# Türk bayrağının yakılması konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sadık Yakut (AK Parti, Kayseri)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim
- **Tarih:** 24 Mart 2005
- **Gündem:** TÜRK BAYRAĞININ YAKILMASI KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sadik-yakut-22-2005-03-24-turk-bayraginin-yakilmasi-konusunda

> Sadık Yakut (AK Parti), 24 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BAYRAĞININ YAKILMASI KONUSUNDA); konuşma 642 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SADIK YAKUT (Kayseri) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk Milletinin ebediyen anayurdu olarak kalacak misakımillî sınırlarımızın millî sembolü şanlı Bayrağımıza karşı sergilenmek istenen hain saldırıyla ilgili olarak millî hassasiyetimi Yüce Meclisimiz ve milletimizle paylaşmak ve millî ikazımı şer odaklarına yönelterek, millî refleksimi dile getirmek üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bayrak, Yüce Türk Milletinin sembolü, bağımsızlık alameti, Yüce Türk Milletinin birlik ve beraberliğinin nişanesi, milletimizin ortak değeri, millî kültürümüzün simgesi, rengi şehitlerin kanı, ay yıldızı Türk Milletinin namus ve şerefinin nişanıdır. Şairin dediği gibi, genç kızımın gelinliği, şehidimin kefeni bayrak...

Tarihin her döneminde Türk Milletine yönelik saldırılar her zaman olmuştur; bugün de olmakta, gelecekte de olmaya devam edecektir. Aslolan ve önemli olan, bu saldırılara karşı uyanık olmak, güçlü olmak, nereden, ne şekilde gelirse gelsin bertaraf etmek ve hakkından gelmektir.

Bu bağlamda, en yüce değerlerimizin başında gelen, millî onurumuzu temsil eden şanlı Bayrağımıza yönelik hain saldırılar da, nereden ve ne şekilde gelirse gelsin, millî duruşumuzla sergileyeceğimiz refleksimizin ışığı altında yok edilecek ve bir daha gerçekleştirilmesi, düşünülmesi dahi mümkün olmayacak şekilde şer odaklarının karanlık dehlizlerinde kaybolup gidecektir.

Nitekim, son zamanlarda derin bir suskunluğa maruz kalan milletimiz, bu olay karşısında suskunluğunu bozarak, bu vatanın ve onun sembolü Bayrağımızın sahipsiz olmadığını en güzel şekilde seslendirmeye ve göstermeye başlamıştır. Bize yakışan millî duruş da budur.

Gelinen noktada, haklı ve geçerli hassasiyetimizi, vakur bir şekilde, dosta düşmana göstermemizin yeterli olmayacağı inancındayım. Soğukkanlılıkla şer olayını tüm boyutlarıyla irdelemek zorundayız. Ne iki tane çocuğun gerçekleştirdiği akıl ve izan dışı bu çirkin olay basit bir provokasyon diyerek görmezden gelinmeli ne de hain odakların ellerini ovuşturarak sinsice bekledikleri gibi, kontrolsüz öfke ve güç kullanımıyla Yüce Milletimizin birliği ve dirliği provoke edilmelidir.

Biliyor ve inanıyor ve aynı zamanda yaşıyoruz ki, Türk töresinde vatan, millet ve bayrak sevgisi her sevginin önünde gelir. Türk insanı vatan için, millet için, bayrak için ölmeyi bir görev bilmekte; oğlunu şehit veren anne ve baba, acısını yüreğine gömerek, şanlı Bayrağa sarılı şehidinin başında "vatan sağ olsun" diyebilmektedir. Bunun içindir ki, Türk Milletinin en hassas olduğu bu nokta kaşınmakta, kargaşa ve karmaşa yaratılmak istenmektedir. Bu oyuna gelme lüksümüz yoktur; çünkü, şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için rüzgâr bekliyor.

Her şerde bir hayır var inancıyla, ebediyen bu yurdun üzerinde dalgalanacak Bayrağımız için yeni bir heyecanla rüzgâr esmeye başlamıştır. Bize düşen görev, bu rüzgârı fırtınaya dönüştürerek yakıp yıkmak değil, her türlü düşmanlığa son verecek tatlı bir meltemin esintisi içerisinde nazlı nazlı dalgalanmasını sağlamaktır.

Bunu hep birlikte yapacağız, ortak duygu ve düşüncelerle, birlik ve beraberlik içinde yapacağız. Malazgirt'te, Mohaç'ta, İstanbul'un fethinde, Çanakkale'de, İstiklal Savaşında ve tarihimizin şanlı sayfalarında nasıl onlarca, yüzlerce kez yapmışsak; yine birlikte yapacağız.

"Denilince bir yerin ismine Türk Beldesi / Gözüm al bayrak arar, kulağım ezan sesi" misali, millî varlığımızı kucaklayan, bütünleyen, manevî varlığımızdan, imanımızdan, inancımızdan aldığımız güç ve heyecanla yapacağız bunu.

Bayrağı sevmek, milletimizi sevmektir. Bayrağa saygı göstermek milletimizin namus ve şerefine saygı göstermektir; ama, sadece kendi Bayrağımıza yönelik ilkel bir bayrak sevgisi değil...

Dünya milletler âleminin şerefli bir üyesi olarak, vatanını işgal eden ve yenilen düşmanın düşen bayrağını kaldıracak kadar ulvî bir bayrak sevgisi, saygısıyla dopdolu bir millet, son askerine kadar şehit olmasına karşın, kendisi yere düşerken bayrağını, sancağını ağaca asmadan, bayrağını yere düşürmeden şehit olmayanların neslinden olan bir millet, elbette, böyle bir hainliğe, gaflet ve dalalet içinde bulunanların oyununa layık değildir.

İşlenen her suçun kendisince haklı bir yanı vardır; ama, bayrağa ve onun temsil ettiği yüce değerlere yönelik saldırıların, asla, asla haklı bir yanı, geçerli bir mazereti olamaz.

Devletin en üst makamından en mütevazı vatandaşımıza kadar, ortak ruh ve heyecanla tepki gösterilmesini önemsiyor, siyasîlerin yanı sıra, siyasetbilimcilerinin, sosyologların, psikologların, stratejistlerin, bu ve buna benzer olayların köküne inerek, millî hassasiyetlerde ortaya çıkacak, hatta, çıkmış olan, bundan sonra da çıkarılacak olan millî travma ve kırılmaların altında yatan nedenleri bilimsel olarak analiz etmelerini ve tekrarlanmamasını teminen alınacak tedbir ve millî politikaların belirlenmesini daha çok önemsiyor ve bekliyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Sadık Yakut (AK Parti, Kayseri). “Türk bayrağının yakılması konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sadik-yakut-22-2005-03-24-turk-bayraginin-yakilmasi-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
