# Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.116)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 26 Şubat 2008
- **Gündem:** ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.116)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2008-02-26-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-s-s-116

> Rıdvan Yalçın (MHP), 26 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.116)); konuşma 1.842 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 116 sıra sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, öncelikle, Irak’ın kuzeyinde yuvalanan hainlere karşı bu ağır kış koşullarında yiğitçe operasyon yaparken şehitlik mertebesine ulaşan kahraman evlatlarımıza ve yine şehit olan korucu vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, bu en büyük gururu tarifsiz acıyla birlikte yaşayan ailelerine Allah’tan sabır, büyük milletimize başsağlığı diliyorum.

Altıncı yılına giren AKP İktidarında ilk kez ve gecikmeli de olsa kara harekâtıyla devam eden sınır ötesi operasyonda kahraman ordumuzun, “Yirmi dört operasyon yapıldı, bir işe yaramadı.” diyenlerin yüzünü kızartacak başarılarla ve terörün kökünü bir daha filizlenmeyecek şekilde kazıyarak yurda dönmesini diliyorum.

Sadece, millet ve memleket sevgisini bütün sevgilerden yüksek tutan bir inancın sahipleri tarafından yapılabilecek bu destansı mücadelenin her kademedeki kahramanlarını yürekten kutluyor, Allah güç versin, kuvvet versin diye dua ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün görüşmesini yapacağımız Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, aslında, geçtiğimiz günlerde yüz yetmiş ayrı kanunda bin beş yüz civarında maddeyi değiştiren Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çıkarılan Kanun’da yapılan hataların telafisi mahiyetindedir.

Bu somut örnekte yaşandığı üzere, kanun yapmak, uzmanlık gerektiren, uzun ve ciddi bir çalışma gerektiren… Çoğunluk gücüyle aceleye getirildiğinde telafisi de olmayan sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle, komisyonlarda geçmiş dönemden kalan teklif ve tasarıların ayrıntılı görüşülmesinin önündeki engel olan İç Tüzük’ün 77’nci maddesinin sakıncaları daha iyi anlaşılmaktadır.

Meclis Başkanımızca hazırlanan Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün bazı maddelerinin değiştirilmesi… İç Tüzük değişikliği çalışması içinde, mutlaka, yukarıda işaret edilen mahzurları giderecek bir düzenleme getirilmelidir. Bu sayede, geçmiş dönemden kalan kanun teklif ve tasarılarının daha itinayla değerlendirilmesi mümkün olacak, bugün yaşadığımız gibi hatalar en aza inecek ve Meclisimiz, on gün önce yaptığı yasayı değiştirmek gibi gülünç durumlara düşmeyecektir.

İç Tüzük 77’nci maddede yapılacak bu düzenleme elbette kanunların çıkış sürecini uzatabilecektir. Ancak bir toplumun önüne “çabukluk” ve “adalet” tercihi konulamaz. Eğer bu da yapılacaksa bizim tercihimiz her zaman adaletten yana olacaktır.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz teklif, Askeri Ceza Kanunu’nda, Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun’da, Türk Ceza Kanunu’nda, 5271 sayılı Kanun’da, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’da, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nda ve 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun’da değişiklikler öngörmektedir.

Birçok önemli kanun çalışmasında AKP İktidarının tekrarladığı üzere, bu düzenlemede de aynı hata yapılmakta, diğer bakanlıklar ve ilgili kuruluşların görüş ve katkılarına müracaat etmeyi gerektiren hükûmet tasarısı prosedürü yerine milletvekillerince hazırlanmış kanun teklifi prosedürünün uygulanması tercih edilmektedir. Bize göre, bu, isabetli bir yol değildir, istisnai durumlar dışında da kullanılmamalıdır.

Bir teknik düzenleme gibi gözüken, bir hatanın tamiri maksadıyla getirilmiş bu teklifin komisyon çalışmalarında önemli bir hususun gündeme getirilmiş olması, eleştirdiğimiz yöntem ve aceleciliğin ne kadar önemli mahzurları olduğunu gözler önüne sermektedir. Önceki düzenlemeyle hükmün açıklanmasının ertelenmesi sınırı bir yıldan iki yıla çıkarılarak, aslında hukukumuza demokratik bir müessese kazandırılmış, uygulama alanı da genişletilmiştir. Ancak askerî suçlar bakımından düşünülmeyen istisnai hâl bu teklifle düzeltilirken, komisyonda Yargıtay temsilcisi arkadaşımızın ikazıyla bir madde daha öngörülerek terör suçları bakımından da ikinci bir istisna öngörülmüş olmaktadır ki, çok isabetli ve önemli bir düzenleme yapılmış olmaktadır.

