# Tababet ve şuabatı san'atlarının tarzı icrasına dair kanunda değişiklik yapılması (s.s.447)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Remziye Öztoprak (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim
- **Tarih:** 2 Haziran 2004
- **Gündem:** TABABET VE ŞUABATI SAN'ATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (S.S.447)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/remziye-oztoprak-22-2004-06-02-tababet-ve-suabati-san-atlarinin-tarzi-icrasina-dair-kanunda-degisikli

> Remziye Öztoprak (AK Parti), 2 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TABABET VE ŞUABATI SAN'ATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (S.S.447)); konuşma 993 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA REMZİYE ÖZTOPRAK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcraına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili, Grubum adına konuşmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Diş hekimliği ve diş protez teknisyenliği, halkımızın ağız ve diş sağlığıyla ilgili, birlikte çalışılan iki ayrı meslektir. 1928 yılında çıkarılan 1219 sayılı Yasada, diş hekimliği mesleğinin tanımı, görev ve yetkileri belirlenmiştir. Buna göre, diş hekimi, diş, ağız ve çevre dokularda, hekimlik sıfatıyla yükümlü olduğu tüm tedavileri ve yapılması gereken protezleri yapar. Diş hekimliği eğitim programında, diş hekimliği öğrencisine, beş yıl boyunca, protez dersleri de verilerek, diş hekimliği mesleğini ilgilendiren tüm protezleri yapabilecek konumda mezun edilir. Ancak, mesleğin icraına başlayan diş hekimi, protez yapımında laboratuvar çalışmalarını diş teknisyeninden hizmet alarak yürütür. Bu durumdan da anlaşılacağı gibi, diş hekimliği ve diş protez teknisyenliği birlikte çalışılan iki ayrı meslektir.

1909 yılında İstanbul Diş Hekimliği Okulunun açılmasıyla başlayan diş hekimliği eğitimi, bugün, Türkiye'de çok sayıda fakülteyle dünya ülkeleri arasında ilmî çalışmalarıyla ön sıralarda yer almaktadır. Diş protez teknisyenliği ise, usta-çırak ilişkisiyle yürütülerek devam etmiştir. 1989 yılına kadar herhangi bir işyeri açar gibi, sağlık koşulları gözardı edilerek, bu çalışmalar yürütülmüştür. 1219 sayılı Yasada 14 Haziran 1989 tarihinde 3575 sayılı kanunla yapılan değişiklikle, diş protez teknisyenliği tanımlanmış ve bir sağlık sınıfı mesleği olarak yasada yerini almıştır.

Yine, Sağlık Bakanlığının açtığı kurs ve sınavlara katılanlara diş protez teknisyenliği yetki belgesi verilmiştir. 5 Haziran 1986'da Millî Eğitim Bakanlığının başlattığı LİMME Projesi; yani, Lise Mezunlarını Meslek Edindirme Projesi kapsamında, 1989'da diş protez teknisyenliği de projeye dahil edilmiştir ve Millî Eğitim Bakanlığı da, protez teknisyenleri yetiştirmeye başlamıştır.

Diş Teknisyenleri Odasından alınan bilgiye göre Türkiye'de, 13 750 yetki belgeli diş teknisyeni ve 3 450 laboratuvar vardır. Ayrıca, ilk defa Hacettepe Üniversitesinde başlayan diş protez teknisyenliği yüksekeğitimi, sağlık meslek yüksekokullarında 2 yıllık bölümlerde devam etmektedir. Yıllık kontenjanları 140 olan bu okullar, şu anda Hacettepe Üniversitesinde, Marmara Üniversitesinde, İstanbul Üniversitesinde, Atatürk ve Ege Üniversitelerinde diş hekimliği fakültelerine bağlı meslek yüksekokulları bünyesinde diş teknisyeni yetiştirmektedir; Polatlı Yüksekokulunda da aynı şekilde eğitim verilmektedir.

1989'dan itibaren Sağlık Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı diş protez teknisyeni yetiştirmeye devam etmiş; ancak, Sağlık Bakanlığının çıkardığı laboratuvar yönetmeliğine göre, 1986 yılında çıkarılan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Yasasına bağlı olarak, diş protez teknisyenlerinin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yetiştirilmesi, hukukiyetini kaybetmiştir.

Neticede, Sağlık Bakanlığından yetki belgesi alanların dışında, Millî Eğitim Bakanlığından yetki belgesi alanlar laboratuvar açamaz olmuş, açanlarsa sağlık müdürlükleri tarafından kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır; kendilerine, sağlık müdürlüklerince, 2004 Ağustos ayına kadar süre verilmiştir.

İşte, böylece, bu yasa tasarısı, uzunca bir süre, Sağlık Bakanlığı, konuyu ilgilendiren taraflar ve Komisyonumuzca çalışma yapılarak huzurunuza getirilmiştir. Bu yasa tasarısıyla, Millî Eğitim Bakanlığı kaynaklı yetki belgeleri, bir defaya mahsus olmak üzere, Sağlık Bakanlığı kaynaklı yetki belgeleriyle denklenerek, hem bu mesleği icra eden binlerce kişi ve ailelerinin mağduriyeti hem de onlarla çalışma yapan diş hekimlerinin işlerinin kesintiye uğraması önlenecektir.

Belgesiz çalışanlara getirilen yaptırımlarla da, diş protez teknisyenliği saygın bir konuma getirilerek, bu alanda çalışanların sorunları büyük ölçüde çözüme kavuşturulacaktır.

