# Madenlerle ilgili meclis araştırması önergelerinin(10/37,38,44,82,92,95,96,116)birleştirilerek görüşmesi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Remzi Çetin (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim
- **Tarih:** 11 Mayıs 2004
- **Gündem:** MADENLERLE İLGİLİ MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİNİN(10/37,38,44,82,92,95,96,116)BİRLEŞTİRİLEREK GÖRÜŞMESİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/remzi-cetin-22-2004-05-11-madenlerle-ilgili-meclis-arastirmasi-onergelerinin-10-37-38-44-82-92-9

> Remzi Çetin (AK Parti), 11 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADENLERLE İLGİLİ MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİNİN(10/37,38,44,82,92,95,96,116)BİRLEŞTİRİLEREK GÖRÜŞMESİ); konuşma 1.354 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

REMZİ ÇETİN (Konya) - Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok önemli bir konuyu müzakere ediyoruz. 22 nci Dönem Meclisimizin bu konudaki hassasiyeti, milletvekili arkadaşlarımızın konuşmalarında da görülmektedir. Nitekim, 22 nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, şu anda, Plan ve Bütçe Komisyonunda yeni Maden Kanunu Tasarısını geçirmiştir. Bu tasarı önümüzdeki günlerde Genel Kurula gelecek, hep beraber, tekrar, bu meseleleri müzakere etme imkânımız olacak; ancak, biraz önce de söylediğim gibi, hem konuşmacı arkadaşlarımızın dile getirdiği hususlar hem de çok sayıda milletvekilimizin, çok sayıda araştırma önergesiyle müracaat etmiş olması, büyük Meclisimizin bu konuya ne kadar büyük ehemmiyet verdiğini göstermektedir. O bakımdan, konuşmacı arkadaşlardan fevkalade istifade ettik; hem heyecanlarından hem ifade ettikleri değerli fikirlerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum ve araştırma önergesi vermek suretiyle meseleye katkıda bulunan arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum.

Şimdi, madencilik sektörünün önemini gözönüne alabilme bakımından, gelişmiş ülkelerde maden sektörünün gayri safî milî hâsılaya katkılarını, birkaç ülkeyle kıyaslayarak, rakamla ifade etmek istiyorum. Mesela, Türkiye'de maden sektörü, şu anda gayri safî millî hâsılaya yüzde 1 katkıda bulunmaktadır; bu, Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 7, Kanada'da yüzde 8, Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 5, Avustralya'da yüzde 10, Güney Afrika Cumhuriyetinde yüzde 8'dir.

Amerika Birleşik Devletlerinin 2 trilyon dolara yakın gayri safî millî hâsılası olduğu gözönüne alınırsa ve bunun yüzde 7'sinin de maden sektöründen geldiği gözönüne alınırsa, gerçekten, gelişmiş ülkelerdeki bu rakamların onların bütçelerinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu da görürüz. Biz, çok büyük maden zenginliğine sahip olmamıza rağmen yüzde 1'ler civarında seyrediyoruz. O bakımdan, bu rakamlar çerçevesinde durumumuzu gözden geçirmemiz gerekiyor.

Ülkemizin maden rezervleri gerçekten kayda değer orandadır; çünkü, stratejik çok önemli madenlerde dünya birincisi durumdayız. Zaten, bor, tartışmasız; Sayın Bakanımızın da bugün vermiş olduğu bilgilerin ışığı altında, yeni bulunan 1 milyar tonluk yeni kaynakla beraber yüzde 72'lik dünya payına sahip olduğumuzu da sevinerek öğrenmiş bulunuyoruz. Bor, zeolit, pomza ve tronada dünya birincisiyiz -yani, bunların hepsi, gerçekten, bugünkü ileri teknolojide kayda değer yerleri olan elemanlardır- nabit toprak elementlerinde dünya ikincisi, profillit ve feldispatta dünya ikincisi, solestin, barit, asbest, kromit ve manyezitte dördüncü antimuanda dünya beşincisiyiz, mermerde dünya altıncısı, wolframitte sekizinci, altında dünya onuncusu, bakırda yine onuncu, kurşunda onuncu, çinkoda onuncu, linyitte onikinci olmak üzere, çok stratejik bu madenlerde gerçekten dünyada önemli bir yere sahip bulunuyoruz; ama, biraz önce söylediğimiz gibi, bunlara dayalı teknolojiyi yeteri kadar geliştirmediğimiz ve dünya pazarlarında bu ürünlere dayalı mamulleri ihraç etme şansına sahip olmadığımız için, maalesef, yüzde 1'ler civarında gayri safî millî hâsılanın içerisinde seyretmekteyiz.

Şimdi, bor, tabiî, çok önemli bir konu; Sayın Bakanımız da konuşmalarında dile getirdiler; 250 civarında üründe bugün fiilen kullanılmaktadır ve borun dünya piyasasındaki yıllık cirosu 50-60 milyar dolar civarındadır. Her yıl 50-60 milyar dolar civarında bor ve bor katkılı ürünler dünya pazarlarında alınıp satılmaktadır.

