# 9.7.2004 tarihli ve 5215 sayılı belediyeler kanunun geri gönderilen kısmının görüşülmesi hk.(s.s.669)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Recep Yıldırım (AK Parti, Sakarya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim
- **Tarih:** 7 Aralık 2004
- **Gündem:** 9.7.2004 TARİHLİ VE 5215 SAYILI BELEDİYELER KANUNUN GERİ GÖNDERİLEN KISMININ GÖRÜŞÜLMESİ HK.(S.S.669)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/recep-yildirim-22-2004-12-07-9-7-2004-tarihli-ve-5215-sayili-belediyeler-kanunun-geri-gonderilen-ki

> Recep Yıldırım (AK Parti), 7 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 9.7.2004 TARİHLİ VE 5215 SAYILI BELEDİYELER KANUNUN GERİ GÖNDERİLEN KISMININ GÖRÜŞÜLMESİ HK.(S.S.669)); konuşma 798 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP YILDIRIM (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 669 sıra sayılı Belediye Kanununun 3 üncü maddesi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca, 9.7.2004 tarihinde kabul edilen 5215 sayılı Belediye Kanununun 3, 14 ve geçici 4 üncü maddelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir kez daha görüşülmesi için, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından, Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca geri gönderilmiştir.

Belediye Kanununun 3 üncü maddesinin (a) bendinde, belediyenin, eski metindeki "Beldenin ve" kısmı Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından kaldırılarak "Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi" biçiminde tanımlanmaktadır.

Ülkemizde, belediyeler, mahallî idare özerkliğinin gerektirdiği bağımsız karar alma, açıklık ve katılımı sağlama mekanizmalarına sahip olmadıklarından, demokratik nitelikleri zayıf olan kurumlardır.

Anayasamızın 127 nci maddesinde, mahallî müşterek ihtiyaçların mahallî idarelerce karşılanacağı hükme bağlanmasına rağmen, yasal düzenlemelerde bugüne kadar bu ilkeye yeterince uyulduğunu söylemek mümkün değildir.

Belediyelerimiz, yerel kamu hizmetleri alanında genel olarak yetkili değillerdir ve gelirleri de bu görevleri karşılayamamaktadır. Belediyenin tanımında geçen "idarî ve malî özerklik" kavramı sınırsız bir özerkliği kapsamamaktadır. Belediyelerin, bu maddeyle, Anayasa ve diğer kanunlarda öngörülen esas ve sınırlar çerçevesinde, mahallî müşterek ihtiyaçların karşılanması konusunda karar organının alacağı kararla harekete geçebilen, harcama yapabilen, borçlanabilen, her türlü hukukî ehliyete sahip bir kamu tüzelkişisi olduğundan hiçbir kuşku yoktur.

İdarî ve malî özerkliği, Anayasanın ilgili maddesinde düzenlenen "idarenin bütünlüğü" ilkesini ortadan kaldıracak veya zayıflatacak şekilde yorumlamak mümkün değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Belediye Kanununda getirilen yeni düzenlemelerden en önemlisi, belediyelerin... Kısaca, belediyelerin görevleriyle ilgili yapılan değişikliklerden bazı maddeleri burada arz etmek istiyorum. Konu olan 3 üncü maddede "beldenin ve" ibaresi ortadan kaldırılarak, diğer kısımlar aynı şekilde korunmuştur. Benden sonra söz alacak Konya Milletvekilimiz Halil Ürün Beyefendi, geniş açıklamalarda bulunacaktır; ama, ben, burada, belediye kanunlarının getirmiş olduğu başlıkları, yenilikleri kısaca arz etmek istiyorum.

Büyükşehir Belediyeleri Kanunu, Belediye Kanunu, İl Özel İdareleri Kanunu ve kamunun yeniden yapılanmasına dair kanun, hepsi birlikte, bu Meclisten çıkarılmıştı. Biliyorsunuz, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunlar, bir zincirin halkaları gibidir, birbirini tamamlar. Ancak, Büyükşehir Belediyeleri Kanunundan sonra, yaklaşık beş ay gibi bir sürede belediyelerimizin umutla bekledikleri Belediye Kanunu da, inşallah, bugün yasalaşır ve Cumhurbaşkanımızın tasdikiyle yürürlüğe girer.

