# Sözlü soru önergelerine verilen cevaplar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim
- **Tarih:** 18 Ocak 2006
- **Gündem:** SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİNE VERİLEN CEVAPLAR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2006-01-18-sozlu-soru-onergelerine-verilen-cevaplar-2

> Recep Akdağ (AK Parti), 18 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİNE VERİLEN CEVAPLAR); konuşma 1.052 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan; kürsüden, lütfen…

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sözleşmeli personelin yerleştirilmesiyle ilgili olarak, değerli milletvekilim, aslında o kadar çok açıklama yaptık ki, zaman kısıtlı olduğu için çok fazla detayına giremiyorum. Burada aslolan, hiç kimsenin gitmek istemediği, çalışmadığı, çalışmak istemediği yerlere sözleşmeli bir statüyle çakılı kadro göndermektir. Bütün bu gönderilen elemanlar belli okulları bitirmişler ve diplomalarını almışlardır. Sonuçta biz, tekrar söylüyorum, bir yeterlilik sınavı yapmıyoruz, bir yarışma sınavı yapıyoruz ve kamu personeli değerlendirme sınavı da bu şekilde yapılıyor, insanlar bu şekilde memur alınıyor. Dolayısıyla hiç kimse, daha yüksek puan almışken -bakın o kadar net ve açık ki; sonra, biz kendimiz yapmadık bunları, bu bir merkezî yerleştirmeyle yapıldı- istediği halde bir yere yerleştirilememiş değildir düşük puan alanın yerine. Dolayısıyla, ben, bu kadar acil ihtiyacım varken, sürekli olarak tercih edilmeyen yerlere, her seferinde bir kere daha, bir kere daha kadro açarak vakit kaybedemem. Bütün bu değerli sağlık görevlileri, ilgili okullarından mezun olan, diplomalarını alan ve bu mesleği yapmaya hak kazanmış insanlardır. Dolayısıyla, burada, bir maslahat var, bir an önce vatandaşlarımızın ayağına hizmet götürmek var. Şimdi, o tenkit ettiğiniz insanlar, Anadolu'nun hiç kimsenin gidip çalışmadığı yerlerinde, Türkiye Cumhuriyetinin kendilerine verdiği imkânlarla mükemmel hizmet etmektedirler. Dolayısıyla, konu, aslında son derecede açıktır.

Acillerle alakalı olarak; elbette, ifade buyurduğunuz gibi, yalnızca birtakım inzibatî tedbirler almıyoruz. Sadece burada çalışanlar değil diğer bütün çalışanlarımıza da hizmetiçi eğitimler vererek, belli bir süreci yürütüyoruz. Ancak, şunu ifade etmek istiyorum: Acillerimizin üzerindeki yükü ne kadar azaltırsak, buradaki sıkıntılar o kadar azalır; çünkü, hem hasta tarafında hem hizmet veren tarafında gerçekten zaman zaman çok stresli durumlar oluşabilmektedir. Bu üç yıllık süreç içerisinde de gerçekten çok mesafe aldık; ama, daha alacağımız yol da var.

Bu, alacakların silinmesi meselesiyle ilgili olarak, biliyorsunuz, Maliye Bakanımız kamuoyuna bir açıklama yaptılar. En kısa zamanda Meclisimize getirilecek bir kanunla 2005 alacaklarının hastanelerimize ödenmesine devam edilecektir. Bu arada, ocak ayı içerisinde de 250 trilyon liralık bir avans Maliye Bakanlığımız tarafından, Hazine tarafından SSK'ya aktarılmış ve bize verilmiştir. Gerçekten, ciddî alacaklarımız var. Bu konunun kamu maliyemizce çözüleceğine inancımı bir kere daha Yüce Meclisinize ifade etmek isterim.

"Boş sağlık ocaklarımız var mı?" Dönemimizde bu sayı çok azalmıştır. Şu anda kesin rakamı size veremiyorum; ama, gerçekten, sağlık ocaklarımızın yüzde 80'in üzerindeki bir kısmı şu anda hekimle hizmet vermektedir, geri kalan bir kısmında da hekim bulunmasa bile yardımcı sağlık personelimiz vardır. Şimdi, yeni yaptığımız bir kanunla, hem kırsaldaki sağlık ocaklarımız hem de sağlık evlerimiz için vekil ebe ve hemşirelik sistemini getiriyoruz, önümüzdeki günlerde bu ihtiyaçları da bu şekilde gidereceğiz.

Antalya'da bir derneğe somut olarak ne şekilde yardım yapabileceğimizi sayın milletvekilimiz sordular. Şunu ifade edeyim: Hiçbir derneğe para yardımı şeklinde bir uygulamamız yok, zaten derneklerin bunu talep etme hakkı da bence yok.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Genel bir dernek, ulusal bazda…

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Müsaade edin.