Sayın Bakanımız da konuşmalarında ifade ettiler, Türkiye, bu 50-60 milyar dolarlık pazardan ancak 250 000 000 dolar civarında yıllık gelir sağlamaktadır. Rezervin yüzde 72'sine sahip bir ülke olarak, acaba, niçin 250 000 000 dolarda kalmaktayız sorusunu sormamız ve kesinlikle cevaplandırmamız gerekmektedir.

Burada da, tabiî, karşımıza, yine, ileri teknolojiye geçememiş olmamız... Bugün, bor katkılı ürünlerin, bor alaşımlarının, borkarbürlerin ağırlıklı olarak uzay teknolojisinde ve diğer ileri teknoloji dallarında kullanıldığını gözönüne aldığımız zaman, maalesef, ülkemizin buna hazır olmadığı da bir acı gerçektir. Onun için, burayı çok akıllı bir şekilde özel sektöre açabilmemiz lazım. Özellikle uç ürünler noktasında, burayı, kesinlikle iç ve dış yatırımcılara açmamız lazım.

Biz, şu anda, Kırka'da boraks pentahidrat, boraks dekahidrat, susuz boraks; Bandırma'da boraks deka artı pentahidrat, borikasit, sodyum perborat, sodyum perborat monohidrat; Bigadiç'te konsantre kolemanit, konsantre üleksit, öğütülmüş kolemanit; Emet'te konsantre kolemanit, borik- asit; Bursa-Kestelek'te konsantre kolemanit üretiyoruz.

Bizim üretebildiğimiz en uç ürünler bunlar; şimdi, Türkiye bu safhadadır. Ulusal Bor Araştırma Enstitüsünün yapacağı fizibl çalışmalarla, Türkiye olarak hangi alanlarda yatırıma geçebileceğiz ve elde edeceğimiz bu ileri teknoloji ürünlerini dünya pazarına nasıl götürebileceğiz; onu da, tabiî, önümüzdeki günlerde göreceğiz. O bakımdan, bizim kesinlikle ar-ge çalışmalarına büyük ağırlık vermemiz lazım; çünkü, borun çok stratejik bir maden olması münasebetiyle, bu alanda yapılan çalışmalara teknolojik olarak kolayca ulaşmak da mümkün değildir.

Bu açıdan baktığımız zaman, ülkemizin durumu gerçekten düşündürücü. Gayri safî millî hâsıla içerisinde ar-genin payı Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 2,4; Japonya'da yüzde 4,27; Finlandiya'da yüzde 1,59; Türkiye'de yüzde 0,20 civarındadır. Araştırma sayısı bakımından baktığımız zaman, şu anda, Türkiye, 35 000 kişiyle -nüfusa oranı 0,62- Amerika Birleşik Devletleri 723 000 kişiyle -nüfusa oranı yüzde 6,3- Japonya 436 000 kişiyle -nüfusa oranı yüzde 7,3- araştırma, ar-ge faaliyetlerinde bulunmaktadır.

Yıllık patent sayısına baktığımız zaman, Amerika Birleşik Devletleri 122 000, Japonya 325 000, Yunanistan 5 324, Türkiye 900 civarında patent sayısına sahip bulunmaktadır.

O bakımdan, Bor Araştırma Enstitüsünde, kesinlikle, bu alanda yoğunlaşmış elemanlar istihdam edilmeli, master ve doktora çalışmalarının burada yapılması sağlanmalıdır; çünkü, çocuklarımız, lisansüstü çalışmalarla, iki yıla yaklaşan bir süreyi master çalışmalarına, yerine göre, üç senesini, dört senesini, beş senesini de doktora çalışmalarına tahsis ediyorlar. Bu gençlerimizin, zamanlarını, bir teknolojik üretimi gerçekleştirecek şekilde hasretmeleri, uygulamalı olarak bu enstitüde ar-ge faaliyetlerinde bulunarak kendi lisansüstü çalışmalarını gerçekleştirmeleri ve bunlara gerekli imkân da -finans olarak, araç-gereç olarak- sağlanmalıdır. Bu şekilde, kısa zamanda büyük atılımlar yapma şansının olabileceğini ifade etmek istiyorum.

Tabiî, ülkemizde, altın konusunda, maalesef, bu sektörün ilmî gerçekleriyle bağdaşmayan bir tartışma yaşandı. Halbuki, bugün, teknoloji, bize, en zararlı metotlarla bile yapılan üretimde, her türlü tedbiri almak suretiyle, bütün zararların elimine edilebileceğini göstermektedir. Bugün, baca filtre sistemlerinin gerçekleştirilmesi halinde, gerek bakırda gerek termik santrallarda, kesinlikle, baca atıkları zararlı olmamaktadır. Bu, pahalı bir yatırımdır. Dolayısıyla, yatırımcılar bundan kaçınmaktadır; ama, bizim, öyle sanıyorum ki, bu yeni maden kanunumuzla ve ileride çıkaracağımız yeni kanunlarla, kesinlikle, bu ileri teknoloji atıklarını temizleyici ünitelerin de fabrikalara ikame edilmesini sağlamamız lazım.

