# Hukuk muhakemeleri kanunu (s.s.:393)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sadullah Ergin (AK Parti, Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim
- **Tarih:** 12 Ocak 2011
- **Gündem:** HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (S.S.:393)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-ergin-23-2011-01-12-hukuk-muhakemeleri-kanunu-s-s-393

> Sadullah Ergin (AK Parti), 12 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (S.S.:393)); konuşma 1.041 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasamızın görüşülmesi vesilesiyle Hükûmetimizin görüşlerini aktarmak üzere söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Malum olduğu üzere 1086 sayılı Usul Yasamız 1925 tarihli Neuchâtel kantonundan, İsviçre’nin, alınmış ve 4 Ekim 1927 tarihinde yürürlüğe girmiş bir yasa. Bu kanunda günümüze kadar 26 kez değişiklik yapılmış, kanunun gerek dilinde gerekse içeriğinde bu değişikliklerden kaynaklı çelişkiler de ortaya çıkmıştır. Aynı kelimeyle ifade edilmesi gereken bazı kavram ve kurumlar farklı kelimelerle ifade edilmekte, bunun yanında bazı ibareler de yanlış şekilde yer almış durumdadır.

1086 sayılı Yasa’nın yaklaşık seksen maddesi değişik zamanlarda yürürlükten kaldırılmış ve kaldırılan maddeler dikkate alınarak teselsül ettirilmediğinden yasanın şekil yönünden ele alınması zorunlu hâle gelmiştir.

Yasanın dili yazıldığı dönem itibarıyla mükemmel olmakla birlikte günümüz şartlarına göre oldukça eskimiş olup genç nesil, hatta hukukçular tarafından dahi anlaşılması zorlaşmıştır.

Adil yargılanma hakkının sağlanabilmesi açısından özellikle makul süre içinde yargılama yapılabilmesi için 1086 sayılı Yasa’da yer alan ve adil yargılanmaya engel teşkil eden hükümlerin bu düzenlemeyle değiştirilmesini öngörmekteyiz.

Kanun tasarısında şekil bakımından güncel bir Türkçe kullanılmasına özen gösterilmiş ancak hukuk çevrelerinde tereddütsüz şekilde kabul edilen terimler değiştirilmeksizin muhafaza edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, getirilen yeni düzenlemeyle yargılama giderleri davanın başında taraflardan avans olarak alınacaktır. Yargılama giderlerinin zamanında yatırılmaması tek başına davaların gecikme sebebi olmamakla birlikte önemli etkenlerden bir tanesini teşkil ediyor. Davacı davasını açarken, davalı ise cevap dilekçesi ve delillerini sunarken yargılama giderlerini peşin olarak ödeyecektir.

Tasarıda yargılama süresini kısaltacak olan “Ön İnceleme” bölümü getirilmiştir ki bu önemli bir yeniliktir, değişikliktir. Bu düzenlemeyle deliller toplanmadan duruşmalara başlanması ve yargılamanın bu nedenle gecikmesi önemli ölçüde engellenecektir. Tasarıya göre deliller duruşmalara başlanmadan önce toplanacak, duruşmalarda ise daha önce toplanan delillerin değerlendirilmesi yapılacaktır. Böylece, tapu ve nüfus idaresine veya benzer kurumlara yazılması ya da bu kurumlardan gelmesi beklenen cevapların duruşma başlamadan önce hazır edilmesi sağlanmış olacaktır.

Hâkimlerin kusurlu davranışlarından dolayı ilk etapta hâkime karşı tazminat davası açılması ilkesinden vazgeçilmiş, öncelikle devlete karşı tazminat davası açılması esası kabul edilmiştir. Yine, bu tasarıda, çekişmesiz yargıyla ilgili ayrıntılı hükümlere yer verilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bir kısım ilk itiraz sebepleri dava şartı hâline getirilmek suretiyle hâkim tarafından resen gözetilmesi de bu düzenlemeyle sağlanmaktadır. Gene bu yasa tasarısında, önceki 1086 sayılı Yasa’da beş gün, yedi gün, on beş gün gibi süreler yer alır iken bunların yorumlanmasında hatalar ortaya çıkmaktaydı. Bu süreler daha kolay hesaplanabilmesi amacıyla, bir hafta, iki hafta, bir ay gibi sürelere dönüştürülmüştür.

Yeni düzenlemeyle mahkemelerde ses ve görüntü nakli yoluyla ifade alınabilecektir. Talimatla alınan ifadeler ya da tanık beklenmesine ilişkin gecikmeler bu teknolojik imkânların kullanılmasıyla önemli ölçüde zaman tasarrufu sağlayabilecektir.

Sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmıştır. Uygulamadaki sorunlar da göz önünde bulundurularak ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir ve delil tespiti müesseseleri yeniden düzenlenmektedir.

Muhalefet sözcülerimizin de detaylara ilişkin çok değişik tespitleri var. Ben tekrara girmemek için kısaca bunlara değinmiş durumdayım.

Ama bunun dışında, değerli milletvekilleri, Türk yargısının genel problemlerine ilişkin değişik tespit ve eleştiriler yapılmıştır görüşmeler esnasında. Türk yargısının seksen yılı aşkın süredir biriktirdiği sorunların çözümü noktasında öncelikle bu sorunların kaynaklarının tespiti açısından sağlıklı birtakım tespitlere ihtiyaç vardır.

Bugün yargımızın içerisinde bulunduğu durum üç ana başlıkta sorunlar olarak toparlanabilir: Bunlardan bir tanesi, fiziki sorunlar, altyapı sorunları; bir diğeri, mevzuattan kaynaklı sorunlar ve yine bir diğer sorun, insan kaynaklarının yetersizliğinden kaynaklı sorunlar.

