# Çocukların uçucu maddelerin zararlarından korunmasına dair kanun teklifi (s.s.89)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Reşat Doğru (MHP, Tokat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mayıs 2009
- **Gündem:** ÇOCUKLARIN UÇUCU MADDELERİN ZARARLARINDAN KORUNMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.89)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2009-05-07-cocuklarin-ucucu-maddelerin-zararlarindan-korunmasina-dair-kanun-tekli-3

> Reşat Doğru (MHP), 7 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇOCUKLARIN UÇUCU MADDELERİN ZARARLARINDAN KORUNMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.89)); konuşma 1.492 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 89 sıra sayılı Çocukların Uçucu Maddelerin Zararlarından Korunmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Bu kanun çok olumlu bir kanundur, ben de arkadaşlarım gibi çok önemsiyorum ve de başta Cevdet Erdöl olmak üzere emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Doğru bir kanun çıkartılıyor, ancak çok geç kalmış olan bir kanundur, çünkü uçucu maddelerle ilgili Türkiye’mizde çok büyük sıkıntıların olduğunu hep beraber görüyoruz. Özellikle büyük şehirlerimizde -İstanbul’dur, Ankara’dır, Diyarbakır’dır- başta sokak çocukları olmak üzere bu maddelerin çok yoğun bir şekilde kullanıldığını, hatta bazı yerlerde de çok ciddi oranda problemlerin meydana gelmiş olduğunu görüyoruz, hatta yaralamalar, ölümlere varana kadar birtakım olayları da bu maddeleri kullanan çocuklar vasıtasıyla görmüş bulunuyoruz.

Sayın milletvekilleri, malumunuz olduğu şekliyle, uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla ilgili komisyon çalışmaları… Meclisimiz bir araştırma komisyonu kurmuştu. O Komisyon, çalışmalarını tamamlayarak Meclise raporunu sunmuştur. Tabii, o rapor sunulmuştur, ama raporun “öneriler” bölümünün de çok dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu çıkarmış olduğumuz kanun gibi o öneriler doğrultusunda da bazı kanunları çıkarmak mecburiyetinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Tabii, Meclis araştırma komisyonları bizim Meclisimizde yoğun şekilde çalışıyor. Hakikaten, çalışmalar neticesinde de kalın kitaplar şeklinde veyahut da çok güzel eser şeklinde o çalışmaları bizlere gönderiyorlar. Ancak, gönderilen o çalışmaların bence önemsenmesi gerektiğini de ifade etmek istiyorum. O raporlar gönderiliyor, ama takipçisinin de Meclisimiz olması gerekiyor. Meclis, eğer o raporların sonuçlarını ortaya koymaz, o raporlarla ilgili önerileri göz önüne almazsa, o zaman yapılan çalışmaların hiçbir manası kalmıyor.

Bakınız, bu uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla ilgili Komisyonumuz, sağ olsun Sayın Başkanımız ve arkadaşlar çok ciddi şekilde çalıştılar. Komisyon üyelerimiz ve Meclisimizin dışında olan komisyon üyeleri de bu çalışmalara aktif bir şekilde katıldılar ve çok güzel eserler ortaya kondu.

Şu anda çıkarmış olduğumuz çocuklarla ilgili bu kanun ne kadar önemliyse, bundan sonra o önerilerin de ihtiva edilmiş olduğu o gelecek olan kanunların da çok önemli olduğunu ve çok süratli bir şekilde çıkarılması gerektiğini de düşünüyorum.

Tabii, konular çocuklar olunca, konular geleceğimiz olunca, her şeyin siyasetin de üzerinde politikanın da üzerinde değerlendirilmesinin toplum menfaatine olacağını da yine burada ifade etmek istiyorum.

Önümüzdeki yıllar dünyada uyuşturucu ve madde kullanımının toplumu nereye doğru sürüklediğini göreceğimiz yıllar olacaktır. Batı toplumu uyuşturucu konusunda çok büyük sorunlarla karşı karşıyadır. Genç nüfusun doğumlar dolayısıyla azalmaya devam ettiği ve gençlerin de uyuşturucuya yoğun bir şekilde yöneldiği yıllar yaşanıyor.

Aynı sorunu ülkemizde de gün geçtikte ağır bir şekilde hissetmeye başlamış durumdayız. Yapılan son araştırmalar, başta büyük şehirler olmak üzere Anadolu’nun köylerine kadar uzanan çok önemli problemin ortaya çıkmakta olduğunu göstermektedir. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimize derhâl çok ciddi önlemler alarak sahip çıkmalıyız. Türkiye’yi saran uyuşturucu ve madde bağımlılığı için koruyucu sağlık önlemleri hakkında aileleri ve gençleri uyarmak görevimiz olmalıdır. Yirmi yaşına kadar korunmuş ve bilgilendirilmiş gençlerin bu kötü alışkanlıklara başlama oranı çok düşüktür.

Uyuşturucu illeti gençliği öldürür. İnsan sağlığına, akıl ve ruhi sisteme, topluma yaptığı tahribat çok korkunçtur. Bundan dolayı da gençleri bağımsız şekilde yetiştirmeli ve onlara da sorumluluk duygusu vermeliyiz.

