# Avrupa birliği konseyi raporu hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, Siirt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim
- **Tarih:** 7 Ekim 2004
- **Gündem:** AVRUPA BİRLİĞİ KONSEYİ RAPORU HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-22-2004-10-07-avrupa-birligi-konseyi-raporu-hakkinda

> Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti), 7 Ekim 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVRUPA BİRLİĞİ KONSEYİ RAPORU HAKKINDA); konuşma 855 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Siirt) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli mensupları; Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin sonbahar oturumuna katılmak üzere, bildiğiniz gibi, Strasbourg'a gitmiş ve Parlamenter Meclisinde, sonbahar oturumunda bir konuşma imkânını bulmuştum ve ardından da 40-45 dakikalık bir soru-cevap faslı oluşmuştu.

Strasbourg'taki bu toplantılarımız gerçekten dolu dolu, gerçekten verimli ve ülkemizi temsilen Strasbourg'ta bulunan tüm milletvekillerimizin, gerek iktidar gerekse muhalefet milletvekillerimizin oradaki saygınlığını da, diğer grupların gerek başkanlarından gerekse temsilcilerinden dinleme fırsatını buldum.

Strasbourg'ta bulunduğum sırada, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde, Hükümetimizce, son dönemde insan hakları ve demokratikleşme alanında atılan adımlar, ülkemizin Avrupa Birliği perspektifi ve dışpolitika önceliklerimiz konularında bir konuşma yaptım. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyelerinin sorularını tek tek yanıtladım.

Avrupa Konseyi Üst Yönetimi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanıyla görüşme imkânını buldum.

Görüşmeler sırasında, muhataplarıma, Türkiye'nin, Avrupa Konseyinin Avrupa mimarisi içinde üstleneceği rol ve görevlerde başarıya ulaşması için mümkün olan her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğunu belirttim. Ülkemizin Avrupa Konseyiyle mevcut işbirliğinden memnuniyet duyduğumuzu da ifade ettim.

Muhataplarımız, Avrupa Konseyinin etkin bir üyesi olan ülkemiz ile Avrupa Konseyi arasındaki işbirliğinden ve Hükümetimiz döneminde insan hakları, demokratikleşme konusunda atılan adımlardan duydukları memnuniyetleri ifade ettiler ve bundan, tabiî ki, bizler de memnun olduk.

Bu ziyaret vesilesiyle, ülkemizin dışpolitika önceliklerinin, Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili perspektife yönelik de çok farklı görüş alışverişinde bulunduğumuz Avrupa Birliği üyesi ülkelerin temsilcileriyle de görüşme fırsatımız oldu.

Özellikle, dünkü Hükümet açıklamamızda da belirttiğimiz üzere, Avrupa Birliği Komisyonu Raporunda, ülkemizin Avrupa Birliğine uyum yönünde attığı adımlar kapsamlı bir biçimde değerlendirildikten sonra, üye ülkelere, Türkiye ile müzakerelerin başlatılması yönünde net bir tavsiyede bulunulmuştur; bunu, açıkça görüyoruz. Bu, şüphesiz, Türkiye'nin, Avrupa Birliği yolunda önemli bir eşiği daha aştığının ifadesidir. Bu, bir sonuç değildir; bu, aslında bir başlangıçtır ve bundan sonra, önümüzde, şüphesiz ki zor günler var. Bunları da, yine, hep birlikte, nasıl ki şu ana kadar iktidar ve muhalefetiyle Parlamento içinde el ele verdiysek, Parlamento dışında sivil toplum örgütleriyle bir dayanışma içerisinde bu süreç aşıldıysa, inanıyorum ki, bundan sonraki süreci de, yine aynı dayanışma içerisinde başararak aşacağız ve tabiî, bu, sadece Parlamento içinde bizlerin başarısı değil, aslında, bu, milletimizin de bu sürece katkısıdır ve milletimizin zaferidir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bu alınan kararı olumlu bulmakla birlikte, dengeli, net bulmakla birlikte, Komisyonun müzakerelerin yöntemine ilişkin bazı değerlendirme ve önerilerini, 17 Aralıktaki Avrupa Birliği Zirvesine kadar, müzakerelerin başlatılmasıyla ilgili siyasî kararı verecek olan Avrupalı dostlarımızla birlikte gözden geçirme fırsatını bulacağımızı sanıyorum. Bu süreci de başlatmış bulunuyoruz. Zira, bu değerlendirme ve önerilerin, daha önceki uygulamalardan farklı olarak, Türkiye için ayırımcılık anlamına gelecek özel koşullar oluşturacak şekilde yorumlanmaması için böyle bir mesainin çok yararlı olacağını düşünüyorum; onun için de, bu görüşme sürecini başlatmış bulunuyoruz. Şimdiye kadar yaptığım temaslarda, 17 Aralıkta siyasî kararı alacak olan devlet ve hükümet başkanları, Komisyon raporunu beklediklerini, buna göre hareket edeceklerini, bundan önceki görüşmelerde, şahsıma da, arkadaşlarıma da bildirmişlerdi; hatta hatta, 2002 Kopenhag Zirvesinde, bildiğiniz gibi, sonuç bildirgesinde yer alan şu ifade çok önemliydi; o da -özellikle altını çizmek istiyorum- "Kopenhag Siyasî Kriterlerini Türkiye'nin yerine getirmesi halinde, gecikmeksizin müzakerelere başlamasına..." Bu ifade, tabiî, çok önemli; inanıyorum ki, ahde vefa göstermek suretiyle, hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak bu kelimeye, zannediyorum uyulacaktır.

