# Terörle mücadele kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:526)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sadullah Ergin (AK Parti, Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim
- **Tarih:** 21 Temmuz 2010
- **Gündem:** TERÖRLE MÜCADELE KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:526)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-ergin-23-2010-07-21-terorle-mucadele-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai

> Sadullah Ergin (AK Parti), 21 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖRLE MÜCADELE KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:526)); konuşma 1.223 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının ikinci bölümü üzerinde Hükûmetimiz adına söz aldım. Sözlerime başlarken Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün parti gruplarının grup önerileri görüşülürken bu kürsüde bir sayın milletvekilimizin, Eskişehir Milletvekilimiz Sayın İçli’nin yapmış olduğu konuşmada, tasarıda olmayan, içerik itibarıyla doğruları yansıtmayan beyanları Genel Kurulla paylaşması üzerine şu açıklamaları yapma ihtiyacı ortaya çıkmıştır: Sayın İçli buradan yaptığı değerlendirmede, görüşmekte olduğumuz tasarının geçici 1’inci maddesinin bölücü başının disiplin cezalarını affetmek ve PKK üst yöneticilerinin disiplin cezalarını affedip ortadan kaldırmak için getirildiğini ifade ettiler. Kendi konuşma tutanakları önümde. Burada, ayrıca, 15 Ağustosta, Sayın İçli’nin beyanına göre, İmralı’dan bir yol haritası ortaya konulacağını, bunun gereğinin yapılmak istendiğini ifade ettiler. İnternet sayfalarında birtakım bilgileri Genel Kurulla paylaştı Sayın İçli. Gene, CPT İşkenceyi Önleme Komitesinin ocak ayı içerisinde Türkiye ziyareti 26-27 Ocak tarihinde yapılmıştı. Onun yayınladığı raporu 26-27 Ocak olarak da Genel Kurulla paylaştı.

Bütün bu gelişmelerin sonucunda AK PARTİ’nin bu tasarıyı getirerek buradaki talepleri karşılamak üzere bu düzenlemeyi Genel Kuruldan geçirmek istediğini, milletvekillerimize de “Sabahlara kadar çalışıyorsunuz. Bundan haberiniz var mıydı, bunların farkında mıydınız?” diye sorular da yöneltti Sayın İçli.

Değerli milletvekilleri, işin doğrusu şudur: Sayın İçli, 15 Ağustosta yayınlanacak olan birtakım bilgilerden bahsetti. CPT Raporu’nu 26-27 Ocak olarak ifade etti ama o yanlış bir bilgi. CPT’nin ziyareti 26-27 Ocak tarihidir ama raporun yayınlanma tarihi 9 Temmuz 2010’dur.

Ayrıca, İnternet sayfasında var olduğunu söylediği bilgiler de herhâlde bir hafta, on günlük, yirmi günlük, bir aylık konulardır.

Oysa şu anda görüşmekte olduğumuz tasarı, 5 Ekim 2009 tarihinde Bakanlığımız tarafından Başbakanlığa gönderilmiştir. Bu tasarı, 10 Kasım 2009 tarihinde Parlamentoya gelmiştir. O günden bu yana alt komisyonda yapılan görüşmeler ile nihayet Genel Kurulda dün itibarıyla görüşmeler başladı ve bugün devam ediyoruz.

Şimdi, burada, geçici 1’inci maddenin getiriliş maksadı nedir? Bir sene sonra ortaya çıkacak birtakım hadiseleri iktidar grubu ya da Adalet Bakanlığı bir sene önceden görerek 5 Ekimde Başbakanlığa gönderdiği tasarının içerisine bunları öngörüyle mi koymuştur? Böyle bir iddia mantık dışıdır, gerçekten akıl dışıdır. Dolayısıyla bu hükmün, bu tasarıya niçin girdiğini ben şimdi açıkça ifade ediyorum:

