# Adli tıp kurumunun sorunları hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sacid Yıldız (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim
- **Tarih:** 29 Ocak 2009
- **Gündem:** ADLİ TIP KURUMUNUN SORUNLARI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sacid-yildiz-23-2009-01-29-adli-tip-kurumunun-sorunlari-hakkinda

> Sacid Yıldız (CHP), 29 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ADLİ TIP KURUMUNUN SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 734 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adli Tıp Kurumunun sorunları hakkında konuşmak üzere şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Adli Tıp Kurumu, Türkiye'nin adli tıp alanındaki en büyük bilirkişilik kurumudur. Verdiği raporlar, tarafsız olması gereken mahkemelerin vereceği kararları doğrudan etkileyeceğinden siyasi otoriteden de uzak çalışması gereken bir kurumdur. Fakat adli tıp kurumları, ülkemizde Adalet Bakanlığına bağlıdır ve Kurumun başkan, başkan yardımcıları ve kurul üyeleri siyasi iktidarın kararına göre üçlü kararnameyle atanmaktadırlar. Aslına bakarsanız, bilirkişilik yapanlar da onları denetleyenler de aynı siyasi otoritenin belirlediği kişilerdir. Bu da adli tıp kurumlarının bağımsız olma temel prensibine tamamen aykırıdır. Oysaki demokratik ülke olmanın en önemli niteliklerinden biri, yargı ve denetleme kurumlarının bağımsız olmasıdır.

Adli tıp kurumlarında yaşanan sorunların tespiti için bir hekim ya da hukukçu olmaya gerek yoktur. Sadece haberleri izlemek, bu anlamda bilgi sahibi olmak için yeterlidir. Gündeme bomba gibi düşen, vicdanları rahatsız eden olayları gördüğümüzde ya da doğru uygulamaların ardından sürgüne gönderilen, görevlerinden el çektirilen çeşitli adli tıp kurumu uzmanlarını duyduğumuzda, Adli Tıp Kurumunda düzgün gitmeyen bir şeylerin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

“Üzmez olayı” olarak bilinen, on dört yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunan Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’i tahliye ettiren Adli Tıp Kurumu raporu kamuoyunda ve toplumda büyük tartışmalara neden olmuştur.

Bu çerçevede Türk Tabipler Birliği, Adli Tıp Uzmanları Derneği, Türk Pediatri Kurumu, Adolesan Derneği, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği birtakım incelemeler yaptıktan sonra, tartışmalı raporun bilimsel bakımdan geçersiz ve hukuki olarak yok hükmünde olduğu yönünde bir basın açıklaması düzenlemişlerdir. Bu tartışmalar sonrasında Adalet Bakanlığı ve Adli Tıp Kurumu ülkemizde alışık olduğumuz tavrını göstermiş, basın toplantısına katılan ve bilimsel eleştiri getiren kişi ve kuruluşları hedef almıştır. Adli tıp uzmanları adına konuya ilişkin bilimsel açıklamalar yapan Adli Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Doçent Doktor Serhat Gürpınar’a Adli Tıp Kurumu Yönetimi tarafından kınama cezası verilmiş, ardından Bakanlık tarafından geçtiğimiz haftalarda başkanı olduğu 1. İhtisas Kurulu görevinden alınmış, uzman statüsünde Kurum merkezinden uzaklaştırılarak Gaziosmanpaşa Şubesine sürgün olarak gönderilmiştir.

Aynı süreçte, Adli Tıp Kurumunda çalışan Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi üyesi ve Büyük Kongre delegesi 2 kişi, Türk Tabipler Birliği adına açıklamalara katıldıkları için Kurum Başkanlığı tarafından idari cezalara tabi tutulmuşlardır. Sonuçta, Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’i tahliye ettiren raporu hazırlayanlar değil, konuya bilimsel eleştiri getirenler soruşturmaya uğrayıp mağdur olmuşlardır.

Değerli milletvekilleri, Sayın Ahmet Hakan’ın sormuş olduğu şu soruyu ben de sormak istiyorum: Elinizi vicdanınıza koyup söyleyiniz: Şu an Hüseyin Üzmez’e verilen raporu doğru bulan kişilerden hangileri, kendi yakını bir kadını Hüseyin Üzmez ile aynı odada yalnız bırakır? Bu rapor yayınlandığında Meclis Genel Kurulunda başta AKP’li milletvekilleri olmak üzere feryatların kopması gerekirdi. Oysa, Cumhuriyet Halk Partisi haricinde kimseden ciddi bir tepki gelmedi. Üzmez’i üzmemek adına bu ülkede hukuk ve tıp ayaklar altına alındı. Bu olayların yaratılmasında istem dışı da olsa payı olan Adli Tıp Kurumu için her şey yolunda diyemeyiz.

Benzeri bir olay ise çok yakın zamanda patlak vermiş, Susurluk davasında cezaevine yollanan İbrahim Şahin yine bir Adli Tıp raporuna dayanılarak serbest bırakılmıştı “Hafıza kaybına uğradı.” denilerek.

Tüm bu yaşananlarla birlikte Adli Tıp Kurumu toplum vicdanında bilirkişiliğin öncelikli koşulu olan güvenilirliğini ve tarafsızlığını yitirmiş, verdiği raporlar tartışılır hâle gelmiştir. Bakınız, Türk Tabipler Birliğinin Sayın Adalet Bakanına gönderdiği raporda neler deniyor: “Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarına bugün artık hiçbir vatandaşın itimadı kalmamıştır. Bu durum sürdürülebilir değildir ve Türkiye’deki adli tıp organizasyonu hızla gözden geçirilmeli ve bilimsel veriler doğrultusunda yeniden yapılandırılmalıdır.” Bunu Türk Tabipler Birliği Sayın Adalet Bakanına gönderdi, basından öğrendik.

Adli Tıp Kurumundaki sorunlar aşikârdır. Bütün toplumu, hukuk ve tıp adamlarını rahatsız eden bu durumun düzeltilmesi için Cumhuriyet Halk Partisi olarak net önerilerimiz de bulunmaktadır. Her şeyden önce siyasi otoritenin anlayışı ve güdümü doğrultusunda yapılan uygulamaların sorunlara bir çözüm getirmeyeceği aşikârdır.

Bizim net önerilerimiz şunlardır değerli milletvekilleri:

Kurum, yargıya en üst düzeyde hizmet sunan, evrensel normlara uygun, mali, idari ve bilimsel özerkliği olan, çağdaş, bağımsız bir üst teknik bilirkişi kurumu yapısına kavuşturulmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldız, devam edin.

SACİD YILDIZ (Devamla) – Teşekkür ederim Başkanım.

Kurumun işleyişindeki tüm aksaklıklar giderilerek, adaletin doğru olarak oluşumuna katkısı eksiksiz olarak sağlanmalıdır.

Adli Tıp Kurumu yeniden yapılandırılırken derhâl Adalet Bakanlığına bağlı olmaktan çıkarılmalı -işin ruhu burada- tayin ve terfiler, oluşturulacak bağımsız bir kurul tarafından yapılmalıdır.

Bu geçiştirilecek bir konu olmadığından, Adli Tıp Kurumu iç yapısı bir an önce gözden geçirilerek yeniden düzenlenmelidir. Toplum vicdanı ancak bu şekilde rahat eder değerli milletvekilleri.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlar, sevgilerimi sunarım.

Teşekkür ederim. (CHP ve DTP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sacid Yıldız (CHP, İstanbul). “Adli tıp kurumunun sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim tutanağı, 29 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sacid-yildiz-23-2009-01-29-adli-tip-kurumunun-sorunlari-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
