# Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile tacikistan cumhuriyeti hükümeti arasında türk işbirliği ve kalkınma idaresi başkanlığı program koordinasyon ofisinin faaliyetine ilişkin anlaşma hakkında (s.s.403)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Reşat Doğru (MHP, Tokat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim
- **Tarih:** 1 Aralık 2009
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE TACİKİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI PROGRAM KOORDİNASYON OFİSİNİN FAALİYETİNE İLİŞKİN ANLAŞMA HAKKINDA (S.S.403)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2009-12-01-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-tacikistan-cumhuriyeti-hukumeti-arasi-2

> Reşat Doğru (MHP), 1 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE TACİKİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI PROGRAM KOORDİNASYON OFİSİNİN FAALİYETİNE İLİŞKİN ANLAŞMA HAKKINDA (S.S.403)); konuşma 2.312 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 403 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tacikistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı Program Koordinasyon Ofisinin Faaliyetine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

1990’lı yılların başından itibaren Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla beraber, başta Orta Asya olmak üzere birçok Türk devleti bağımsızlığını kazanmıştır. Bu bağımsızlığını kazanması Türkiye Cumhuriyeti devletinde bir anda çok büyük heyecanlara sebep olmuş, o heyecanlarla beraber de Türkiye Cumhuriyeti devletinde farklı bir çalışma ortamı içine girilmiştir. Bunun içerisinde, özellikle özel sektördeki bazı insanlarımız koşarak bu bağımsızlığını kazanan Türk devletleri içerisine girmişler, gitmişler ve oralara kendi tecrübelerini aktarmaya çalışmışlar, çeşitli iş alanları, iş imkânları yaratmaya çalışmışlardır. Bunların yanında, Türkiye Cumhuriyeti devleti de kendi üzerine düşen görevleri yaparak, kendi tecrübelerini, bilgi birikimlerini oraya taşımıştır; başta, işte büyükelçilikler olmak üzere. Büyükelçiliklerin ilk açılışını Türkiye Cumhuriyeti devleti yapmış. Onun akabinde o bölgelerdeki devletlerin yetkililerini dünyanın her tarafında tanıtma içerisine girmiştir. Akabinde yine Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm bilgi birikimleri -bakanlıklar birikimleri dâhil olmak üzere- oraya aktarılmaya çalışılmıştır.

Ayrıca bunun yanında, Türk devletinin büyük oranda paraya ihtiyacı olmasına rağmen Eximbank kredileri dediğimiz 1 milyar doların üzerinde bir kredi bu devletlere kredi şeklinde açılmış ve o coğrafyada -daha henüz kanunları bile oluşmamış olan o coğrafyadaki devletlere- Türk devleti üzerine düşen görevleri en iyi şekilde yapmaya çalışmıştır.

Bunun yanında, özellikle ilişkilerin geliştirilmesi ve oralara daha iyi faaliyetlerin götürülmesi noktasında da Türk dünyasıyla ilişkilendirilmiş bir bakanlık oluşturulmuş ve bu bakanlığa da koordinasyon görevleri verilmiştir.

Bunun akabinde, bu işlerin daha iyi yürütülebilmesiyle ilgili olarak da “Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı” dediğimiz TİKA kuruluşu kurulmuş ve TİKA kuruluşu da bu bölgedeki faaliyetlerine yoğun bir şekilde devam etmiştir.

TİKA kuruluşunun kurulmasıyla beraber, o coğrafyada çok önemli hizmetlerin yapılmakta olduğunu da görüyoruz. TİKA bu görevi yaparken isminde olduğu “Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi” yani o coğrafyada kurulmuş olmasından dolayı o coğrafyadaki kuruluş amacına matuf olarak o coğrafyalarda hizmetini yapma mücadelesine girmiştir ve çok önemli hizmetler yapılmıştır. Bu hizmetlerden bir tanesi Hoca Ahmet Yesevi Türbesi’nin restore edilmesi konusudur. Bununla ilgili 1996’lı yıllarda, 1997’li yıllarda karar verilmiş ve bu kurulan çalışmalar içerisinde 2000 senesine kadar gelinmiş, 2000 senesinde de o zamanki (57’nci) Hükûmet tarafından oluşturulan yaklaşık olarak 1 trilyon 200 milyar liralık kaynak vasıtasıyla da o külliyenin restorasyonu tamamlanmış ve zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Başkanlığındaki bir heyetle oraya gidilmiş ve Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in de hazır bulunmuş olduğu törenle restorasyon tamamlanmış ve o külliye hizmete açılmıştır.

