# 2003 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde son konuşmalar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, Siirt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNİN TÜMÜ ÜZERİNDE SON KONUŞMALAR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-22-2003-03-29-2003-mali-yili-butcesinin-tumu-uzerinde-son-konusmalar

> Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti), 29 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNİN TÜMÜ ÜZERİNDE SON KONUŞMALAR); konuşma 964 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisin şahsında, tüm vatandaşlarımızı saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Kısa, ama, uzun geçen bir gecenin ardından, şu anda, sizlerle bir arada bulunuyoruz. Bu gece, yaklaşık 200 vatandaşımızın "Ergene" adlı uçaktaki sıkıntılı anlarını, milletçe, hep birlikte, yaşadık, paylaştık ve vatandaşlarımıza tekrar geçmiş olsun diyorum. Tabiî, bu tür sıkıntıları ne ülkemizde ne de dünyamızda yaşamak istemediğimizi de ayrıca vurgulamak istiyorum.

Türkiye'nin çok zor şartlardan geçtiği bir dönemde, Türkiye'nin bütün kurumlarına çok önemli vazifeler düşmektedir. Kuşkusuz bu süreçte en önemli vazife Yüce Meclisimize aittir. Milletimizin Kurtuluş Savaşına önderlik yapmış bu Meclis, zor şartları, ülkemizin geleceği için yepyeni fırsatlara dönüştürmekte mahirdir; bunu, her zaman ispat etmiştir. Yüce Meclis, milletimizin, bağımsızlığının ve dünya milletlerinin şerefli bir üyesi olmasının da açık, net bir garantisidir. Tarihi böylesine bir şeref abidesi olan Yüce Meclisimize hitap etmekten gerçekten çok mutluyum. Bildiğiniz gibi bugün, 2003 malî yılı bütçesiyle ilgili hükümetim adına görüşlerimizi belirtmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle, sizlere, siyaset üslubumuz üzerine birkaç şey söylemek istiyorum: Bildiniz gibi AK Parti, 3 Kasım seçimleriyle beraber, köhnemiş siyasî zihniyetin ve siyaset üslubunun tasfiyesini gerçekleştiren büyük bir başarı göstermiştir. 3 Kasım seçimlerine gelininceye kadar siyaset kurumu, artık, halkımız tarafından muteber kabul edilmeyen bir kurum haline gelmişti. Yapılan kamuoyu yoklamalarında, halk nezdinde itibarı en düşük olan kurum olarak siyaset kurumu öne çıkmaktaydı. Halkımızın siyasetçiye güveni kalmamıştı. Toplumumuz, geleceği hakkında ciddî tereddütler içindeydi. 3 Kasım seçimleriyle beraber, siyaset kurumunun itibarını kaybetmiş tüm aktörleri ve güven kaybına uğramış tüm siyaset tarzları tasfiye olmuştur.

Bu büyük değişimi, toplumun seçkinleri değil -buranın altını çiziyorum- sade vatandaşları gerçekleştirmiştir. Bildiğiniz gibi, siyasî seçkinlerimiz, yıllardan beri Türkiye'nin büyük bir değişim ihtiyacı içinde olduğunu hep söyleyegeldiler, televizyon ekranlarında bunu hep anlatageldiler; ama, bu konuda, hiçbir fiilî durumu ortaya koyamadılar, sadece konuştular. "Buyurun, meydan" dediğiniz zaman, hiçbirisi meydana çıkamadı, çıktıysa da, kapalı bir dünyaya kendileri takılıp kaldılar. Değişim, âdeta bir "kızıl elma" gibi efsaneleştirildi. Türkiye, yıllardan beri değişimi hep konuşageldi; ama, bir türlü değişim iradesini, ne yazık ki, ortaya koyamadı.

Yıllar içinde değişimi talep etmek ile değişimi gerçekleştirmek arasındaki makas farkı hep büyüyegeldi; fakat, bu arada, bir şey sürekli olarak gözlerden kaçırıldı: Bu değişimi kim gerçekleştirecekti? Kuşkusuz, demokratik rejimlerde toplumsal değişim talebini gerçekleştirme görevi, siyaset kurumuna aittir; fakat, değişimi gerçekleştirmede öncü olması gerek siyaset kurumu, bizzat, kendi içindeki değişimini gerçekleştiremiyordu. İşte, toplumun önünü açması gereken siyaset kurumu, değişimin önüne, en büyük engel olarak dikiliyordu. Oysa, bize göre siyaset, siyasetçilerin meslekî faaliyetinden ibaret bir alan değildir. Siyaset, sadece siyasetçilerin özel gündemleriyle yapılmaz. Siyasetin esası, millettir, toplumdur. (AK Parti sıralarından alkışlar) Siyaset kurumunun öncelikli görevi, toplumun taleplerini siyasî temsile dönüştürmektir. Toplumdan kopuk siyaset olmaz. Toplumsal taleplere sırtını dönmüş olarak, fildişi kuleden milleti seyretmek suretiyle siyaset olmaz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Toplumsal talepleri algılama yeteneğinden yoksun olanlar, siyaset yapamazlar. Bu, böyle bilinmelidir ve bunun sonu da hüsrandır. (AK Parti sıralarından alkışlar) İşte, bugüne kadar da, hep, bunların örneklerini çok açık ve net olarak gördük. Bu nedenle, biz, siyasî duruşumuzu, toplumumuzun taleplerini siyasette temsil etmek üzere belirledik. Bu duruşumuz, siyaset kurumunu, iş takipçiliği, topluma ideoloji empoze etme, rant dağıtma, kendi yandaşlarını güçlendirme ve toplumu biçimlendirmeye soyunma gibi, gayri ahlakî ve antidemokratik ilişki ağından kurtarmak için, kararlı ve köklü bir adım atma anlamına gelmektedir. İşte bu amaçla siyaset sahnesine çıkan AK Parti, çok kısa zamanda -16 ay- iktidar olma fırsatını yakalamıştır; çünkü, bu partiyi, milletin talep ve özlemleri kurmuştur; bizler de, sadece tabelasını astık.

