# Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sadullah Kısacık (Yeni Yol, Adana)
- **Yer:** TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Tarih:** 3 Kasım 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91137
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-kisacik-2026-11-03-tutanak-metni

> Sadullah Kısacık (Yeni Yol), 3 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.077 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SADULLAH KISACIK (Adana) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Sayın Bakanım, Bakanlığınızın bütçesi 2027 yılında 4 kat artıyor. İnşallah hayırlı uğurlu olur. Bu artış, emeklimize, işçimize bereketli gelir, esnafımıza bereketli gelir, onların da refahına yansır diye umut ediyorum.

Şimdi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığındaki sorunlara baktığımız zaman, geçen yıl ve ondan önceki yıl konuştuğumuz sorunların aynı şekilde devam ettiğini görüyoruz. Yani şimdi bana bir alanda söyleyin ki "Bakın, artık şu konuda bir sorun yaşamıyoruz." diye. Mesela, ben şimdi sırayla söyleyeyim. Birincisi, bu SGK borçlarının yapılandırılması mevzusu. Şimdi, esnafımız yıllardır dert yanıyor, ödeyecek durumu yok, bir taraftan da kendini çevirmeye çalışıyor. Esnafa bugün deseniz ki: "Tamam, borçlarını siliyorum, sen de kapat." Sayın Başkanım, hemen anahtarı size verecek "Eyvallah, ben gidiyorum." diyecek de bırakamıyor, mecburen borçlarını ödemek zorunda. Şimdi, biz bu borçlara neden bir çözüm bulamıyoruz Sayın Bakanım? Yani esnafın hâlini siz de görüyorsunuzdur. Şimdi, burada Hazine ve Maliye zaten esnafı canından bezdirdi, şimdi ondan siz de gördünüz, baktınız bu işi iyi, maşallah şu anda SGK, Hazine ve Maliyeyi aratmıyor. Yani esnafın hesabına bloke koyma, esnafın müşterisine yazı yazma, esnafın bankasına, kredi kartına bloke koyma; tüm yöntemleri uyguluyor. Ya, Sayın Bakanım, olsa ödeyecek zaten, olsa ödeyecek ama ödeyemiyor, dönemiyor, hele şu günlerde. Ya, bari şu günlerde biraz gevşetin. 800 milyar TL'lik gibi dev bir para dolandırıcıların ağına takılmış duruyor, insanlar parasına ulaşamıyor, piyasa dönmüyor ama biz hâlâ esnafın canını çıkartırcasına esnafa böyle yük oluyoruz. Bu bize, devlete yakışmıyor, bu devlet ciddiyetine yakışmıyor, bu devletin esnafına bakışına yakışmıyor. Bu sorun yıllardır var. Yıllardır esnafımız, işverenimiz diyor ki: "Ya, fırsatım olsa, imkânım olsa ödeyeceğim ama sen de devletliğini yap, bize biraz nefes aldır." TOBB nefes kredisi çıkarıyor, yüzde 36 faizle, zaten onu da borcu olana vermiyor. Zaten bu borçların bir de öyle bir sıkıntısı var. Kredi alamıyorsunuz, İŞKUR desteklerinden faydalanamıyorsunuz yani diyorsunuz ki esnafa: "Git, bir yerden parayı bul." Adam "Yapılandırayım." diyor, "Üçte 1'ini verin." diyorsunuz, 250 bin üstüyse "Bana bir de teminat ver." diyorsunuz. Vallahi, bunu faktoring şirketleri yapmıyor yani aynı faktöring şirketlerinden daha beter böyle bir esnafın üzerinde artık bir tahakküm kurmuş durumdasınız. Bu uygulamadan vazgeçmenizi buradan tekrar rica ediyorum.

Diğer bir şey emeklilerimiz. Şimdi, bu yıllardır emeklilerle normal çalışanlar arasında, normal asgari ücret arasında ve açlık sınırı, yoksulluk sınırındaki arasında makas gittikçe uçurum hâline geldi. Açıldı, açıldı, açıldı, emekliler artık açlık sınırının altında değil ölüm sınırının altına geldi. İşte, Ulus'ta, Ulus'un arka sokaklarındaki otellerde tek başına yaşamını sürdürme hâline geldi. Şimdi, diyorsunuz ki: "Emeklilerle ilgili bir şey yapalım, bir düzenleme yapacağız, 1 Ocak 2027'den sonra yapacağız." Ama bu süreçte emeklilerimiz o kadar bedel ödedi ki açlık içerisinde, sefalet içerisinde bir yaşam sürdü, sağlıkları daha da bozuldu ve bizim emeklilerimiz de mütevazı bir şey istiyor, diyor ki: "Son yaşımda kimseye muhtaç olmadan yaşayayım." Başka bir şey istemiyor ya, başka bir şey istemiyor, "Son yaşımda kimseye muhtaç olmayayım." diyor. Ya, onu sağlayamıyoruz, onu sağlayamıyoruz. Şimdi "Bir düzenleme yapacağız." diyoruz ama peki geçmişin bedelini kim ödeyecek? Emekliler büyük yara aldı, emeklilerimiz bu süre zarfında çok çileler çekti, çok acılar çekti, çok sefalet çekti. Yani şunu net söyleyeyim: Emekli yıllarca prim ödedi ama daha sonra da sizin politikalarınızın bedelini şu anda ödüyor, hâlâ ödemeye devam ediyor yani yıllarca prim öde, sonra dön politikaların bedelini öde. İnşallah, emeklilerimize kalıcı bir düzenleme getirirsiniz.

