# Vı.tur (ulaştırma bak.,denizcilik müst.,sağlık bak.)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Remzi Çetin (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2003
- **Gündem:** VI.TUR (ULAŞTIRMA BAK.,DENİZCİLİK MÜST.,SAĞLIK BAK.)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/remzi-cetin-22-2003-12-21-vi-tur-ulastirma-bak-denizcilik-must-saglik-bak

> Remzi Çetin (AK Parti), 21 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VI.TUR (ULAŞTIRMA BAK.,DENİZCİLİK MÜST.,SAĞLIK BAK.)); konuşma 1.209 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

REMZİ ÇETİN (Konya)- Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ulaştırma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığıyla ilgili altıncı turdaki görüşlerimizi sizlere arz etmek istiyorum.

Ulaşım ve iletişimle ilgili sağlıklı göstergeler bir ülkenin gelişmişlik düzeyini en iyi belirleyen unsurlardır. Eğer, bu ikisinde göstergeler yüksekse gelişmiş ülke, düşükse geri kalmış ülke diyoruz. Muasır medeniyetlerin seviyesi, bu sektörlerin seviyesiyle orantılıdır. Muasır medeniyetlerin seviyesini yakalamak da, eğitim başta olmak üzere, bu sektörlerdeki gelişmişlikle, bu sektörlerdeki teknolojik gelişmeleri takip ederek ve yatırım yapmakla mümkündür.

Ülkelerin ekonomik, sosyal, kültürel her türlü gelişmesi, ulaşım ve iletişimin hızıyla atbaşı gitmektedir. Çağ, en hızlı seviyede ulaşım ve iletişimi gerektiriyor. Bu nedenle, karayolu ağı, karayolunun cinsi, tren yolu, vagon ve yatak sayısı, konforu, hedeflenen saatte ve dakikada menziline ulaşıp ulaşmadığı, yük taşımacılığı, deniz filosu, uçak sayısı, havaalanı sayısı ve havaalanlarının kapasite durumu, iletişim ve internet ağı, kişi başına veya hane halkı sayısına düşen telefon sayısına göre ülkelerin sıralaması yapılıyor. Yine, sağlık sektöründe de, doktor, sağlık merkezi, sağlık personeli sayılarının nüfusa oranı, özellikle bebek ölümleri, anne ölümleri, aşılama göstergeleri, bir ülkenin âdeta sicil notu haline gelmiştir.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren, demiryolu başta olmak üzere, karayolu taşımacılığına büyük önem verilmiş "demiryolları, bir ülkeyi medeniyet ve refah nurlarıyla aydınlatan kutsal bir meşale" tezi öne çıkmıştır.

Ülkemizin jeostratejik yapısı, iki kıta arasındaki köprü durumu, doğu ile batı arasındaki doğal yapısı, transit taşımacılığa elverişliliği, özellikle ulaşımda yüksek düzeyde gelişmelerin olmasını gerekli kılmaktadır; bu nedenle, gerek ulusal gerekse uluslararası karayolları taşımacılığı alanında ülkemizi daima önplana çıkarmıştır. Bu konum, ülkemizde, karayolu taşımacılığında önemli bir trafik yoğunluğu meydana getirmektedir.

Türkiye'de hızlı gelişme gösteren ticaret ve turizm hareketleri de, dikkatlerin, ulaşım ve taşıma üzerine yoğunlaşmasına neden olmaktadır. Yolcu taşımacılığının yüzde 96'sı, eşya taşımacılığının yüzde 92'si karayoluyla yapılmaktadır. Yurtiçi taşımada 800 000 civarında kamyon vardır, 300 000 adet fazlalık mevcuttur. Bu nedenle, maalesef, acımasız bir rekabet ortamı nakliyeci sektörünü çok mağdur etmektedir. Bu sektördeki araç sayısı, uluslararası eşya taşımacılığı yapan sektördeki araç sayımız da 100 000'e dayanmakta ve bu kapasite, toplam AB ülkelerinin TIR filo kapasitesinin 2 katına yakın olmaktadır. Avrupa ile aramızda yapılmakta olan ihracat ve ithalatların, ihracat işlemlerinde yüzde 77, ithalatta ise yüzde 76 kendi imkânlarımızla gerçekleştirilmektedir.

Duble yol çalışmaları önemli bir hamle olarak kaydedilmelidir. Bu cümleden olarak, Bakanlığımızın yapmış olduğu değerli çalışmalar arasında Karayolu Taşımacılığı Kanunu çıkarılmış, yönetmelikler de tamamlanma aşamasına getirilmiştir.

