# Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şahin Mengü (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 9 Ocak 2008
- **Gündem:** TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap

> Şahin Mengü (CHP), 9 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 1.271 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın altıncı bölümü üstüne Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınıza geldim.

Değerli milletvekilleri, yapılan değişiklik bir zaruretin sonucudur. Yani Temel Ceza Yasası’nda, Ceza Kanunu’nda, Kabahatler Kanunu’nda, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda yapılan değişiklikler nedeniyle, maalesef, ülkemizde yüz yetmiş tane ceza hükmü taşıyan yasada… Ki, asıl tartışmamız gereken bence bu. Bir ülkede yüz yetmiş tane kanun -bu sadece buraya gelenler- eğer ceza hükmü taşıyorsa, bu, ülkede bazı sorunlar olduğunu ortaya koyuyor. Bu ceza kanunlarında, değişen Ceza Kanunu’nda ve Kabahatler Kanunu’ndaki değişikleri buraya uyarlamaya geldik.

Şimdi, bu çok doğal ve yapılması gereken bir şey. Evvela bir şeyin ciddiyetsizliğine dikkat çekmek isterim. İç Tüzük diyor ki: Böyle temel bir yasa geliyorsa en fazla otuz maddeyle bölersiniz. Yani, otuzun altında maddeyle bölme imkânınız var.

Şimdi, bakın, ben Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun bir kısmı, Basın Çalışanları Hakkında Kanun, At Yarışları Hakkında Kanun, Ateşli Silahlar Hakkında Kanun, Amme Alacakları, Eczacılık ve Eczaneler Hakkında Kanun hakkında konuşacağım. Şimdi, benden evvel konuşan arkadaşlarım da… Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun on maddesinde değişiklik getiriyorsunuz, sekiz maddesini bir arkadaşım konuştu bütün partiler adına, bu bölümde, son kalan iki maddesi için de gene başka arkadaşlarımız konuşacak. Şimdi, bunu bölmek, illa, matematik hesap yapıp -otuz maddeyle bir araya geliyor- otuzar maddeden bölüyoruz diye, böyle bir mantığa girmemek lazım. Bu biraz ciddiyetsizlik oluyor.

Bir ikincisi: Dün Sayın Komisyon Başkan Vekili burada iftiharla ve haklı olarak dedi ki: “Öyle çok çalıştık ki, bürokrat arkadaşlarım şöyle iyi çalıştılar, böyle iyi çalıştılar.” Doğrudur, altı yüz elli dört tane kanun maddesini bir araya getirmek kolay bir iş değildir. Yapılana da saygı duyuyorum. Yalnız, altı yüz elli dört kanun maddesi getiriyorsunuz -yüzde 20’sine yakını- doksan altı tane maddeye burada, üç grup iştirak hâlinde değişiklik önergesi veriyor. Bir kısım maddeleri, tümden -yani yürürlükten kalkmış maddeleri- gereği olmadığına karar verilip tasarıdan çıkartılıyor.

Şimdi, tabii, şöyle bir teknik var, bunu özellikle Adalet Bakanlığındaki bürokrat arkadaşlarım bilir: Yürürlükten kalkmış kanuna bir başka kanun maddesiyle atıf yaparsanız, yürürlükten kalkmış kanuna hayatiyet verirsiniz. Yani, burada, Allah’tan, grupların önerdiği arkadaşlar çalışırken bu tasarı üstünde dikkatli davranmışlar, hayatiyeti kalmamış, yürürlükten kalkmış kanunların, tekrar, bir hukuki yanlışla hayatiyet kazanması önlenmiş. Bu, işin bir tarafı. Buna da çok dikkat etmek gerekirdi ama bu yanlış yapılmış.

Şimdi, gene, kanunlar değişirken bir sıkıntıyı daha yaşayacağız. Benim kısa sürede inceleyebildiğim kadarıyla, bu tasarının içinde Borçlar Kanunu’nun 49’uncu maddesine de atıflar var. Şimdi, Borçlar Kanunu’nu da değiştireceğiz, yakında Borçlar Kanunu da değişecek. Şimdi, buradaki 49’uncu madde, tahmin ediyorum, yeni Borçlar Kanunu’nda bambaşka bir madde olacak. Tekrar geleceğiz, bu tür bir sürü kanunda, gene Borçlar Kanunu’nu değiştireceğiz.

