# Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 14 Ocak 2010
- **Gündem:** ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-23-2010-01-14-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar-3

> Recep Akdağ (AK Parti), 14 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 1.056 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Sayın Başkanım, Sayın Tankut’un sorusuna cevaben şöyle ifade edeyim: Adana’da TOKİ, Sağlık Bakanlığı adına dört yüz yataklı bir hastane ihalesine başladı tamamen mevzuata uygun bir biçimde. Buradaki tarım arsası mevzuata uygun biçimde dönüştürülerek Sağlık Bakanlığına tahsisi yapıldı ve bu tahsis üzerine de burada inşaata başlandı. Daha sonra, üniversitenin bu işi mahkemeye vermesi sebebiyle -orada ticari alanları, başka alanları da TOKİ birlikte yapıyordu- mahkeme bunların durdurulmasına karar verdi, idari mahkeme. Hastane yapımına idare mahkemesi herhangi bir durdurma vermemişti. Daha sonra, buradaki alanla ilgili olarak Danıştayda başka bir durdurma kararı verildi ancak yapılmasına başlanan hastanenin ruhsatıyla ilgili bir durdurma yok ve hastane inşaatı devam ediyor. Ama şunu ifade edeyim: Aslında yargının verdiği kararlara saygımız var, onları uyguluyoruz ama gerekçesiz yürütmeyi durdurma kararları verilerek veya asıl karar çok uzağa bırakılarak bu tür kararların verilmesi aslında birçok zaman olduğu gibi gerçekten yürütme olarak bizim işimizi çok zorlaştırmaktadır. Bu anlamda, Adana’daki üniversitenin, Çukurova Üniversitesinin bu tutumu da aslında Adana halkına ulaştırmak için gayret ettiğimiz bir hastanenin yapımını geciktirmeye yönelik bir çabadan ibarettir. Bunu da ben Adana’daki değerli hemşehrilerin takdirine arz ediyorum ama şu anda hastanenin inşaatı devam etmektedir. Süreç içerisinde neyin gelişeceğini göreceğiz.

Sayın Işık, pratisyen hekimlerin uzmanlarla ne kadar farklı gelirlerinin olacağını söyledi bu kanunla. Tam gün yasasıyla uzman hekimlerimize, maaşlarına ilave ek ödemeler veriliyor, malum, pratisyen hekimlerimize de maaşlarına ilave ek ödemeler veriliyor. Burada uzman maaşları, maaş artı sabit ek ödemeyle aşağı yukarı 3 bin liraya, pratisyen maaşları da 2.300 liraya çıkmaktadır. Bunun üzerine her ikisinin de ek ödeme alma imkânları var. Uzmanlar maaşlarının yüzde 700’ü kadar, pratisyenler de 500’ü kadar ek ödeme alabilmektedirler. Aslında, arada böyle büyük bir uçurum yok. Tabiidir ki uzman hekimlerle pratisyen hekimlerin kazançları arasında biraz fark olacaktır çünkü birinci sınıftakiler, uzman hekimler çok daha uzun bir süre eğitim alan kişilerdir.

Bu özel hastanelerdeki yüzde 30-70 katkı payı meselesi... Geriye yönelik bir işlem yapmak pek mümkün görülmemektedir. Ancak bu üst sınırların da sanki bu hastaneler tarafından mutlaka alınacak sınırlar gibi algılanmaması lazım, hep böyle söyleniyor. Özel hastaneler bu sınıflandırmadan sonra -belli bir sınıflandırmaya tabi tutuluyorlar- kamuoyunun karşısına çıkıp “Biz bu farkları da almayacağız.” beyanlarında bulundu birçok özel hastane. Dolayısıyla bunlar üst sınırlardır. Vatandaşımızdan, Sosyal Güvenlik Kurumunun ödediğinin üstüne, özel hastaneler hiç fark almadan da hizmet verebilmektedirler. Bu, onların kendi rekabet şartları içinde gerçekleşen bir durumdur.

Sayın Akcan “Katkı paylarından Sağlık Bakanlığı ne kadar gelir elde edecek?” diye bir soru sordular. Aslında, katkı paylarından Sağlık Bakanlığının hiçbir geliri yok, bunlar Sosyal Güvenlik Kurumuna dönen paylardır. Ancak şunu ifade edeyim: Aslında kamu, Sosyal Güvenlik Kurumu bu paylardan dolayı bir gelir elde etmek amacıyla bunu yapmamaktadır. Daha önce de ifade ettim, hastanelere gidişi regüle etmek, düzenlemek, gereksiz gidişleri önlemek üzere bu cüzi miktarlar konmuştur. Dikkat edilirse bunlar gerçekten vatandaşımızın ödeme gücünü aşmayacak miktarlardır. Yani sonuçta eğer reçete almışsa bir aile hekiminde, sağlık ocağında 2 lira katkı payı istenmektedir ki bunların küçük miktarlar olduğu açıktır.

Sayın Köse kurum hekimleriyle ilgili bir soru sordular. Kurum hekimlerimizin, Sayın Köse, Sağlık Bakanlığına müracaatları hâlinde Sağlık Bakanlığına doğrudan geçiş yapmaları şu anda mümkündür. Bununla ilgili düzenlemeyi iki ay önce yaptık. Bunun yanı sıra iş yeri hekimliği de malum kanuna göre yapabilmektedirler.