Ülkemizin doğal konumu, karayolu taşımacılığında önemli bir sektör olmamızı sağlamıştır. Nüfus artışı ve yerleşim merkezlerinin yaygınlaşması, ulaştırma sistemlerinde konfor, hız ve güvenirlik yönünden sürekli gelişmeler, sanayileşmenin hızla gelişmesine neden olmuştur.

Toplu taşımadaki üstünlük, enerji tasarrufu, konfor, güvenirlik gibi avantajları nedeniyle, gelişmiş ülkelerde, demiryolu ulaştırması sektörüne ayrı bir önem verilmektedir. Ülkeler, kendi demiryollarının malî ve pazar performanslarını yeniden gözden geçirmişlerdir, demiryolu ulaşımının yeniden iyileştirilmesi arayışları ve yeniden yapılanma ihtiyaçları doğmuştur, yeniden düzenlemeler söz konusu olmuştur. Avrupa Birliği politikaları da, özellikle, demiryolu sektörünün geliştirilmesinden yanadır.

Demiryolu ulaşımının avantajları göz önüne alınarak -gelişmiş ülkelerde önemli mesafeler söz konusudur- Japonya'da 1964 yılında, Fransa'da 1970 yılında hızlı tren işletmeye alınmıştır. Fransa'da 1972 yılında hızlı trenin sürati 318 kilometre/saat, 1990 yılında ise 515 kilometre/saate çıkmıştır. Japonya'da 1999 yılında 552 kilometre/saatle dünya rekoru kırılmıştır. Bakanlığımız, Ankara-İstanbul hızlı tren projesinin adımını atmıştır. Konya-Ankara hızlı tren projesi de ele alınmıştır. Kendisinden, Konyalılar adına, bu projenin hızlandırılmasını talep ediyoruz.

Ülkemizde, cumhuriyetten önce 3 174 kilometre demiryolu uzunluğumuz vardı. 1923-1950 yılları arasında 3 780 kilometre hat inşa edilmiştir. 1950 yılında, hat uzunluğu 7 671 kilometreye ulaştırılmıştır. Maalesef, 1950 yılından sonra, âdeta bir kırılma noktası oluşmuştur ve demiryolunda ciddî bir gerileme olduğunu görmekteyiz.

Bugün itibariyle, yolcu, yük, vagon ve lokomotif imali artmıştır. Ray ve yol yenileme çalışmalarında yüzde 300 artış sağlanmıştır. 2003 yılı, demiryollarında atılım yılı olmuştur. Türkiye'nin bütün önemli meseleleri, AK Parti iktidarıyla, hızla çözüme kavuşturulmaktadır.

Bugün, 8 607 kilometre ana hat olmak üzere, yan ve tali hatlarla birlikte, 10 500 kilometre demiryolu ağımız mevcuttur.

Genel ulaştırma sistemleri içerisinde, yolcu taşımacılığında demiryolunun payı 1950'de yüzde 42'iken, bu oran, bugün, 2002 itibariyle yüzde 2'ye düşmüş; yük taşımacılığında demiryolunun payı 1950'de yüzde 78'iken, bu oran, bugün, yüzde 4'e düşmüştür. Tabiî, bu da, ülkemizde pek çok büyük problemi beraberine getirmiştir.

Sürekli artma eğiliminde olan taşıma talebi, sadece karayoluyla sürdürülemez. Elbette, karayolu ağı geliştirilmelidir. 15 000 kilometre duble yol da, ülkemiz için yeterli olmayacaktır. Otoyollar, ülkeyi bir ağ gibi sarmalıdır; ancak, çağın gelişen şartları, artan taşıma talebi, taşımadan beklentiler, demiryolu ağının genişlemesini gerektirmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları zarar eden bir kurum olmaktan çıkmış, 2003 yılı itibariyle, gelir-gider dengesi sağlanmıştır. Uzun yıllardır uygulanan yanlış politikaların semeresini trafik canavarı, petrol bağımlısı bir ulaşım sistemiyle acı bir şekilde almaya başlayan ülkemizin, demiryollarının rehabilitasyonu, hızlı tren girişimleri, hatlara erişim hakkı sağlama gibi attığı ciddî adımlarını, kaliteyi iyileştirme, müşteri memnuniyetini artırma, daha esnek ve rekabetçi bir yapıya kavuşturma yolunda güzel ve başarılı çalışmalar olarak görmekteyiz. Bu yüzden, Değerli Bakanımızı ve personelini tebrik ediyoruz.

Bölgenin ekonomik merkezi olmayı hedefliyorsak, bunun altyapısını oluşturacak etkin bir liman şebekesi ve taşımacılık filosu kurulması, mevcutların modernizasyonu ve geliştirilmesi şarttır.