Bugün, zaten, altın ve benzeri ürünlerin belli metodolojik üretim metotları vardır, onun dışına çıkma şansınız da yoktur. Eğer, siz, çevre ve insan sağlığı bakımından gerekli tedbirleri almadan, sadece bunları öne sürerek olaya yaklaşmaya kalkarsanız, bu alanda gerek iç gerekse dış yatırımcı gerçekten kaçabilir; çünkü, bunlar, birinci derecede güven istemektedir. Bu güveni verecek uygulamaları da ülkemizde hâkim kılmamız lazım.

Maden ihracatımız ile ithalatımıza baktığımız zaman, burada da enteresan birtakım rakamlara erişiyoruz. Arkadaşlarımız, biraz önce, taşkömürü üzerinde yeteri kadar açıklama yaptılar. 21 inci Dönemde bir maden araştırma komisyonu kurulmuştu, ben de o komisyonun üyesiydim; hazırlanan rapor, Meclisin erken seçime gitmesi münasebetiyle kadük oldu. Biz, o araştırmalarımız esnasında da görmüştük ki, yurt dışından, mesela Ukrayna ve Rusya'dan, gerçekten, kayda değer oranda kömür gelmektedir ve bu kömür de, hepimizin bildiği gibi, Türkiye'de "Sibirya kömürü" olarak adlandırılmaktadır. Bazı fabrikalarla yaptığımız görüşmelerde, kendilerine birkaç kilometre uzaklıkta Zonguldak taşkömürü yatakları olmasına rağmen, bu kömürün, kalori itibariyle kalitesinin daha yüksek olduğu ve daha ekonomik olduğu ifade edildi.

Şimdi, burada, Sayın Bakanımız, alınacak yeni tedbirlerle, önemli sayıda istihdama yol açılacağı ve kesinlikle yurtiçi üretimin tüketileceği şeklinde bir müjde verdi. Biz, bunu, çok büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz ve kendilerine de, bu alanda yapacakları çalışmalarda başarılar diliyor ve teşekkür ediyoruz; ama, şunu üzerine basa basa ifade etmemiz lazım ki, binlerce vatan evladının çalışacağı ve kendi özkaynaklarımızın durduğu bir yerde, elbette, mümkün olduğu kadar bunlara yönelik çalışmalar yapılması gereklidir; çünkü, bu, bizim özkaynağımızdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

REMZİ ÇETİN (Devamla) - Birkaç dakika içerisinde toparlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Çetin.

REMZİ ÇETİN (Devamla) - Bugün, kendi özkaynaklarımıza dayalı üretim yapılması halinde, zahirde, belki, ekonomik olarak, bir rakam ortaya çıkar; ama, binlerce insanın çalıştığı, onların vergi verdiği, o işletmelerin de vergi verdiği gözönüne alındığı zaman, bu şekilde yapılacak bir genel değerlendirmede, aslında, millî ekonomiye ciddî manada katkı da sağlandığı ifade edilebilir. Hemen ilk rakamların altında bu gerçeklerin de olduğunu gözardı etmememiz gerekiyor.

Şu anda, maden ihracatımız 600 000 000 dolar civarındadır; buna karşılık, maden ithalatımıza baktığımız zaman, bu, 1 milyar doların üzerine çıkıyor. Maden ithalatımızın içerisinde, ağırlıklı olarak da taşkömürü var -yaklaşık 600 000 000 doların üzerinde- kokkömürü var ve biz, maalesef, linyit, petrokok, demir cevheri, fosfat, krom konsantreleri ve diğerleri olmak üzere maden ithalatına 1 milyar doların üzerinde para ödemek durumundayız. Halbuki, bu taşkömürüne ve kokkömürüne ödenmekte olan parayı, yine, yapılacak olan çalışmalarla kendi millî imkânlarımız açısından sağlama imkânına sahibiz. O bakımdan, bu gerçeklerin de gözardı edilmemesi gerekir diyoruz.

Ben, tekrar, Sayın Bakanımızın yapmış olduğu açıklamalardan dolayı, bu alanda yapılacak çalışmaların en kısa zamanda netice vermesini temenni ediyorum ve yine, bu vesileyle, burada çok değerli fikirler serdeden hem Cumhuriyet Halk Partisinden hem AK Partiden arkadaşlarıma da şükranlarımı sunuyor, Yüce Meclisi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Remzi Çetin (AK Parti, Konya). “Madenlerle ilgili meclis araştırması önergelerinin(10/37,38,44,82,92,95,96,116)birleştirilerek görüşmesi”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 11 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/remzi-cetin-22-2004-05-11-madenlerle-ilgili-meclis-arastirmasi-onergelerinin-10-37-38-44-82-92-9 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
