# 2005 mali yılı bütçe kan.tas. (12 nci tur görüşmelerinde ) bayındırlık ve iskan bakanlığı,kültür ve turizm bakanlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Garip (AK Parti, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 26 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (12 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI,KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-12-nci-tur-gorusmelerinde-bayindirlik

> Recep Garip (AK Parti), 26 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (12 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI,KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI); konuşma 949 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP GARİP (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinin geneli üzerinde konuşma yapmak için, Grubum adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Siyaset, en uygun yönetim tarzını sürekli aramak demektir. Yönetimse, görüp gözetme ve düzenlemedir. Bu görme, gözetme ve düzenleme, kamusal alan ile diğer alanlar arasında, temel kültürel dinamiklere yaslanarak, gerekli ahenk ve dengeyi kurmakla mümkündür. Siyasetin, devlet adamlığı formasyonu olduğu bir gerçektir. Ufuklara bakmayan, geleceği hesaba katmayan, günübirlik hareket eden politikacılar, bir plan ve proje geliştiremezler.

AK Parti, değişim rüzgârıyla iktidara gelmiş, bu ruhla çalışmalara devam etmektedir. Kültür ve turizm alanında daha önce düşünülemeyen ve yapılamayan birçok yenilik, AK Partinin işbaşına gelmesiyle birlikte gün yüzüne çıkmış ve gerçekleştirilmiştir. Ülkemizin dışpolitikası doğrultusunda, çeşitli ülkeler ve milletlerarası kuruluşlarla kültür ve turizm ilişkilerini düzenlemek ve geliştirmek amacıyla, hükümetimizin genel politikasına uygun, Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları çerçevesinde, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun çıkarılmış; 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda değişikler yapılmış ve bu doğrultuda, korsan yayınlarla ilgili mücadele etkin bir şekilde başlatılmış; ancak, belediyeler daha etkin tedbirler uygulamalı diye düşünmekteyim. Ayrıca, yargı sürecine gelmiş olan korsanla ilgili çalışmalar, geç bırakılmadan, bir an evvel sonuçlandırılmalı ve bu konuda, mutlaka, Adalet Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının yanında yer almalıdır diye düşünüyorum.

Toplumsal gelişmede, ülkenin kalkınmasında asıl vurgu, kültürel bilinçliliğe yapılmalıdır; Kültür Bakanlığı ve ekonomiyle ilgili bakanlıkların proje ve istikametleri birbirine paralel olmalıdır; yani, Kültür ve Turizm Bakanlığına ayrılmış olan bütçeyle ekonomi bakanlığına ayrılmış olan bütçe arasında bir denklik sağlanmalıdır; çünkü, siyasî, sosyal ve ekonomik hayat, kendi toplumuna ait bir paradigmayla genel bir düşünce dünyasının aracılığıyla ayakta durmaktadır. Bu duruşu ortaya koymak, tarihsel misyona, çağdaş vizyona ve orijinal bir mesaja sahip olmakla mümkün olur; çünkü, var olmak bir mesajı olmaktır; mesajı olmayan hiç kimse, var olma durumunda söz konusu değildir. Kapalı, statükocu ve mesajsız toplumlar, dengelerin değişmesi sırasında güçlü milletlerin güdümüne girerler. Bir milleti ve devleti uzun sürede büyük yapan, onun evrensel bir mesaja, evrensel bir misyona sahip olmasıyla mümkün olur. Mesajsız milletler, maddî güçleri büyük olsa da, kısa zamanda bu güçlerini yitirirler ve küçülüp giderler. Bir yazarın ifadesiyle, 60'lı yıllarda ifadelendirilen insanlığın karşısına bir mesajla çıkamadığımız için kendi içimize kıvrılmış, kendimizle uğraşıp duruyoruz yani, 60'lı yıllarda düşünmeye başladığımızı ifade ediyor yazarımız. İnsanların aradığı gerçek konusunda sağlam temeller üzerine oturtulmuş orijinal ve millî bir mesajımız, politikamız olmalıdır. Jan Paul Sartre "bana projeni söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" diye ifadelendirmektedir. Bizim, dönemlere ve iktidarlara göre değişmeyen, yüzyılları kuşatan projelerimiz, planlarımız olmalıdır; yani, büyük bir coğrafyanın, büyük bir ulusun sorumluluğunu üstlenmiş olan Türk Ulusunun, ciddî noktada yüzyıllık politikalar üretmesi gerekmektedir. Bu programı yapmadıkça, ansızın bastıran dışfacia sürprizleriyle karşılaşmaktan ve daima savunmada kalmaktan kurtulamayacağız. Bu bağlamda, çok temel bazı anlayış ve projelerin oluşturulması gerekmektedir.

