# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim
- **Tarih:** 24 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2010-04-24-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Rıdvan Yalçın (MHP), 24 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 923 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan teklifin çerçeve 12’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Konuşmamın başında yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, üzerinde konuştuğum madde Yüksek Askerî Şûra kararlarına karşı yargı denetiminin açılmasını öngörmektedir. Genelkurmay Başkanımızın asimetrik psikolojik savaşa maruz kaldıklarını ifade ettiği, ordumuzu yıpratma ve kamuoyunda itibarını azaltma çabalarının sistemli olarak sürdürüldüğü bir ortamdayız. Silahlı Kuvvetlerin hiyerarşik emir-komuta zinciri dışındaki odaklardan emir alacak personelin doğuracağı mahzurlar her zamankinden daha yüksek bir tehdit olarak bulunmakta iken, bu değişikliğin bir kez daha düşünülmesi kanaatindeyiz.

(x) 497 S. Sayılı Basmayazı 19/4/2010 tarihli 88’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Değerli milletvekilleri, gönül arzu ederdi ki burada, devletimizi daha çağdaş hâle getirecek, milletimizi mutlu kılacak, özgürlük eksenli gerçek bir sivil anayasayı samimi bir mutabakat ikliminde görüşüyor olsaydık; bütün toplum kesimlerinin ortak kabulüne mazhar olmuş, toplum kesimlerini temsil eden örgütlü yapıların desteğini kazanmış, bütün siyasi partilerin tasvibiyle tam bir uzlaşma metnine dönmüş bir anayasa üzerinde devlet-millet kaynaşmasının, uzlaşma kültürünün en güzel örneklerini verebilseydik.

Gönül isterdi ki millet iradesini iktidardan ibaret sayan, muhalefet milletvekillerini millî iradenin bir parçası olarak görmeyi içine sindiremeyen, aldığı yüzde 34 ya da yüzde 47 oyu, yüzde 100 hükmetme hakkı olarak kabul eden bir anlayış yerine, bağımsız seçilenlerin de, yüzde 15’le, yüzde 18’le seçilenlerin de millet iradesinin doğrudan ve ayrılmaz temsilcileri olduğunu kabul etme olgunluğu içerisinde olabilseydik.

Gönül isterdi ki bu görüşmeleri, anayasal kurumların varlık ve yetkilerine hürmet edilen, kurumları milletimize hizmet edebilme ülküsünde birleşmiş, güvenin, saygının, tahammülün en üst seviyede olduğu bir iklimde yapabilseydik.

Değerli milletvekilleri, gönül isterdi ki demokrasi, insan hakları, sivilleşme, çağdaşlaşma, millet iradesinin hâkim kılınması gibi ortak kabul gören sempatik kavramların arkasına gizlenmiş öfkenin, hırsın, rövanş ve intikam duygularının yerine toleransın, empatinin, hoşgörünün, hukuka saygının hâkim olduğu, milletimizin umudunu yeşertecek samimiyet içerisinde olabilseydik.

Gönül isterdi ki Sayın Başbakanın, 23 Nisanda yerine oturan çocuğa kendi ruh dünyasını yansıtan “Başbakansan istediğini asarsın, istediğini kesersin.” öğüdü yerine, hukuka bağlı olmayı tavsiye edebildiği anlamlı örneklerin huzuruyla bu görüşmeleri yapabilseydik. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, yukarıda belirtilen güzel örnekler temenniden öteye geçememiştir. Üzülerek belirtiyorum ki Anayasa değişikliği için ne zaman uygundur ne ortam ne de iklim uygundur. Kafalar karışıktır, kaygılar had safhadadır. Gerilim, sükûneti esir almıştır. İşsizlik rekor kırmaktadır. Ücretli evini geçindiremez olmuştur, esnaf çaresizdir, çiftçi umutsuzdur. Ekonomik sebeplerle cinnet intiharları sıradan olaylar hâline gelmişken, milletimiz küçük çocuklara cinsel istismar haberleriyle sarsılmaktadır.

AKP’nin terörle mücadele yerine müzakere tercihinin, birbirimize bile söylemekten kaçındığımız ağır neticelerini yaşamaktayız. Bütün uyarılara rağmen sürdürülen yıkım projesinin, yıkıcı, ayrıştırıcı, kamplaştırıcı etkilerinin tahammül edilemez örneklerine şahit olmaktayız. Siyasetçilere fiziki saldırının ürkütücü örneklerini görmekteyiz. Siyasal, etnik, mezhepsel ve bölgesel cepheleşmelere yol açan AKP politikaları sonucunda bin yıllık kardeşliğimizin sarsıldığı, toplumsal cinnet hâlinin hâkim olduğu bu atmosfer anayasa yapmak için uygun değildir sayın milletvekilleri.

