# Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 8 Şubat 2011
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2011-02-08-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s

> Rıdvan Yalçın (MHP), 8 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)); konuşma 1.102 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 610 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının birinci bölümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Grubu adına söz almış bulunuyorum. Konuşmamın başında, yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hukuk hayatımıza, siyasi hayatımıza önemli etkileri olabilecek ciddiyette bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Kamuoyunun büyük beklentiler içerisinde, dört gözle beklediği torba kanunun geri çekilerek bu kanunun alelacele görüşülmek istenmesindeki muradı açıkçası anlamakta zorlanıyorum. Bu acaba Sayın Bakanın seçim takvimiyle beraber görevinden ayrılacak olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa bugün grupların olması sebebiyle gündemin doluluğundan mı istifade edilmek isteniyor, doğrusu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

Değerli arkadaşlar, daha önce de bu kürsüde birçok kez ifade ettim, özellikle Sayın Meclis Başkan Vekilimizin dikkatine sunuyorum: Burada on beş maddelik bir kanunu, altı ayrı kanunda değişiklik yapan, Yargıtay Kanunu, Danıştay Kanunu, HSYK Kanunu, ilk derece mahkemelerine ilişkin kanun gibi altı ayrı kanunda değişiklik yapılan, bir, on beş maddelik kanunu temel kanun olarak görüşüyoruz. Bu açık bir İç Tüzük ihlalidir ve maalesef bu İç Tüzük ihlali artık bir yol hâline, usul hâline gelmiştir. Bu konuda Meclis Başkanlığımızın bir tedbir geliştirmesi gerektiğine inanıyorum. Buraya örneğin üç maddelik bir kanun gelse de, yine grup önerisiyle temel kanun olarak görüşülmek istense buna da müdahale etmeyecek misiniz? Böyle bir yolu açmamak gerektiğini düşünüyorum.

Bir eleştirimiz de Komisyon Başkanımıza var bu hususta. Şimdi, değerli milletvekilleri, birçok konuşmacı söyledi, 2008 yılında Komisyonda görüştüğümüz bir Yargıtay kanunu vardı. Bugün yaptığımızın tam tersi bir işlem öngören, Yargıtay üye sayısını 250’den 150’ye indirmeyi öngören bir kanun tasarısı vardı. Şimdi, bu tasarı Komisyonda hâlen derdest durmasına rağmen bu tasarıyla, şimdi görüştüğümüz tasarıyla neden birleştirilmemiştir? Yine, bu kanun içerisinde Adli Tıpla ilgili düzenlemeler var. Bizim, milletvekilleri olarak, MHP milletvekilleri olarak Adli Tıp Kurumunun -ki bir bilirkişilik kurumudur- yapısının özerkleştirilmesine ilişkin bir kanun teklifimiz var, bu kanunla neden birleştirilmemiştir? Bunu, Komisyon Başkanımız “Benim kişisel takdirimdir.” diye açıklayamaz, İç Tüzük bütün Meclisi bağladığı gibi Sayın Komisyon Başkanımızı da bağlamaktadır.

Şimdi, değerli milletvekilleri, tasarının teknik detayları konuşuldu. Özeti; yüksek yargı organlarında yeni daireler kuruyorsunuz, yeni üyeler atıyorsunuz, ilave ediyorsunuz, iki heyetli çalışma sistemi getiriyorsunuz, Adli Tıpta özlük haklarını iyileştiriyorsunuz. Daha önce ifade edilmedi, ayrıca, hâkim, savcılar bakımından, bir, aslında, mahkeme bağışıklığı, tazminat bağışıklığı, tazminat dokunulmazlığı getiriyorsunuz. Daha kötüsü -belki daha sonra vaktim kalmaz diye şimdiden söyleyeyim- bunu yaparken hâkim, savcılara tazminat davası açılmasını önlerken, değerli milletvekilleri, bu masuniyet içerisine adli müfettişleri, adliye müfettişlerini ve HSYK müfettişlerini de ilave ediyorsunuz ve direkt devlete dava açılma mecburiyetini, bu görevlilerin, bir görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyeti şartına bağlıyorsunuz. Yani şunu demek istiyorsunuz: “Sen istediğin şahsı ihmalen tahliye etmezsen ya da ihmalen tutuklamazsan, ihmalle bir adli hataya sebebiyet verirsen sorumlu olmayacaksın; benim hâkimim, benim müfettişim istediği gibi karar versin, ben senin arkandayım.” mesajı veriyorsunuz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, yargıya ilişkin bir düzenlemenin bu Mecliste mutlaka uzlaşmayla geçmesine olan ihtiyacı referandum sürecinde acı örneklerle yaşadık. Türk toplumunu farklı eksenlerde ayrışmaya yönelttiniz, çatışmaya yönelttiniz. Türk toplumu, Allah’tan, sağduyusuyla bu oyunlara gelmedi. Şimdi, tekrar ciddi bir seçim atmosferine girdiğimiz bir dönemde, seçim geriliminin yaşandığı bir dönemde, hiç de aslında uygun olmayan bir atmosferde bu kanunu gelip burada dayatıyorsunuz.

Arkadaşlar, bir siyasi karar... Onun taraftarı olur, karşıtları olur, seven olur, sevmeyen olur ama bir adli kararın, bir mahkeme kararının böyle bir lüksü yoktur. Bir mahkeme kararı, ondan doğrudan etkilenmeyen herkesin vicdanında ortak kanaate dönüşürse bunun bir anlamı olur. Onun için, yargı üzerindeki verilecek kararların da mutlaka bu çerçevede bir uyum içerisinde, uzlaşı içerisinde geçmesine çok ciddi bir ihtiyaç vardır.