Öncelikle, Türk Milletinin diğer milletler arasındaki yeri, diğer milletlerin Türk insanına ve Türk toplumuna bakışı, Türkiye'ye düşen tarihî sorumluluk net olarak belirlenmelidir. Türkiye, tarihten devraldığı büyük kültür ve medeniyet birikimiyle -özellikle buraya vurgu yapmak istiyorum- Asya Kıtasının kalbinde bulunmaktadır. Kafkasya'dan başlayan soydaşlarımızla İslam coğrafyasında da önemli misyonlar üstlenmektedir. Bu nedenle, artık, kısa vadeli çözümler yerine, yüzyıllık projeler üretmelidir. Bu toplumun insanlığa ve bilime yaptığı büyük öncü girişimleri ve hizmetleri tarih kaydetmiştir; fakat, bu millet, birçok toplum nazarında din, kültür, karakter ve düşünce açısından çok yanlış imajlarla yer almaktadır. Bizi olduğumuz gibi yansıtmak için, hem kültür hem de turizm alanında çok yeni ve çok önemli projelere ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, Avrupa Birliği kapılarının açıldığı şu günlerde, Doğu ile Batı'nın kopma ve bütünleşme noktasının Türk kültürü olduğunu hatırlamak ve buna uygun çağdaş yaklaşımlar ortaya koymak gerekiyor, ki, bu duruma, Kültür ve Turizm Bakanlığımız çalışmalarını sürdürerek devam etmektedir.

Doğu'nun mistisizmi ile Batı'nın realizmindeki aşırılıklar, ancak ve ancak Türk kültür ve medeniyetinin geniş hoşgörü ve birikimiyle arındırılıp, sentezlenebilir, bir araya getirilebilir; dayanışmalı evrensel bir kültür doğumu gerçekleştirilmiş olur. Bu da, tarihî bir sorumluluktur diye düşünüyorum.

Yüzyılları aşan bir anlayış ve büyük projelerimizin oluşturulmasında somut olarak kültür ve medeniyetimizin temel taşlarını yaşatacak olan enstitüler kurularak ilk adımlar atılabilir. Bir Mevlana enstitüsü, bir Yunus Emre enstitüsü, bir Hacı Bektaş Veli enstitüsü, bir Mehmet Akif Ersoy enstitüsü kurulabilir. Bu konuda, Kültür Bakanlığımız, mutlak surette, ilgili üniversitelerimizle birlikte ortak çalışmalar yapabilir, enstitüler ve kürsüler oluşturabilir diye düşünmekteyim.

Mevlana ve onun Mesnevisi, batıdan gelen Haçlılara ve doğudan gelen Cengiz'in ordularına karşı kültürümüzü korumuştur. Bu, hepimiz tarafından bilinmektedir. Böyle bir teşebbüs, üniversitelerimizin gerçek siyasetini bulmaya, şahsiyetini bulmaya, kültürümüzün yeniden çağa hitap edebilecek bir diriliğe, zenginliğe kavuşmasına hizmet edecektir diye düşünüyorum.

Kültür ve Turizm Bakanlığının, ülkede kültürel bütünlüğü tesis amacıyla, ortak paydalar, bütünleştirici prensipler üretmek gibi, çok aslî bir görevi vardır. Kültürel gelişme, bütünleşme, canlanma sağlanmasında temel sosyal kurumlar olan aile, din, dil, eğitim, hukuk gibi alanlara yönelik iyileştirici faaliyetlerin yürütülmesi gerekmektedir. Kültürün sürekli yeniden üretilip güncelleştirilmesi amacıyla, toplumun iç dinamiklerinin beslenmesi, eşitlik, vatandaşlık gibi bazı çağdaş değerler çerçevesinde düzenlenmesi bir zorunluluktur. Medeniyet ve tarih bilinciyle insanlarda zihniyet oluşumunun sağlanmasına yönelik çalışmaların yapılması, ulus bilincinin kültür dokusuyla örgülenerek dünya kültürüne taşınması, Kültür ve Turizm Bakanlığımıza düşen çok önemli faaliyetlerdendir. Bu anlamda, kültürel hak ve özgürlükler gereği, farklı kültürel grupların taleplerinin karşılanabilmesi için esnek ve kapsayıcı bir örgütlenme modelini benimsemekteyiz. Bu doğrultuda, Türkiye'deki bütün etnik grupların, sosyal dokusu ne olursa olsun, bu tür insanların, toplulukların mutlaka tarih anlayışlarını, coğrafî anlayışlarını, kültür anlayışlarını, sanat anlayışlarını ortak zenginlik olarak görmekteyiz. Bütün sosyal sınıfları, sosyal hayattaki kültürel oluşum ve zenginlikleri, zenginlik olarak görmekteyiz.

Yasal düzenlemelerle kültürel hak ve özgürlüklerin, genişletilip, şekilsellikten kurtarılarak, öz içerik biçiminde güvence altına alınması da gerçekleştirmek istediğimiz çok önemli düşüncelerimizdendir.

Bugüne kadar hemen hemen bütün hükümetler, sanatı fazlasıyla ihmal etmişler ve toplumun sanat bilincinin gelişmesine yönelik icraatlarda bulunmamışlardır. Sanat, mutlak surette, ideolojilerin propaganda aracı olarak görülmüş; ancak, bu araç görülmekten, siyasîlerin aracı olmaktan kurtarılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Recep Garip (AK Parti, Adana). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (12 nci tur görüşmelerinde ) bayındırlık ve iskan bakanlığı,kültür ve turizm bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-12-nci-tur-gorusmelerinde-bayindirlik (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
