# Dernekler kanunda değişiklik yapılmasına dair kanunun 27. maddesinde kızılay ile ilgili değişiklik yapılması hakkında (s.s.283)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sacid Yıldız (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim
- **Tarih:** 15 Ocak 2009
- **Gündem:** DERNEKLER KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNUN 27. MADDESİNDE KIZILAY İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.283)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sacid-yildiz-23-2009-01-15-dernekler-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunun-27-maddesinde-k

> Sacid Yıldız (CHP), 15 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DERNEKLER KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNUN 27. MADDESİNDE KIZILAY İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.283)); konuşma 774 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA SACİD YILDIZ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 283 sıra sayılı 5253 sayılı Dernekler Kanununun 27. Maddesinde Kızılay ile İlgili Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu’nun 1’inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Kızılayın amacı şu şekilde belirtilmektedir: Her nerede görülür ise hiçbir ayrım yapmaksızın insanın acısını önlemeye veya hafifletmeye çalışmak, insanın hayatını ve sağlığını korumak, onun kişiliğine saygı gösterilmesini sağlamak ve insanlar arasındaki karşılıklı anlayışı, dostluğu, saygıyı, iş birliğini ve sürekli barışı getirmeye çalışmaktır. Kızılay, ihtiyaç anında dayanışmanın, ıstırap anında eşitliğin, savaşın en kızgın anında insancıllığın, tarafsızlığın ve barışın simgesidir.

Ayrıca, Kızılay, Uluslararası Kızılay-Kızılhaç Topluluğunun temel ilkelerini paylaşır. Bunlar, insaniyetçilik, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliği, birlik ve evrensellik ilkeleridir. Kızılay, tüzel kişiliğe sahip özel hukuk hükümlerine, yani Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu’na tabi, kâr amacı gütmeyen, yardım ve hizmetleri karşılıksız olan ve kamu yararına çalışan bir gönüllü sosyal hizmet kuruluşudur. Dernek, Türkiye tarafından imzalanan Cenevre Konvansiyonunda belirlenen ilkelere göre faaliyetini yürütmektedir. Kızılay teşkilatı, genel merkez ve şubelerden oluşmaktadır. Kızılayın genel müdürlük teşkilatı dışında kalan bütün kademelerindeki görevler fahridir.

Sayın milletvekilleri, adını birçok projede duyduğumuz Türk Kızılayı peki bu temel ilkelere uygun faaliyette bulunmakta mıdır? Acaba amacı insanlık uğruna çalışmak olan bir dernek günümüzde ne gibi faaliyetler içerisindedir? Üzülerek ifade ediyorum ki Türk Kızılayı şimdilerde çalışanlarını haksız yere işten çıkarmasıyla gündemdedir. Örgütlenme çalışması yürütülen Kızılay Çapa Kan Merkezinde sendikaya üye olan emekçiler sürgün edilerek örgütlenme hakları engellenmeye çalışılmaktadır. Sendikaya üye olan 8 hemşire, 1 şoför ve 1 hizmetli personel, sendikaya üye olduktan sonra, on beş-yirmi yıldır çalıştıkları Kızılay Çapa Kan Merkezinden haksız bir şekilde Kızılay istasyonları dahi olmayan Şırnak ve Ardahan’a atamaları yapılmıştır. Bu işlemler tamamen hukuka aykırı işlemler olup kurumdaki sendikal örgütlenmenin önüne geçilmektedir. Peki, ihtiyaç anında dayanışmanın, eşitliğin yanında olmak Kızılayın temel ilkeleri değil midir? Bu ilkeler sadece felaket ve savaş anında mı geçerlidir? Çok yazık ki Türk Kızılayının bu tavrı antidemokratik ve baskıcı bir yönetime işaret etmektedir.