Değerli arkadaşlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ali Gülmez hakkında verilen kararla 20 Mayıs 2008 günü Türkiye'yi adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle tazminata mahkûm etmiştir. Ali Gülmez kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin gündeme getirdiği konu nedir? Mahkeme aynen şunu söylüyor: “Sonuç olarak başvuranla ilgili yargılamada açık duruşma yapılmamıştır. Başvuranın davalarına bakan infaz hâkimi ile ağır ceza mahkemesi dava dosyasında yer alan belgelere dayanarak karar almışlardır. Başvuranın savunmaları yalnızca çeşitli cezalar uygulayan disiplin kurulu önünde dikkate alınmıştır. Ayrıca, disiplin itirazlarını sonuca bağlayan yerel mahkemeler huzurunda başvurana avukat aracılığıyla kendini savunma imkânı da tanınmamıştır.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yukarıda yer alan bilgilere dayanarak başvuranın aleyhinde yürütülen yargılamayı etkili bir şekilde takip edemediği sonucuna varmıştır ve nihayetinde de Türkiye'yi 1000 euro tazminata, 1.500 euro yargılama giderine mahkûm etmiş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1’inci maddesinin de ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu karar 20 Mayıs 2008 tarihinde verilmiştir.

Peki, şu anda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde devam eden Türkiye aleyhine açılmış benzer davalar var mıdır? Ali Gülmez davası bir pilot davadır ve bu davayla tıpatıp aynı, Türkiye aleyhine görülmekte olan 567 dosya daha vardır. Şimdi, bu 567 dosyada Türkiye aleyhine benzer ihlal kararları çıkacaktır, benzer tazminat kararları çıkacaktır.

Bizim bu düzenlemeyi bu tasarı metnine koymamızın amacı, toplam 567 adet Türkiye aleyhine çıkması muhtemel kararın önlenmesidir, Türkiye'nin uğrayacağı tazminat kayıplarının önlenmesidir. Tazminatın ötesinde imaj açısından da bu kadar çok ihlal kararı alması Türkiye'nin lehine bir uygulama değildir.

Değerli arkadaşlar, bu tip konularda Türkiye'nin menfaatleriyle+ içeride siyasi menfaatlerimiz zaman zaman çakışabilir ama bizlerin milletvekilleri olarak Parlamentoda, dışarıda, bu kürsüde, komisyonda böyle bir çakışma hâlinde ülke menfaatlerini içerideki siyasi menfaatlerimizin önüne koymayı başarmamız gerekiyor. Küçük siyasi çıkarlar adına bu tür konuların istismar edilmesi son derece yanlış.

Bakınız, burada çok net, çok açık bir hadise varken bunun getirilip böylesi bir yorumla terör örgütü başının disiplin cezasının affedilmesine dönük olarak, terör örgütü yöneticilerinin disiplin cezalarının affedilmesine yönelik bir girişim olarak sunulması son derece haksız ve yanlıştır.

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Etmiyor musunuz?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Kaldı ki bu düzenleme, infaz hâkiminin daha önce kesinleşmiş disiplin cezaları hakkında hükümlüyü dinledikten sonra disiplin cezasının doğru ya da isabetsiz olduğu konusunda bir karar vermesini öngörüyor, cezayı ortadan kaldırmıyor.

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Nasıl kaldırmıyor?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - AİHM diyor ki: “Bu kararı alırken siz ilgilisini dinlemediniz, vekilini de dinlemediniz, dosya üzerindeki evraklara dayalı olarak karar verdiniz. Bu da 6’ncı maddedeki adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelir. İşlemlerinizi düzeltin.” Sonucu ortadan kaldırın gibi bir tespit yok burada.

Dolayısıyla, eğer bu yasa kanunlaşır ve yürürlüğe girerse muhatapları başvurursa yasal süresi içerisinde, infaz hâkiminin yapacağı şey şudur: Verilmiş olan kararı alacaktır talep üzerine “Ne diyorsun bu karara karşı? Bir de sen bana söyle. Zaten yazılı vermişsin, yazılı yaptığın savunmaları bir de sözlü olarak kendin ya da avukatın aracılığıyla bir yap.” Daha önce İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi yeniden yargılanma talebine bakmadı mı? Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu hükmü değiştirdi mi? Açtı, şekil şartlarını tamamladı ve “Hüküm doğrudur, sonucu değiştirecek bir husus yoktur.” deyip kapattı. Dolayısıyla, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi o konuyla ilgili Türkiye’yi takipten çıkarttı ve dosyayı kapattı.

