# Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.46)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şahin Mengü (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim
- **Tarih:** 15 Kasım 2007
- **Gündem:** CEZA İNFAZ KURUMLARI VE TUTUKEVLERİ İZLEME KURULLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.46)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2007-11-15-ceza-infaz-kurumlari-ve-tutukevleri-izleme-kurullari-kanununda-degisik

> Şahin Mengü (CHP), 15 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA İNFAZ KURUMLARI VE TUTUKEVLERİ İZLEME KURULLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.46)); konuşma 549 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; huzurlarınıza gelmiş olmamın nedeni, dün kanun tasarısının geneli hakkında konuşurken, izleme kurullarında baronun göstereceği bir avukatın bulunması talebimizin yasa hükmü hâline getirilmesiydi. Bu talebimizin ne kadar doğru olduğu, Sayın Bakanın konuşma yaparken bize cevap verdiği cevapta açıkça ortaya çıktı. Ben, barolara bu yetkinin verilmesini bir meslek taassubu içinde istemedim. Benim bunu talep etmemin nedeni, bütün hayatı boyunca, yani, profesyonel meslek hayatı boyunca avukatlık yapagelen insanların bu konulara daha yakın olmalarından kaynaklanmaktadır. Avukatlık mesleğinin içine baktığınız zaman, yıllarca hâkimlik, savcılık, idarecilik yapan, emniyet görevlisi olan arkadaşlarımız emekli olduktan sonra avukatlığa başlarlar. Hatta o kadar başlarlar ki, bunu… Hâkimler ve savcılar açısından verilebilecek en büyük, en ağır ikinci ceza, mesleki olarak disiplin cezası, yer değiştirme cezasıdır. Bir hâkim hakkında yer değiştirme cezasını verir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, baroya kaydolmaya gelir. Biz “bu kadar sorunlu bir insanı avukat yapmayız” dediğimiz zaman, Danıştaydan kararı alır, gelirler ve avukat olurlar.

Şimdi, bizim söylemek istediğimiz şu: Meslek hayatında bir avukatın nasıl davrandığını Adalet Komisyonu Başkanı bilmez, bilemez. Artı, mesleğin gereği de karşılıklı olarak bir devamlılığı… “İlişkilerimiz çok uygardır.” dersek, bu da fazla iyimser olur. Maalesef, hâkim ve savcı arkadaşların eğitimlerinden mi kaynaklanıyor, nedir bilemem, ama o ilişki hiçbir zaman, çok istisnalar hariç, sıcak bir ilişki olmamıştır. Bu nedenle, umumiyetle, Adalet Komisyonu üyesi arkadaşlarımız bu tip görevlere bir avukat tayin etmek istedikleri zaman, hâkimlik, savcılık mesleğinden gelmiş meslektaşlarını seçmeye çalışırlar.

Sayın Bakan dün dedi ki: “136 tane avukat var görev yapan. 5 tane, 6 tanesi savcı veya 5 tane hâkim.” Şimdi, Sayın Bakana dedim ki ben de oturduğum yerden: “Bu 136 avukatın kökenlerini bilebiliyor muyuz?” Bilemiyoruz, herhâlde bilmiyordur.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Bilemem efendim.

ŞAHİN MENGÜ (Devamla) – Bilemezsiniz, tabii, doğru. Bunu, sizi kınayarak söylemiyorum, bilmeniz de mümkün değil. Ama, bunu en iyi barolar bilir.

Şimdi, Manisa olayını örnek verdim dün. Emniyetçi, işkenceci polislerin avukatlığını yapan emniyetçi kökenli bir avukat arkadaşımızı bu kurulun başına getiriyorsunuz ve şehirde sorunlar çıkıyor. Şimdi, bütün bunları önlemenin tek şartı, oraya bir avukatın baro tarafından görevlendirilmesidir. Yani seçilmiş insanlara biz eğer itimat etmezsek barolara, baro yöneticilerine, bir anlamda kendimizi inkâr etmiş oluruz. Bizler de burada seçilmiş insanlarız. Herkes kendi meslek düzeyinde, kendi ortamında seçilerek geliyor. Bu nedenle bir avukatın orada bulunması çok önemlidir. “Vardır.” deniyor. Ben de hiç olmadığını zaten iddia etmedim, ama en sonunda Adalet Komisyonu Başkanının takdirinde. Dokuz tane meslek saymış kanun, bu dokuz mesleğin içinden siz gene beş asil, üç yedeği seçersiniz, ama hiç hukukçu seçmeyebilirsiniz. Bunu önlemenin ön şartı, baronun göstereceği… Çok da rahat davrandık, dedik ki: “3 tane aday göstersin baro, 1’ini seçin.” Bu önerimiz dahi sıcak karşılanmadı.

Yasanın böyle geçmesi, bugün için… Bugüne kadar çok sorun yaratılmamış olabilir, ama yarın sorun yaratılmayacağı anlamına gelmiyor. Bu, hep beraber, hepimizi yarın çok sıkıntıya sokar.

İki: İçeride baronun gösterdiği bir avukatın olması zaman zaman yapılan dedikoduları, yanlış bilgilendirmeyi de önler. Şimdi, Avrupalılar buraya geliyor, bazı insanlar onları dilediği gibi dolduruyor. Adamlar size diyor ki: Senin atadığın Adalet Komisyonu Başkanının atadığı bir komisyon var. Hâlbuki, ben içeride baronun atadığı bir avukat olur ise şunu söylerim: Hayır, onun atadığı değil. Gerçek bir sivil toplum örgütü. Benim tayin ettiğim de adam var diyebilirim. Bu sadece –gene söyledim konuşmamın başında- bir meslek taassubu değil. Ülkenin dışarıda herhangi bir şekilde çirkin dedikodulara muhatap edilmemesinin ön şartı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şahin Mengü (CHP, Manisa). “Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.46)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 15 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2007-11-15-ceza-infaz-kurumlari-ve-tutukevleri-izleme-kurullari-kanununda-degisik (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