Şimdi, olaya sistemsel bakmak zorundayız, geçici, palyatif, seçim amaçlı değil de emeklilerimize kalıcı bir düzenleme inşallah gelir çünkü emeklilerimize büyük borcunuz var Sayın Bakanım. Bakın, çok büyük borcunuz var, çok çile çektirdiniz. Emeklilerimize yapılacak zam borcunuzdan büyük, onu söyleyeyim.

Şimdi, diğer bir bünyenizde, sizin faaliyet alanınıza giren konulardan birisi de bu emeklilikte adalet bekleyenler. Şimdi, emeklilikte yaşa takılanlar düzenlemesi yapıldı, o düzenleme başka bir adaletsizliğe bu sefer sebep oldu. İşte, anlatıyor mağdur arkadaşlar "Bir günle emeklilik şu kadar ileriye atıldı. Primim tamam, benden daha az prim ödeyenler emekli oldu ama ben şu anda hâlâ yaşımı bekliyorum." filan... Şimdi, buna da bir çözüm bulmak lazım Sayın Bakanım. Şimdi buradaki artış da gittikçe büyüyor, toplumda bir beklenti oluşuyor. Burada örgütlü yapılar var, bu örgütlü yapılar sorunlarına çare aramaya çalışıyorlar, sizlerin kapılarına geliyorlar, eylem yapıyorlar. Orada bir anlamadığım konu daha var. Şimdi, bu arkadaşlara diyorum ki: Bakan Bey'le görüştünüz mü? "Yok, görüşmedik." Ya kardeşim, ilk önce Bakan Bey'le görüşün diyorum, "Randevu alamıyoruz." diyorlar. Mesela "74 kere randevu istedik." diyorlar, e-mailler de var "Bakan Bey'den randevu alamadık." diyorlar, 74 kez. Ya, Sayın Bakanım, şimdi 3 bin üyesi olan, 4,5 milyon kişiyi temsil eden, illerde örgütlenen bir dernek. Ya, bu dernekle de bir görüşün, kısıtlarınızı anlatın, onların sorunlarını anlayın yani Bakanlığın kapısında eylem yapılıyor, aşağı bir inin deyin ki: "Bir çay ısmarlayın arkadaşlara. Gelin arkadaşlar..." Bütçeyi anlatın, durumu anlatın ama bu arkadaşlarla bir görüşün Sayın Bakanım. Üç buçuk yıldır sizden... Bir dernek, dernek yani sonuç olarak bir dernek, bir örgüt, vesaire, şudur, budur değil, bir hak arama mücadelesine girmişler. Bence bunlarla görüşmelisiniz yani siyaset kurumu bunu gerektirir. Ben her zaman söylüyorum, AK PARTİ ilk kurulduğunda ne dedik: "Bu partiyi millet kurdu. Biz sadece tabelasını asıyoruz." Millet bu ülkenin bakanlarına ulaşamıyorsa, millet bakanlarına ulaşamıyorsa üç buçuk yıldır, 74 kere randevu istiyorsa, 13 bin kayıtlı üyesi varsa bu dernekle görüşün Sayın Bakanım yani. Görüşün, anlatın, dinleyin, ortak bir şey nasıl olsa bulunur, bulunmaz ama ikna edin arkadaşları, boşu boşuna bu arkadaşlar yağmurda, çamurda, illerde, vesaire de her ay bir şey yapıyorlar, eylem yapıyorlar, gösteri yapıyorlar veya hak arıyorlar.

Şimdi, diğer bir konu, bu iş sağlığı ve güvenliği sistemi kurulduğu günden bu yana çalışmıyor. Yani iş kazaları azalmıyor, sıkıntı büyük, kimse iş sağlığı ve güvenliği uzmanı şu anda olmak istemiyor. Neden? Çünkü tüm yük şu anda iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarına biniyor. Mesela, geliyor uzmanlar diyor ki: "Patron çıktı, ben içerideyim.", "Defterini tuttun mu?" "Tuttum.", "Riski belli ettin mi? "Belirli.", "Tutanak var mı?" "Var." ama iş sağlığı ve güvenliği uzmanı içeride. Şimdi, bu kanun ilk yanlış çıktı Sayın Bakanım. Bence iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili her şeyin sıfırdan ele alınıp yeni bir düzenleme yapılması lazım. Ben A sınıfı iş güvenliği uzmanıyım, aynı zamanda otuz beş yılım KOBİ'lerde geçti. Patronlara, yöneticilere, şirket sahiplerine iş güvenliğiyle ilgili bilinçlendirme vermediğiniz sürece bu iş güvenliği sistemi ilerlemez. Patron zannediyor ki ben nasıl olsa iş sağlığı ve güvenliği uzmanı tuttum, iş yeri hekimi tuttum, tamam, benim sorumluluğum kalktı zannediyor. Yıllarca biz bunu anlatamadık. Niye? Çünkü adam şirket kurmuş, iş sağlığı güvenliği ne bilmiyor, aldığı riski bilmiyor, riski bilmiyor, şirketin riskini bilmiyor. Bu iş sağlığı ve güvenliğini sadece denetim amaçlı değil, bir bilinç, farkındalık seferberliği kurmamız lazım Sayın Bakanım. Eğer biz bunu kurmazsak, bunu işletmezsek, sürekli bunları yaşarız ve iş kazalarından sürekli de canlarımızı veririz.

Teşekkür ediyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Sadullah Kısacık (Yeni Yol, Adana). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 3 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-kisacik-2026-11-03-tutanak-metni (erişim: 3 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91137

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