Dernekler, sivil toplum kuruluşları olarak aslında kamunun bu anlamda verdiği hizmetlere yardımcı olmak için kurulmuştur. Biz, zaten diyabetli hastalarımızla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz, yürütmeye devam edeceğiz…

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Ama, işbirliği…

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Ama, bir derneğe somut yardım olarak doğrudan para yardımını kastediyorsanız; evet, böyle bir uygulamamız yok.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Para yardımını kastetmiyorum.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Ancak, bütün illerimizde altyapısını tamamladığımız büyük bölge hastanelerimiz öncelikte olmak üzere -ki, Antalya da bunun içindedir- diyabetle ilgili özel merkezler 2006 yılı içinde kurmaya başlayacağız.

Anayasa Mahkemesinden dönen, daha doğrusu Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği bir kanundan bahsettiler Sayın Akdemir. Değerli Hocam, ben size sürekli olarak "Hocam" diye hitap ettim, bundan sonra da ederim ve şeref duyarım. Anayasa Mahkemesi -bir bilgi yanlışlığını düzelteyim, kamuoyunun bunu yanlış algılamaması lazım- herhangi bir kanunu iptal falan etmiş değil. Anayasa Mahkemesi, bir kanuna yürütmeyi durdurma hususunda bir karar verdi, kanunun iptal edilip edilmeyeceğini bile henüz bilmiyoruz. İptal edilebilir veya edilmez, bu Anayasa Mahkemesinin kendi yetkisi çerçevesindeki bir husustur. Yüce Meclisin de yetkileri var; Yüce Meclis bir kanun çıkarmıştır, bu kanun çerçevesinde gereken atamalar yapılmıştır ve daha sonra yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Eğer kanun iptal edilirse benzeri atamalar yapılmayacaktır, iptal edilmezse atamalar yapılmaya devam edilecektir, bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz.

Peki, hangi standartlara göre biz klinik şef ve şef yardımcısı atadık? Bunu da, daha önce, hem Yüce Meclisimize hem komisyonlarda kamuoyumuza ifade etmiştim. Bizim atadığımız şef ve şef yardımcılarının hepsi, YÖK tarafından kendilerine unvanları verilmiş olan çok değerli bilim adamlarımızdır, doçentlerimiz ve profesörlerimizdir. O kadar enteresan şeyler duyduk ki bu hususta; AK Parti Hükümeti Sağlık Bakanlığı kadrolaşma yapıyormuş! Allah Allah!.. Demek ki, bizden önce bu değerli bilim adamlarını üniversitelere alıp öğretim üyesi yapan sayın rektörler kadrolaşma yapmışlar! Böyle mi diyeceğiz?! Böyle bir şey söyleyemeyiz. Bu kişilerin önemli bir bölümü üniversitelerimizde hizmet eden öğretim üyeleriydi; bugün de, öğretim üyesi olarak buralarda hizmet edecekler.

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Ama, o profesörlerden hangisini atayacaksınız?..

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Şimdi, burada, bunun ötesinde, bu klinik şeflerinin bir de yöneticilik görevleri var. Bizim anlayışımıza göre, bizim siyaset yapma anlayışımıza göre, yönetme anlayışımıza göre, benim hizmet verdiğim -buralar, aynı zamanda hizmet hastaneleridir- hastanelerimde, vatandaşımın, bana, yarın, bu hizmeti bana nasıl verdin, niye daha iyi verdin veya vermedin diye sorabileceği hastanelerde yönetici pozisyonundaki kişileri seçmek en tabiî hakkımızdır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu, başka şekilde yorumlanabilir; ama, mesele bundan ibarettir.

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Onların arasından da siz seçeceksiniz.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Tekrar ifade ediyorum, bu değerli arkadaşlarım adına ifade ediyorum; ne bu yüce çatının altında ne de başka bir yerde, hiç kimse, bu değerli arkadaşlarımı bir şekilde kategorize edemez. Bunların hiç birisinin, AK Partiyle, AK Partinin bizatihi siyasetiyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bunlar, değerli bilim adamlarımız ve hekimlerimizdir; dün üniversitelerde hizmet ediyorlardı, bugün Sağlık Bakanlığının hastanelerinde vatandaşa hizmet edecekler. Mesele bundan ibarettir.

Doğubeyazıt'la ilgili olarak da şunu açıkça ifade etmeliyim ki bir kere daha, meseleye hükümetimiz mükemmel bir yaklaşım sergilemiş, mükemmel bir biçimde burada hizmetini vermiştir. Hastaneye gitmek veya gitmemek, orada verilen hizmetin kalitesiyle, sürekliliğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir şeydir. Israrla, bu yüce çatının altında "niye gittiniz, niye gitmediniz" diye sorulursa, onun altında ben başka şeyler de ararım. Acaba gitseydik, birileri provoke etmeye mi çalışacaklardı; ne söylenmek isteniyor yani?! Orada, bizim, bir ekibimiz, uzmanlarımız, olayın ortaya çıktığı ilk günden itibaren, çok ciddî bir çalışma yürütmüştür. Yani, bir sayın bakanın, ülkenin her hastanesine,her gittiği yerde, her noktaya gitmesi gibi bir şart yoktur.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Sözlü soru önergelerine verilen cevaplar”. TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim tutanağı, 18 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2006-01-18-sozlu-soru-onergelerine-verilen-cevaplar-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