Daha sonrasında yine hizmetler devam etmiş. Özellikle şunu söylemek istiyorum ki: Kırım Tatarları Kırımdan, kendi yurtlarından atıldıktan sonra, Stalin zamanında atıldıktan sonra, uzun uğraşlar neticesinde tekrar yurtlarına dönmüştü. Dönmüşlerdi ama o coğrafyada, tabii, dönüşlerle beraber büyük bir yokluk olması münasebetiyle ev alma imkânları, arazi alma imkânları veyahut iş kurma imkânları yoktu.

Kırım Tatarlarına yine TİKA marifetiyle ev alma projesi oluşturulmuş ve ev alma projesiyle beraber de oradaki dönüşler cezbedilmiş ve o Kırım bölgesine de başta Cemiloğlu olmak üzere birçok insan dönerken Türkiye Cumhuriyeti devleti de buralara gerekli desteği göstermiştir.

Tabii, aynı durumu şimdi Ahıska Türklerinde yaşıyoruz. Ahıska Türklerine Gürcistan’ın Ahıska Türkleri bölgesine, Ahılkelek bölgesine dönüşlerine izin vermesiyle beraber tabii şu anda bir faaliyet içerisine girilmiş ve yıllardan beri vatan özlemi çeken Ahıska Türklerinin buraya dönüşüyle ilgili de çalışmalar başlatılmıştır.

Bizim beklentimiz odur ki, geçmiş dönemlerdeki TİKA marifetiyle, Türk dünyası bakanlıkları vasıtasıyla oluşturulan Kırım Türkleri ev projelerinin bir benzerinin de aynı şekilde Ahıska Türklerine yapmak mecburiyetinde olduğumuzdur. Ahıska Türklerinin o bölgeye dönüşleriyle ilgili eğer cazip bir şekilde bir proje oluşturamazsak Ahıska Türkleri oraya dönmez sayın milletvekilleri.

Ahıska Türkleri dünyanın birçok yerinde yaşıyorlar. Ahıska Türk’ü özelliğinden, mücadele güçlerinden dolayı, yani o farklı görüntülerinden dolayı dünyanın her yerinde Türklüklerini unutmamışlar, başta dilleri olmak üzere kültürlerini, hepsini en iyi şekilde yaşayan bir grup oluşmuşlardır.

Tabii, kaderin cilvesidir, dünyanın birçok yerinde de şu anda Ahıska Türkleri vardır. Gidin Azerbaycan’da -Vatan Cemiyetiyle- Kırgızistan’da, Özbekistan’da, işte Rusya’nın çok çeşitli yerinde Ahıska Türkleri bulunmuşlardır.

Hatta zaman zaman bunların üzerinde çeşitli oyunların oynanmış olduğu da görülür. Özellikle Özbekistan’da Fergana Vadisi’nde Ahıska Türkleri ile Özbek Türkleri karşı karşıya getirilmiş, çeşitli tahrikler neticesinde de “Fergana olayları” dediğimiz olaylar neticesinde de birçok Türk’ü kaybetmişizdir.

