# Markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:319)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 21 Ocak 2009
- **Gündem:** MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:319)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2009-01-21-markalarin-korunmasi-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-ya

> Rıdvan Yalçın (MHP), 21 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:319)); konuşma 839 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 319 sıra sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi partim ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin -tasarının genel gerekçesinde de ifade edildiği üzere- 61’inci maddesinin (d) bendi Anayasa Mahkememizce 2/3/2004 tarihli 2004/25 karar sayılı ilamıyla iptal edilmiş, iptal kararı 14/5/2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yine bu maddeyle ilişkili, aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendiyle ikinci fıkrasının (b) bendi ve ayrıca 61’inci maddenin (a) ve (c) bentleri Anayasa Mahkemesince 3/1/2008 tarihli 2008/2 karar sayılı ilamıyla iptal edilmiş bulunduğundan, doğacak hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla bu tasarı Genel Kurula gelmiş bulunmaktadır. Üzerinde konuştuğum 2’nci maddede de, genel olarak, Anayasa Mahkemesinin 2004/25 sayılı kararı, ayrıca 2008/2 sayılı kararıyla (a), (c) ve (d) bentleri iptal edilen maddenin yeniden düzenlendiği, marka hakkının kapsamını belirleyen 9’uncu maddeyle de ilişkilendirildiği anlaşılmaktadır.

Sayın milletvekilleri, esasen bu tasarı bir yasal mecburiyet sonucu önümüzdedir. Ticari hayatın devamı, serbest rekabetin sağlanması, hukuk güvenliği bakımından özel öneme sahip markaların korunması, tecavüzün önlenmesi ve tecavüzlerin yaptırımlarının belirlenmesine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı kanun hükmünde kararnamede vuku bulan iptaller önemli bir boşluk doğurmuştur. Bu tasarıyla, doğan boşluğun doldurulması amaçlanmaktadır.

Bu mesele, hukuk eğitimiyle uğraşanlar, iktidar, Meclis, uygulayıcılar bakımından da öğretici nitelikler taşımaktadır. Her şeyden evvel, bu konuyu Anayasa Mahkemesi önüne getiren Ankara Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesini tebrik etmek gerekmektedir. Gerçekten de ilgili mahkeme, Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin iptal edilen maddelerinin Anayasa’nın 2, 13, 38 ve 91’inci maddelerine aykırılığı iddiasıyla bu süreci başlatmıştır. Mahkeme, gerekçesinde -özetle- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesinde cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesine aykırılık iddiasındadır. Bu ilke, devletin her türlü eylem ve işlemlerinde uyması gereken hukuk kurallarının bulunduğuna dayanmaktadır. Bu meyanda, hukuk devleti ilkesinin ceza hukukuna yansıması iki temel unsura dayandırılmaktadır ki; bunlar, suç ve cezaların kanuniliği ile suç ve cezalar arasında ölçülülük olarak yerleşmiş evrensel prensiplerdir. Bu ilkeler, hukuk güvenliği bakımından taşıdıkları öneme paralel olarak anayasal güvencelere de bağlanmışlardır. Anayasa’mızın 38’inci maddesinde bu ilke “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suç işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” şeklinde anlamını bulmuştur.

Yukarıda ifade edildiği üzere evrensel nitelik taşıyan bu ilkeler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararına da dayanak oluşturmaktadır. Suçların yasa ile konulması ilkesinin somutlaşmış bir sonucu da suç tipinin düzenlendiği hükmün yeterince açık ve anlaşılabilir olmasıdır. Somut olayda, itiraz eden yerel mahkeme bu şartların iptal edilen hükümler bakımından taşınmadığı inancındadır. Gerçekten de iptal edilen hükümlerde tarafların hak ve yükümlülükleri, ceza hukuku bakımından suçun unsurlarının anlaşılır, öngörülebilir şekilde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine mahkemece öngörülen yaptırımların hâkime cezayı şahsileştirme imkânı vermediği, ölçülülük prensibine riayet edilmediği de itirazlar arasındadır.

Değerli arkadaşlarım, yukarıda bahsedilen hukuki mülahazalar dışında meselenin önemli bir siyasi boyutu da bulunmaktadır ki bu konu önceki konuşmacılar tarafından çok da dile getirilmemiş bir husustur. Anayasa’mızın 91’inci maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebileceği öngörülmüştür. Devamında “…ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.” denilmektedir.

Kanun hükmünde kararname çıkarmak suretiyle hukuk oluşturmak Türk siyasetinde özellikle rahmetli Özal döneminden bu yana en tartışmalı alanlardan biri olmuştur. Kanun çıkarma prosedürü, aciliyet taşıyan meseleler gibi nedenlerle hükûmetler bu yolu zaman zaman tercih etmektedirler ancak bu imkân bir konuyu Meclis gündeminden, kamuoyu denetiminden kaçırmak amacıyla ne yazık ki sıkça da istismar edilmektedir. Kanun hükmünde kararname çıkarma imkânı kötüye kullanıldığında hükûmetler âdeta Meclisin yerine geçmektedir ki bu durum parlamenter demokrasilerle asla bağdaşır bir husus değildir.

Yine somut olayla karşılaştığımız gibi, hükûmetler bu yetkiyi bazen de Anayasa’ya aykırı olarak kullanabilmektedirler. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61’inci maddesi ve atıf sebebiyle 9’uncu maddesinde suç olarak düzenlenen eylemler bulunmaktadır. Anayasa’da suç ve cezalara ilişkin ilkeler birinci kısım ikinci bölümde bulunduğundan, bu konulardaki düzenlemelerin kanun hükmünde kararnameyle düzenlenmesi Anayasa’ya açıkça aykırı olacaktır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi yerel mahkemenin gerekçelerine kısmen katılarak iptal ettiği maddelerin Anayasa’nın ceza ve ceza yerine geçen güvenlik önlemlerinin ancak kanunla konulacağına ilişkin 38’inci maddesi ile Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname yetkisinin düzenlendiği 91’inci maddesine aykırılıklar tespit etmiştir.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu sonuç sebebiyle, Bakanlar Kurulunun yaptığı bu önemli hata sebebiyle çok sayıda marka haklarına tecavüz eden şahısların yaptırımlarla karşılaşmadan kurtulduğu gerçeğiyle karşılaşacağız. Bu somut olay da bize bütün erklerin hukuka saygı duyması gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor diye düşünmekteyim. Şimdi ise bu tasarı ile karar gereği yerine getirilmek istenmektedir ki bizim de buna bir itirazımız söz konusu olamaz.

Sayın milletvekilleri, işine geldiğinde yargıyı rahat bırakmak, yargıya saygı talep etmek, yargının bağımsızlığına vurgu yapmak, işine gelmediğinde ise yargıyı töhmet altında bırakıp ağır suçlamaların hedefi hâline getirmek şeklinde tezahür eden hastalıklı yaklaşımlardan bir an evvel vazgeçmiş, siyasi aktörlerin savcılığa da, avukatlığa da soyunmadığı, normalleşmiş, demokratik, tahammül sınırları geniş bir iklim ümidiyle tasarının hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu). “Markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:319)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 21 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2009-01-21-markalarin-korunmasi-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-ya (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