Sayın milletvekilleri, bu tablonun sorumlusu elbette yedi buçuk yıldır iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisidir. İktidar, başka alanlarda da örneklerini gördüğümüz üzere, kendi ideolojik kulvarında olmayan ya da kendilerine koşulsuz biat etmeyen resmî, yarı resmî ya da özel kişi ve kurumlarla âdeta savaş içerisindedir. FİSKOBİRLİK’ten Futbol Federasyonuna, YÖK’ten esnaf kuruluşlarına, Odalar Birliğinden Eczacılar Odasına, Tabipler Odasından medya kuruluşlarına kadar yöntem hep aynı olmaktadır. Bu kişi ve kurumların söylediklerini anlamaya çalışmak ve saygı göstermek yerine önce yıpratmak, yandaş medyada karalamak, adli ve idari makamlar eliyle sindirmek, bütün bu yollarla olmuyorsa yasal düzenlemelerle kendilere bağlı kuruluş hâline getirmek şeklindedir. İktidar partisi bu sindirme, yok etme ya da kendine tabi hâle getirme sürecinde millet iradesini, yalnızca ve bütünüyle kendisi temsil ediyormuş gibi, kendisi dışındaki bütün siyasi partileri ve kurumsal yapıları millet iradesine karşı olmakla suçlamakta ve milletimizle karşı karşıya getirmeye çalışmaktadır. Bu işleyişin sayısız örnekleri bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, AKP anlayışında oluşturulan gerilim ortamının uzlaşmaz tarafı hep karşı taraf olarak gösterilmektedir. Görüştüğümüz teklifte de süreç bu şekilde işletilmiştir. Bir önceki Meclis Başkanının Anayasa ve İç Tüzük hazırlanması için oluşturduğu komisyona üye vererek ilk destek Sayın Genel Başkanımız tarafından sağlanmıştır. Sayın Genel Başkanımız her fırsatta yeni bir Anayasa ihtiyacını belirtmiş ancak uzlaşma içerisinde yapılması gerektiğini de özellikle vurgulamıştır.

Bütün bunlara rağmen, iktidar partisi, parti tüzüğü hazırlama yöntemiyle hazırladıkları bu teklifi esastan ve usulden reddedişimizi bir uzlaşmazlık ve 12 Eylül Anayasası’nı savunmak olarak yansıtmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu itham haksızdır, gerçeklere aykırıdır ve iftiradır. Siyasi tarihimiz uzlaşma örnekleriyle doludur. 1987 yılında yapılan siyasi yasaklarla ilgili değişikliğin Meclis desteği yüzde 78 oranındadır. 1993’te, o zamanki Refah Partisinin ahlaka aykırı yayınların önünü açacağı gerekçesiyle karşı çıktığı özel medya kuruluşlarının açılmasına ilişkin değişikliğin Meclis desteği yüzde 69,5 oranındadır. 1995 yılında yapılan memura sendikal haklar, öğretim üyelerinin ve sendikacıların siyasi haklarının verildiği, kadın ve gençlik kollarının açılmasına imkân veren, seçmen yaşını 18’e, milletvekili sayısını 550’ye çıkaran, özetle 1982 Anayasası’nın yasaklarını kaldıran bu pakete ise, yine o zamanki Refah Partisi hariç Meclisin yüzde 80’i destek vermiştir. 1999’da DGM’lerden askerî üyelerin çıkarılması da Mecliste yüzde 78 destekle kabul edilmiştir. Darbe anayasasını savunmakla suçladığınız Milliyetçi Hareket Partisinin ortağı olduğu 57’nci Hükûmetin 2001 yılında gerçekleştirdiği otuz üç maddelik değişiklik ise, burada gerçeğe aykırı yaptığınız konuşmalara rağmen, bugüne kadar 82 Anayasası üzerinde yapılmış en kapsamlı değişiklik olarak bulunmaktadır.

Bireysel hakların, kültürel hakların, ifade özgürlüğünün engellerinin kaldırılması, Millî Güvenlik Kurulunda sivil üyelerin sayısının arttırılması ve MGK kararlarının tavsiye niteliğinde olduğunun vurgulanması gibi gerçek bir reformun yer aldığı paket, üçlü koalisyon desteği yanında, muhalefetin de desteğiyle 476 oy ve yüzde 86 destekle kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, gerçekler bunlardır. Görülmektedir ki, Anayasa değişiklikleri her zaman önemli oranda bir uzlaşma ve mutabakatla yapılmıştır. Bugün uzlaşma sağlanamıyorsa, bu, iktidar partisinin “Mademki ben iktidarım, ne yasa tanırım ne gelenek bilirim ne muhalefeti dinlerim ne yargıyı önemserim, millet iradesinin tek temsilcisi benim.” anlayışının sonucudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2010-04-24-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
