# Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 5 Ocak 2005
- **Gündem:** BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT SAĞLIK BİRİMLERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİNE DAİR KAN.TAS. ( SS. 686 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2005-01-05-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-ait-saglik-birimlerinin-saglik-bakanl-3

> Recep Akdağ (AK Parti), 5 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT SAĞLIK BİRİMLERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİNE DAİR KAN.TAS. ( SS. 686 )); konuşma 1.040 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarımın sorularının önemli bir kısmı, Kamu Yönetimi Temel Yasa Tasarısı ile bugün huzurunuza getirdiğimiz bu yasa tasarımızın, birbiriyle çelişmeden nasıl izah edilebileceği üzerine. Aslında, bunu, birçok kereler anlattık; şimdi bir kere daha anlatırsak, umut ediyorum ki, anlaşılır.

Değerli arkadaşlarım, bir şeyin bütününü konuşmak lazım. Biz, kamu yönetimiyle ilgili tasarıyı getirdiğimiz zaman, Sağlık Bakanlığının taşra teşkilatlarının devrine ilişkin süreci beş yıl olarak belirlemiştik. Niçin beş yıl olarak belirledik; çünkü, biz çok iyi biliyoruz ki, Türkiye'de sağlık hizmeti sunan kuruluşların, hakikaten, çağdaş bir anlayışla, yeni kavramlarla rehabilite edilmesi, standartlarının belirlenmesi, akredite edilmesi ve bir harmonizasyon içinde hizmet sunumunun sağlanması gerekiyor. Bundan sonradır ki, mahalline birtakım yetkilerin devredilmesi mümkün olabilecektir. Aslında, taşra teşkilatlarının, Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısında devredilecek olması, Sağlık Bakanlığının, sağlık konusundaki planlayıcı, stratejiler oluşturucu, standartları koyucu, denetleyici rolünü ortadan kaldırmıyor.

Bakınız, ben, değerli Anamuhalefet Partisinden arkadaşlarıma, sosyal demokrasiyle yönetilen birçok Kuzey Avrupa ülkelerinin ve Batı Avrupa ülkelerinin sistemlerini bir incelemelerini öneriyorum. Bütün bu ülkelerde mahallî yönetimlerin ağırlığı çok yüksektir. Kaldı ki, biz, hiçbir zaman, böyle, atomize ifadelerle falan... Çünkü, bu ifadelerin sağlık yönetimi anlamında ne kavrama geldiğini de kamuoyuna ifade etmek mümkün değil. Bu şekilde, sağlıktan elini çeken bir merkezî hükümet mantığı, yapısı asla düşünmüyoruz; ama, değerli arkadaşlarım, bakınız, tekrar söylüyorum, en küçük bir ayrıntının, Ankara'dan, merkezî hükümetten oluşturularak yapılmasının beklendiği, taşradan yapılmasının beklendiği, arzulandığı sistemler başarısız oluyor. Dolayısıyla, burada bir çelişki yok. Biz, şunu yapacağız: Bütün sağlık kuruluşlarımızı bu tek çatı altında, Sağlık Bakanlığının çatısı altında bir standarda kavuşturuyoruz ve daha sonra da, yetkilerin önemli bir bölümünü yerele devredeceğiz; ama, tekrar söylüyorum, planlamacılık, ana stratejilerin belirlenmesi, standartların konulması, denetlemelerin yapılması, Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı yasalaştıktan sonra da Sağlık Bakanlığında olacaktır; onun için, burada hiçbir çelişki yok. Aksine, bu yapılmadan, yarın, çeşitli kamu kurum ve kuruşlarının tesisleri, mahallî yönetimlerce daha çok idare edilmeye başlansa, o zaman bir sıkıntı ortaya çıkardı. Beş yıllık süreyi de bunun için koymuş durumdayız. Dolayısıyla, ortada hiçbir çelişki yok; işini bilen bir iktidarın hükümetinin planlı, programlı bir yürüyüşü var.

Temelini atıp bitirdiğimiz kaç tane hastane olduğunu sordu Sayın Gazalcı.

Değerli arkadaşlarım, marifet, temel atmak değil, iş yapmaktır. İşte bu anlayıştan, bu popülist anlayıştan dolayıdır ki, ülke büyük sıkıntı içerisinde.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sonradan açtığınız?..

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)- Açtığımızı söyleyeceğim efendim.

Sayın Gazalcı, biz geldiğimizde, programda 1 152 tane sağlık yatırımı vardı; ama, ben size, şehir ismi söylemeden bunları söyleyeceğim; bu yatırımlardan bir kısmı, önemli bir bölümü, 8 000 kişilik ilçede 50 yataklı hastane şeklindeydi. Bu 1 152 yatırımı, bir sağlık envanter çalışması yaparak, biz, şu anda 400'ün altına indirmiş durumdayız ve hakikaten, Sağlık Bakanlığımızın kısıtlı yatırım imkânlarıyla bu süre içerisinde, 2002'de 33 hastaneyi, 2003'te de 44 hastaneyi hizmete sokmuş durumdayız; 2004'te de hizmete sokmayı düşündüğümüz hastane sayısı 37 idi. Yani, temeli atılmış yüzlerce hastanenin yanına biz de yüzlerce hastanenin temelini atsak, daha akılcı bir şey mi yapmış olacaktık?!.

Onun için, önemli olan, mevcut, eldeki yatırımlar için eldeki imkânları en uygun biçimde kullanmaktır.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sizin başlayıp da bitirdiğiniz var mı?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Değerli arkadaşlarım, biz, sağlıkta, kamunun mallarını özelleştirmeyi şu anda düşünmüyoruz, gündemimizde böyle bir şey yok.