Tasarıya göre, kalfalık belgesine sahip olanlar da, bu tasarının kanunlaşıp yürürlüğe girmesinden itibaren en geç bir yıl içinde müracaat etmeleri ve Sağlık Bakanlığınca düzenlenecek teorik ve uygulamalı eğitimi başarıyla tamamlamaları ve açılacak sınavlarda başarılı olmaları koşuluyla kendilerine diş protez teknisyenliği meslek belgesi verilecektir.

Tasarıda, Sağlık Komisyonumuzca, yine, yıllardır toplum sağlığında kanayan bir yara olan ağızda çalışan sahte diş hekimlerinin faaliyetlerine de son vermek amacıyla caydırıcı tedbirler getirilmiştir. Bu konuda da sizleri bir parça olsun bilgilendirmek ihtiyacı duyuyorum.

1928'de çıkarılan 1219 sayılı Yasanın 32 nci maddesiyle, diplomasız, ağızda çalışanlar sınava tabi tutularak, başarılı olanlara yetki verilmiştir. Bu yetkiyle dişçi unvanını alanlara alaylı, tabiplere mektepli denilmiştir ve bu kimselerin şu anda hiçbiri hayatta değildir. 1930'larda 35 diş hekiminin bulunduğu Türkiye'de yapılan bu uygulama doğrudur ve bu uygulamanın tekrarlanması için daha sonra Mecliste girişimlerde bulunulmuş ise de, bunun tekrarı mümkün olmamıştır. O tarihlerden itibaren dişçi ve diş tabiplerinin yanında çalışanlar -ki, bunlar genellikle erkektir- zamanla, gördüklerini uygulamaya başlamışlardır ve yetkisi olmadığı halde hasta ağzında çalışan sahte diş hekimleri oluşmaya başlamıştır.

Diş hekimlerinin sahte dişçilerle uğraşısı 1930'lardan günümüze kadar sürmüş ve devam etmektedir. Sahte diş hekimlerinin halkın sağlığına bu kadar rahat bir şekilde zarar verebilmelerinin nedeni sorgulandığında, bu yasanın hayatî derecede önemli olduğu anlaşılacaktır.

Türkiye'de bulunan 19 000 diş hekiminin 6 048'i kamuda çalışır; onların da yüzde 85'inin muayenehanesi vardır. Diş hekimi başına düşen nüfus Türkiye'de 3 650'dir; ancak, tüm meslek gruplarında olduğu gibi, dengesiz bir coğrafik dağılım bu meslekte de vardır. Büyük şehirlerde bu sayı 1 600 - 2 000 kişi iken, kırsal kesimde 8 000 - 10 000'e çıkmaktadır.

Diğer bir sorun ise, diş hekimliği hizmetlerinin sağlık bilinci ve sosyal, ekonomik koşullar yüzünden kullanılamamasıdır. Bu nedenle, devlet, sağlık hizmetlerinin standartlarını belirler, denetler ve halkın sağlığına zarar verenlere yönelik gerekli adlî ve idarî işlemleri yapar.

Sahte diş hekimlerinin ağızda çalışmalarının, halk sağlığına çok önemli olumsuz etkileri vardır. Sağlık mensupları içerisinde bulaşıcı hastalıklara en çok maruz kalan meslek grubu diş hekimleridir. Ülkemiz verilerine göre, üst solunum yolları hastalıkları birinci sırada yer almakta ve hepatit B son yıllarda çok yaygınlaşmaktadır. Çağın vebası olan AIDS ise, yine en büyük tehlikedir. Sahte diş hekimleri, bulaşıcı hastalıkların yayılmasında en önemli etkenlerden birisidir. Mesleğin eğitimini almayan, bulaşıcı hastalıklara karşı nasıl tedbir alınacağını ve hijyenik çalışma koşullarını bilmeyen, sağlığı para kazanma amacı olarak gören sahte diş hekimleri, ülkemizde bulaşıcı hastalıkların yayılmasının en büyük sorumlularındandır ve yaptıkları müdahalelerle, halkın ağız ve diş sağlığını bozarlar.

Ayrıca, yaptıkları işin yasal olmaması nedeniyle kayıtdışıdırlar ve ülkenin vergi kaybına da sebep olmaktadırlar. Bunların ağızda çalışmasını engelleyen 1219 sayılı Yasa, 1928'den beri yürürlükte olmasına rağmen ve ilgili 41 inci madde değiştirilerek, 1989'da 3575 sayılı Yasayla cezaların artırılmasına rağmen, hem getirilen cezaî yaptırımlar hem de adlî sistemin tıkanıklığıyla, verilen cezalar komik denecek şekilde para cezasına çevrilerek, bunların caydırıcılığı kalmamıştır.

Bu nedenle, binlerce sahte diş hekimi halkımızın sağlığını tehdit etmeye devam etmektedir. Bu yasanın temel amacı, halkın sağlığının ve bu iki meslek gurubunun, yani, diş hekimliği ve diş teknisyenliği mesleğinin saygınlığının korunmasıdır.

Yüce Meclisin değerli üyeleri, halkımızın sağlığının korunması için gereğini yapmalıyız diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Remziye Öztoprak (AK Parti, Ankara). “Tababet ve şuabatı san'atlarının tarzı icrasına dair kanunda değişiklik yapılması (s.s.447)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/remziye-oztoprak-22-2004-06-02-tababet-ve-suabati-san-atlarinin-tarzi-icrasina-dair-kanunda-degisikli (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
