# Organ naklindeki sorunlar hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sacid Yıldız (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 4 Kasım 2009
- **Gündem:** ORGAN NAKLİNDEKİ SORUNLAR HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sacid-yildiz-23-2009-11-04-organ-naklindeki-sorunlar-hakkinda

> Sacid Yıldız (CHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGAN NAKLİNDEKİ SORUNLAR HAKKINDA); konuşma 815 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3-9 Kasım Organ Nakli Haftası nedeniyle bu konudaki sorunları ve çözümleri gündeme getirmek amacıyla gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, organ nakli, vücutta işlevini yitirmiş, görev yapmayan bir organın yerine, canlıdan veya kadavradan sağlam ve fonksiyon yapan bir organın konulmasıdır ve bugün organ yetmezliklerinde, özellikle böbrek ve karaciğer yetmezliğinde gündemde olan bir konudur.

Canlı kişiden organ alınması, organ veren kişinin yaşamını riske sokmayacak şekilde çift organlardan alınır. Kadavradan ise rızaya bağlı olarak ve yakınlarının rızası, kişinin ölmeden evvel organ bağışı yapmasıyla olur.

Avrupa ülkelerinde organ nakillerinde yüzde 80 kadavra olurken, Türkiye’de bu yüzde 25 düzeyindedir. Kadavra nakilleri çok önemlidir organ naklinde fakat Türkiye’de maalesef dörtte 1’i kadavradandır, yurt dışında ise, bunun yüzde 80’i kadavradandır.

Kadavra kaynaklı vericilerin çözüm yolunun en önemlisi ise organ bağışının yaygınlaşmasıdır. Organ bağışı, bir kişinin hayatta iken serbest iradesiyle yapacağı bir şeydir.

Değerli arkadaşlar, bugüne kadar çok sayıda hasta, organ vericisi bulunamaması nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde tüm hastalarımızın ihtiyaçlarının karşılanacağı sayıda organ nakli merkezleri ve burada çalışan çok değerli uzmanlar vardır. Fakat, birçok organ nakli cerrahımız olmasına rağmen, bu kadavradan nakil olmadığı için yeterli sayıda organ nakli olmamaktadır. Bu vesileyle, Türkiye’de organ naklini başlatan, bu konuda yasaların,yönetmeliklerin çıkarılmasında en büyük rolü oynayan Sayın Profesör Doktor Mehmet Haberal’ı da burada şükranla anmak istiyorum. Kendisi yedi aya yakın zamandır hastalarından uzaklaştırılmış ve tutuklu olarak yargılanmaktadır, bunu da takdirlerinize sunuyorum ve bu kadar deneyimli, dünya çapında bir cerrahımızı biz, hâlâ Ergenekon nedeniyle tutuklu olarak mahkûm etmekteyiz.

Kadavradan nakil olmamasının en önemli nedeni beyin ölüm vakalarının bildirilmemesidir. Bu nedenle, ülkemizde gerçekleştirilen kadavra organ ameliyatları Avrupa ve Amerika ülkeleri arasında çok düşük düzeydedir. Örneğin İspanya’da milyon/nüfus başına yıllık kadavra vericisi 33,6 iken Türkiye’de 3’tür, yani, İspanya’nın onda 1’i kadar kadavradan nakil yapılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, hâlen böbrek yetmezliği günümüz itibarıyla hemodiyalizle tedavi edilmektedir yoğun olarak ve Türkiye’de bu şu anda 54 bin kişidir ve her yıl 4 bin kişi buna eklenmektedir. Hemodiyaliz tedavisi bir yılda kişiye 25 bin dolara, yani dolayısıyla devlete 25 bin dolara mal olmaktadır ve bunların hepsinde de ithal ürünler kullanılmaktadır. Oysaki nakil sadece 20 bin dolara mal olmaktadır. Gene karaciğer yetmezliğinde de yıllık 35 bin dolar gitmektedir, nakil olursa tek seferde 60 bin dolar gidecektir. Böbrek yetmezliği sonucunda beş yıllık ortalama yaşam oranı yüzde 33 iken aynı hastaya böbrek nakli uygulaması yapılırsa beş yıllık ortalama yaşam oranı yüzde 90’a ulaşmaktadır. Bu tedaviyle hem hasta yaşam kalitesi artmakta hem de belirgin olarak uzamaktadır yani nakil yaşamak, diyaliz ise ölmemeye çalışmaktır değerli arkadaşlar. Karaciğer nakillerinde de ancak yüzde 14’üne nakil yapabilmekteyiz ve bunda da sorunumuz devam etmektedir. Bunun için kadavradan organ bağışının yetersizliği ülkemizde organ nakli sorunlarının başında gelmektedir. Söz konusu hastalara yeterli sayıda organ nakli ameliyatı uygulanabilmesinin tek koşulu, yeterli sayıda kadavra organ temini ve bunun için de beyin ölümlerinin bildirilmesidir.

