# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Garip (AK Parti, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mayıs 2005
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2005-05-31-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Recep Garip (AK Parti), 31 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 931 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

RECEP GARİP (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu hafta çok yoğun bir şekilde çalışmamız gerekiyor; çünkü, bir ay sonra, 1 Temmuz itibariyle, hep beraber tatile gireceğiz, bölgeye dağılacağız, insanlarımızla karşı karşıya geleceğiz. Dolayısıyla, Meclis tatile girmeden önceki süreç itibariyle çıkması gereken, yasalaşması gereken kanunlarımız var, hazırlıklar var. Bunların üzerinde kısaca durmak istiyorum.

Özellikle, Tarım Sigortaları Kanunu Tasarısı, uygulamaya konulmasıyla, devletin prim desteğiyle bugüne kadar sigorta edilemeyen sel, kuraklık, don gibi riskler sigorta kapsamına alınacaktır. Sorumlu kuruluşun Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olduğu gibi bu sistemde mevcut uygulamayı geliştirecek şekilde kurulması düşünülen havuzda primlerin toplanması ve hasar ödemelerinin havuz tarafından doğrudan çiftçiye yapılması öngörülmektedir. Şimdi yaz dönemindeyiz ve kış dönemine girmeden mutlak surette bu kanun yasalaşmalı ve bu konudaki havuz birikimi sağlanmalı ve gerekli olan bu tür sıkıntılarda çiftçimize gerekli olan destekler verilebilmelidir. Bu nedenle, mutlak surette böyle bir çalışmanın yapılması gerektiğini düşünmekteyiz.

Tarım Sigortaları Kanununun uygulamaya konulmasıyla, devletin prim desteği sağlanacak ve bugüne kadar sigorta edilemeyen sel, kuraklık, don gibi riskler sigorta kapsamına alınacaktır. Sorumlu kuruluşun Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olduğu bu sistemde mevcut uygulamayı geliştirecek şekilde kurulması, düşünülen havuzda primlerin toplanması ve hasar ödemelerinin havuz tarafından doğrudan çiftçiye yapılması öngörülmektedir.

Sigorta hizmetleri havuza üye sigorta şirketleri tarafından aynı esaslarla yürütülecek ve Hazine Müsteşarlığı tarafından denetlenecektir.

Değerli dostlar, bugün Türkiye'de tarım sigortaları uygulamalarında, poliçe düzenlemeleri, risk inceleme, hasar organizasyonları, risk haritaları hazırlama, raporlama ve tarım sigortaları vakfı veri bankasına kadar uygulamanın her noktasındaki otomasyon sisteminin, henüz, Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunda mevcut olmadığı bilinmektedir. Türkiye'nin bu konuda Avrupa Birliğiyle uyumu son derece kolay olabilecektir. Henüz ekili alanların en fazla yüzde 1'inde yürütülen bu çalışmalar Tarım Sigortaları Kanununun yürürlüğe girmesiyle sel, kuraklık, don gibi sıkıntılarda sigortaların uygulanmasının başlamasıyla ve talep patlaması olduğunda, sistemin çekirdeğini oluşturmuş olacak. Dolayısıyla, bu tür hazırlıklar, mutlak surette, bir tarım ülkesi olan ülkemizin, mutlaka, bu sıkıntıların da önleminin alınması konusunda, biraz ivedi davranmamız gerekiyor. Bunun için, bu tasarı gelmektedir.