Sayın milletvekilleri, bu kanunun düzeltmeyi amaçladığı ceza kanunlarına uyum amacıyla yapılan değişikliklerle ilgili kanunun alt komisyon gibi çalışan çalışma grubunda ben de görev almıştım. Anlıyorum ki, üç gün içerisinde yüz yetmiş ayrı kanunu, bin beş yüz maddeyi bürokrat arkadaşlarımızın ve hukuk profesörlerinin nezaretinde bile tam olarak değerlendirmek mümkün olamıyormuş. Nitekim, teklifin genel gerekçesinde de, söz konusu kanunlarla ilgili diğer kanunların geçen zaman sürecinde uygulanmasında ortaya çıkan sorunların ve tereddütlerin giderilmesinin amaçlandığı belirtilmektedir. Bu, aslında, makul bir gerekçeden ziyade bir itiraf mahiyetindedir. Çünkü, kanun yapan irade bir kanunu yürürlüğe koymadan önce ortaya çıkacak sorunları, tereddütleri, uygulamada oluşacak sıkıntıları yöntemince düşünmeli, araştırmalı ve Meclisin saygınlığını her değerin üzerinde tutmalıdır. Aksi hâlde, çıkardığınız sosyal güvenliğe ilişkin bir yasanın boşluğundan yararlanarak emsallerine göre yüksek maaşla emekli olmalarına sebep olur, yasadan faydalanan vatandaşları kötü niyetli olmakla itham eder ve ayrıca bu kötü niyeti de ödüllendirmiş olursunuz.

Aciliyetine binaen, Komisyonda 77’nci maddeyi işletip görüşme yaptırmadığınız, Genel Kuruldan, uyarılarımıza rağmen, alelacele çıkardığınız Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun’da yaptığınız değişikliklerin uygulanamazlığı ve Tekel ihalesiyle aynı zamana denk gelmesi sebebiyle yürürlüğünü, önemli maddeleri bakımından, neredeyse iki yıl ertelediniz.

Güya istinaf mahkemeleri kurdunuz, yürürlüğe sokmak için en yakın 2013-2014 yılından bahsetmektesiniz.

Yargıtay’da bir milyona yakın dosya beklerken, Yargıtay üyelerinin sayısını azaltan bir tasarı getiriyor; alt komisyon kurulmasına bile yaklaşmazken, tasarının etraflıca tartışılmasına tahammül edemezken, ısrarlar üzerine kurulmuş alt komisyonda toplantı yapamıyor, tasarıyı geri çekiyorsunuz.

İşbu teklifle de, gerekçesi haklı bile olsa, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 12’nci maddesini değiştirerek, tereddütlerin giderilmesi amacıyla, yürürlüğünü üç yıla yakın erteliyorsunuz.

Görüldüğü üzere, çıkardığınız birçok önemli kanun daha yürürlüğe sokulmadan değiştirilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu önemli kanunlar için ayırmadığınız zamanı, enerjiyi ve Genel Kurula katılım iradesini Vakıflar Kanunu geldiğinde cömertçe seferber ediyorsunuz.

Öyle anlaşılıyor ki, birçok kanun içine kısa zaman aralığında fark edilmesi mümkün olmayan tuzak maddeler koymayı biliyor ama sağlıklı, uzun ömürlü, uygulamada tereddüt oluşturmayacak kanun yapmayı bilemiyorsunuz.

Ceza kanunu yapıyorsunuz, aslında birçok suçun cezalarının infaz süreleri artırıldığı hâlde, kamuoyunu doğru bilgilendirmediğiniz için, neredeyse suç işlemenin cezasının olmadığı gibi bir kanaatin yayılmasına sebep oluyorsunuz.

Ceza yasalarına uyum içerisinde, hükmün açıklanmasının ertelenmesi sınırının bir yıldan iki yıla çıkarılması da kısmi af gibi yorumlanmasına neden oluyor ve bu düzenlemeyle de binlerce dosyanın yeniden ele alınması ya da Yargıtayca iade edilmesinin önünü açmış bulunuyorsunuz.