Daha sonra buradan insanlar Rusya’nın Krasnodar bölgesine getirilmiştir. Bakınız, Krasnodar bölgesinde de yine kimliklerinin olmaması dolayısıyla bu bölgelerden atılma konumuna getirilmiş, Krasnodar Valisinin baskıları neticesinde yaklaşık olarak 5 binin üzerindeki Ahıska Türkü Amerika Birleşik Devletleri’ne göç ettirilmek mecburiyetinde kalınmıştır. Ancak şu an itibarıyla, o Türkler, yani Rusya’daki, Sovyetler Birliği’nin eski coğrafyasında, yine Azerbaycan’da, Özbekistan’da, Kırgızistan’da bulunan Ahıska Türkleri, kendi vatanları olan Ahılkelek bölgesine dönmek istiyorlar. Onların istekleri de yine Kırım Türklerine uygulanan projeler şeklinde bir projenin uygulanmasıdır. Şu ana kadar Hükûmetin bu yönlü olarak bir çalışma yapmış olduğunu göremiyoruz, sadece sözlerle gündeme getiriliyor. Benim buradan birkaç kez “Ahıska Türklerine sahip çıkılmalıdır. Ahıska Türkleri, mutlaka, sahiplenilecek şekilde, Ahılkelek bölgesine, o Türk bölgesine gönderilmelidir, orada onlara ev alınmalı, arazi alınmalı, desteklenmelidir.” şeklinde ikazlarım olmuştur. Zaman zaman da soru önergeleriyle bunları dile getirmeye çalışıyorum. Ahıska Türkleri dernekleri, özellikle devletin sahip çıkması noktasında da, kendi taleplerini, başta Meclisimiz olmak üzere, bizlere, zaman zaman gelerek ifade etmeye çalışıyorlar. İsteğimiz odur ki, Ahıska Türklerine sahip çıkalım ve Ahılkelek bölgesinde –şimdi Ermenistan ile Gürcistan sınır bölgesidir orası- ev alarak veyahut arazi alarak onları desteklersek, o bölgeye, ben, Ahıska Türkü’nün yerleşeceğini umuyorum. Şayet destek olunmazsa Ahıska Türkü bulunduğu yerde kalacak ve de Gürcistan’ın vermiş olduğu o zaman süreci iyi bir şekilde kullanılmamış olacaktır.

Avrupa Konseyi Ahıska Türkü’nün bu bölgeye yerleşmesini istemiştir ama işte, yerleşme çok zor şartlar içerisinde olmakta, dolayısıyla da çok büyük oranda başarısızlıklarla karşı karşıya bulunulmaktadır. İnanıyorum ki, inşallah, önümüzdeki dönemlerde oralara farklı projeler uygulanır da, Ahıska Türkü’nü Bursa’sından İstanbul’una kadar veyahut da Iğdır’ından buralara, Türkiye içerisine yönlendiririz.

Ayrıca, Ahıska Türklerini, Krasnodar gibi çeşitli yerlerde yapılan baskılardan kurtarır ve beraberinde de o bölgeye getirir, o insanlara yer edinmiş oluruz, yurt edinmiş oluruz, toprak vermiş oluruz.

Tabii, TİKA faaliyetleri içerisinde özellikle Türk dünyasının çok çeşitli yerlerinde yapılan faaliyetlerden bazılarını yine söylemek istiyorum. Bakınız, Azerbaycan’ın Haçmaz bölgesi vardır, burası Rusya sınırıyla olan bir yerdir. Azerbaycan’ın bu bölgesine de, yine, 2000, 2001, 2002’li yıllarda çok önemli projeler uygulanmış ve burada yaklaşık olarak 300 dönüm arazi üzerine çok önemli bir çiftlik oluşturularak numune çiftlik şeklinde bir oluşum oluşturulmuş ve Türkiye Cumhuriyeti devletinde çiftçilikle ilgili aletleri üreten veyahut da çeşitli noktalarda pulluğundan traktörüne kadar üretim yapan firmalardan çeşitli numuneler alınmış oraya götürülmüştü. Daha önceki zamanlarda çiftçilerimize uygulanan YAYÇEP karşılığı gibi yaygın çiftçi eğitimleri o bölgelerde yapılmış ve Azerbaycan çiftçisi modern tarımla tanıştırılmıştı. Ayrıca, beraberinde laboratuvarlar kurulmuş, o laboratuvarlarda toprak araştırılması, ürün araştırılması noktalarında da çeşitli çalışmalar yapılmıştı.

Yine, 2002 planları içerisinde, Haçmaz bölgesindeki bu yatırım gibi, bu çalışma gibi aynısının Ermenistan sınırı içerisine de yapılması düşünülmüştü, ancak hükûmetin düşmesiyle beraber o bölgeye yani Ermenistan sınırı bölgesine de Haçmaz bölgesindeki benzeri bir çiftliğin, numune çiftliğin yapılması olmamıştı. İnanıyorum ki bunun gibi projelerin yine Azerbaycan’da yapılması gerekir. TİKA faaliyetleri içerisinde bulunan bu şekilde yani Azerbaycan’daki çiftçilerin geliştirilmesi, Azerbaycan insanının modern dünya içerisindeki seviyesine getirilmesi noktasındaki destekler o zaman yapılmıştı, aynı desteklerin yine yapılması gerekmektedir.