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Tasarısıyla ilgili konuda ise, tasarının kanunlaşmasıyla, her ilde toprak koruma kurulu oluşturulacak, en uygun tarımsal arazi parsel büyüklükleri belirlenecek, arazi kullanımı planları yapılacak, tarımsal amaçlı arazi kullanım plan ve projeleri hazırlanacak, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı sınırlandırılacak, amaçsız yere kullanılmayacak ya da bir sınır getirilecek, toprakların erozyon yoluyla kaybını azaltmak amacıyla önlemler alınacak, toprak kirliliği önlenecek, gerekli görülen yerlerde arazi toplulaştırılması ve dağıtımı gerçekleştirilebilecektir. Bu çalışmaların, mutlak surette, yapılabilmesi için, Türkiye'nin yeniden imar edildiği, mamur hale getirildiği, yeniden şekillendiği bir dönemde, mutlak surette, bu yasal düzenlemelerin bir an evvel derlenip toparlanması, hazırlanması ve hayata geçirilmesi gereğine inanmaktayız.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısında ise, tasarının gerekçe metni şöyle: Ağırlıklı olarak ve özetle, tarihî kent merkezlerinin, kültürel ve mimarî özellikleri gözetilerek yenilenmesi ve yıpranmış olan bu bölgenin, altyapı ve diğer donanımlarla da desteklenerek yeniden yaşama dönüştürülmesini öngören, bu anlamda, kentsel kimliğe ve değerlere duyarlı beklentiler içinde, çekici olabilecek ifadeler içermektedir; yani, tarihî kentlerin, kent merkezlerinin dünden bu yana şekillenmiş tarihî misyonunu, kimliğini, vizyonunu, bir şekliyle insanımıza aktarabilen, dünya insanıyla paylaşabilen bir medeniyet zinciri içerisinde olması gerektiğini ve kentin, tarihsel dokusunu kaybetmeden, kaybedilmiş, yıpranmış birtakım dokular varsa, bu dokuların onarılması ve mutlaka, gelecekteki kuşaklara tarihsel bu bilgimizi, bu bilgimizi, bu birikimimizi, bu medeniyet zincirimizi aktarmak gibi bir mecburiyetimizin olduğu kaçınılmazdır, kaçınılmaz mecburiyetimizdir. Dolayısıyla, buradaki tarihsel kentlerin kent bilgisinin, kent donanımının yeni dünyayla barışık hale gelmesi ve yeni yapılanma içerisinde kendi tarihsel misyonunu kaybetmeden, tarihî anıtlarımızın ve mimarî üsluplarımızın, bugün, hayatımızın birçok tarafında eksik olduğunu bilmekteyiz. Bunların da telafi edilmesi ve bir an evvel hayatımıza geçirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Hatta, İstanbul'daki Süleymaniye ve Zeyrek gibi, yıllardır özel yasalarla kurtarılmayı bekleyen ve UNESCO gündeminde yer alan tanınmış semtler de örnek gösterilerek, tasarının önemi güçlendirilmektedir; yani, Süleymaniye'deki Osmanlı mimarisiyle ilgili o tarihsel dokümanların, aynı şekliyle diğer kentlerimiz de -Bursa gibi, Kayseri gibi, Konya gibi, Adana Tepebağ evleri gibi- bu kapsamda ele alınmalıdır. Bütün bunlara bakıldığı zaman, tarihî kent merkezlerinin mutlak surette onarılması ve bu Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı doğrultusunda ele alınması gerektiğini belirtmek istiyorum.

Tasarıyla, genel anlamda bakıldığı zaman, bütün bu yapılanma içerisinde, tarihsel gelişimimiz, bizim çok ciddî uygarlıklara beşiklik yapan Anadolu insanının mutlak surette dünya devletleriyle buluşması ve dünya ülkelerindeki turistlerin ülkemizde kendileriyle özdeşleştirdikleri tarihsel dokulardan da mutlaka faydalanmaları gerektiği konusunu da gözardı etmememiz gerekiyor.

İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinde ise, teklifin geneline bakıldığı zaman, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile icra suç ve cezaları açısından bir uyumlaştırma yapılmaktadır. Yine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunuyla paralel bir şekilde Türkçe diline uyum sağlanmakta; yani, İcra ve İflas Kanununun söz konusu maddelerinin dili sadeleştirilmektedir. Yani, dünkü dilimizin mutlak surette muhafaza edilmesi; ama, bugün kullanmış olduğumuz Türkçemizle de anlaşılır hale getirilmesi gerektiğini vurgulamaktayız.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunundaki suçların karşılığı olan hapis cezalarına uygun olarak İcra ve İflas Kanunundaki hafif hapis cezası kaldırılmakta, icra suçlarına karşılık olarak hapis cezası kavramı konulmaktadır. Teklifte, idarî para cezası ile hapis tazyiki müesseselerinin, Kabahatler Kanunuyla, yine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunuyla aynı paralelde düzenlendiğini burada görmekteyiz.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, yine Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri de gündemimize gelmektedir. Bu konuda ise teklife şöyle bakmak lazım: Diğer sosyal güvenlik şemsiyesi altında bulunan kişilere tanınan yurt dışında tedavi imkânının, Bağ-Kurlulara ve tarım Bağ-Kurlularına da tanınması amaçlanmaktadır, bunun sağlanması için bu tekliflerimiz gelmektedir.

1479 sayılı Kanuna eklenen maddeyle, Bağ-Kur, sigortalı ve hak sahiplerinin, yurt içinde tedavisi mümkün olmayan hastalıklarının yurt dışında tedavi edilmelerine imkân sağlanmaktadır. Bu teklifi, Trabzon Milletvekilimiz Cevdet Erdöl Bey ve arkadaşlarımız vermişlerdir. Elbette ki, bu konu mutlak surette savunulması gereken, gerçekleştirilmesi gereken çalışmalardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Recep Garip (AK Parti, Adana). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2005-05-31-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
