergesinde "aile hekimliği konusunda sivil toplum örgütleri ve TTB'den görüş alınmış mıdır" deniliyor. Kendilerini de davet ettik ve önerdikleri şekilde Küba'ya da gittik ve gördük ki, orada da aile hekimliği var. Finlandiya'ya gittik, gördük ki, orada da aile hekimliği var; ama, sistematik yapı, artık, gittikçe, hastanın veya bireyin pasif olduğu, hekimini seçemediği sistemden, hekimini seçtiği sisteme dönüşüyor; farklılık burada. Bu ülkelerde de; yani, Küba'da da, Finlandiya'da da, daha birçok ülkede de, bugünkü modern anlamıyla aile hekimliğini henüz uygulamaya başlamamış birçok ülkede de, yine aile hekimliği modeli uygulanıyor; yani, kişilerin bir hekimi var, belli bölgede, belli sayıdaki kişiyi bir hekim takip ediyor, bir genel pratisyen, aile hekimi uzmanı o kişileri takip ediyor, onların kaydını yapıyor. Sadece hastalıklarında değil, sağlıklarında da onların hekimliğini yürütüyor ve bir entegre sistem içerisinde kendi aile sağlığı elemanlarıyla birlikte, hastane kapılarına insanların yığılmasını önlüyor, önlemeye çalışıyor. Bir anlamda, sağlık önderliği yapıyor, koruyucu hekimlik yapıyor, gereğinde hastaneye sevk ediyor vatandaşları ve hastaneye sevk ettiği zaman da oradan aldığı sonuçları yine kendisi takip ediyor. Yani, hasta veya birey, hiçbir zaman sahipsiz kalmıyor. Bir başka ifadeyle, anne karnında başlıyor sağlık hizmeti, ölünceye kadar düzenli bir biçimde devam ediyor. Sistemin düzenli çalıştırıldığı ülkelerde görüyoruz ki, bir aile hekimiyle, bir vatandaşın münasebeti ortalama, sekiz ilâ oniki yıl sürüyor; böyle düzenli, güvenli bir ilişki ortaya çıkıyor.

Bu ülkelerden, aile hekimlerine veya birinci basamak hekimlerine ödeme yapılan, kısmen katkı payı ödenen ülkeler de var. Biz bu sistemleri AK Parti Hükümeti olarak sizlere sunduğumuzda "sağlık hizmetleri ücretli olacak bundan sonra" deniyor. Hayır, biz -katkı payı ödemeleri bu ülkelerin önemli bir kısmında olmasına rağmen- modelimize, kendi ülkemizin özelliklerini dikkate alarak aile hekimliği aşamasında hiçbir katkı payı ödenmemesini koyuyoruz. Vatandaşlarımız, yine bu yıl içerisinde getireceğimiz genel sağlık sigortasının güvencesinde bu hizmetleri rahatlıkla alacaklar, herhangi bir ücret ödemeyecekler. Bu hizmetleri alırken, gerek koruyucu sağlık kısmında gerek tedavi edici sağlık kısmında herhangi bir ücret ödemeyecekler. Bugüne kadar hiç yapılmamış bir işi başlatıyoruz; diş sağlığı hizmetleriyle ilgili olarak özellikle, çocuk sağlığı alanında da yeni bir atılım başlatıyoruz; bu şekilde hizmeti alacaklar

Aslında, bugün uygulanması gereken; ama, kırk yıl içerisinde yeterince uygulanamamış olan sosyalizasyonun bugünkü uygulanmaya çalışılan modelden en önemli farkı şu olacaktır: Kişiler, hekimlerini özgürce seçebilecekler ve bu hekimler de, kendilerini seçen bireyler sayısınca kazanacaklar. Hekimlerimizin ve diğer sağlık çalışanlarımızın, aile sağlığı elemanlarımızın belli bir taban gelirin üzerindeki gelirleri halk tarafından belirlenmiş olacak. Biz, inanıyoruz ki, bu şekilde, sağlık çalışanlarımız daha iyi motive olacaklar, halkımıza daha güler yüzlü, daha dikkatli bir hizmet gidecek, kayıt sistemleri düzenli hale gelecek, hastane kapısındaki yığılmalar azalacak...