Sayın milletvekilleri, teklifin 1’inci maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Birinci Kitabı’nda yer alan düzenlemeler bakımından, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na bir ek madde daha ilave edilerek ek 8 ve 9’uncu maddeler ile Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun’un 63’üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümlerinin uygulanmasının devam olunacağı öngörülürken, Askeri Ceza Kanunu’nda yazılı suçlar bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231’inci maddesinin beş ila on dördüncü fıkralarında düzenlenen denetimli serbestlik ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemenin askerî yargıda uygulanmayacağı düzenlenmektedir.

Askerlik hizmetinin kendine has özellikleri, Askeri Ceza Kanunu’nda yazılı suçlar bakımından askerî yargı sisteminin mesleğe özgün disiplin ve kapsama alanı düşünüldüğünde, bazı istisnaların gerektiği açık olmakla, daha önce gözden kaçmış bu hususun düzeltilmesi elbette makul ve zorunludur.

Teklifin 2’nci maddesiyle de, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun’da da, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda değişiklik öngören düzenlemeler yapılırken, yapılması gereken bir düzenleme öngörülmekte ve askerî ceza ve disiplin yargılamasında Türk Ceza Kanunu’nun Birinci Kitap Üçüncü Kısım Birinci Bölüm hükümleri ve zaman aşımı süresine ilişkin hükümleri ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri ve ayrıca, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerinin disiplin suç ve cezaları hakkında uygulanmayacağı öngörülmektedir.

Bu maddede yapılan düzenlemenin de, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürüttüğü faaliyetlerin özelliği, önemi, askerlik hizmetinin kendine özgü yapısı sebebiyle isabetli olduğu ve esasen önceki düzenlemede yapılması gerektiği ortadadır.

Sayın milletvekilleri, teklife, yukarıda işaret edildiği üzere, Yargıtay temsilcisinin ikaz ve önerisi üzerine, Komisyonda gelişen inisiyatife göre, CHP, MHP ve AKP’li üyelerin teklifiyle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 13’üncü maddesine göre, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231’inci maddesindeki “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri uygulanamaz.” cümlesi eklenerek önemli bir mahzur giderilmiş olmaktadır. Bu düzenleme çok yerinde ve isabetli düşünülmüştür.

Teklifin 4’üncü maddesinde yapılmak istenen değişiklikle uygulamada kolaylık getirilmesi düşünülmektedir. Yine, 6’ncı maddede de paralel bir düzenleme öngörülmektedir. Bu iki maddede getirilen düzenleme gerçekten de bize de hem adliyelerden hem vatandaşlarımızdan sıkça iletilen önemli bir problemin çözümüne yöneliktir.

Mevcut düzenlemede, seçenek yaptırımdan çevrilen adli para cezasını hükümlü süresinde ödememişse, bu takdirde, savcılık, ilamı mahkemeye gönderiyor, mahkemeden de hapis cezasının infazına karar veriliyordu. Hükümlü derhal adli para cezasını ödemek istese, bir gün bile geçmiş olsa bu ödeme kabul edilmiyor ve cezanın tamamı hapis olarak infaz edilmekteydi. Türkiye gibi ikamet bilincinin tam yerleşmediği, vatandaşlarımızın büyük şehirler ile memleketleri, köyleri ve şehirleri arasında sıkça yer değiştirdikleri ve araya giren diğer makul sebeplerle ödeme yapılamaması hâlinde, parayı ödemeye hazır iken ödemenin kabul edilmeyip hapse çevrilerek infaz ettirmek birçok mağduriyete de sebep olmaktadır. Getirilen düzenlemeler ile de bu mahzur giderilmiş, seçenek yaptırımdan çevrilmiş adli para cezaları da doğrudan verilmiş olan para cezalarıyla aynı sisteme tabi tutularak, ödenmemesi hâlinde yine hapse çevrileceği, ancak, ödeme yapılması hâlinde hapis cezasının infazından vazgeçileceği düzenlenmiştir. Yapılan bu düzenlemeler yerinde ve ülke gerçekleriyle uyumludur.

