# (8/11) esas numaralı genel görüşme üzerine (demokratik açılım konusunda )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim
- **Tarih:** 13 Kasım 2009
- **Gündem:** (8/11) ESAS NUMARALI GENEL GÖRÜŞME ÜZERİNE (DEMOKRATİK AÇILIM KONUSUNDA )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-23-2009-11-13-8-11-esas-numarali-genel-gorusme-uzerine-demokratik-acilim-konusund

> Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti), 13 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (8/11) ESAS NUMARALI GENEL GÖRÜŞME ÜZERİNE (DEMOKRATİK AÇILIM KONUSUNDA )); konuşma 1.584 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, millî birlik ve kardeşlik sürecimizi ele almak üzere yaptığımız genel görüşmenin ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Üç gün önce vefatının 71’inci yıl dönümünde minnetle andığımız Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış öncesinde yayınladığı tebliğde, o günden yani 23 Nisan 1920’den itibaren askerî ve sivil bütün makamlarla, bütün milletin tek mercisinin Büyük Millet Meclisi olacağını ifade etmişti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi o günden itibaren bu aziz milletin tek mercisi olmuştur. Bu Meclis gazi bir meclistir. Bu Meclis Kurtuluş Savaşı’mızı sevk ve idare eden meclistir. Bu Meclis millet iradesinin tezahür ettiği, tecessüm ettiği meclistir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne iradesi ya!

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla) – Bu Meclis, açıldığı 23 Nisan 1920’de bu ülkenin bütün renklerini, bütün çiçeklerini, bütün kokularını, bu ülkenin topyekûn sesini, nefesini bünyesinde toplamış, bu ülkeyi teşkil eden, cumhuriyeti kuran bütün unsurları çatısı altında birleştirmiş bir Meclistir.

1920’de ilk Mecliste Ankara Mebusu Mustafa Kemal var, Afyonkarahisar’dan Ömer Lütfi Argeşo var, Ardahan’dan Filibeli Hilmi var, Balıkesir’den Abdülgafur Efendi var, Bilecik’ten Mostarlı Boşnak Ahmet Lakşe var, Bitlis’ten Derviş Sepunç var, Burdur’dan Mehmet Âkif Ersoy var, Çankırı’dan Müştak Torbo var, Diyarbakır’dan Abdülhamid Hamdi var, Manisa’dan Çerkez Reşit var, Dersim’den Diyap Ağa var.

Kurtuluş Savaşı’na başkumandanlık yapan, Türkiye Cumhuriyeti’ni inşa eden ruh ve irade, Türkiye’nin tüm unsurlarını işte bu Mecliste cem etmiştir.

Atatürk’ün en büyük başarılarından biri, her türlü farklılığı önce Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, ardından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı paydasında birleştirmek, millet olma bilincini güçlendirmek olmuştur. İlk Meclisin açılışında Gazi’nin dile getirdiği şu ifadeler her an hatırda bulundurulmalıdır. Daha önce de ifade ettim yine bu kürsüde, ama biliyorsunuz tekrarda fayda vardır: “Efendiler, burada maksut olan ve Meclisi âlinizi teşkil eden zevat, yalnız Türk değildir, yalnız Çerkez değildir, yalnız Kürt değildir, yalnız Laz değildir. Fakat hepsinden mürekkep anasırı İslamiye’dir, samimi bir mecmuadır.”

Bu Meclis, aziz milletimizin hamurunu “çokluk içinde birlik” anlayışıyla yoğurmuş, milletimizin birlik ve bütünlük ruhunu tesis etmiştir.

Büyük Millet Meclisinin Kayseri’ye taşınması teklifi karşısında söz alan ve “Biz buraya Ankara’dan kaçmak için gelmedik, savaşmaya, dövüşerek ölmeye geldik.” diyen Dersim Mebusu Diyap Ağa, bu cumhuriyetin hangi ruh ve ideal üzerine inşa edildiğinin en somut abidelerinden yalnızca bir tanesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Seksen dokuz yıl boyunca da bu Meclis hep milletin Meclisi olarak kalmıştır ve evvel Allah, bundan sonra da hep öyle kalacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Türkiye’nin her meselesinin çözüm yeri burasıdır. Türkiye’de her meselenin cesaretle, samimiyetle açık seçik konuşulacağı zemin işte bu Meclistir. Bu Meclis seksen dokuz yıl öncesinin gerisine düşemez. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu Meclis, seksen dokuz yıl önce, renklilik üzerine, özgürlük üzerine, en önemlisi de demokrasi üzerine inşa ettiği temellerinden ve ilkelerinden taviz veremez. Varlık yokluk mücadelesi veren, istiklal mücadelesi veren bir milleti küllerinden ayağa kaldıran bu şanlı Meclis, elbette, her türlü sorunu ele alabilecek, her türlü sorunu çözüm yoluna koyabilecek bir tarihî geçmişe, derin bir tecrübe ve sağduyuya sahiptir. Türkiye’nin en önemli sorun alanlarıyla ilgili meseleleri de elbette Mecliste konuşmak, tartışmak durumundayız, bu amaçla genel görüşme yapılmasını istedik. Bundan daha doğal, daha tabii ne olabilir. Her meselenin özgürce konuşulduğu, cesaretle konuşulduğu, millet adına konuşulduğu, nezaketle, edeple, adapla, karşılıklı saygıyla, hoşgörüyle ele alındığı ilk Meclis, bugünkü Meclis için bir model olmak, bir ilham kaynağı olmak zorundadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, iktidar kadar muhalefet de demokrasinin olmazsa olmaz unsurudur. Muhalefetin iktidarla her konuda bire bir aynı düşünmesi asla teklif edilemez, düşünülemez de, her konuda ittifak etmesini asla bekleyemeyiz. Bu, demokrasinin de doğasına aykırıdır ancak her konuya, sırf iktidarın önerisidir, fikridir, girişimidir diyerek karşı çıkmak, yapıcı bir öneri, yapıcı bir eleştiri getirmek yerine, temelden her meselenin karşısında durmak millet istifadesine değildir, ülkemizin istifadesine değildir. Demokrasinin en temel şartı diyalogdur, müzakeredir, uzlaşı aramaktır. Her konuda uzlaşmak, her konuda aynı düşünmek demokrasinin bir gereği değildir ama her türlü farklılığa rağmen konuşmak, tartışmak, sorunlara çözüm aramak demokrasinin bir gereğidir. Konunun özüne dönük görüş beyan etmek, eleştiri getirmek yerine “Hükûmet kendisini anlatmasın.” diye çaba göstermek, farklı polemiklerle konuyu saptırmaya çalışmak bir muhalefet tarzı olamaz.