Dünyanın her tarafında olduğu gibi ülkemizde de uyuşturucu madde kullanımı alışkanlığı çığ gibi büyümektedir. İşte, ülke olarak, geleceği olan gençlerimizi bu durumdan korumalıyız.

Anayasa’mızın 58’inci maddesi devletin gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden korumak için gerekli tedbirleri alması gerektiğini hükme bağlamıştır.

Bağımlılık yapan maddelerin satıcılarının özellikle gençlerimizi hedef aldığı, güvenlik güçleri kaynaklarından anlaşılmaktadır. Hedef çocuklarımız, gençlerimizdir. Uyuşturucuyla mücadelede hem arzın hem talebin durdurulması gerekmektedir.

Madde kullanımı toplumsal bir sorun olması yanında şeker hastalığı, tansiyon hastalığı gibi bir hastalıktır. Amaç, hastalığa bir kez yakalanmamaktır. Yakalandıktan sonra tam tedavisi mümkün olamamaktadır. Bir kez bağımlı olan ömür boyu bağımlı olabilir. Tam kurtulması zor olmakta, bazen de maalesef mümkün olamamaktadır.

Ankara AMATEM Başkanı Nesrin Dilbaz’ın çalışmalarına göre okullarda ve gençlerde uyuşturucu kullanım oranı her yıl ikiye katlanmaktadır.

Tedavi için başvuranların yüzde 67’si Güneydoğu kökenlidir. Esrar, bali ve tiner gibi uyuşturucu kullanımının en fazla görüldüğü iller Güneydoğu illeridir. Diyarbakır başta gelir, Kilis’in de altıncı sırada olduğu, Antep’te de damar içi kullanımının da yoğun olduğu görülmektedir. Hatta hepatit ve HIV virüsüne de buralarda rastlanmış olduğu da belirtiliyor.

Tabii, bunların yanında özellikle çocuklarımız noktasında takip edilmesi gereken de çok önemli konular vardır.

Bakınız, cuma ve cumartesi günü çocuklarının nerede olduğunu bilmeyen ailelerde çocuklarda bağımlılık oranı çok yüksektir. Geçmiş yıllarda madde kullanım yaşı on iki iken, bugün bu yaş onlara düşmüş hatta bazı yerlerde sekizler civarında olduğu da söylenmektedir. Bu da ülkemizin sahip olduğu genç nüfustan dolayı hedef ülke hâline gelmekte olduğumuzun da bir göstergesidir.

Uyuşturucu tacirleri bunu iyi değerlendirmekte hem kaçakçılığı hem de kullanımını ülkemizde maalesef desteklemektedirler. Bundan dolayı da durum görüldüğünden çok ama çok daha ciddidir. Aileler, okul yöneticileri, devletin çeşitli kurumlarına bu manada da çok önemli görevler düşmektedir.

Çoğu insan gibi özellikle gençler, kaçmak istediği başka problemlerden dolayı depresyona girince uyuşturucuyla karşılaşabilir. Ancak bilinmesi gereken de şudur ki: Uyuşturucu kullanmak sorunların hiç birisini de halletmemektedir. “Bir kez esrar veya kokain kullanmaktan bir şey olmaz.” duygusu bence çok önemli bir duygudur. Bir kez kullanma ile her şeyin başlamış olduğunu ve o “bir kez”le de beraber, ondan sonrasında alışkanlıkların da gelmekte olduğunu unutmamak gerekir. Bundan dolayı da madde bağımlılığından kurtulmanın en etkili yolu ama en etkili yolu hiç başlamamaktır.

Atatürk diyor ki: ”Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütünü müessir olur. Eğitim, sanat ve spor madde bağımlılığının en büyük düşmanıdır.” Bu tabir çok önemsenmelidir.

Madde bağımlılığı olan insanlara iyi gözlem yapmalı, onları takip etmeliyiz. Arkadaşlarını değiştirmesi, okul başarı oranlarının düşmesi, daha fazla para harcamaları, neşeli hâlden durgun hâle geçmeleri, anne ve babalar olarak, aile olarak bizlerin, hepimizin yakinen takip etmesi gereken konulardır diye ifade etmek istiyorum.

Tabii ülkemizde özellikle bu uyuşturucu kullanımının bir sebep değil bir sonuç olduğunu unutmamak gerekir. Bu manada da özellikle AMATEM merkezlerinin kurulması ve beraberinde de onun desteklenmesi gerekiyor.

Biraz önce Sayın Bakanımız çocuk psikologlarının sayısının az olduğundan bahsetti. Tabii, çocuk psikologlarından ziyade psikiyatri mütehassıslarının da sayılarının çok düşük olduğunu söylemek mecburiyetindeyiz. Tabii, ihtisas dairesi ellerinde, istedikleri kadar ihtisas dairesinden psikiyatri uzmanı yetiştirebilirler ve üst dal olarak da bunları, o doktorlarımızı çocuk psikoloğu hâline de, o yöne de yönlendirebiliriz. Yani bunun bir mazeret olduğunu düşünmek istemiyoruz.