Gerek Türk basını olarak gerekse şu ana kadar bu sürece destek verenlerin aynı desteği bundan sonra da sürdürmeleri, bizim işimizi kolaylaştıracağı gibi, süreci de hızlandıracaktır. Zira, Türkiye artık, gerek ülkemiz gerekse milletimizle, gerekse tüm Avrupa ve Avrupa'daki dostlarımızla birlikte, bir dönemeci, şu anda, evet, aşmaktadır.

Burada, yine bir gerçeği özellikle vurgulamak istiyorum -az önce de ifade ettim- uzun ince bir yoldayız ve bu yolculuğumuz esnasında, dayanışmamız hiçbir zaman eksik olmamalı ve üzerimize düşeni en iyi şekilde yerine getirmek suretiyle, Avrupa Birliği müktesebatının içerisinde ne varsa, bunların gereğini ve uyumdaki eksikliklerimizi de, şüphesiz ki müzakereler esnasında, yine, bazı şeyler ortaya çıkacaktır, bunları da süratle yerine getirmeye muktedir bir Parlamentomuz var, bununla iftihar edebiliriz ve bunun yanında, tabiî, uygulamaya yönelik atılacak adımlar vardır ki, zaten, biliyorsunuz sıkıntı buradadır. Neden; bu bir zihniyet değişimidir, bir zihinsel değişimdir, bu bir süreçtir; bu zihniyet değişimini, hep birlikte, en batıdan en doğuya, en kuzeyden en güneye, 70 000 000 vatan evladına kabul ettirecek şekilde bunun çalışmasını yapmak durumundayız. Bunu ne kadar büyük ölçüde gerçekleştirirsek, inanıyorum ki bu süreç o kadar hızlanacaktır.

Tabiî, zamanla ilgili olarak çok değişik ifadeler kullanılıyor; efendim, askıya alınmak; efendim, işte, tarih verilmedi, şudur budur gibi. Bence bunlara pek iltifat etmenin anlamı yok. Müzakereye başlayan bir ülke tam üye olma sürecine girmiş bir ülkedir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Müzakere bunun için başlatılır. Yani, tam üyeliğe kabul edilmeyecek bir ülke için müzakere kavramının ne anlamı olur! Kaldı ki, bunlar zaten çoktan aşıldı; bu, Helsinki'de aşıldı; bu, gümrük birliğinde aşıldı. Ben, bu vesileyle, gerek gümrük birliğinde gerekse Helsinki Zirvesinde, Lizbon'da katkısı olan bütün siyasîlere, geçmiş siyasîlere de huzurunuzda ayrıca teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Tabiî ki bugünlere durup dururken gelmedik ve bu süreç, şu andaki, bana göre, bir finalin adımlarıydı, bu finalin adımlarını da hep birlikte attık. İnşallah, bu finali hep birlikte yaşamak ve bunu sonuçlandırmak da yine bizim görevimizdir. Temennimiz odur ki, bizden, bu atılacak adımlarla, daha sonra Parlamentoda görev yapan veya yapmaya devam eden her vatan evladı bu süreci yaşamış olsun diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti ve Bakanlar Kurulu sıralarından ayakta alkışlar; CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, Siirt). “Avrupa birliği konseyi raporu hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim tutanağı, 7 Ekim 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-22-2004-10-07-avrupa-birligi-konseyi-raporu-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
