# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sadullah Ergin (AK Parti, Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim
- **Tarih:** 17 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-ergin-23-2009-12-17-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Sadullah Ergin (AK Parti), 17 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 2.674 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her şeyden önce, sözlerime başlamadan, Bakanlığımızın bütçesi üzerinde değerli görüşleriyle bütçemize katkı sunmaya çalışan milletvekillerimize teşekkür ediyorum.

Bakanlığımızın 2010 yılı bütçesini yüce Meclisimize arz etmek üzere huzurlarınızdayım. Faaliyetlerimizle ilgili bilgileri geniş ve ayrıntılı olarak sunma ve değerli görüş ve önerilerinizi alma imkânına kavuşmamız münasebetiyle hepinizi şahsım ve Bakanlığım adına saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere toplumun huzur ve barış içinde yaşayabilmesi, sosyal ve kültürel gelişmesini sürdürebilmesi, eksiksiz ve zamanında işleyen ve çağın ihtiyaçlarını karşılayacak, toplumun yargıya güven duymasını sağlayan bir adalet sistemiyle mümkündür. Büyük düşünür İbni Haldun’un “Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir.” sözü de bu gerçeği ifade etmektedir. Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’ün işaret ettiği, tam demokrasi, dünya medeniyeti ailesinden kopmama ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedeflerini yakalayabilmemiz için adalet sistemimizin de sürekli değişmesi ve gelişmesi gerekmektedir.

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – İnanarak mı söylüyorsunuz?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hukuk devleti, tüm vatandaşların hukuki güvenliğinin sağlandığı, bütün faaliyetlerinin hukuka bağlı olduğu devlettir. Hukuk devletinde kurallara uyma bakımından devlet ile vatandaş arasında bir fark yoktur. Hukuka uymak yalnızca vatandaş için değil, yasama, yürütme ve yargı için de bir zorunluluktur.

Hukuk devletinin ön koşulu ve adil yargılamanın teminatı yargı bağımsızlığıdır. Yargı bağımsızlığı, yargı üzerinde devlet kurumlarından ve her türlü baskı gruplarından gelen müdahaleleri oluşturan dış etkiden ve yargının kendi içerisinden gelen müdahaleleri oluşturan iç etkilerden korunmasıyla ancak mümkündür. Güven veren bir adalet sisteminin tesisi, başta yargı olmak üzere tüm kurumlarımızın görevidir. Yargıya güveni etkileyen olumsuz tutum ve davranışlardan herkesin kaçınması gerekmektedir.

Demokratik hukuk devletinin gereklerinden biri de kuvvetler ayrılığıdır. Bu ilkenin gereği olarak Anayasa’mızda egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğu ve milletin egemenliğini Anayasa’nın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanacağı belirtilmiştir. Esasen devlette gerçek kuvvet tektir ve o da millet yani millî iradedir. Egemenliğin kaynağı olan millet, aynı zamanda bütün kuvvetlerin dayanağını oluşturmaktadır. Günümüz demokrasi anlayışında kuvvetler ayrılığı ilkesi kuvvetlerin birbirinden sert ve mutlak şekilde ayrı kalmaları anlamına gelmemekte, aksine, kuvvetler arasında iş birliği ve dengeyi öngören bir anlayış benimsenmektedir.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin tam olarak benimsenmediği ve hukuk devleti ilkesinin yerleşmediği sistemlerde totaliter, oligarşik ve jüristokrasinin egemen olduğu yönetimler görülmektedir. Oysa hukukun üstünlüğüne dayalı ve kuvvetler ayrılığı sistemini benimseyen devletlerin amacı, vatandaşların ve devlet kurumlarının evrensel ilkeler ışığında oluşturulan hukuk kurallarına uymasını sağlamaktır. Böyle bir sistemde hukuk kurallarının uygulanmasında herhangi bir kişi veya kuruma ayrıcalık tanınmayacak, kurallar hukukun üstünlüğüne göre yorumlanacaktır. Unutulmamalıdır ki hukukun üstünlüğü hukukçunun üstünlüğü anlamına gelmemektedir. Üstün hukuk kuralları hukukçular için de bağlayıcıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yargıda kamuoyu tarafından çeşitli zamanlarda ifade edilen yargıya ait sorunların çözümü yolunda 2003 yılından itibaren reform nitelikli faaliyetler gerçekleştirilmiştir. Yargı, yılların ihmalinin telafisi amacıyla hükûmetlerimiz döneminde diğer kamu kurumlarına göre pozitif ayrımcılığa tabi tutulmuştur.