Bizler bu Mecliste yeni değiliz. Uzun yıllardır bu Mecliste olan milletvekilleri var. Bu Meclisin kurulduğu günden beri tutanakları var. Bugün Türkiye'nin her tarafında bizi izleyen -ekranları başında- aziz vatandaşlarımız siyasette tutarlılık istiyor. İzleyici tribünlerine eli tutularak getirilenler olursa, bunlar bu Meclisin asaletiyle bağdaşmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Milletin Meclisindeki üslup, elbette çocuklara, elbette gençlere, elbette tüm bir millete örnek teşkil edecek bir üslup olmalı, sağduyuyu ve aklıselimi yansıtan bir üslup olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, seksen altı yıl önce birlik, beraberlik ve dayanışma üzerine inşa ettiğimiz cumhuriyet, seksen altı yıl boyunca gelişerek, güçlenerek, bölgesinde ve dünyada tarihine, kültürüne, medeniyete yaraşır bir ağırlık kazanarak bugünlere ulaşmıştır. Cumhuriyet, seksen altı yıl boyunca dünyadaki değişime ayak uydurduğu ölçüde, demokrasisini ilerlettiği ölçüde, kendisini yenilediği, reformları hayata geçirdiği ölçüde ilerlemiş ve kalkınmıştır.

Şu hususa da özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Trablusgarp Savaşı’nda Tobruk ve Derne’de savaşan, Balkan Savaşı’nda Gelibolu, Bolayır, Dimetoka ve Edirne’yi savunan, Çanakkale Savaşı’nda Anafartalar Grup Komutanı olarak zafere imza atan ve Kurtuluş Savaşı’mızın Başkumandanı olarak bu ülkeyi istiklaline kavuşturan Gazi Mustafa Kemal, cumhuriyetin ilanının hemen ardından, savaştığı tüm ülkelerle diplomatik ilişkileri geliştirmenin gayreti içinde olmuştur. Atatürk kin gütmemiş, intikam hissi içinde olmamış, küsmemiş, husumet beslememiş, tam tersine, işgalci ülkelere Kurtuluş Savaşı’nda gereken cevabın verildiği düşüncesiyle yeni bir dönem başlatmıştır.

Gazi Mustafa Kemal, ülkenin etrafına duvarlar örmemiş, ülkenin ufkunu daraltmamış, tam tersine, “yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek, Türkiye’yi büyütmenin mücadelesine, istikbal mücadelesine yoğunlaşmıştır.

Soruyorum: Yurtta sulhu tesis edemeyenler, cihanda sulhu tesis edebilir mi? Bunun başarılması lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bugünün ulusal ve uluslararası meselelerini dar kalıplar üzerinde inşa edenler, meselelere hissi yaklaşanlar, ulusal ve uluslararası problemleri kin, nefret ve intikam duygusuyla mülahaza edenler cumhuriyetin kuruluş ruhuna ve kurucusuna haksızlık ederler.

Biz, “Türkiye'nin üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili” diyen bir anlayışla değil, “yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışıyla hareket ediyoruz. Biz, düşman üretmek değil, dost kazanmak anlayışıyla bir yaklaşım üretiyoruz. Bizim barışçı, aktif dış politikamızı eleştiren anlayış eğer o gün var olsaydı, ne Kurtuluş Savaşı son bulurdu ne Lozan olurdu ne cumhuriyet ayakları üzerinde doğrulurdu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Emin olun ki bu anlayış, Atatürk’ün diplomatik temaslarına da, dünyada sulh anlayışına da karşı gelir, ayak diretirdi.

Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 1923’te ne kadar büyük düşündüyse bugün de o kadar büyük düşünmek durumundadır. Bu devlete ve bu millete büyük düşünmek yaraşır. Bizler, küçük meselelere takılıp kalamayız. Hükûmet olarak ülkemiz için, millet olarak, devlet olarak tarih boyunca her zaman büyük düşündük, büyük adımlar attık, büyük hedefler belirledik ve büyük ideallerin peşinde olduk. Bugün de aynı ruh ve aynı heyecanla büyük düşünmek ve büyük hedeflere doğru kararlı adımlarla ilerlemek bizim ve tabii ki bu yüce Meclisin asli vazifesidir. Bu yüce Meclis, memleketin meselelerine çözüm üretecek güce sahip bir Meclistir. Hiçbir ülke, hiçbir topluluk, hiçbir grup ya da zümre milletin bu aziz Meclisine hiçbir şey dayatamaz. (AK PARTİ sıralarında alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bu Meclis yıllar yılı hayalî tehditlerle meşgul edilmiştir, şimdi olduğu gibi; içini bildikleri için değil, gerçekleri bildikleri için değil, dış güçlerin talimatlarıyla, oralardan verilen emirlerle, “Büyük Orta Doğu Projesi” gibi ifadelerle.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Eş Başkanı değil miydin, yalan mı?

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla) – “Nedir?” diye sorsanız, “İçeriğinde ne var?” diye sorsanız bilmezler, söyledikleri bir şey de zaten yok. Hiçbir zaman bir belgeye, bir delile bağlı olarak da konuşamazlar çünkü o kapasiteleri de yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Böyle bir durumları var.

Bu ülkenin enerjisi, var olmayan tehditler nedeniyle ne yazık ki israf edildi.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Obama’yı ayakta siz alkışladınız.

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla) – Dünya değişirken, dönüşürken, gelişirken bu ülke sonu gelmeyen tartışmalarla, çözüm üretilmeyen meselelerle oyalandı, duraklatıldı, geri bırakıldı.

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayenizde!

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla) – Bugün, o eski anlayışla, o eski siyaset tavrıyla, artık tedavülden kalkmış siyasi üslupla Türkiye’yi, yeni tehditler, yeni korkular, var olmayan ve var olmayacak yeni düşmanlar üretmek suretiyle kimsenin sanal tehditler üretmeye hakkı yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÇETİN SOYSAL (İstanbul) – Terör de mi sanal, PKK da mı sanal?

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla) - Hükûmet olarak yedi yıldır bu ülkenin kronik meselelerini çöze çöze bugünlere geldik.

Enflasyondan faizlere, dış ticaretten uluslararası yatırımlara, turizm gelirlerinden ücretlere, bölünmüş yollardan dersliklere…

ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Millet aç, millet aç!

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla) – …modern teknolojiyle donatılmış okullardan üniversitelere, yüksek standartlı demokrasiden dış politikaya kadar her alanda ezberleri bozduk, statükoyu değiştirdik ve ülkemize yeni bir ufuk çizdik. (MHP sıralarından “Telekulak başladı.” sesi)

Herkes görevini yapıyor, merak etme.

Yedi yıl boyunca ekonomiyi, toplumsal yaşamı, dış politikayı, sağlam bir zeminde yüceltmek ve büyütmek için demokratik hak ve özgürlükleri olabildiğince genişlettik ve bu iktidar döneminde, temel hak ve özgürlüklerin almış olduğu irtifa hiçbir dönemde olmamıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bugün, çağdaşlığın da modernliğin de evrensel değerlerle buluşmanın da yolu demokrasiden, daha ileri, daha gelişmiş bir demokratik standarda ulaşmaktan geçiyor. Ülkemizdeki tüm sorun alanlarına el atmak, sıkıntıları hafifletmek, demokrasiyi her alanda hâkim kılmak için demokratik açılım sürecini başlattık. Yani, bu olayı, sadece terör sorunu olarak algılamak veya anlatmak ayrı bir yanlıştır, sadece Kürt sorunu olarak algılamak veya anlatmak ayrı bir yanlıştır.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, hedef, millî birlik ve kardeşlik projesidir. Süreç, demokratik açılım sürecidir.

Değerli arkadaşlarım ve burada tabii ki öncelikli sorun, terörle, terör sorunuyla mücadeledir, etnik unsurların sorunlarıyla mücadeledir. Bunun içinde Kürt sorunu da vardır, Arnavut sorunu da vardır, benim Türk vatandaşımın sorunu da vardır, Laz, Abaza, Arnavut, Roman, hepsinin sorunları vardır kendilerine göre. Bunları çözmek durumundayız.

Bunun yanında azınlıkların da sorunları var…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Öyle bir sorun yok.

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla) - …inanç gruplarının sorunları var.

Sana gelmiyor, bana geliyor bunlar. Bu sorunlar bana geliyor.

---

**Kaynak gösterme:** Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, İstanbul). “(8/11) esas numaralı genel görüşme üzerine (demokratik açılım konusunda )”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 13 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-23-2009-11-13-8-11-esas-numarali-genel-gorusme-uzerine-demokratik-acilim-konusund (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