Burada bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Sayın Bakanla burada, bizim, bir konuşmada diyaloğumuz oldu “Ticaret Kanunu’nu mu önce getiriyorsunuz, Borçlar Kanunu mu?” diye. Sayın Bakan o zaman dedi ki: “Ticaret Kanunu’nu önce getiriyoruz.”

Bakın, şimdi, buradaki tehlikeye benzer bir tehlike orada da var Sayın Bakan. Ticaret Kanunu’nun içinde Borçlar Kanunu’na atıf yapan maddeler var. Ticaret Kanunu’nu önce getirin, Borçlar Kanunu’nu sonra getirin. İleride Ticaret Kanunu’nun şu anda yürürlükte olan Borçlar Kanunu’na atıf yapan maddelerini tekrar değiştirmek zorunda kalırız.

Şimdi bütün bunları yaparken… Bunu, şunun için örnek veriyorum: Elbette Ticaret Kanunu’nu tartışmıyoruz ama burada tartışılan konu, bir hukuk çalışmasının… Özellikle biz burada, tabii çok teknik konuları tartışırken -bunu siyasi getirisi götürüsü yok- hukuki yanlışlık yapmamak durumundayız. Bu tip hatalar bize baştan itibaren hukuki yanlışlar yaptırıyor ve Parlamentonun işini tıkıyor. Parlamentoyu tıkarken yargıyı tıkıyor, hep beraber şikâyet ediyoruz. Nitekim bu kadar değişikliği yapmamızın, şu altı yüz elli dört maddelik değişikliğin en büyük esprisi de Yargıtayın tıkanmış olması, davaların zaman aşımına uğraması… Bunların hepsi doğru ama bunların tamamındaki hata, yani Yargıtayın bu kadar sıkışması, tıkanması, böyle apar topar yasaların, altı yüz elli dört maddelik yasanın çok fazla irdelenmeden yüce Meclisin önüne getirilmesinin nedenleri, bizim zamanımızda, yani Parlamentonun zamanında bazı yasama çalışmalarını yaparken gerekli itinayı göstermemiş olmasından kaynaklanıyor. Bunlara dikkat çekmek istedim.

Onun dışında, benim kısmıma giren bölümdeki, bu, örneğin basın çalışanlarıyla ilgili yasa olsun, eczacılıkla ilgili yasa olsun, bana bu görev partim tarafından verilince, bu kurumların, yani bu sivil toplum örgütlerinin yetkilileriyle görüştüm. Bana söyledikleri, gerek basın mesleğinde çalışanlarla ilgili olsun gerek eczacılarla ilgili olsun, bu yasa değişikliklerinin kendileriyle ilgili çok fazla bir ihtilafları olmadığını, bunu normal karşıladıklarını söylediler. O bakımdan bunların içeriğine girmeyeceğim.

Şimdi, şu, özellikle basın çalışanlarıyla ilgili yasaya baktığınız zaman, doğrudur, işte, basın çalışanlarının, emekçinin hakları korunuyor gibi bir anlam çıkıyor. Sözleşme yapmaya zorluyor, sözleşme yapmazsanız buna, işte, müeyyideyi ağırlaştırıyor; o başka. Ama tabii, bu arada -hani bir yerde kaşığıyla verip sapıyla alıyor misali olacak- bunu burada yapıyorsunuz, öbür tarafta basın çalışanlarının bu yıpranma payıyla ilgili şeyi kaldırıyorsunuz. Yani, şimdi, ikisinin çok tutarlı bir mantığı olmuyor.

Onun dışında bu ateşli silahlarla ilgili kanun var. Şimdi ateşli silahlarla ilgili kanunda getirilen bütün cezaların artırılmasına hiçbir itirazım yok. Ancak öyle bir toplumda yaşıyoruz ki hepimiz -bunu, kimseyi ayırarak söylemiyorum- çocuğumuza, torunumuza hediye götürürken tabanca götürüyoruz. Televizyonları açıyorsunuz… Kan gövdeyi götüren video kasetleri, DVD’ler; ne ararsanız var. Ondan sonra, Ateşli Silahlar Kanunu’nda ha bire müeyyide artırması yapıyoruz, müeyyideleri ağırlaştırıyoruz. Ağırlaştırın. Eğer siz, bataklığı baştan kurutmuyorsanız, bu yasaları değiştirerek hiçbir şey elde edemezsiniz.