Adalet hizmetlerinin hükûmet konaklarının alt katlarında veya kiralık iş hanlarında, son derece olumsuz fiziki şartlarda görülmeye çalışıldığı, daktilo temininde bile güçlük çekildiği, belediyelerden temin edilen personel ile hizmetin yürütülmeye çalışıldığı, mahkeme tutanaklarını düzenlemek için standart kâğıtların bulunmadığı, seçmen listelerinin arka taraflarının tutanak kâğıdı olarak kullanıldığı hâlen hafızalarımızdadır.

Yapılan çalışmalar neticesinde, değiştirilmesi gerektiği sürekli ifade edilen temel kanunlar yenilenmiş ve bu kanunlarla hukuk sistemimize yeni kurumlar kazandırılarak sistemimiz zenginleştirilmiştir.

Bugün gelinen noktada, ülkemizin kaynakları göz önünde bulundurularak hâkim ve cumhuriyet savcılarımızın mali konumları mesleğin saygınlığına yakışır hâle getirilmiştir.

Ayrıca, 2003 yılından itibaren 1’i adli tıp hizmet binası olmak üzere 119 adalet hizmet binası tamamlanmıştır. Hâlen 84 hizmet binasının inşaat ve inşaat öncesi işlemleri devam etmektedir.

Ülkemizde hizmet veren adalet saraylarının kapalı alanlarının toplamı 569 bin metrekare iken -buraya dikkatinizi çekiyorum- son yedi yılda yapılan 1 milyon 142 bin metrekare kapalı alanla birlikte bugün bu miktar 1 milyon 711 bin metrekareye ulaşmıştır. Devam eden inşaatlarla birlikte 2 milyon 500 bin metrekareyi aşacaktır bu rakam. Bir diğer ifadeyle, son yedi yılda yapılan ve hâlen devam eden adalet sarayı metrekare miktarı 2002 yılında mevcut olan miktarın 4 katını aşmaktadır. 2003 yılından itibaren devlet bütçesinden 1 milyar 600 milyon TL yani 1,6 katrilyon adliye ve cezaevi inşaatı için harcama yapılmıştır.

Ayrıca, yürütülen çalışmalarla bütün adliyelerin bilgisayar teknolojisiyle donatılmasıyla kalınmamış, yargı mensuplarımıza, kişisel olarak da kullanabilecekleri dizüstü bilgisayarlar verilmiştir.

E-devlet alanında Hükûmetimizin yaptığı en büyük yatırım adalet hizmetlerine yönelik uluslararası alanda sürekli ödüller alan “Ulusal Yargı Ağı Projesi” dediğimiz UYAP’tır.

Öte yandan, bugün itibarıyla adliyelerin zabıt kâtibi ihtiyacı büyük oranda karşılanmıştır. Bu kapsamda 2009 yılında 12 bin sözleşmeli personel alınmasına karar verilmiş, bunların 6 bininin ataması yapılmıştır.

Bu dönemde Anayasa Mahkemesinin yeni hizmet binası tamamlanmış, Yargıtayımıza hizmet binası için arsa tahsisi yapılmış, Danıştayımızın hizmet binası temel atma töreni gerçekleştirilmiştir. Türkiye Adalet Akademisi kurulmuş, ayrıca hâkim ve cumhuriyet savcılarımızın hizmet içi ve hizmet sonrası yurt dışı dil eğitimlerine büyük önem verilmiştir.

Bu kısa izahtan da anlaşılacağı üzere 2003-2009 yılları arasında yargı hizmetlerine yönelik geçmiş dönemlerle mukayese edilemeyecek nitelikte çalışmalar yapılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 yılında, 35 fasıl çerçevesinde, Avrupa Birliğine katılım müzakerelerine tarama süreci ile başlanmış ve ilk olarak mevzuatımızın Avrupa Birliğine uyum derecesi tespit edilmeye çalışılmıştır. Müzakere çalışmaları doğrultusunda, sürecin önemli bir bölümünü oluşturan Kopenhag Siyasi Kriterleri’nin yerine getirilmesinde kritik öneme sahip “Yargı ve temel haklar” başlıklı 23’üncü fasıl ile ilgili tarama süreci Bakanlığımızca gerçekleştirilmiştir. Bu fasıl ile ilgili olarak ülkemizin, yargının tarafsızlığı, bağımsızlığı ve etkililiğinin güçlendirilmesine yönelik bir yargı reformu stratejisini komisyona sunması gereği belirlenmiştir.