Bakınız, mesela, o zaman yapılan faaliyetlerden bir tanesi de TRT ile ilgili Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun o bölgelerde karasal yayın olarak izlenmesiydi. Sayın milletvekilleri, bu konu da çok önemlidir. Türk dünyasının birçok yerinde -tabii şu anda yayın faaliyetleri artırılıyor, TRT çeşitli kanallar açıyor ama- o bölgelerdeki TRT kanalları ancak uydu vasıtasıyla dinlenebiliyor. Ondan dolayı da bizim, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak “karasal yayın” dediğimiz yani normal antenlerle o bölgelerde Türkiye Cumhuriyeti devletinin kanallarının izlenmesini sağlamaya çalışmamız gerekmektedir. Bu noktada da çalışmalar yapılması gerekir diye düşünüyorum. Yani o bölgeler çünkü çok fakir bölgeler olduğu için oradaki insanların uydu antenleri veyahut da uydu şeklinde yayın almaları çok zordur. Mesela, en yakın zamanda Tacikistan ziyaretlerimiz olmuştu, beraberinde yine Kırgızistan’ı da Sayın Cumhurbaşkanımızla beraber ziyaret etmiştik bundan yaklaşık üç ay önce, karasal yayının oralarda izlenmediğini gördük ve aynı şekilde, tabii karasal yayın izlenmiyor ama işte, uydu yayınları izleniyor mu? Hayır değerli milletvekilleri, bu noktada da Türk dilinin yaygınlaştırılması konusunda oralarda bu yönlü olarak da karasal yayının izlenmesi şeklinde, daha önce Azerbaycan’da TRT-1 yayınlarıyla ilgili olarak yapılan anlaşma şeklinde anlaşmalar yapılabilirse oralarda da bu yönlü çok önemli mesafelerin alınabileceğini düşünüyoruz.

Tabii, beraberinde TİKA marifetiyle çeşitli yardımlar yapılıyor. Mesela Tacikistan’a yine… Gerçi şu anda biz anlaşmasını onaylıyoruz ama daha önceki zamanlar içerisinde Tacikistan’da çok önemli yardımlar yapılmıştır. Maddi yardımların yanında, tarımsal yardımların yanında, mesela Cirgotol bölgesinde şehirde içme suyu şebekesi kurulmuştur, oluşturulmuştur. Bunun gibi, içme suyuyla ilgili, sulama suyuyla ilgili çok önemli projelere yine TİKA buralarda geçmiş dönemlerde imza atmıştı. Tacikistan’a uygulayacağımız bu kanunla beraber, çıkartacağımız bu TİKA kanunuyla beraber bundan sonraki dönemlerde de bunun artırılarak devam etmesi gerekir diye de düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, tabii, TİKA kuruluşu Türk dünyasıyla ilgili kurulan bir kuruluştur yani Türk dünyasına birçok faaliyetin götürülmesi, yardımların ulaştırılması noktasında kurulmuş olan bir kuruluştur ancak son zamanlarda bunun özellikle Afrika’ya açılım noktasında veyahut da diğer bölgelere açılım noktasında, Orta Doğu’ya açılış noktasında da bazı çalışmaları olduğunu görüyoruz. Tabii, buralara açılmasın demiyoruz yani Senegal’e veyahut da işte Beyrut’a, Lübnan’a, çeşitli yerlere kuruluşların faaliyetleri… Mesela Sudan’a, Senegal’e, Etiyopya’ya, Afganistan’a TİKA kuruluşlarını kuruyorlar, TİKA ofislerini açıyorlar ancak açılan ofislerin yanında esas kuruluş amacı olarak Türk dünyasıyla ilgili kuruluş olması hasebiyle Türk dünyasına yönelik faaliyetleri de olması gerekmektedir.

