# Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 10 Aralık 2010
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574

> Rıdvan Yalçın (MHP), 10 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 560 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Görüşülen tasarının 17’nci maddesine ilişkin olarak verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz aldım. Yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün, İnsan Hakları Günü münasebetiyle farklı değerlendirmeler yapıldı. İnsan hakları adına bu kürsüden herkesin söylemesi gereken ilk sözün, yaşlı-genç demeden, kadın-çocuk demeden, hiçbir günahı olmayan masum insanları katleden terör örgütlerine karşı bir kınama yapılması ihtiyacını burada ifade ediyorum ve yalnız ülkemizde değil dünyanın neresinde olursa olsun silahla çözüm aramayı bir yöntem olarak benimsemeyeceğimizi ve terörü lanetlediğimizi ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu önergemiz, hukuk sistematiği bakımından ciddiye alınması gereken bir öneridir. Tabii, verilen bütün önergeler, sanki biri kabul edilirse surda bir gedik açılacakmış gibi bir mantık içerisinde reddediliyor ama Sayın Bakanın özellikle takdirine sunuyorum. Burada, müfettişlere adli görevler verilen bir düzenleme yapılmış durumda. Bu verilen adli görevlerin Türkiye’yi uluslararası arenada da sıkıntıya sokma ihtimalini, riskini çok yoğun şekilde görüyoruz. Onun için, bize göre burada müfettişlere bir adli görev vermek yerine, en azından “çalışmalarını tamamlayıp adli makamlara teklifte bulunma” şeklinde değiştirilmesinin, yani önergemiz kabul edilmeyecekse bile bu şekilde değiştirilmesinin çok daha faydalı olacağı inancındayım.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de özellikle AKP İktidarıyla birlikte gerek devlet kurumları arasındaki uyumsuzluklar ve gerekse AKP’nin kendisiyle aynı ideolojik frekansı taşımayan bütün kurumlarla, bütün kişilerle, sivil toplum kuruluşlarıyla yaşattığı, sürdürdüğü bir kavga var ve Sayın Başbakan bundan siyaseten çıkar sağlıyor ki “Biz vura vura geldik.” diye de zaman zaman bu kavgaya bir açıklama da getiriyor. Bu anlayış sebebiyle ya önemli kurumları kendinizle aynı frekansa getirdiniz ya yok ettiniz ya sindirdiniz, bütün bunları yapamıyorsanız da alternatiflerini kurarak etkisiz hâle getirdiniz. Yargıda da bu süreç yaşandı ve bugün yaşanan sürecin yasal düzenlemesini, maalesef, görüşüyoruz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bunu şunun için ifade ettim: Hâkim Savcılar Yüksek Kuruluyla Hükûmet arasında, önceki Kurulda Hükûmet kanadıyla seçilmiş üyeler arasında çok yoğun kavgalar yaşandı, kurullar toplanamadı ve bu kavgaların sebebi -bir kısmı kamuoyuna yansıdı, biz bir kısmına elbette vâkıf değiliz- özellikle iki üç yıldır Türkiye’deki siyaseti de maniple etmekte kullanılan, nerede bir aykırı ses çıkıyorsa onunla ilişkilendirilerek insanların cezaevine atıldığı, içlerinde suçlu, masum birbirine karıştığı bir yargılama süreci yaşanırken, aslında kavga bu mahkemelere bakacak olan, özel yetkili mahkemelere bakacak olan hâkimleri kimin atayacağı, kimin belirleyeceği hususunda yaşanmıştı.

Şimdi, Sayın Bakanım, özellikle bir vatandaş olarak, hem de bu yüce Parlamentonun üyesi olarak soruyorum ve lütfen, bana ikna edici bir cevap veriniz: Bir mahkemenin başkanı ha oradaki ağır ceza mahkemesinde görev yapsın ha özel yetkili mahkemelerde, aynı maaşı alacaklar, aynı sosyal haklara sahipler. Peki, neden bu kadar önemlidir? Özel yetkili bir mahkemede hâkimlik yapmak, savcılık yapmak neden Kurulun toplanamayacağı kadar bir krize sebep olmaktadır? Şöyle bir sonuç mu ortaya çıkıyor: Kurulun seçilmiş üyelerinin istediği hâkimler atanmış olunca o mahkemeler başka kararlar mı veriyor, tutuklanacak olanı tutuklamıyor, tutuklanmış olanı tahliye mi ediyor? Ya da Hükûmet kanadı olarak sizlerin istediği hâkimler atandığında tersi mi oluyor, sizin istediğiniz insanlar tutuklanıyor, istemedikleriniz tahliye mi ediliyor? Eğer bu hâkimler aynı hukuku uygulayacaksa, aynı kanunu uygulayacaksa, aynı delilleri değerlendirecekse, burada görev yapacak insanların bir manevi paye kazanması dışında -işte, şu mahkemenin başkanı, şu mahkemenin savcısı payesi dışında- bir sosyal statü, sosyal saygınlık kazanması dışında ne gibi bir esprisi olabilir, neden olabilir, etken olabilir? Bunu, istirham ediyorum, rica ediyorum, bir vatandaş olarak bize açıklayın. Eğer böyle değilse, yani Hükûmet kanadıyla yargı kanadının tercihlerinin böyle bir sebebi yoksa, yani bu hâkimler kimin referansıyla geliyorsa gelsin aynı kararı vereceklerse, bu kavganın sebebi nedir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