Bu ülkede herkesin silah almasını, herkesin silahlanmasını, ülkenin o tarihteki Başbakanı teşvik etti. Bunu, hazinenin bir gelir kaynağı olarak gösterdi ve çok da güzel bir örnek verdi o gün, o günlere dönüp hatırlayın: “Efendim, Amerika’da herkesin cebinde tabanca olduğu için kimse kimseye silah çekmiyor.” dedi. Bunlar, bu Parlamento çatısı altında konuşuldu.

Şimdi, bütün bunlar ortada varken, bu müeyyideleri artırmayalım, uygulamayalım demiyorum, sakın… Baştan beri söylüyorum, bir zaruretin gereğidir bunları yapmak ama, evvela bütün bu sorunlarımızı da bir tartışalım, bunları nasıl önleyeceğimizi tartışalım.

Bakın, korsan yayınla ilgili, burada, evvelki bölümde konuşan arkadaşlarım da çok doğru şeyler söyledi. Eğer biz, korsan yayını, sadece işte Kızılay’da, Kadıköy’de, Taksim’de, orada burada, tezgâhta roman satan, kaset satan adam olarak algılıyorsak, çok ciddi yanlış yapıyoruz. Korsanın temelinde, bunu kimin planladığını… Çünkü korsan imalatı da büyük maliyetler gerektiren, büyük paralar gerektiren, büyük sermaye gerektiren işlemler, yani bunlar çok ucuz yapılan işlemler değil.

Şimdi, evvela, bu korsanın önüne geçebilmenin şartlarından bir tanesi, onun imalatçısı kimse, onun üreticisi kimse… Yani kaynağı kurutmak. Yoksa tezgâhta satan, üç kuruş para için bu işi yapan adamı alır götürüsünüz, elindeki kaseti de alırsınız, o zavallının canı yanar. Ama bu işten büyük rant elde eden, bunun dibindeki, bunun kaynağındaki insanı eğer zorlamıyorsanız, onu engellemiyorsanız, her zaman da bu kasetleri tezgâhta satacak garip vardır, dünyanın her tarafında vardır, bizde de muhakkak vardır, yarın da olacaktır.

Bu nedenle, bunun bir insanlık suçu olduğunu kabul ediyorum. Çünkü bir insanın beyninin emeği kadar kutsal bir emek bence yok. Bir insan beyninin en büyük ürünü insanın yarattığı değerlerdir; romandır, şiirdir, şarkıdır, ne diyorsanız. Eğer, bu, istismar edilmeye açık hâle getiriliyorsa ve bunun istismarı için biz elimizden geleni yapmıyorsak, o zaman bu yasaları değiştirmek, değiştirmemek, kanun çıkartmak, bunlar çok önemli değil.

Bir noktaya bir daha dikkatinizi çekmek istiyorum: Şu anda yüz yetmiş tane ceza hükmü taşıyan yasadan bahsediyoruz. Demek ki her çıkardığımız yasada muhakkak da bir ceza hükmü koyuyoruz. Evvela bunu bir çözelim. Bu sorun çözülmeden, biz burada daha bunu çok konuşuruz. Bu sorunların ortadan kalkması, gereken ekonomik, sosyal bütün tedbirleri bu devletin alması gerekir. Ne kadar zamanda alır? Gayet tabii bu, çok kolay, çok basit bir olaydır diye söylemiyorum. Bu, sadece sizin iktidarınızın yedi yıllık faaliyeti de değildir. Bu, yıllardır, elli yıldır bu ülkede yürütülen ekonomik faaliyetlerin, ekonomik dünya görüşünün geldiği noktadır. Eğer bir ülkede sefalet, açlık varsa o ülkede suç işleme oranları her zaman çok yüksektir. Refaha ulaşan ülkelerde de suç vardır ama orada suçun vasfı değişir. Bizimkiler gibi, şu konuştuğumuz suç vasıfları gibi suç vasfı, ekonomik olarak gelişmiş, insanca yaşama şartlarına sahip olmuş ülkelerde yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şahin Mengü (CHP, Manisa). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