Bu nedenle birkaç tane çözüm önerim şunlardır değerli arkadaşlar:

Beyin ölümü tespiti ve organizasyonu yapan organ nakli koordinatörlüğü her kurum için zorunlu hâle getirilip özendirilmelidir.

Beyin ölümü tanılarının konulması standardize edilmeli ve beyin ölümü tespit komisyonlarının çalışma koşulları kolaylaştırılıp özendirilmelidir.

Organ nakli yapmayan merkezlerden bildirilen beyin ölümü olgularının kadavra ameliyatı masrafları, kurumları ve ameliyatı yapan ekipleri özendirici şekilde düzenlenmelidir.

Bu organ nakli konusunda geçtiğimiz yıllarda Diyanetin de bir bildirisi vardır; organ naklinin kişiye en yararlı olduğu, organ bağışının insanın insana yapabileceği en büyük yardım olduğunu nitelendirmiştir. Aynı zamanda dinler arasında da Hristiyan’dan Yahudi’ye, Yahudi’den Müslüman’a veya diğerlerinden organ naklinin günah olmadığı, uygun olduğunu bildirmişlerdir ve maalesef demiştir ki Diyanet İşleri Başkanı: “Bu konuda ilerleyemediğimiz için ben bunun mahcubiyetini yaşıyorum.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldız.

SACİD YILDIZ (Devamla) – “Ben, bu organ naklini ilerletemediğimiz için bunun mahcubiyetini yaşıyorum.” demiştir.

Değerli arkadaşlar, çok fazla insanımızın hayatlarını kaybetmemeleri için organ nakli listelerinde beyin ölümü olgularının kullanılması ve bunların bildirilmesi gerekmektedir. Bu şekilde organ ticaretinin önlemini alabileceğimiz gibi -geçtiğimiz günlerde Afyon’un Kışlacık köyünde böyle bir durum söz konusuydu- gene kayıp çocukların organ mafyasının eline geçtiği iddialarına da son vermiş oluruz. Yapılacak düzenlemelerle -ki, bunları yapmadığımız takdirde her yıl 11 bin kişi organ yetmezliği nedeniyle kaybedilmektedir- bu kişileri kazanabiliriz. Aynı zamanda ithal ilaç ve malzemelere ödediğimiz yılda 5 milyar doları aşan paranın da ülkemizde kalmasını sağlayabiliriz. Çünkü domuz gribi şu anda gündemde. Fakat eğer hepatit B aşısı yapılmış olsa çok kimseye, karaciğer yetmezlikleri olmayacak. Birinci basamakta sağlık hizmetlerinde maalesef son birkaç ay önce ücret getirildi -ki, birinci basamak koruyucu hekimlik hizmetleridir- bu koruyucu hekimlik…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SACİD YILDIZ (Devamla) – Az bir şey kaldı Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

SACİD YILDIZ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Bu koruyucu hizmete hasta vatandaşın rahatlıkla başvurabilmesi lazım. Mesela bir boğaz enfeksiyonu beta hemolitik streptokoka bağlıyken, bunlar tedavi edilirse çok sayıda kalp hastalığının, böbrek yetmezliğinin önüne geçilmiş olacaktır. Bunlar çok daha önemli belki ülkemiz için. Ama her nedense onu da bilemedim, son günlerde sanki bu hafta Organ Nakli Haftası değil de domuz gribi haftası gibi oldu.

Hepinize saygılarımı iletirim, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sacid Yıldız (CHP, İstanbul). “Organ naklindeki sorunlar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sacid-yildiz-23-2009-11-04-organ-naklindeki-sorunlar-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