Şimdi, değerli arkadaşlar, özellikle bir şeyi ifade etmek istiyorum: Milliyetçi Hareket Partisi bu tasarı üzerinden kamuoyunda birtakım odaklarca eleştiriliyor. Şimdi, 2 milyona yakın, Yargıtayda dosya beklemekteyken, bu dosyaların tarafları, avukatları bu dosyaların bir an önce dönüşünü beklemekteyken, bu acil ihtiyaç toplumun önündeyken, biz neyi söylemek istiyoruz? Bu konuda özellikle sözlerime dikkat kesilmenizi istirham ediyorum. Ben avukatlığı bırakalı dört sene oldu, beş yıl önce temyiz ettiğim dosyaların tebliğnamesi şimdi geliyor. Evet, böyle bir sıkıntı vardır Türkiye’de, gerçekten de yüksek yargı tıkanmıştır. Hangi milletvekili bu Meclis çatısı altında, Yargıtayda 2 milyona yakın dosyanın varlığını bile bile, bunu kolaylaştıracak bir çözümün karşısında olabilir? O hâlde bu önermeye verilecek cevap evetse, iktidar grubunun bu oluşmuş ortak hassasiyet ortadayken niye bu endişeler ifade ediliyor diye düşünmesi gerekmez mi? Burada oluşan hassasiyete bir kulak kesilmesi gerekmez mi?

Değerli milletvekilleri, neticede sizin kastınız o olabilir bu olabilir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz yüksek yargıda bir mevzi kaybetme endişesi taşımadığımız gibi, bir mevzi kazanma kaygısıyla da hareket ediyor değiliz. Biz burada kamuoyunun, Türk toplumunun önemli bir kesiminin endişelerini ifade ediyoruz. Bunlar bizim şahsi kaprislerimiz değil. Onun için, gelin, yüksek yargıda ele geçirme polemiklerinin yaşanmasına yol açmayın. Yüksek yargıda geçmişte, maalesef bu sözler kullanıldı, birtakım mezhepsel yakıştırmalar yapıldı, birtakım ideolojik yakıştırmalar yapıldı. Bu tartışmalara meydan vermeden mevcut tıkanılmışlığı çözecek bir objektif arayış içerisinde olalım.

Bunu nasıl yapabiliriz? Arkadaşlar, Milliyetçi Hareket Partisi olarak komisyonda da ifade ettik. Hiçbir yasal engeli yok, hiçbir anayasal engeli yok. Burada bir geçici görevlendirme usulüyle bu tıkanıklığı aşacak bir yöntem pek tabii uygulanabilir. Sayın Bakan Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade etti. Bu doğru değil. Biz bir illa geçici üyelik seçiminden bahsetmiyoruz. Belki geçici üyelik seçiminden bahsediyor olsak, belki bir Anayasa değişikliğine ihtiyaç olabilir ama Anayasa’nın neresinde yüksek yargıda geçici görevlendirme yapılmaz diye yazıyor? Böyle bir şey olabilir mi?

Pek tabii, bugün bu dayattığınız ve toplumda farklı ayrışmalara, farklı çatışmalara yol açacak ve hayata geçtiğinde yüksek yargıda ciddi tartışmalara sebep olacak, oraya görevlendirilecek hâkim, savcı arkadaşlarımızın hiç hak etmedikleri hâlde, göreve başladıklarında bir ötekileştirmeyle, sanki oraya iktidar tarafından görevli gönderilmiş olma gibi bir bakış açısıyla mahkûm edileceği bir durum yerine, arkadaşlar, gelin, şu düzenlemeyi, istirham ediyorum, geri çekin. Biz çözüm istiyoruz. Biz yüksek yargıdaki tıkanıklık çözülsün istiyoruz. Vatandaşımız hakkına, hukukuna erken kavuşsun istiyoruz ama bunun yöntemi bu değil. Biz uzlaşmaya hazırız. Bir geçici görevlendirme şeklinde olacak bir yöntemi tartışmaya, müzakereye hazırız.

Değerli arkadaşlar, bütün bunları yapmak yerine Hizbullah tahliyelerini, vahşi cinayetlerin sanıklarının tahliyelerini bir fırsat, bir gerekçe bulup yüksek yargıdaki operasyona bir malzeme yapmaya çalışıyorsunuz.

Arkadaşlar, daha önceki 102’nci maddenin yürürlüğünü iki üç kez ertelediniz. Şimdi de bunu yapma imkânınız varken, bile bile, öngörülebilir şekilde bu tahliyelerin olmasını sağlayıp şimdi bundan bir siyasi fayda, çıkar sağlamaya çalışıyorsunuz.

Arkadaşlar, bir teğmen olayı yaşandı. Gencecik, cumhuriyet sevdalısı bir teğmenin telefonuna bir terör örgütü mensubunun rehberi yüklendi. Bunun kamu vicdanındaki karşılığını bir kenara koyalım, o çocuğun, o gencecik, pırıl pırıl delikanlının istikbalini mahvettiniz. Şimdi bunu neden örnek veriyorum? Bu olay üzerinden baktığımızda, özellikle siyaseti maniple edecek birtakım davalarda acaba kaç tane daha benzer delil üretilmiştir? Bu kuşkuyu bütün kamuoyu yaşıyor. Onun için, bu tartışmalara meydan vermeyecek bir iklime ihtiyaç vardır. Milliyetçi Hareket Partisi bu iklimin oluşumunda katkıya hazırdır.

Bu düşüncelerle teşekkür ediyor; rüzgâr ekmeyin, fırtına biçersiniz diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2011-02-08-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