Bakınız, şu anda Türkiye Cumhuriyeti devleti yakinen Doğu Türkistan’daki gelişmeleri takip ediyor. Doğu Türkistan’da Sincan Uygur bölgesinde Türklere karşı, Doğu Türkistan Türkü’ne karşı geçmiş dönemlerde çok farklı projeler uygulanmış, neredeyse nesillerinin bitirilmesi noktasında da çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Nükleer araştırmalar yapılmış; nükleer araştırmaların yapıldığı yer Türklerin yaşadığı Sincan Uygur bölgesi olmuştur. Buralarda nükleer araştırmalar yapılarak neredeyse doğmakta olan çocuklarımıza kalıtımsal olarak bazı hastalıkların geçmesi noktasında birtakım faaliyetlerin olduğunu görüyoruz. Son zamanlarda çıkan olaylar esnasında da Doğu Türkistan’da Uygur kardeşlerimizin, Türkmen kardeşlerimizin katledilmiş olduğunu görüyoruz, TİKA’nın kuruluş olarak buralarda da faaliyetleri olabilir. Nasıl işte, Senegal’e veyahut da Sudan’a veyahut Etiyopya’ya, Afganistan’a biz kuruluşlarımız vasıtasıyla yardımlar yapabiliyorsak, işte Sincan Uygur Bölgesi’ne de yardımlar yapılması gerekir diye de düşünüyorum.

Diğer bir konu: Tabii, Türkiye ile Türk dünyası arasında ilişkilerin geliştirilmesinde yapılması gereken hizmetlerin yanında, ilişkilerin de geliştirilmesi ve korunması olarak da Hükûmetimize de çok önemli görevler düşmektedir. Bakınız, şu anda Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde çok ciddi manada sıkıntılar olduğu bir gerçektir. Hükûmetimiz tarafından “Ermenistan açılımı” adı altında bir anlaşma imzalanmıştır ve bu anlaşma Türkiye Büyük Millet Meclisine de gelmiştir veyahut da görüşülmek üzeredir.

Değerli milletvekilleri, bu konuda da Azerbaycan Türkü çok büyük bir sıkıntı içerisinde kalmış, özellikle kendisi konusunda yani Azerbaycan’ın işgal edilen topraklarından daha Ermeni’lerin çekilmemiş olduğu bir ortamda, Azerbaycan sınırının kapatılma sebeplerinin ortadan kalkmadığı bir ortamda bu yönlü çalışmaların kendilerindeki durumu çok farklı manada, farklı yerlere getireceği endişesi içerisinde kalmışlardır. Bakınız, şu anda Azerbaycan’da bu yönde olarak çok ciddi tereddütler vardır. Bununla ilgili olarak da bir şeyler yapılması gerekir. O insanlara verilen sözlerin tutulması gerekir. Sayın Başbakanın Azerbaycan Meclisinde konuşmuş olduğu sözlerinin hiçbir zaman unutulmaması gerekir. Yani o sözlerin de özellikle Azerbaycan’ın işgal altında bulunan toprakları dediğimiz yedi tane Azerbaycan kenti, yine Türklerin öz be öz vatanı olan Karabağ’dan Ermeni’lerin çekilmemiş olduğu bir ortamda oradaki sınırın açılması veyahut da ilişkilerin normal seviyeye getirilmiş olması doğru değildir. Şu anda Ermeniler yine dünyanın her tarafında soykırımdan bahsetmektedirler. Neredeyse Ağrı Dağı’nı kendi bölgeleri olarak kabul etmekte, Türkiye Cumhuriyeti devletinin sınırlarını tanımamaktadırlar. Bu ortamda özellikle işgal devam ederken bunun yapılmaması gerekiyor. Bakınız, şu anda Azerbaycan’a gidiniz, Bakü’ye gitmiş olduğunuz zaman Bakü’nün çeşitli reyonlarında maalesef, özellikle Karabağ’dan giden insanların, yedi tane işgal edilen kentten oralara göçen insanların perperişan bir şekilde yaşamış olduğunu görürsünüz. Yani oralardaki insanlar kendi öz topraklarından atılmışlardır, hatta Hocalı katliamı gibi çok büyük katliamlarla karşı karşıya kalmışlardır. Yani bir gecede, yaklaşık 30 binin üzerinde, 50 binin üzerindeki insan, işte, araçlara bindirilmiş, zorla kendi bölgelerinden göç ettirilmişlerdir. Hocalı katliamının hâlâ kanı kurumamıştır. Tabii, bunu dünyanın birçok yerlerinde anlatmak mecburiyetinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Yani Hocalı katliamı daha henüz kurumamışken, sorumluları hesap vermemişken, bizim kalkıp da Ermenistan’la ilişkilerin geliştirilmesinde birtakım adımlar atmamızın doğru olmadığını düşünüyorum. Bu yönlü olarak da çalışmalarımızı çok dikkatli bir şekilde takip etmek mecburiyetindeyiz. Özellikle Türk dünyası, Azerbaycan’la ilgili çalışmaları, Azerbaycan’la ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor, Kıbrıs’la ilgili gelişmeleri yakinen takip ediyor, Kıbrıs Türkü’nün Annan Planı münasebetiyle tamamen, neredeyse yok edilecek pozisyona getirilmiş olmasını yakinen takip ediyorlar. Ondan dolayı da özellikle “Kıbrıs Açılımı” adı altında, biz, kazanılmış olan yerlerimizi ve haklarımızı vermemek mecburiyetindeyiz, verilmemesi konusunda hassasiyet göstermek mecburiyetindeyiz.