Değerli milletvekilleri, Kızılayın yaptığı faaliyetlerden birkaç tanesini isterseniz bilgilerinize sunayım. Mesela, milyon dolarlar karşılığında Ukrayna’dan yüzen hastaneler satın alınmış mıdır? 1930 yılından beri 2.005 mezun veren Halide Edip Adıvar tarafından bağışlanmış hemşirelik okulunu “Finanse edecek durumumuz yok.” diye, son sınıfta eğitim gören 33 hemşire adayının mezun olmasını bile beklemeden kapatıp, okul arazileri satışa çıkarılmış mıdır? Mültecilerin yıllarca yaşadığı Kızılaya ait bina yap-işlet-devret modeliyle milyon dolarlık gelir sağlayacak rezidans hâline getirilmiş midir? Bu sorulara verdiğiniz cevaplar evet ise itibarınızı geri kazanmak için bir şeyler yapmanız gerekecektir herhâlde.

Şunu da hafızalarınızı tazelemek için belirtiyorum, tekrar etmesin diye: Bir yardım kuruluşu olan Kızılay 2006 yılında, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a takdim edilmek üzere üstün hizmet nişanı verme kararı almıştı. O dönemde Kızılay hakkında çıkan yolsuzluk iddialarından ve ödülün maddi değerinin yüksek olduğundan da rahatsız olan Cumhurbaşkanı Sezer bu nedenle ödülü reddetmişti. Gerçek değeri 54 bin Türk Lirası -yani öncekine göre YTL, şimdikine göre 54 bin Türk Lirası- olan nişanı 21 bin, o günün parasıyla 21 milyara yaptıran Kızılay yetkilileri, on yılda takdim edilecek on takımı da aynı tarihte yaptırarak firmaya 210 bin Türk Lirası yani 210 milyar vermişlerdi. O dönemde vatandaşların büyük tepkisine yol açması üzerine, Kızılay Başkanı, önce nişanların parasının Kızılaydan karşılanmadığını, hayırsever bir vatandaş tarafından karşılandığı açıklamalarında bulunmuştur fakat basının eline geçen bir belgeyle bunun böyle olmadığı, 23 Mayıs 2006 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında Kızılayın nişanları yaptırma kararı aldığı anlaşılmıştı.

Şimdi, değerli milletvekilleri, toplanan yardım paralarıyla bu kadar pahalı ödüller vermek, açıkçası kurumun kendi ilkeleriyle çelişmektedir. Hele de ilkokullarda Kızılay için para toplandığı ve çoğu zaman çocukların kendi harçlıklarından artırarak bu parayı verdikleri düşünülürse durum daha da içler acısı bir hâl almaktadır, vicdanlarımızı yaralamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türk Kızılayı maalesef geçmişte ülkemizin yaşadığı deprem felaketleri ardından yolsuzluk iddialarının da merkezine oturmuştur. Kızılay gibi bir yardım derneğinin yolsuzluk ismiyle yan yana gelmesi kamu vicdanını derinden yaralamış, toplumun Kızılaya olan güvenini sarsmıştır. Oysaki göz bebeğimiz olan bir kuruluştur Kızılay.

Bütün bu olanlara rağmen Derneğin yolsuzluk iddialarının yanında, 2008 Mart ayı içerisinde, Urfa’da bir buçuk yaşında bir çocuğumuza götürüldüğü hastanede verilen kanın Kızılaydan temin edildiği ve kanda HIV yani AIDS yapan virüsün olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çok büyük bir skandaldır. Bu skandalın bir benzeri, gene on iki yıl önce Urfa’da, hamile bir kadına Kızılay kan merkezinde HIV virüslü kanın verilmesi olayıyla yaşanmıştı. Anlaşılan o ki on iki yıl geçmesine rağmen bu vahim olaydan ders çıkarılmamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bu dediklerime rağmen biz bu yasa teklifini destekliyoruz. Düzelsin diye bunları ben ifade ettim, bir hafızalarınıza hatırlatmak için bunları söyledim. Türk Kızılayına hepimizin destek vermesi lazım. Bu yasayı da o açıdan destekliyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi selamlar, saygılarımı iletirim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sacid Yıldız (CHP, İstanbul). “Dernekler kanunda değişiklik yapılmasına dair kanunun 27. maddesinde kızılay ile ilgili değişiklik yapılması hakkında (s.s.283)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 15 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sacid-yildiz-23-2009-01-15-dernekler-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunun-27-maddesinde-k (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
