# Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 4 Kasım 2009
- **Gündem:** TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-2

> Rıdvan Yalçın (MHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 791 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ikinci bölüm üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle tekrar yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun, önceki konuşmacılar tarafından da ifade edildi, gerçekten ideolojik rengi olmayan, siyasi boyutu olmayan teknik bir kanundur. Bu doğrudur, Komisyonda da önemli aşamalar geçirmiştir. İşin problemi de buradadır. Siz bu kadar siyasetten uzak bir tasarıda bile muhalefetle anlaşmayı beceremiyorsanız, bunu kendi hanenize bir başarısızlık olarak yazmalısınız. Bunun sebebi de zannediyorum bir samimiyet eksikliğidir. Burada konuşmacılarınız, başka birçok konuda yapıldığı üzere, sürekli geçmişten örnekler vererek bu işin kabahatini yine muhalefete çıkarmaya çalışıyor. Bunu genel siyasette de yapıyorsunuz. Bir tartışmalı konuda, ya muhalefetin sözcüleri geçmişte on yıl, yirmi yıl önce ne söylemiş, oradan lehinize bir şey bulmaya çalışıyorsunuz… Bunu başaramıyorsanız bu kez o partiler tarafından dışlanmış, bir şekilde refüze edilmiş insanlardan kendi lehinize görüş alarak muhalefeti gene kendinizce köşeye sıkıştırmaya çalışıyorsunuz. Bu husus doğru değildir.

Sayın Bekir Bozdağ biraz önce buradaki uzlaşamamanın kusurunu hocalara çıkardı. Evet, hocalar bir kanun yaparken önemli çabalar gösteriyorlar, bilimsel faaliyette bulunuyorlar ama neticede bir kanun bir siyasi iradeyle son şeklini alıyor. Komisyonda da bunu defalarca izah ettim, arkadaşlarla, hocalarla da zaman zaman çok ciddi tartışmalar yaşadığımız oldu. Buradaki uzlaşamamanın müsebbibi olarak hocaları görmek, hocaları hedef göstermek doğru değildir. Bu iş siyasi iradeye karşı da bana göre saygısızlık olarak değerlendirilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, bu kanunda kendi şahsım olarak önemsediğim bir açığa imza meselesi vardı. Bunu Komisyonda da çok gündeme getirdim ama bir çözüm bulamadık. Açığa imza meselesinin kıymetli evraklar hukuku bakımından da önemli tarafları var. Benim için önemi, esprisi şuydu: Temsil ettiğim Ordu ilinde özellikle fındık üreticilerinin hasat öncesi giderlerini karşılamak üzere tüccarlardan avans aldıklarını yaşıyoruz ve bu insanlar tüccarlardan avans alırken de kendileri güçsüz oldukları için mutlaka bir açığa imza attırılır bunlara. Bu genellikle bir emre muharrer senet olarak, bono olarak düzenlenir, ondan sonra bu gariban köylümüz hasat ettiği ürününü getirir, o tüccara verir ama ömrü boyu verse de bu borçtan bir türlü kurtulamaz. Bir gün buna “hayır” demeye kalksa, “Ben artık sana ürünümü vermiyorum.” demeye kalksa, o açığa attığı imza bu şahsın karşısına 50 milyar, 100 milyar gibi yüksek meblağlarla bir haciz ihbarnamesiyle evine gelebilmektedir. Bu tehdidin bir şekilde düzeltilmesi lazım. Bu konuda hocalarla da çok uzun görüşmeler yaptık ama bu kanunda düzeltilse bile kıymetli evraklar hukuku bakımından etki etmeyeceği konuşuldu ve yapamadık. Dilerim -Hükûmet sıralarından çok tecrübeli bir siyasetçi oturuyor- inşallah bu konuyu kıymetli evraklar hukuku bakımından da vatandaşımızın lehine çözmek bir başka düzenlemeyle mümkün olabilir diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, yine önemsediğim bir konuyu, bu kanunla direkt ilgili olmasa da sizlerle paylaşmak istiyorum. Önceki konuşmacılar da ifade ettiler.

Değerli arkadaşlarım, bugün bir Çek Kanunu meselesi yaşanıyor. Biliyorsunuz Meclis tatile girmeden önce bir tasarı getirdiniz komisyona ve o tasarıyla birlikte, cezaevinde karşılıksız çek suçundan yatan insanlarda, ailelerinde ve bu suç sebebiyle kaçak durumda olan insanlarda bir beklenti oluşturdunuz. Yani, bu öylesine bir beklenti ki, “Bir şekilde bu mesele çözülecek.” dendi, cezaevindeki insanlar ümitlendirildi, aileler ümitlendirildi. Her gün sizlerin de çek mağduru insanlar tarafından aranma durumunda olduğunuzu biliyorum. Bu konudaki bu beklentinin bir şekilde karşılanması gerekir. Bizim önerimiz, bizim teklifimiz “Efendim bir af çıkarın da…” değildir. Burada çek meselesinin mağduru sadece cezaevinde yatanlar değil mutlaka, bir şekilde mal verip güvenerek çek almış insanların da bir mağduriyetinin olduğunu kabul ediyoruz fakat bu şekilde yürümediği de ortaya çıkmıştır. Bugün bir, bir buçuk milyon çek yaprağının yazıldığını biliyoruz, sadece Yargıtaydaki ilgili dairede yetmiş beş bin dosyanın beklediğini biliyoruz.

Komisyona böyle bir tasarı geldiği için mahkemeler ve Yargıtay ellerindeki dosyanın üzerinde işlem yapmıyorlar, bir lehe değişiklik olursa uygulayabilmek adına.

Şimdi, biz, arkadaşlar, şunu teklif ediyoruz: Çek, bir şeklî suç olmaktan çıkarılabilir mi, bunu tartışmamız lazım. Bugünkü uygulamada çek karşılıksız çıktı mı başka bir araştırmaya gerek olmaksızın hapis cezasını gerektiren bir suç olarak tanımlanıyor. Oysa ödeyememek ya da alacağını tahsil edememek ekonominin içinde öngörülebilir bir risktir. O sebeple, çeki bir şeklî suç olmaktan çıkarıp, bunu bu şahıs kasten mi ödemiyor, bir dolandırıcılık kastıyla mı ödemiyor, daha çeki verirken ödemeyeceğini mi hesap ederek bu çeki vermiş, yoksa ekonominin rutin gidişi içerisindeki tabii riskler sonucu mu ödeyemez hâle gelmiş, bunu ayırt edebilecek, yani dolandırma kastıyla hareket edenlerle ekonominin risklerine maruz kalmış insanları birbirinden ayırabilecek öyle bir yapının ortaya konması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RIDVAN YALÇIN (Devamla) – Sayın Başkan, son bir cümle, bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

RIDVAN YALÇIN (Devamla) – Ben özellikle Sayın Bakandan şunu istirham ediyorum: Her gün rahatsız ediliyoruz, insanlar telefonla bize ulaşıyor, fakslarla, mektuplarla. Bu konuda Hükûmet adına bu çek meselesiyle ilgili nedir son kanaat, bu söylenirse, en azından bu beklenti kırılır, insanlar mevcut durumu kabullenir, ona göre pozisyonlarını alırlar ama bugün, her geçen gün artan bir kanayan yaraya dönüşmüştür ve bir an evvel bu konunun bütün yönleriyle düşünülüp konuşulduğu bir yasal düzenleme ihtiyacını ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