Şimdi, benzer bir iddiayla biz, bu tasarı Meclise geldiğinde 311/2’nci maddeyle ilgili de karşılaştık. Hatırlarsanız o maddede de 311/2’de getirilen istisnanın kaldırılması öngörülüyor idi. Muhalefet partilerimiz bunun bir belirsizlik doğurabileceğini, istismar edilebileceğini dile getirdiler. Biz de bu tasarının gecikmemesi adına bunu alt komisyonda tasarı metninden çıkarttık. Ancak öyle bir risk olduğu için değil, tamamen bu tasarının yasalaşma sürecinin gecikmemesi adına bunu yaptık.

Çünkü değerli milletvekilleri, zaman zaman bu kürsüden o da gündeme getiriliyor. Bakınız, o konuyla ilgili olarak da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi emekli Yargıcı Sayın Rıza Türmen, şu andaki Hâkim Işıl Karakaş, ceza usul hocaları böyle bir şeyin mümkün olmayacağını ifade ettiler, bu konuda makaleler yayınladılar.

En son 6 Temmuz 2010 günü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu kararda da bu görüşü teyit eden bir tespitle bu başvurunun, İmralı’daki hükümlünün başvurusunun kabul edilemez olduğunu dosyanın içerisine dahi girmeden karar verdi AİHM. Burada bu başvuruyu yaparken Bakanlar Komitesi, Türkiye’deki sürecin tamamlandığını belirterek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Sayın Bakan, o ayrı, disiplin cezası ayrı.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Ben disiplin cezası bölümünü geçtim. Bu konuda istismara müsait olan ikinci bir konuyu anlatıyorum Sayın İçli, dinlerseniz anlayacaksınız.

“Bakanlar Komitesi bu konuyu kapatmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargılama yetkisi Bakanlar Komitesinin kapattığı bir konuyu kapsamaz. Biz Bakanlar Komitesinin kapattığı bir konuyu yargılayamayız.” diyerek o başvuruyu da reddetmiştir.

Buradan şuna geleceğim: Bu tür konularda, bakınız, 311/2 keşke bu tasarının içerisinde olabilseydi. Orada da Türkiye aleyhine benzer dosyalardan 208 adet var.

Değerli milletvekilleri, derdimiz, Ali Gülmez dosyasının benzeri 567 dosya. Diğer yandan, Hulki Güneş… Türkiye aleyhine verilen bir ihlal kararıdır o da “Türkiye Güneş Kararı” diye geçer. Orada da 208 dosya var. Bütün bu ihlal dosyalarının Türkiye'nin lehine bitmesi için, Türkiye'nin, ihlal kararı almadan, tazminat ödemeden bu dosyalardan kurtulabilmesi için biz bu düzenlemeleri getiriyoruz. Ayrıca Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisini tanımış ve mahkemenin aldığı kararları takip eden delegeler komitesi nezdinde de takibata tabi tutulan bir ülke. Dolayısıyla biz bu görünümümüzü de pozitif yöne çevirmek durumundayız. Tasarıdaki bu düzenlemenin getiriliş amacı, tamamen, Ali Gülmez kararı benzeri 567 dosyadan, Türkiye'nin ihlal kararı almaması ve tazminata mahkûm edilmemesi içindir.

Bu konuda Genel Kurula bilgi sunmayı bir zaruret olarak gördüm ve bunları sizlerle paylaştım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sadullah Ergin (AK Parti, Hatay). “Terörle mücadele kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:526)”. TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim tutanağı, 21 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-ergin-23-2010-07-21-terorle-mucadele-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