Bu strateji belgesi oluşturulurken en fazla önem verdiğimiz husus, katılımcılık sürecidir. Bu nedenle, Bakanlık bünyesindeki komisyonca hazırlanan ön taslak İnternet üzerinden yayımlanarak kamuoyunun bilgisine sunulmuş ve gelen görüşler incelenmiştir. Aynı zamanda tüm yargı paydaşlarına bu taslak gönderilmiştir. Gelen görüşler, şeffaflığı sağlamak üzere bu amaçla oluşturulmuş bir İnternet sitesinde yayımlanmış ve tartışmaya açılmıştır.

Tüm bunların yanında, 8-10 Haziran 2009 tarihlerinde Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, Millî Savunma Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Noterler Birliği ve Yüksek Öğretim Kurumu temsilcilerimizin katılımıyla bir çalıştay düzenlenerek taslak tartışılmış ve ilkeler üzerinde mutabakata varılmış ve mutabakat zaptı imzalanmıştır.

Katılımcılık sürecinde paydaşlarımızın eleştirileri dikkate alınarak taslakta gerekli değişiklikler yapılmış ve Bakanlar Kuruluna sunularak Yargı Reformu Stratejisi bugünkü şeklini almıştır.

Değerli Başkan, kıymetli milletvekillerimiz; Strateji Belgesi’nde, savunmanın etkinliğinin artırılmasından hukuk eğitimi ve öğretiminin etkin hâle getirilmesine, yargı sistemi yönetiminin kurumsal yapısının yargı bağımsızlığı çerçevesinde geliştirilmesinden ceza infaz sisteminin güçlendirilmesine, mesleki yetkinliğin artırılmasından adalete erişim olanaklarının geliştirilmesine, bilirkişilik ve icra iflas sisteminin geliştirilmesinden alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılmasına kadar birçok alan bulunmaktadır.

Yargı Reformu Stratejisi, birçok boyutu bulunmakla birlikte, kamuoyunda yoğun biçimde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısına ilişkin düzenlemeleri ile gündeme gelmiştir.

Yargı Reformu Stratejisi’nde HSYK’nın yapısına ilişkin tüm paydaşların üzerinde mutabakata vardıkları iki hedef bulunmaktadır. Bunlardan ilki, HSYK’nın objektiflik, tarafsızlık ve şeffaflık temelinde, uluslararası belgeler ışığında, geniş tabanlı temsil esasına göre yeniden yapılandırılması, kararlarına karşı etkili bir itiraz sisteminin getirilmesi ve yargı yolunun açılması üzerinde mutabakata varılan birinci ilkedir. İkincisi ise, HSYK’nın yeniden yapılandırılmasına paralel olarak Kurulun sekreteryasının ve denetim sisteminin yeniden düzenlenmesidir. Yargı Reformu Stratejisi Eylem Planı’nda ise hedeflerin ne şekilde gerçekleştirileceğine dair Bakanlığımızca hazırlanan faaliyetler gösterilmiştir.

Buna göre, HSYK’nın geniş tabanlı temsil esasına göre oluşturulması, HSYK’nın iki veya üç daire şeklinde yapılandırılması, HSYK kararlarına karşı etkili bir başvuru yolu getirilmesi, sekreterya hizmetlerinin Kurul bünyesinde olması, iddia ve karar makamı tek elde birleşmeyecek şekilde hâkim ve savcıların denetiminin Kurul bünyesinde gerçekleştirilmesi, hâkim ve savcıların disiplin inceleme ve soruşturma işlemlerinin Kurul bünyesinde yapılması, HSYK’nın müstakil binasının bulunması ve HSYK’nın bağımsız bütçe kullanmasının sağlanması öngörülmüştür.

Değerli Başkan, kıymetli milletvekilleri; söz konusu hedef ve ilkeler dikkatlice incelendiğinde, hedeflerin gerçekleşmesi hâlinde, ülkemizde yargı bağımsızlığının daha da güçleneceği açıktır.

HSYK’nın sekreterya hizmetlerinin Kurul bünyesinde gerçekleştirilmesi yani Personel Genel Müdürlüğü faaliyetlerinin Kurul bünyesine alınması, bağımsız bütçeye sahip olması, yargı teşkilatının yani hâkim ve savcılarımızın denetimine dair işlemlerin Kurul tarafından yapılması adımlarından her biri ayrı bir değer ifade etmektedir.