Gezdiğimiz yerlerde, güneydoğu, doğu ve batı bölgelerinde, belediyelerimiz, farklı yaklaşımlarla, bu kanunun gelirler düzeyinin de çıkarılmasıyla, yani, "Belediye Gelirleri Kanunu" ve "Köy Kanunu"nun çıkarılmasıyla yerinden yönetimin hayata geçirilmesini şiddetle, içtenlikle beklemektedirler. Tabiî, çıkarılan kanunlarla belli yetkiler artırılıyor, belli bölgeler büyükşehir belediyelerinin kapsamı içerisine alınıyor, bunların yerine getirilmesi için en büyük imkân olan yasalar tamamen tatbik edilmiş oluyor; ama, parasız hiçbir şeyin olması mümkün değildir. Bunun için, geçen hafta, Adıyaman ve Diyarbakır İllerinde yerel yönetimler toplantısına katıldım; oradaki belediyelerimizin istek ve arzuları daha başka. Orada, bütün, kendi makam araçlarını kendi ihtiyaçlarının dışındaki bütün işlerde, kendi yöresinin dışındaki insanların da ihtiyaçlarının karşılanması için... Şiddetle, maddî imkân ve olanakların sağlanması istenmektedir. Bunları gözardı etmemiz mümkün değildir.

Değerli arkadaşlar, Belediye Kanunuyla, belediyenin kuruluşu ve sınırlarıyla ilgili yenilikler getirilmiştir. Daha önceden, nüfusu 2 000 olan yerleşim birimlerinde belediye kurulabiliyordu; yeni yasayla, nüfusu 5 000 olan yerleşim birimlerinin ancak belediye olabileceği hükme bağlanmıştır. Belediye sınırlarının tespiti basitleştirilmiştir. Daha sonra, belediyelerin birleşme ve ayrılma usulleri basitleştirilmiştir. Mahalle kurulması kolaylaştırılmıştır.

Bunun dışında, belediyelerin görev, yetki ve sorumlulukları artırılmıştır. Bunlarla ilgili en önemli sorun, burada, benim... Diğer detaylara fazla girmek istemiyorum; ancak, 14 üncü maddede de genişçe mütalaa edilecek hüküm var. Bu hüküm içerisinde, belediyenin görev ve sorumlulukları sayılmış ve belediyeler, öncelikle, imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel altyapı ve çevre sorunlarının yanında -yeni getirdiğimiz yeniliklerden en önemlisi- okulöncesi eğitim kurumları açabilir, devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir şeklinde ifade edilmiştir; diğer detaylarına fazla girmiyorum. Burada, her belediye, kendi bölgesindeki kamu kurum ve kuruluşlarına destek olmak, yardımcı olmak mecburiyetindedir. Bu, daha önceden, yasalarla sınırlandırılmadığı, belirtilmediği için, her belediye başkanımız bunlarda sıkıntıya girmiştir, teftişlerde, mutlaka, kendilerine zimmet çıkmıştır. Mesela, ben, kendi bölgemde, üç dönem belediye başkanlığı yaptığım dönemde karşılaştığım bir olayı anlatayım: Bir ilköğretim okulunun arsasının alınmasıyla ilgili, 1989 yılında, belediye encümeni kararıyla arsa alımına 5 000 000 lira verilmiş; daha sonra, yapılan teftişte zimmet çıkmış ve bu paranın ilgili belediye başkanından tahsil edilmesi cihetine gidilmiş; ancak, belediye başkanı ölmesine rağmen, bu vârislerinden alınacağı için, biz, arkadaşlarla kendi aramızda para toplayarak, ölen belediye başkanı arkadaşımızın bu borcundan, zimmetinden kurtulmasına vesile olmuşuzdur; yani, bunlar çok basit mesele; dolayısıyla, bir belediye başkanı, o yöredeki insanların doğumundan ölümüne kadar, hatta ölümünden sonra da bütün işlerini yapmakla mükellef olduğundan, bu gibi düzenlemelerin inşallah daha güzel şekilde, noksanlarıyla birlikte, bundan sonra yapacağımız değişikliklerde kaldırılarak, belediyelerimizce halkımıza daha iyi hizmet verilebilmesini temenni ediyor, bu kanunun bugün yasalaşarak, diğer kanunlarla birlikte belediyelerimize ve halkımıza hayırlı olmasını diliyor, hepinizi, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.

Sağ olun, var olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Recep Yıldırım (AK Parti, Sakarya). “9.7.2004 tarihli ve 5215 sayılı belediyeler kanunun geri gönderilen kısmının görüşülmesi hk.(s.s.669)”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 7 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-yildirim-22-2004-12-07-9-7-2004-tarihli-ve-5215-sayili-belediyeler-kanunun-geri-gonderilen-ki (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
