# Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Reha Denemeç (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim
- **Tarih:** 3 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/reha-denemec-22-2005-05-03-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda

> Reha Denemeç (AK Parti), 3 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)); konuşma 1.045 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA REHA DENEMEÇ (Ankara) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, burada, Türkiye'nin, gerçekten, şu an, geleceğini tartışıyoruz; ama, ben, bakıyorum, maddeler hakkında, maddelerin detayı hakkında pek fazla bir şey konuşulmuyor; hep aynı şeyler tekrar ediliyor. Cuma günü geneli üzerinde konuşurken, sadece gerekli konular üzerinde ben fikrimi ifade edeceğimi söylemiştim kanun teklifini veren bir kişi olarak ve orada yeterli açıklamalarda bulunmuştum; ama, görüyorum ki, aynı şeyler tekrar tekrar gündeme geliyor, biraz da siyasetin gereği olduğu için herhalde; onun için, ben de, tekrar, bunlara cevap vermek isteyeceğim.

Şimdi, arkadaşlar, 1963 yılında TÜBİTAK kurulduğunda -o zamanki Türkiye'nin şartlarıyla bugünkü Türkiye'nin şartlarını ifade etmiştim- gerçekten böyle bir kuruma ihtiyaç vardı ve TÜBİTAK çok iyi niyetlerle kuruldu ve döneminde, kuruluş zamanında güzel bir kanun yapıldı; gayet iyi niyetle bu Bilim Kurulu atandı demiştim. Yalnız, pratikteki uygulamada, atanan Bilim Kurulunun, kapalı bir sistem oluşturduğu için bazı aksaklıklara neden olduğunu, sistemin bazen tıkandığını söylemiştim; 1987'de de bu nedenle bir kanun hükmünde kararnameyle değiştirildiğini ifade etmiştim; 1993'te, tekrar, bir kanun hükmünde kararnameyle, Sayın Erdal İnönü döneminde, eski haline getirilmişti.

Şimdi, kuruluş aşamasında, bakıyoruz, TÜBİTAK, bütçesinin yüzde 70'ini fonlamada kullanıyor. Gerçekten güzel; bilimsel kuruluşlara, bilimsel projelere harcıyor. Aradan geçen zamana bakıyoruz; 2002 yılına geldiğimizde, bütçesinin sadece yüzde 3'ünü bilimsel projeleri fonlamakta kullanıyor; geri kalanı cari giderlere gidiyor; yani, yapıda bir tıkanıklık var. Sonra "bu atamayı hep Başbakan yapıyor; bütün olay siyaseten odaklanıyor; siyaseten, siz, buraya atamalar yapacaksınız, kendi yandaşlarınızı getireceksiniz, bilim, teknoloji yapılmayacak" deniliyor.

Şimdi, arkadaşlar, atama yöntemleri çok net; bakın, bir daha ifade edelim burada. Sayın Başbakan 4 kişiyi atıyor, bu atadığı 4 kişiden 3'ünün YÖK'ün belirlediği akademik kriterlerde olan insanlar olması lazım; 1 tanesi de sanayi kesiminden yetkinliği olan insan. 3 kişiyi de TÜBA'dan atıyor; TÜBA'nın nasıl bir kurum olduğunu biliyorsunuz. Oradan, 1'i tıp, 1'i fen bilimleri, 1'i sosyal bilimler alanında uzman olan bir akademisyen atanıyor. 2 kişi TOBB tarafından, sanayiden atanıyor. Oluşan bu ön bilim kurulu 10 kişi; asgarî 8'inin ortak, üzerinde anlaşması şartıyla, geri kalan 4 üyeyi seçiyor ve o 4 üyenin 3'ü akademik, 1'i sanayi kesiminden oluyor. Sonra bunlar oturuyorlar -14 kişi- ve 2 adayı -1'i içeriden, 1'i dışarıdan olmak üzere 2 adayı- Sayın Başbakanın önüne getiriyorlar; o, 1'ini seçiyor ve Sayın Cumhurbaşkanına yolluyor.

Geçmişte de Sayın Başbakan onaylardı Bilim Kurulu üyelerini, şimdi de onaylıyor. Geçmişte, yalnız, onaylamadığı zaman ne olacağı belli değildi, karışıklık vardı; şu an o çok net.

Arkadaşlar, niçin böyle bir yapıyı gündeme getiriyoruz; çünkü, bakın, Türkiye'nin ar-ge harcamaları çok düşük, Türkiye'nin ihracatı artıyor, ithalatı artıyor demiştik ve bu artan ihracatın ithalattan daha fazla artması ve aradaki farkın kapanması için, üzerine teknoloji konulması lazım Türkiye'de üretilen ürünlerin. Bunun da tek yolu ar-ge harcamalarından geçiyor, bu yüzden ar-ge harcamalarını biz artırdık; yoksa, herhangi birine peşkeş çekmek için değil. Bunun da, çok net olarak, Avrupa Birliği ve OECD kriterlerine göre nasıl verileceği belli.

Bakın, bir yıllık, 2004 yılında TÜBİTAK'ın verdiği projelerin burada grafikleri var. TÜBİTAK hakkında görüş bildiren Ankara Üniversitesine, 2000'den 2003'e kadar yapılan proje dağıtımının toplamı kadar sadece 2004 yılında verilmiş. Aynı olaya bakıyoruz, yine bu yasayı eleştiren, bizleri eleştiren Ondokuz Mayıs Üniversitenin grafiğini görüyorsunuz, 2000'den 2003 yılına kadar projeler, 2004 yılındaki proje miktarı... Yanında da Orta Doğu Teknik Üniversitesi... Sevgili hocam burada yok; ama, Osman Bey burada.

