# Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim
- **Tarih:** 24 Mart 2011
- **Gündem:** ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2011-03-24-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696-3

> Rıdvan Yalçın (MHP), 24 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)); konuşma 585 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 66’ncı madde üzerinde verdiğimiz önergeye ilişkin söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, açıkçası, bu önergenin neyine katılmadı Sayın Komisyon, Sayın Hükûmet, anlayabilmiş değilim. Daha önceki mevzuatımızda da bu konuda bir düzenleme yoktu, şu anki tasarıda da bu düzenleme yok ve eksik ve uygulamada uzun zamandır oturmuş bir teamül var. Yani Anayasa Mahkemesi iptal davalarında yürütmeyi durdurma kararı veriyor ve uygulanıyor. Şimdi, ben, bunun, bu önergeyle yasanın metnine de girmesini teklif ediyorum.

Şimdi Sayın Bakan, şu soruma cevap verebilir misiniz: Bundan sonra Anayasa Mahkemesi geçmişte de olduğu gibi, mevzuatta olmamasına rağmen yürütmeyi durdurma kararları vermeye devam edecek midir, edemeyecek midir? Yani buna ilişkin bir yasak da koymuyorsunuz, verdiğim önergeyi de kabul etmiyorsunuz. Yani ne demişiz? “Aykırılığın ağır olması ve telafisi imkânsız zararların doğacağı durumlarda yürütmeyi durdurma kararı verir ve bu karar kesin.” demişiz. Yani bu bir pratik ihtiyacı karşılıyor. Anayasa Mahkemesi kararları geçmişe yürümediği için birçok olayda çok ciddi mağduriyetler doğabilecek bir durumla karşı karşıyayız ki burada kararların gerekçesiyle beraber açıklanacağını da tekrar hüküm hâline getirmişiz. Yani bu da uygulanacaksa birçok önemli karar kamuoyunun çok daha sonra gündemine gelebilecektir, bundan ciddi mağduriyetler doğacaktır. Ben, o sebeple önergemize Genel Kurulun desteğini talep ediyorum.

Şimdi değerli milletvekilleri, tabii, fırsat bulmuşken, yine bu çerçevede bir değerlendirmede bulunmak istiyorum. Yargı niye bu kadar önemlidir, muhalefet neden bu kadar bu meselenin üzerine düşmektedir sorusuna bir cevap olması hasebiyle bakın Meclis Başkanlığımıza verdiğimiz soru önergesine cevap olarak -sanırım bir altı ay kadar önce- altı yüz elli civarı, muhalefetin verdiği kanun teklifinin bir tekinin bile bağımsız olarak yasalaşmadığını bu Mecliste daha önce paylaştım sizlerle.

Şimdi, yine Meclis Başkanlığına verdiğim bir soru önergeme cevap olarak gelen bir metni sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum. Bakın, Sayın Abdullah Gül’ün göreve başladığı 28/8/2007 tarihinden 25/2/2011 tarihine kadar bu Meclis 482 adet kanun kabul etmiş, bunlardan 421 adedi, Cumhurbaşkanlığınca, yayımlanmak üzere Başbakanlığa, 3 adedi ise tekrar görüşülmek üzere Meclisimize iade edilmiş. Bu 3 kanun, arkadaşlar, serbest muhasebecilikle ilgili bir kanun, elektronik haberleşmeyle ilgili bir kanun, bir de İş Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu’yla ilgili bir kanun.

Yani, değerli milletvekilleri, 482 adet kanun içerisinde Sayın Cumhurbaşkanlığınca sadece 3 adedi Meclise iade edilmiş, sadece 3 adedi. Şimdi, bunu belki siz, ne uyumlu bir Cumhurbaşkanımız var, Meclisle ne uyumlu bir çalışma gösteriyor diye değerlendirebilirsiniz ama bir taraftan da parlamenter sistemin işleyişi noktasında değerlendirdiğimizde, şimdi, bu sistemin ki bazen ayarı kaçan, gaza fazla basıldığı zaman bu sistemin fren pedallarına ihtiyacı var, Cumhurbaşkanlığı böyle bir makam aslına bakarsanız. Zaman zaman bu Meclisin çıkardığı yasalardaki hataları geri göndermek suretiyle tekrar görüşme imkânı sağlayan bir fren pedalı olmasına rağmen bu iş hiç kullanılmamış, Sayın Cumhurbaşkanı, maalesef bugüne kadarki pozisyonuyla, üzülerek ifade ediyorum, daha ziyade bir noter vazifesi yapıp, Sayın Başbakanın kırdığı potları rötuş yapmayla görevli gibi bir pozisyon içerisinde bulunuyor.

Şimdi, diğer taraftan bakıyorsunuz değerli milletvekilleri, soru önergeleri veriyoruz, cevap vermiyorsunuz. İki iki buçuk yıl önce verdiğim soru önergelerine cevap alamıyorum. Sayın Başbakanın gezilerden ne kadar harcırah aldığını soruyorum, İçişleri Bakanı bu kürsüye gelip “Sayın Başbakan şu, şu, şu kanuna göre harcırah almaktadır.” diye cevap veriyor bana. Yine İçişleri Bakanına, belediyelerin temsil giderleri ne miktardadır diye soruyorum, iki yıl cevap vermiyor. Tekrar soruyorum, bu rakamlar o makamlarda oturanların yüzünü kızartacak düzeyde midir ki cevap vermiyorsunuz diye, hâlâ yine cevap alamıyorum.

Arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı makamı çalışmıyor, denetim yolları çalışmıyor, kala kala ortaya bir tek Anayasa Mahkemesi kalmış iken şimdi bunu da maalesef kendi partinizle aynı frekansa getiriyorsunuz ve sistemin bütün fren pedalları çalışmaz hâle geliyor. Kaygımız bunlar içindir. Bunları tekrar ifade ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu). “Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2011-03-24-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696-3 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