Ancak, bakınız, Anayasanın ruhuna uygun olarak kamunun sağlık hizmetini güçlendirirken, bir taraftan özel sektörün de sağlık yatırımlarına daha fazla pay ayırmasına, bu suretle, finansmanın bir tarafının da özel sektör tarafından sağlanarak, hizmetin kalitesinin artmasını elbette istiyoruz. Bu sebeple, kamu özel ortaklığı şeklinde de çalışmalara başladık. Hazineden sorumlu Devlet Bakanlığımızla birlikte, önümüzdeki yıllarda, bir taraftan kamu kaynakları, bir taraftan özel sektör kaynakları, bir taraftan da kamu-özel ortaklığıyla, vatandaşımıza hizmet anlamında daha geniş bir yelpaze sunacağız.

Şimdi, burada da bir çelişki var. Değerli arkadaşlarım, biz, merkezî hükümete hastaneleri veya sağlık kuruluşlarını toplayıp, daha sonra da bunların hepsini bu şekilde elden çıkarmayı düşünseydik, o zaman, bunları, kamuda yeniden yapılanma temel yasa tasarısı çerçevesinde il özel idarelerine devretmeyi hiç düşünmememiz gerekirdi; o zaman, elimize alalım, bunların hepsini satıp savalım diye düşünürdük; asla böyle bir niyetimiz yoktur.

Bahsettiğiniz Sağlık Bakanlığına ait bazı sağlık kuruluşlarının Hazine yoluyla satışına izin veren yasa değişikliğine gelince, onu da rahatça şu şekilde ifade edebilirim: Bu, fonksiyonunu kaybetmiş, hizmet veremeyen sağlık kuruluşlarını bu şekilde değerlendirerek, bunların yerine yeni kamu yatırımları yapmak için düşünülmüştür. "Kamunun elindekini asla değerlendirememe" şeklindeki âdeta geçmiş dönemlerden bize devredilen bu mantığı, biz, AK Parti Hükümeti olarak devam ettirelim; bunu mu bekliyorsunuz? Bunu, AK Parti Hükümetinden lütfen beklemeyin.

Ben, kamuda yıllarca yöneticilik yaptım. Hiçbir işinize yaramayan, kullanamadığınız bir malı bile değerlendirme imkânına sahip olamıyorsunuz. Bu, hantallığa yol açıyor; bu, verimsizliğe yol açıyor; dolayısıyla, maksadımız açıktır.

Bu hususta, ısrarla "siz, bu kanunla şunu yapıyorsunuz; ama, aslında maksadınız da başka bir şeydir" şeklindeki düşüncelerin ifade edilmesinden de vazgeçilmelidir. Bu yüce çatı altında, artık, bu niyet okuyuculuğundan vazgeçilmelidir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, Millî Eğitim Bakanlığından devren aldığımız kuruluşlarla ilgili olarak bahsedilen bütün problemler, işte bu yasa tasarısı çıkınca ortadan kalkmış olacaktır.

Ayrıca, Sayın Kılıçdaroğlu'nun bahsettiği uzlaşma ve diyalog konusunda bizim kapımız herkese açıktır. Bakınız, bu tasarı iki aydır Meclis gündeminde beklemektedir ve bize, ilgili sivil toplum örgütlerince, şu meseleyi bir görüşelim diye en ufak bir teklif bile gelmemiştir...

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Siz davet edecektiniz Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Değerli arkadaşlarım, bakın, benim randevu defterlerim bu hususta açıktır.

Aksine, emek platformunu buyurun, gelin, görüşelim diye çağırdığımda, görüşmek için sadece üç arkadaşım gelmiştir.

Dolayısıyla, biz uzlaşmaya sonuna kadar açığız; ama, bir konuya, baştan "biz tamamen karşıyız, temelden karşıyız, bunu tartışacak hiçbir şeyimiz yoktur" deyip de karşı çıkıldıktan sonra, takdir edersiniz ki, uzlaşılabilecek bir nokta kalmıyor. Yoksa, biz, bütün yaptığımız işlerde olduğu gibi bu işlerde de sonuna kadar uzlaşmaya açığız. Örneğin, Türk Tabipler Birliğinin değerli başkanı ve yöneticileri, beni, bugüne kadar, birçok konuyla alakalı olarak en az on onbeş kere ziyaret etmişlerdir. Dolayısıyla, bu hususta, bizim kapımız, dün olduğu gibi bugün ve bugünden sonra da herkese sonuna kadar açıktır; bunu özellikle ifade etmek istiyorum.

2005 bütçesinde bu işlemlerle ilgili olarak bütçeye niçin para koymadığımızdan bahsedildi. Değerli bir milletvekilimiz... Biz, arkadaşlar, önhazırlık yapın, bu büyük bir iştir, yarın bir aksaklık olmasın, hükümetin iki bakanlığının iki kurumu şimdiden bir arada çalışmaya başlasın, envanterleri ortaya çıkarsın; çünkü, gecikirsek yarın sıkıntılar ortaya çıkar diye bir genelge hazırladığımız için bile tenkit ediyorsunuz. Ortaya çıkmamış bir yasa için ne şekilde bütçeye para koyabilecektik?! Dolayısıyla, bu şekildeki eleştiriler hakikaten çok haksız görünmektedir.

---

**Kaynak gösterme:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 5 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2005-01-05-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-ait-saglik-birimlerinin-saglik-bakanl-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