AK Partinin çok kısa zamanda elde ettiği başarılar üzerine yazılan yazıların üzerinde duracak değilim; bu yorumların içinde katıldıklarımız var, katılmadıklarımız var; fakat, biz, çok daha uzun sürecek bu tartışmalarda, herhangi bir saf belirlemek yerine, kendi cümlelerimizi söylüyoruz. AK Partinin, bu milletin ortak aklını ve ortak vicdanını temsil ettiği için bu başarıyı yakaladığını çok iyi biliyoruz. Bu nedenle, yıllardan beri siyasî seçkinlerin konuştuğu; ama, bir türlü başaramadığı değişimi, bu ülkenin sade vatandaşları, 3 Kasım seçimlerinde gerçekleştirmiştir.

Milletimiz, AK Partinin siyasî yaklaşımlarını ve siyaset üslubunu taleplerinin ve özlemlerinin bire bir karşılığı olarak görmüş ve yıllar boyunca bu ülkenin üstüne kara bulut gibi çökmüş köhne siyaset tarzını defterden silmiştir. İşte, milletin ortak aklının ve vicdanının ifadesi ve taşıyıcısı olarak Türk siyasetinde uzlaşmanın, katılımın ve demokratik nezaketin hâkim olmasını, gerçekten, milletimizin çok özlediğini görüyor, biliyor ve buna inanıyoruz ve ben, şunu da peşinen ifade edeyim ki, şu andaki Meclis de, bunun, gerçekten, en güzel örneğini teşkil ediyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Uzun yıllar boyunca, iktidar sarhoşluğuna kapılarak, milletin taleplerinden kopan iktidarların ve milletin talepleri yerine, belirli çıkarları temsil ederek tahripkâr muhalefet yapan muhalefet anlayışının, ülkemize ne kadar çok zarar verdiği hepimiz tarafından bilinmektedir. Ülke yönetmeyi bir katılım ve işbirliği sanatı olarak gören hükümet etme mantığı, evet, partimizle başlamıştır. AK Parti iktidarları, aldığı her kararda, Meclisteki muhalefet partilerinin ve Meclis dışındaki legal muhalefetin görüşlerini dikkate almayı hükümet etme mantığının ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. AK Parti iktidarları, toplumdan yükselen her sese kulak vermeyi ve bunları karar alma süreçlerinin omurgası yapmayı önemsemektedir, benimsemektedir. İktidarımız, katılıma, işbirliğine ve diyaloğa dayalı siyaset anlayışının kararlı bir temsilcisiyken, bunu gerçek manada geleceğe taşıma anlayışındayken, müsaadenizle, ben, bütçe görüşmelerinin başındaki bazı açıklamalara şöyle bir değinmek istiyorum; fakat, bunu, asla, bir çatışmanın altyapısı olarak değerlendirmeyin; sadece, bu yaklaşıma karşı bir cevabî anlayışım olarak görün.

Özellikle, Sayın Baykal'ın, 2003 malî yılı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmadaki şu ifade benim gerçekten dikkatimi çekti: "Bugünkü iktidarın, geçmiş dönemi suçlama, krizden yakınma, muhalefete sataşma ve içinde bulunulan durumun sıkıntılarını, sorunlarını sağa sola dağıtma olanağı kalmamıştır." Şimdi, bu ifadeyle, Sayın Baykal, bana göre, iki önemli şey söylüyor; bir "geçmişi kurcalamayın" diyor; iki "sorunlar hakkında bize fazla bir şey sormayın; çünkü, verecek cevabımız yok" demiş oluyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İDRİS SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Bir daha anlat!..

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla) - Malum cümlede ifade bulan yaklaşım tarzı, Cumhuriyet Halk Partisinin bir telaş içinde olduğunu göstermektedir; geçmiş dönemdeki kötü yönetimin sorumlularını içinde barındırdığının telaşı içindedir. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

---

**Kaynak gösterme:** Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, Siirt). “2003 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde son konuşmalar”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-22-2003-03-29-2003-mali-yili-butcesinin-tumu-uzerinde-son-konusmalar (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