Hepimizin bildiği gibi bu faaliyetler şu anki düzenlemede Bakanlığımız tarafından yerine getirilmektedir. Oysaki öngördüğümüz değişiklikler gerçekleştirildiğinde Adalet Bakanlığının önemli yetkilerini devredeceği açıktır. Bu durum da bizim çalışmalarımızı günlük kaygılarla değil, yargının geleceğini planlayarak ve kişiye bağlı olmadan geleceği şekillendirme yönünde attığımızı gösteren en önemli adımdır.

Öte yandan, 1982 Anayasası’nın kabul ettiği sistemde HSYK kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır. Kararlara karşı yapılan itiraz yine aynı Kurulca sonuçlandırılmaktadır. Bu durum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava konusu olmuş ve Mahkeme, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına karşı etkin bir başvuru yolunun bulunmamasının adil yargılanma hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle ihlal kararı vermiştir. Strateji Belgesi’nde etkin bir başvuru yolu oluşturulması öngörülerek bu eksikliğin de giderilmesi amaçlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, milletvekillerimizin konuşmalarında değindikleri hususlara zaman ayırabilmek açısından bundan sonraki bölümü metinden değil ama benden önce konuşan değerli milletvekillerimizin sormuş oldukları suallere ve değindikleri konulara ayırmak istiyorum.

Bunlardan bir tanesi Konya Milletvekilimiz Sayın Atilla Kart’ın sorularıdır ki bunlara kısaca değinmek istiyorum. Sorulardan bir tanesi, “Ergenekon soruşturmasında gizliliğin ihlaliyle ilgili işlemlerde Bakanlık, hâkim ve savcıların soruşturulmasına neden müsaade etmiyor ya da bu konuyla ilgili olarak niçin yargıyı ve savcıları harekete geçirmiyor, Teftiş Kuruluna niçin inceleme yaptırmıyor?” sorusudur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında görevli savcılarla ilgili olarak yapılmış olan şikâyetler Bakanlık bünyesinde değerlendirilmiş, bunlarla ilgili incelemeler yaptırılmış, bunlardan 15 dosya hâlen derdest, bu incelemelerin bir kısmıyla ilgili olarak da doğrulanamaması gerekçesiyle “işlem yapılmasına yer olmadığı” kararları verilmiştir. Ancak, soruşturmanın gizliliğini ihlal gerekçesiyle şu anda içerisinde kamu görevlilerinin de olduğu 4.139 ayrı soruşturma açılmıştır; bu soruşturmalardan şu anda devam edenleri vardır, dava açılmış olanları vardır, 1.270 adet kovuşturmaya geçilen dosya vardır. Şu ana kadar 487 derdest dosya var, şu anda 17 mahkûmiyet çıkmıştır, diğer dosyalar devam ediyor.

ATİLLA KART (Konya) – Bu kadar çok ihlal olması normal mi Sayın Bakan?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Elbette ki bu yargılama faaliyetlerine bunun ötesinde bizim müdahale etme imkânımız bulunmamaktadır.

Yine, şu anda, bu birinci etap gelen şikâyetlerden sonra yeni şikâyetler gelmiştir. Bakanlığımızca geçtiğimiz aylarda yeni bir görevlendirme yapılmıştır. Şu anda 2 tane başmüfettişimiz İstanbul’da bu soruşturmalara devam etmektedir.

Onun dışında, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi hakkında ihale yolsuzluğu yaptığına ilişkin iddia konusunda Komisyon Başkanı tarafından yani daha kıdemli bir hâkim eliyle yapılan inceleme, söz konusu iddia doğrulanmadığı gerekçesiyle 25/8/2009 tarihli olurla “işlem yapılmasına yer olmadığı” şeklinde sonuçlandırılmıştır.

“Cumhurbaşkanımız hakkındaki ‘kayıp trilyon’ dosyası, Adalet Bakanlığında altı ay sumen altı edildi.” iddiası gündeme getirildi bu kürsüden. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen karar 10 Haziran 2009 tarihinde Adalet Bakanlığına tebliğ edilmiş, Bakanlığımız 28/8/2009 tarihli yazıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bu dosyayı göndermiştir. Dosya öyle altı ay Bakanlığımızda beklemiş değildir.