Bakınız, şu anda aynı durumu Kerkük’te, Telafer’de, Musul’da yaşıyoruz. Kerkük, Musul, Telafer bölgeleri Türklerin öz vatanlarının olduğu yerlerdir. Buralar, yüz yıllar öncesinde vatan olarak atalarımız tarafından Türklere verilmiş olan yerlerdir ama şu anda gidiniz Kerkük’e, Kerkük’te neredeyse büyük bir göç olduğunu görüyorsunuz, oradaki insanların, Peşmergelerin ağır baskıları neticesinde o bölgeleri terk etmekte olduğunu görüyorsunuz. Hatta zaman zaman göç o kadar sertleşiyor ki ölümlerle, çeşitli noktalardaki baskılarla göçü tamamlamaya çalışıyorlar. Bakınız, Telafer’de Tavuk bölgesindeki, Musul bölgesindeki Türkmenlere mutlaka sahip çıkmamız gerekmektedir. Kırmızı çizgilerimiz o olmalıdır.

Bakınız, şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’tan, Kuzey Irak’tan çekilmesiyle beraber yeni yeni projelerle karşı karşıya bulunuyoruz ama oradaki benim Türkmen kardeşlerimizin, Kerkük Türkü kardeşlerimizin hakkını da hiçbir suretle bir kenara koymamak mecburiyetindeyiz. Kerkük Türkü’nden vazgeçersek, Musul Türkü’nden vazgeçersek o zaman Türk dünyası bizlere farklı bakış açısı içerisinde bulunabiliyor. O yönlerden de Türkmenlere kan ağlatmamalıyız. Türkmenler, şu anda, bütün ümitlerini, her şeylerini Türkiye’ye bağlamışlardır. Onların Amerika gibi veyahut da İngiltere gibi, Batı gibi, Avrupa gibi sahipleri yok. Onların sahipleri sadece bizleriz; Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. O mealde de, demografik yapıyı bozmaya çalışan Peşmergelere karşı gereken tepkiyi göstermeli, dünyanın çeşitli yerlerinde, nasıl Doğu Türkistan konusunu gündeme getirmemiz gerekiyorsa, Kerkük Türkmenlerinin, Musul Türkmenlerinin, Telafer’de yaşayan kardeşlerimizin de sorunlarını dile getirmek mecburiyetindeyiz. Gerçi her zaman görüyoruz, konu Türkler olunca, Türk dünyası olunca, Avrupa’daki insan hakları veyahut dünyanın çeşitli yerlerindeki insan örgütleri, “STK” dediğimiz sivil toplum kuruluşları hemen bir anda Türkleri unutturmaya çalışıyorlar. Konu Türklerin ezilmesi, Türklerin yok edilmesi olunca, maalesef, maalesef, bunu acı bir tecrübe olarak görüyoruz, ama burası doğru değildir. En azından onların bu durumlarına karşı, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, Kerkük Türkü’ne de sahip çıkmalı, Azerbaycan Türkü’ne de sahip çıkmalı, Hocalı’da katliama uğrayan benim kardeşime de sahip çıkmalı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile tacikistan cumhuriyeti hükümeti arasında türk işbirliği ve kalkınma idaresi başkanlığı program koordinasyon ofisinin faaliyetine ilişkin anlaşma hakkında (s.s.403)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 1 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2009-12-01-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-tacikistan-cumhuriyeti-hukumeti-arasi-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