Şimdi, buradaki kriter çok net; düzgün projelere düzgün para, kaynak aktarılıyor ve bu kaynağın aktarılması lazım, başka da çare yok; çünkü, bu, uzun soluklu bir koşu. Bu uzun soluklu koşuda şu an tedbirimizi almak durumundayız; eğer, bu ar-ge harcamalarını yapmazsak, yarın Türkiye olarak tıkanıp kalacağız. Söylemiştik, keşke bunu beş sene evvel, on sene evvel, bizden evvelkiler yapsaydı şu an Türkiye çok daha iyi durumda olurdu; ama, yapmadılar. Bunu birilerinin başlatması gerekiyordu; bu inisiyatifi AK Parti olarak biz aldık, biz başlatıyoruz, bizden sonra da devam edecek.

Şimdi, burada Kurumun özerkliği tartışılıyor. Seçim sistemini söyledik, bu seçim sistemiyle gelen insanlar, dört yıl boyunca yaptıkları icraatlardan dolayı görevden alınmama gibi bir garanti altındalar; bu, özerkliği getiriyor. Ayrıca, Kurumun bütçesi eskiden Başbakanlık üzerinden kullandırılıyordu bağlı olduğu dönemde, şu an ilgili bir kurum ve kendi bütçesini kendi kullanma durumunda; bu da özerkliğin diğer tanımına giriyor. Şimdi, bir müsteşar atarsınız Hazineye, Devlet Planlama Teşkilatına, iki üç ay sonra onu görevden alma hakkınız vardır hükümet olarak; ama, burada, göreve gelmiş Bilim Kurulu üyeleri, dört yıl boyunca, görevleri süresince hiçbir şekilde görevden alınmama garantisine sahipler. Görevden alınmama garantisi de özerkliği getiriyor; yani, vicdanlarıyla baş başa bu insanlar. Atanan insanların kriterleri de ortada; yani, tutup, sanayici olarak atadığınız insanı sokaktan bulup getirmiyorsunuz, akademisyenlerin kriterleri belli.

Şimdi, burada, olayı başka yöne çekip, başka sahalara çekip, siyaseten istismar etmememiz lazım; çünkü, bu, sadece AK Partinin değil, Türkiye'nin geleceği. Bu parayı harcamamız lazım, bu ar-ge harcamalarını yapmamız lazım; bunu da, bilimsel kriterlere göre, ortaya konmuş bilimsel kriterlere göre projelere dağıtmamız lazım. İşte, projelere dağıtacak olan hocaların listesi burada; her üniversiteden var, 84'ü de Orta Doğu Teknik Üniversitesinden. Orta Doğu Teknik Üniversitesini özellikle veriyorum; hem benim üniversitem hem de belirli önyargılar var; o anlamda, o önyargının burada olmadığını göstermek için.

Şimdi, arkadaşlar, burada, aslında, el ele, güç birliğiyle, bu ülkeyi ileriye götürme anlamında, beraber hareket etmemiz lazım. Bu kanunu, bugün, biz çıkarıyoruz; ama, yarın, biz yoğuz. Başkaları da geldiği zaman, yarın, aynı şekilde, uygulamayı yapacaklar; ama, biz, şunu demedik: 12 üyeyi atıyoruz, biz atıyoruz, onlar kalacak demedik. Bakın, bir demokratik sistemle bunun uygulamasını getirdik. Dünyadaki uygulamaları da böyle -hocam gitti; ama- ben şunu söyleyeyim: Amerika Birleşik Devletlerindeki National Science Foundation, sadece bütçesi 4,5 milyar dolar civarında bir kurum. Bizim için büyük görünüyor; ama, baktığınızda, enerji konusunda, enerjiyle ilgili bakanlıklar, savunmayla ilgili bakanlıklar, 20 milyar, 30 milyar dolarlık harcamaları, kendi bakanlıkları üzerinden, direkt, ar-ge harcamalarını yapıyorlar. Onların belki onda 1'i, sekizde 1'i büyüklüğünde National Science Foundation ve orada, direkt siyasî iradeyle yapılıyor bu. Diyebilirsiniz; orası başkanlık sistemi; doğru. Örnek getirildiği için, burada, söylüyorum; ama, baktığımızda, İngiltere'de bu böyle, Hollanda'da bu böyle, İspanya'da bu böyle, bilimin ileriye gittiği birçok ülkede bu böyle.

Biz, şunu söylüyoruz: Burada, kurumun siyasallaşması söz konusu değil. Kapalı bir sistemle, siyasetten, idareden, icraattan soyutlanmış bir yapının Türkiye'yi ileriye götüremeyeceğine inanıyoruz. Belirli bir dengenin olması lazım, bir irtibatın olması lazım ki, bu kurul içerisinde alınmış olan doğru kararlar siyaset tarafından da hayata geçirilsin. Geçmiş dönemde bu yapılmadığı için aslında TÜBİTAK erozyona uğradı. O düşünce içerisinde kalındı. Orada çok güzel düşünceler üretildi; fakat, hayata geçirilmedi.

Ben, bu duygularla hepinize çok teşekkür ediyorum; sağ olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Reha Denemeç (AK Parti, Ankara). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 3 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/reha-denemec-22-2005-05-03-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