ATİLLA KART (Konya) – Altı ay boyunca hiç işlem yapılmamış Sayın Bakan.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Onun dışında…

Sayın Kart malumunuz, benim, yürütmenin başında birisi olarak savcılıklarda bulunan dosyalara müdahale etme imkânım yok. Dosyalarla ilgili Bakanlığımıza gelen süreler beni ilgilendiriyor ama savcıya talimat verme yetkim yok. 2004 yılından beri, Ceza Usul Yasası’nda yapılan değişikliklerle, Adalet Bakanının cumhuriyet savcılarını bu şekilde murakabe etme imkânı yoktur.

Onun dışında, 25 yargıç hakkında isimleri yazılmadan dinleme kararı alınmasıyla ilgili bir eleştiri yaptı Sayın Kart. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen ve hangi hâkime ait olduğu anlaşılamayan ses kayıtlarının ve telefon numaralarının hangi hâkime ait olduğunun anlaşılması amacıyla sadece HTS raporlarının istenmesi söz konusudur, dinleme kararı yoktur. Teknik olarak bilgisayar üzerinden, şu numaralarla görüşme yapan numaraların tespitine ilişkin bir karar verildiği elimizdeki bilgilerde mevcuttur.

ATİLLA KART (Konya) – İsnat edilen suç belli değil Sayın Bakan.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Gene, “Bazı milletvekilleri hakkında takipsizlik kararı veren Eyüp cumhuriyet savcıları hakkında ne yaptınız?” diye bir soru sorulmuştur.

ATİLLA KART (Konya) – Dosya ortadan kaldırılıyor Sayın Bakan.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bu konuyla ilgili olarak 2007 yılında aynı şikâyete ilişkin kıdemli savcı eliyle yapılan incelemede, bunun savcının takdir yetkisi içerisinde olduğu ve bu yetkinin tartışılmayacağı gerekçesiyle karar verilmiştir.

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Bakan, yargılama aşamasındaki bir dosyadan söz ediyorsunuz.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – 2009 yılında, yeni yapılan aynı konuya ilişkin müracaat da bu gerekçeyle sonuçlandırılmıştır.

ATİLLA KART (Konya) – Yargılama aşamasındaki bir dosya Sayın Bakan.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Gene, emanet paralarının Vakıflar Bankasında değerlendirilmesine ilişkin bir sual ve eleştiri getirilmiştir. Bu bankayla Bakanlığın çalışması yeni değildir. Esasen, 2006 yılına kadar Vakıflar Bankasıyla zaten Bakanlık çalışmıştır…

ATİLLA KART (Konya ) – Ama faiz almıştır Sayın Bakan.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – …ama buna ilişkin, geçmiş yıllarda değişik bankalarla çalışmıştır Bakanlık. 2006-2008 arası bir başka bankayla çalışılmıştır ama 2008’de yeni bir kararla tekrar Vakıflar Bankasıyla çalışılmaya başlanmıştır. Bu, idarenin takdirindedir.

ATİLLA KART (Konya) – Yasayı genelgeyle nasıl kaldırırsınız Sayın Bakan?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Burada alınan hizmetin takdiri idareye ait bir husustur. İlk defa Vakıflar Bankasıyla çalışmıyor Bakanlık, uzun yıllar bu bankayla zaten çalışmıştır. Burada da herhangi bir olumsuz durum söz konusu değildir.

ATİLLA KART (Konya) – Faizi neden almıyorsunuz Sayın Bakan? Faizi neden almıyorsunuz?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Milletvekillerimizden Sayın Şahin Mengü’nün değerlendirmelerine hemen… Sürem çok süratle ilerliyor.

“DTP’nin kapatıldığı gün İmralı’da avukatlara özel görüşme izni verilmiştir.” dedi Sayın Mengü. Böyle bir bilgi yanlış bir bilgidir Sayın Mengü.

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Basında yayınlandı, yalanlanmadı.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Yanlış bir bilgi. Avukatlar çarşamba günleri mutat görüşme yapıyorlar. Bunun dışında bir görüşme bizim kayıtlarımızda söz konusu değil.

Gene, cezaevlerinde bulunan 118 bine yakın hükümlü ve tutuklunun önemli bir kısmının çek mağdurlarından oluştuğuna dair bir tespitte bulundu Sayın Mengü. Bu tespit de doğru bir tespit değil değerli arkadaşlar.

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Yüzde 47’si, resmî rakam.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – 2.100 küsur kişi şu anda karşılıksız çekten dolayı cezaevlerinde bulunuyor.

Gene, 2005’ten bu yana suçlu ve hükümlü sayısı yüzde 115 artmıştır gibi bir tespit yaptı Sayın Mengü.