Ancak AMATEM merkezlerinde tabii yoğun bir çalışma programı da vardır. Özellikle biz Komisyon çalışmaları esnasında Ankara’daki AMATEM Merkezini ziyaret etmiş olduğumuz zaman orada da gördük. Çok büyük oranda personel sıkıntısı da var. Çok sayıda hasta oraya müracaat etmek mecburiyetinde kalıyor. Hatta oralarda bence çocuklara yönelik de ayrı kliniklerin açılması, ayrı seksiyonların açılmasının faydası olacağı kanaatindeyim. Çünkü çocukları oraya getiriyoruz ve çocuklar aynı şekilde tedavi olacak veyahut olduktan sonrasında serbest bırakılıyor veya büyük insanlar serbest bırakılıyor. Hatta oradaki en önemli sorunlardan bir tanesi de maddi kaynağı olmayan -elinde yeşil kartı yok, veyahut parasını karşılayamıyor- o insanların da orada ben çok zor şartlarda olduğunu görüyorum. Bu manada da onlara, bir noktada, artık ücretsiz tedavi mi yapacağız yahut arkasından, oradaki tedavisi bittikten sonra kendi köylerine, beldelerine gittiği zaman onları orada takip edip onlara destek mi olacağız, o arada bunu da söylemek istiyorum.

Tabii diğer bir konu da değerli milletvekilleri, “ESPAD Projesi” dediğimiz o projeyi tekrar gündeme getirmek istiyorum. Millî Eğitim Bakanlığı, 2003 senesinde “ESPAD Projesi” dediğimiz -yani gençlerdeki uyuşturucu madde kullanımının izlenmesi, takip edilmesi, durumun tespit edilmesiyle ilgili bir projedir- bu projeye Millî Eğitim Bakanlığı izin vermemiştir. Şu an itibarıyla da buna izin verilmesi gerekiyor. Bizim elimizdeki bilgilerin birçoğu 2003 senesindendir. Bu tür araştırmaların, çalışmaların ve projelerin dört yılda bir yapılması, üç yılda bir yapılması gerektiği düşünülürse, bence çok büyük oranda bunun geç kalınmakta olduğunu ifade etmeye çalışıyorum.

Tabii buradan bir diğer konuyu da söylememiz gerekir ki, sivil toplum kuruluşlarının, bu mücadeleye, bu hastalığa, koruma tedavisine veyahut da alışkanlığa bir noktada destek olması gerekiyor. Tabii, sivil toplum kuruluşlarına da bizim de destek olmamız gerekiyor. Özellikle belediyelerin ve o tıpla ilgili, tabip odalarının, eczacılık odalarının, bunların da bölgelerinde bu yönlü sivil toplum kuruluşlarına maddi kaynak oluşturması veyahut da projelere destek vermesi noktasında da çalışmalar yapmasını bekliyoruz. Çünkü bu hastalık, bu sıkıntı hepimizindir ve özellikle de koruyucu hekimlik burada daha önemlidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Doğru, devam edin.

REŞAT DOĞRU (Devamla) – Dolayısıyla, sivil toplum kuruluşlarının, bu yönlü, çok ciddi çalışmaları vardır. Ülkemizde de hem ESPAD Projesi desteklenmeli hem beraberinde sivil toplum kuruluşları desteklenmelidir.

Tabii Türkiye’de, ülkemizde şu anda, neredeyse emniyet güçlerine bu mücadeleyi devretmiş durumdayız. Ben başta TUBİM olmak üzere, emniyet güçlerimizin hepsini candan tebrik ediyorum ancak bu yeterli değildir. Burada, toplu bir şekilde, koordineli bir şekilde bununla mücadele etmek mecburiyetindeyiz. Ondan dolayı da yeni genel müdürlükler oluşturulmalı, yeni kuruluşlar oluşturulmalı ve bunların hepsini de toplu bir şekilde bir merkeze bağlamak mecburiyetinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bunu yapmazsak dağınık bir mücadele meydana geliyor, o dağınık mücadeleyle beraber de ülkemizde hedeflemiş olduğumuz noktaya ulaşamıyoruz. Bu manada da ben bunun da dikkate alınması gerektiğini ifade etmeye çalışıyorum.

Tabii diğer bir konumuz da yine, Avrupa’daki Türk çocuklarında da bu problemle çok yoğun bir şekilde karşı karşıyayız. Bakın, şu anda Almanya’da 3,5 milyonun üzerinde Türk insanı yaşıyor ve Alman hapishanelerinde bulunan yaklaşık olarak 40 binin üzerinde genç insanımız var. Bunların büyük çoğunluğu uyuşturucu suçlarından dolayı buraya girmiş durumdadır. Bakın, Türk hapishanelerinde de böyledir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Çocukların uçucu maddelerin zararlarından korunmasına dair kanun teklifi (s.s.89)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2009-05-07-cocuklarin-ucucu-maddelerin-zararlarindan-korunmasina-dair-kanun-tekli-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