Teklifin 5’inci maddesinde ise 5271 sayılı Kanun’un 327’nci maddesine bir fıkra daha eklenerek yargılama sırasında beraat ve ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenlerin yargılama sırasında kendisini vekâlet ilişkisiyle avukat ile temsil ettirmiş olması hâlinde, kendisine, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’da gösterilen tarifeye göre bir vekil ücretine hükmedileceği belirtilmektedir. Bu madde benim özellikle itirazlarım olan bir maddeydi. Biraz önce AKP Grup Başkan Vekili arkadaşımız bu maddenin metinden çıkarılması için bir önerge verdiklerini söylediler. Eğer bu madde metinde kalacaksa, maddede yargılama aşaması için avukat ücreti ödeneceği belirtiliyor. Oysa, ceza yargılaması sisteminin değiştiği, soruşturma aşamasının daha uzun zaman aldığı, insanların tutuklanabildiği o aşamada daha çok avukata ihtiyaç duydukları sebebiyle, bir ücretlendirme yapılacaksa, bunun soruşturma aşamasını da kapsaması gerektiğini düşünmekteyim.

Gene, bu yasayla getirilen ücret tarifesinin çok cüzi olduğu; birçok, ölüm gibi ağır cezalar gerektiren suçlarda bu cüzi paralarla avukatlık yapmanın fiiliyatta işe yaramadığı; birçok avukat arkadaşımızın, ne yazık ki, mahkeme aşamasında kimin avukatını öğrendiği gibi komik durumlara yol açmaktadır. Onun için, bu konuda mutlaka daha geniş araştırmalar sonucu bir düzenlemenin yapılması gerektiğini düşünmekteyim.

Değerli arkadaşlarım, teklifin 7’nci maddesinde, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un bazı maddeleri bakımından öngördüğü yürürlük tarihi, 1 Nisan 2008’den 31 Aralık 2010’a ertelenmektedir. Bu düzenleme ihtiyacı da, yasada öngörülen beş yıllık tutuklama süresinin aşılamayacağına ilişkin düzenlemenin yürürlüğünün ertelenmesi maksadından doğduğu anlaşılmaktadır. Bu düzenleme yapılmaz ise çok önemli ve ağır suçlardan tutuklu bulunan birçok insanın, uygulama, yürürlük tarihi yaklaşmış olması sebebiyle tahliye olması gibi bir riskle karşı karşıya bulunuyoruz, fakat bu durum daha önce yürürlük tarihinin ilanı bu şahıslar bakımından bir kazanılmış hak doğuracak mıdır, ortaya yeni bir kaos mu çıkacaktır, bunu da bize zaman gösterecek. Diliyorum bir kaosla karşılaşmayız.

Değerli arkadaşlarım, teklifin 8’inci maddesinde, Türk Ceza Kanunu’nun 50’nci maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak, Adli Sicil Kanunu’nda sicile kaydedilecek bilgilere ilişkin 4’üncü maddede değişiklik öngörülüyor. Bu da makul bir değişikliktir.

9’uncu maddede ise adli sicil veya arşiv kaydı talep eden vatandaşlardan 3 yerine 5 YTL ücret alınacağı öngörülmektedir. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, devletin, asli görevlerinden adalet görevinin bir parçası olması hasebiyle, böyle bir belge vermesi karşılığında para almasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Eğer mutlaka para alınacaksa da, en azından, öğrenci arkadaşlarımıza ya da bir eğitim kurumuna kayıt yaptırmak için sabıka kaydı alan arkadaşlarımızın muaf tutulması önerisini de özellikle iktidar partisi temsilcilerine iletiyoruz, makul görürlerse biz de bu konuda destek verebiliriz.

Yine, 10’uncu maddede de değerli arkadaşlarım, daha önce unutulmuş tütün mamullerine ilişkin bir hata, bir mükerrer madde düzeltilmeye çalışılmaktadır, bu da bize göre makuldür.

Sayın milletvekilleri, sonuç olarak biz bu teklifi, özellikle, daha önce alelacele çıkarılmış ceza kanunlarına uyum amacıyla gerçekleştirilen düzenlemede hata yapılarak sorunlar doğmasına yol açmış askerî suçlar bakımından getirilen düzenlemelerini zorunlu bulmaktayız. Diğer maddelerde getirilen düzenlemeler de ülke ihtiyaçlarına uygun ve elzem düzenlemelerdir. Bu sebeplerle milletimizin ihtiyacını giderecek bu teklifle getirilen düzenlemelere “evet” oyu vereceğimizi ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.116)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2008-02-26-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-s-s-116 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