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Evet, bu doğru.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, şu tablo yaklaşık 2000 yılından sonraki tutuklu ve hükümlülerin artış oranını gösteren bir grafik. Bu grafiğe baktığımızda, mesela 2000 yılında, 73.748 hükümlü, tutuklu var yani 2005’te rakam 55 bine düşmüş ama bunun düşüş sebebi Türk Ceza Yasası’nda yapılan değişiklik esnasında hüküm özlü dosyalarda Yargıtayın salıvermelerinden kaynaklı cezaevlerinde bir hükümlü azalması olmuş.

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Bir nevi aftan ötürü.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Ayrıca, yine 2000 yılında 4616 sayılı Kanun’la çıkan aftan dolayı keskin bir düşüşle hükümlü, tutuklu sayısı azalmış ama tekrar eski hâlini toparlamaya başlamış yani kanunlarda yapılan değişiklik ya da af yasalarıyla cezaevlerindeki azalma kısa sürede tekrar kendini eski konumuna getirmektedir.

Yine, 2005’te bizim yapmış olduğumuz Ceza İnfaz Yasası’ndaki değişiklikler, Ceza Kanunu’ndaki asayişi bozucu hareketlere verilecek cezaların artırılması hükümlü ve tutuklu sayısının artmasına neden olmuştur. Bu infaz miktarı yüzde 40’tan yüzde 67’ye çıkartılmıştır. Bundan kaynaklı hükümlü, tutuklu sayısında bir artış doğrudur ama bu, Türkiye’de huzurun ve asayişin sağlanması için yapılması gereken bir değişiklikti.

Biz, 2014 sonu projeksiyonumuza göre 158 bin kapasiteye ulaşacak bir yatırım programı hazırlamış durumdayız. 2010 yılında, değerli milletvekillerimiz, elli iki yeni cezaevi inşasıyla ilgili hazırlıklarımız tamam. İnşallah, bunların 2010 yılı içerisinde ihalesini yapmak suretiyle inşaata başlayacağız. Şu anda on beşin üzerinde cezaevi inşaatımız devam etmektedir.

Gene, değerli milletvekillerimizden Ali İhsan Köktürk Beyefendi Yargıtay üye sayısını 150’ye indirmek için niye uğraşıyorsunuz gibi bir tespit yaptı.

Sayın Köktürk, bizim, 2004 yılında çıkartılan 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Kanunu’ndan sonra, Yargıtay Birinci Başkanlığı, Adalet Bakanlığına müracaat ederek Yargıtay Kanunu’nun değiştirilmesini talep etmiştir…

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Bakan, o değişti. Geçen gün görüştüm Yargıtay Başkanıyla. Lütfen, kullanmayın onu.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – … ve Yargıtay Başkanlığının gönderdiği teklif içerisinde, Yargıtay üye sayısının 150’ye indirilmesi öngörülmüştür.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Tasarıda var, daha yeni gelen tasarıda Başkanlığın görüşü var. Lütfen… Adalet Komisyonu Başkanı burada…

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bakanlığımızın hazırlamış olduğu tasarı, Yargıtay Başkanlığının gönderdiği görüş doğrultusunda hazırlanmış, Parlamentoya sevk edilmiştir. Parlamento komisyonlarında…

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Adalet Komisyonu Başkanı burada, Yargıtayın görüşü belli.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Beni dinlerseniz Sayın Köktürk, anlayacaksınız.

Yargıtayın görüşü doğrultusunda hazırlanan tasarı Parlamentoya sevk edilmiş, komisyonda iken yeni seçilen Yargıtay Başkanımız süre istemiş ve inceledikten sonra, yakın tarihte Adalet Komisyonu Başkanlığına ve Bakanlığımıza yeni görüşlerini göndermişlerdir. Bu yeni görüşte, bu sayının şimdi indirilmesinin sakıncalı olacağını ifade etmiştir Yargıtay. Biraz sabretseydiniz bunu da söyleyecektim. Dolayısıyla, bizim, Parlamentoya göndermiş olduğumuz Yargıtay Yasası, gene Yargıtay 1. Başkanlığının talebi doğrultusunda tanzim edilmiş bir yasa tasarısıdır. Kendi yanımızdan, Yargıtaya dönük kasıtlı herhangi bir çalışma ürünü değildir.

Onun dışında, değerli arkadaşlar, çok önemli bir konu var, ona zaman yetiştiremiyorum ama Sayın Başkan beni birazcık tolere ederse birkaç konu var onlara da değinmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sadullah Ergin (AK Parti, Hatay). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-ergin-23-2009-12-17-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