Biliyorsunuz, Yüce Meclisimizin takdirleriyle, bu husustaki Aile Hekimliği Pilot Yasamızı çıkardık ve içerisinde bulunduğumuz Ocak 2005 itibariyle Düzce İlimizde uygulamalarımıza başlıyoruz. 2005 yılının sonlarına doğru, âdeta, bir atölye gibi değerlendireceğimiz bu ilimizdeki sonuçlarla, asgarî 5 ilimizde daha pilot çalışmalarımıza başlayacağız, 2006 ve 2007'de de yaygınlaştırma çalışmalarını yapacağız.

Değerli arkadaşlarım, aile hekimliğine geçiş noktasında süre itibariyle genellikle beş ilâ sekiz yıl öngörülmektedir; birçok ülke böyle bir planlama yapmıştır; ancak, biz, halkımızın bu husustaki ihtiyaçlarının, sağlık ihtiyacının artık ertelenemez bir aşamaya geldiğini görerek, bu süreyi kendimiz için üç yıl olarak belirledik. Hakikaten, sürecin çok zorlu geçeceğini biliyoruz; işimizin çok kolay olmadığını da biliyoruz; ama, bu hususta, yine, Dünya Sağlık Örgütünün bütün sağlık yöneticilerine ifade ettiği biçimiyle, Sayın Başbakanımızın, Hükümetimizin ve siz Heyetin bu meselenin arkasında durduğunu bildiğimiz için, desteğinize güvendiğimiz için bu üç yılı önümüze bir hedef olarak koyduk. Ümit ediyorum ki, bu süre içerisinde, halkımıza, çok daha düzenli, çok daha adil, kolay ulaşabileceği bir sağlık hizmetini sunmuş olacağız.

Bu hususta yaptığımız çalışmalar 20 000'e yakın pratisyen hekimimizin, aile hekimi olmak üzere, şimdiden hazır olduğunu bize göstermektedir. Dolayısıyla, hekimlerimiz bu meseleye karşı değildir. Nasıl karşı olsunlar ki, hem daha çok kazanabilecekler hem halkımıza daha iyi bir sağlık hizmeti sunulacak hem de -bunu, tırnak içerisinde, üzülerek ifade etmeliyim- pratisyen hekimlerimizin, âdeta, bir sevk memuru gibi görüldüğü, reçete yazma memuru gibi görüldüğü bir ülkede, biz, bu hekimlerimize, layık oldukları, hakları olan o itibarlarını bu şekilde, yeniden iade etmiş olacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zannediyorum, 40 dakika içerisinde bütün sorulara cevap vermiş oldum.

Hükümet ve Bakanlık olarak tek amacımız, milletimizin, hak ettiği sağlık hizmetini, çağdaş normlarda, hakkı olduğu biçimiyle almasını sağlamaktır. Bu amaca yönelik her türlü katkıya açık olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Şanlıurfa mv. mehmet vedat melik'in, şanlıurfa il sağlık müdürünün atanması (6/653),izmir mv. ahmet ersin'in.güzelbahçe ilçesine alınan ambulansla ilgili (6/690),adıyaman mv. mahmut göksu'nun, yürütülen projelere ilişkin (6/699),izmir mv. enver öktem'in güzelbahçe ilçesinde hizmete giren ambulansla ilgil (6/710), mersin mv. hüseyin güler'in,mersin devlet hastanesi çalışanlarının ödenmeyen döner sermaye ücretlerine ilişkin (6/713), kars mv. selami yiğit'in, tıpta üst ihtisassınavının ösym tarafından yapılıp yapılmayacağı (6/757),kars devlet hastanesinin 2004 bütçesinde yeri hk (6/760), tokat mv. feramuz şahin'in bakanlığa bağlı döner sermayeden sağlık personeli için ek ödemeleri (6/772), samsun mv. m. uzunkaya sperm ve yumurta transferi hk. (6/806), çanakkale mv. i. özay gökçeada'daki sağlık hizmetleri hk. (6/853), mersin mv. h. güler'in aile hekimliği uygulamasına ilişkin (6/871)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 4 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2005-01-04-sanliurfa-mv-mehmet-vedat-melik-in-sanliurfa-il-saglik-mudurunun-ata (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