“Aile hekimliğinde vatandaş doktorunu nasıl seçecek?” Aile hekimliğinin şöyle bir yapısı var: Bir aile hekimine yaklaşık 3 bin kişi, 3.500 kişiyi emanet ediyoruz. Altı ay sonra vatandaşlar bu aile hekimini değiştirme hürriyetine sahiptirler ve eğer herhangi bir aile hekimi daha az bireyi kendisine kayıtlı olarak hizmet yapıyorsa daha az kazanmaktadır. Dolayısıyla sistem tamamen vatandaşın memnun edilmesine, vatandaşın tatmin edilmesine yönelik bir sistemdir ve bu sistemde vatandaşımız eski sistemle kıyaslanmayacak ölçüde hekimini seçme hürriyetine sahiptir.

Sağlık çalışanlarına döner sermaye kotalarını kaldırmayacağız çünkü sonuçta bu kotalar bütün sağlık çalışanları için var. Yani bunların bir üst sınırı olmalıdır elbette kamu çalışanları açısından. Aksi takdirde kamunun, insanımızın vergisiyle veya primleriyle elde ettiği gelirlerden bunların ödenmesi mümkün olmazdı.

Niğde’den acil sevklerle ilgili bir sıkıntıdan bahsederken Değerli Milletvekilimizin süresi bitmişti. Aslında bu konuyu düzenlemek üzere üniversite hastanesini de içine alacak biçimde acil yönetimini il müdürlüklerimize veren yeni bir düzenlemeyi yaklaşık bir buçuk sene önce yaptık. Her geçen gün üniversite hastanemiz ve özel hastaneler de dâhil olmak üzere hastaneler buna uyum göstermektedir. Geçmişte, biliyorsunuz, daha çevreden, periferden gelen hastalar büyükşehirlere gönderilir ve hastane hastane dolaştırılırdı. Bunun önüne büyük ölçüde geçmiş bulunuyoruz. Önümüzdeki günlerde bu konuyu daha da geliştireceğiz.

Sayın Aslanoğlu, asgari ücretle çalışan değerli bir vatandaşımızdan bahsetti. Şu andaki sisteme göre o vatandaşımız asgari ücretle hizmetini vermeye devam edecek.

Sayın Yıldız, belediye hastanelerinde çalışanların iş yeri hekimliği yapabileceğinden bahsetti. Yapmaya devam edecekler.

Bir de, onun “taşeron” dediği, bizim “hizmet alımı personel” dediğimiz bir personel var. Sağlık Bakanlığımızda bu personelin sayısı 116 bine ulaşmıştır. İyi bir istihdam imkânı sağladık. 17 bin kişiyle bu hizmetler verilmeye çalışılıyordu hastanelerde yani SSK ve Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ve hepiniz hatırlarsınız, temizlik, yemek, güvenlik, hosteslik, hasta karşılama hizmetleri büyük ölçüde aksıyordu. Hem büyük sayıda vatandaşımızı istihdam etmiş olduk bu yöntemle hem de vatandaşlarımıza verdiğimiz hizmetin kalitesini artırmış olduk.

Bu domuz gribiyle ilgili soruya… Yani ben sorulurken de burada gülümseme fırsatını buldum. Değerli basın mensuplarına da iyi bir magazin fırsatı doğdu bu soruyla. Aslında, değerli milletvekillerime benim bir tavsiyem var. Herhangi bir İnternet köşesinde veya herhangi bir gazetede yazılan şeye hemen balıklama atlamamak lazım. Benim eşimin kız kardeşi yok. Dolayısıyla eski bacanağım nasıl olurmuş, bunu bu Değerli Milletvekilimizin takdirine bırakıyorum. Yani bunlar, artık hakikaten komik olaylar. Dolayısıyla, sayın milletvekillerimize bu yüce çatının altında soru sorarken biraz dikkatli olmalarını öğütlerim. Bu, İnternette yayınlanan bir şeyden alındı. Biz onu tabii ki tekzip ettik, tekzip ettiler. Maalesef, böyle magazinel komik olaylar zaman zaman oluyor.

Bir değerli devlet memurunun genel müdür yardımcısı olduğundan sonra domuz gribi vakaları çıkmış. Herhâlde bu mu dünyaya domuz gribini yaydı demek isteniyor soruyla? Bunu da anlamak mümkün değil. Söylediğim gibi, değerli milletvekillerime, ben, bir yerden bir bilgi alırken dikkatli olmalarını öğütlerim. Bu hepimiz için geçerli.

Sayın Bayındır “Niçin sadece hekimler?” sorusunu sordular. Elbette öyle değil. Bu yasa tasarısı, hekim dışı sağlık çalışanlarına mesai sonrasındaki çalışmaları için ilave ek ödeme imkânı getirmektedir. Bu yasa tasarısı, hekim dışı sağlık çalışanlarına mesai dışındaki nöbet hizmetlerinden dolayı ödenecek miktarları artırmaktadır. Elbette biz sağlık hizmetlerinin bir ekip hizmeti olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, hekimlere olduğu gibi diğer sağlık çalışanlarına da hem hürmetimiz çok yüksektir hem de onların durumlarını iyileştirmeye devam edeceğiz.

Teşekkür ediyorum.

SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) – Bir soru daha sormuştum Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Vakit olmadığı için onu da yazılı vereyim.

---

**Kaynak gösterme:** Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 14 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-23-2010-01-14-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