Bugün itibariyle, 800 000 000 deadweight ton kapasiteye sahip olan dünya ticaret hacmi, 37 000 civarında gemiyle gerçekleştirilmektedir. Panama, 100 000 000, Liberya 96 000 000, Yunanistan 51 000 000, Kıbrıs Rum Kesimi 39 000 000 deadweight tonla ilk sıraları alırken, ülkemiz, 10 milyon deadweight tonluk kapasitesiyle, dünya sıralamasında 16 ncı durumdadır. Deniz ticaret filomuz, uluslararası taşımalara uygun 522 gemi, diğer nitelikte 621 gemi olmak üzere, toplam 1 143 gemiyle bu taşımacılığı gerçekleştirmektedir.

Ülkemizin coğrafî konumu kara taşımacılığını önemli hale getirirken, deniz taşımacılığını da çok önemli kılmaktadır. 2004 yılından itibaren uygulanacak yakıtta ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) muafiyetiyle mazot fiyatlarının önemli oranda düşecek olması, deniz ulaşımında önemli bir desteklemedir. Ayrıca, limanlarımızda yüzde 50'ye varan tarife indirimi, başta büyük turistik gemiler olmak üzere, gemi trafiğinde önemli bir artış sağlamıştır. Yakıtın düşürülmesiyle, taşımacılık ucuzlayacak, katmadeğer artacak, rekabet şansımız da yükselecektir.

Bakanlığımız tarafından yetkilendirilen Türk Hava Yollarıyla birlikte, 14 özel hava taşıma firmamız mevcuttur; 6'sı kargo taşımacılığında olmak üzere, 152 büyük gövdeli uçakla hava taşımacılığı gerçekleştirilmektedir. Daha ucuz seyahat imkânı için, sivil havacılık kuruluşlarınca desteklenme gerçekleştirilmiş; Devlet Hava Meydanları üst geçit ve konaklama ücretlerinde ciddî indirimler yapılmıştır. Atıl havaalanlarının işler hale getirilmesi, ucuz ve yaygın hava taşımacılığının gerçekleştirilmesi, bölgesel hava taşımacılığının projelendirilmesi, sınır vilayetlerimizden komşu ülkelere hava taşımacılığının gerçekleştirilecek olması, Bakanlığımızın önemli projeleri arasında yer almaktadır.

2004 Mayısına kadar, minimum yüzde 51'lik hissesinin blok satışı için ilana çıkılması hedeflenen Türk Telekom AŞ Genel Müdürlüğü, iyi bir ekiple, hem özelleştirme çalışmalarını sürdürmekte hem de haberleşme hizmetlerinde teknolojik gelişmeleri takip ederek, etkin, yaygın, sürekli bir hizmetin sunulması için gayret sarf etmektedir.

Telekomun sadece Millî Eğitim Bakanlığıyla yaptığı protokol kapsamında 42 500 okula internet bağlantısı sağlanmıştır. Bu proje 2005 yılında tamamlanacak ve eğitime fevkalade destek sağlayacaktır.

Sağlık Bakanlığımızın da çok kıymetli çalışmaları olduğunu burada ifade etmek istiyorum. Değerli Bakanımızı ve personelini de, bu açıdan tebrik ediyorum.

Sağlık sorunu, bir insanın başına gelebilecek en önemli sorundur. İnsan, fakirliğe, yokluğa, yoksulluğa tahammül edebilir, gerektiğinde boğazından kesebilir, lokma sayısını azaltabilir; ama, sağlık ihtiyacının karşılanmasından vazgeçemez. Bu nedenle, sağlık hizmetlerinin sorumluluğu ve vebali çok ağırdır.

Sağlık, sınır tanımayan bir konu olarak, dünya gündeminin ilk sırasındadır. Uluslararası sağlık kuruluşları UNICEF ve WHO, tüm ülkelerin, özellikle çocuk ve anne sağlığı ve bağışıklama verilerini, ülkelerin bu hususlardaki gelişme göstergelerini ve istatistiklerini takip etmektedir. Göstergelerdeki ülke sıralamaları, aslında, bir şekilde, ülkenin gelişmişlik göstergesini de ihtiva etmektedir. Bu nedenle, insan sağlığının ticarî bir meta olarak kabul edilemez olduğu da bir gerçektir.

Sağlıkta önemli gelişmeler olarak, 2003'te, kimse, borcundan dolayı hastanelerde rehin kalmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Remzi Çetin (AK Parti, Konya). “Vı.tur (ulaştırma bak.,denizcilik müst.,sağlık bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/remzi-cetin-22-2003-12-21-vi-tur-ulastirma-bak-denizcilik-must-saglik-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