Bu açıdan, 2002-2011 arasında geçen süre içerisinde Türk yargı teşkilatının fiziki altyapı sorunlarının çözümü noktasında çok önemli mesafeler alındığını tekrar tekrar söylemeye gerek yok. Bu seksen yıllık süre içerisinde yapılan adliye saraylarının kapalı alan toplamının tam 5 katı tutarında bu son sekiz yılda fiziki mekân oluşturulmuş. Teknolojik altyapı, bilgisayar donanımı, UYAP sistemi, bütün bunlar yargılamada süreleri kısaltan tedbirler. Buralarda çok önemli gelişmeler sağlanmış, Avrupa Konseyi üyesi ülkeler arasında Türkiye, bilişim teknolojilerini yargıda kullanan ilk üç ülke arasında yer almıştır.

Mevzuattan kaynaklı problemlere gelince: Değerli milletvekilleri, gene bu sekiz yıllık süre içerisinde çok önemli çalışmalara imza atmıştır bu Parlamento. Ceza yargılamasına ilişkin olarak Uzlaşma Kurumu getirilmiş, 2005 yılında yürürlüğe konulmuş, daha sonra 2006’da yeniden revize edilmiş, daha etkin hâle getirilmeye çalışılmış, şu an Bakanlığımızın yaptığı çalışmayla, bu Kurumun daha da etkili hâle gelmesi için çalışmalarımız devam etmektedir.

Gene 5252 sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa’da yapılan düzenlemelerle önemli değişiklikler getirilmek suretiyle yargılamayı hızlandırıcı tedbirler alınmıştır. Bunlardan Kabahatler Yasası ceza yargılamasında önemli ölçüde rahatlama sağlamıştır. Gene değişik kanunlarla uyum amacıyla getirilen 5278 sayılı Yasa da çok önemli kolaylıklar getirmiştir.

Ayrıca, Ceza Muhakemesi Yasamızın 36’ncı maddesinde mahkemelerin resmî kurumlarla yapacağı yazışmalarda savcılık üzerinden yazışma yapma zorunluluğu kaldırılmak suretiyle önemli bir zaman tasarrufu sağlandığını düşünüyorum. Ceza Muhakemesi Yasamızda getirilen adli kolluk uygulamaları da önemli imkânlar sağlamaktadır, sunmaktadır.

Gene savcılarımıza verilen yetkilerden kamu davasının açılmasının ertelenme yetkisinde, üst sınırı bir yıl ve daha az süreli hapis cezalarında ve şikâyete bağlı suçlarda savcı, yeterli şüphe varsa bile, belli bir süre davayı açmayı ertelemek suretiyle, bunu dava öncesi yöntemlerle çözme imkânına kavuşmuştur. İddianamenin iadesi kurumu getirilmiştir ki yeterli hazırlık yapılmadan hazırlanmış iddianameleri mahkeme kabul etmeden reddetmekte, dolayısıyla yargılama sürecini başlatmayıp daha donanımlı bir iddianamenin tanzimini sağlayabilme imkânına kavuşmuştur iddia makamı.

Gene hukuk yargılamasına ilişkin olarak bugün görüşmekte olduğumuz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, dün görüştüğümüz Tebligat Yasası, bütün bunlar yargılamadaki süreleri kısaltmaya dönük tedbirler.

Gene hukuk uyuşmazlıklarında ara buluculuk müessesesi… Şu anda Adalet Komisyonunda tasarımız beklemektedir. İlk fırsatta Adalet Komisyonunda ara buluculuk müessesesinin de Türk hukuk sistemine kazandırılması için çalışmalarımıza başlayacağız.

Değerli milletvekilleri, bununla beraber alternatif uyuşmazlık çözüm yolları noktasında kamu denetçiliğine ilişkin düzenleme Anayasa değişikliğinde yer almış, buna bağlı kuruluş yasası Parlamentoya sevk edilmiştir, şu anda komisyonlara havale edilmek durumundadır.

Gene yüksek mahkemelerin kapasitesinin güçlendirilmesine ait çalışmalarımız yakın tarihte Parlamentoya gelecektir.

Adli Tıp Kurumundaki aksaklıklar noktasında Devlet Denetleme Kurulunun yapmış olduğu inceleme sonuçlarına göre de ciddi bir reform çalışması hazırlığı Bakanlığımızda devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, istinaf mahkemelerinin kurulması gene bu dönemde olmuştur. Yürürlüğe girme tarihi 2007 olarak öngörülmüş idi ama HSYK’nın haklı olarak insan kaynaklarının, hâkim, savcı kaynaklarının güçlendirilmesinden sonra faaliyete girmesine ilişkin tavsiye kararı ve Yargıtayın da bu konudaki önerileri doğrultusunda hâkim ve savcı sayısının artırılmasına dönük çalışmalara hız verilmiştir. Bununla beraber, bu süreç içerisinde yaşadığımız birtakım sorunlar kamuoyuyla paylaşılmıştır, burada tekrar tekrar bunları ifade etmek istemiyorum. Ancak benden önce söz alan değerli muhalefet sözcülerinden Sayın Dibek, alınan hâkim, savcı sayısıyla ve idari personelle ilgili rakamlarda, bu dönemde çok sayıda hâkim, savcı ve idari memur, zabıt kâtibi alındığını ancak Hükûmetin yine şikâyetçi olduğunu ifade ettiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sadullah Ergin (AK Parti, Hatay). “Hukuk muhakemeleri kanunu (s.s.:393)”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 12 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-ergin-23-2011-01-12-hukuk-muhakemeleri-kanunu-s-s-393 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
