# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şahin Mengü (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim
- **Tarih:** 17 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2008-12-17-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Şahin Mengü (CHP), 17 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 877 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa Mahkemesi bütçesi hakkında şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez kurumlarından olup çoğunluğun diktasını önlemek için çağdaş, modern demokrasilerin vazgeçilmez kurumlarından biridir. Hem bu, yasaların Anayasa’ya uygunluğunu denetleme görevini yapar, zaman zaman da Yüce Divan görevi yapar.

Yüksek yargı organı olan Anayasa Mahkemesi son yıllarda görüştüğü ve karara bağladığı davalardan daha çok, başkan vekilinin ve eşinin yasa dışı dinlenmesi ve izlenmesi ve başkanın açıklamalarıyla gündeme oturması yüksek mahkemenin kamuoyunda tartışılır hâle gelmesine neden olmuştur. Kırk altı yıllık tarihinde yüksek mahkeme hiç bu kadar göz önünde bulunmamış ve tartışılmamıştır. Bunun nedenlerinin başında, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın o makamda tartışmalı biri olarak oturmasının sebebinden kaynaklanmaktadır. Son zamanlarda tutum ve davranışıyla ve açıklamalarıyla da tarafsızlığını yitirmiş durumdadır. Zira Sayıştay tarafından 1990 tarihinde Haşim Kılıç’ın da aralarında bulunduğu 3 adayın belirlenmesi için yapılan seçimin hukuka uygun olarak teşekkül etmemiş bir Sayıştay Genel Kurulundan seçilmiş olması nedeniyle bu atama, bu Genel Kurulun yapılmasına sebebiyet veren yasanın hemen akabinde seçilen 3 kişinin Cumhurbaşkanına gönderilmesi ve Haşim Kılıç’ın o tarihteki Cumhurbaşkanı Sayın Turgut Özal tarafından atanması sonucunda göreve başlamış, ancak göreve başlamasından çok kısa bir süre sonra kendisinin atanmasına neden olan yasa maddesi Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Nitekim bu iptal kararından hemen önce, Türkiye Barolar Birliği 7 Aralık 1990 tarihinde yayınladığı bildiride, bu durumun hukuk devleti için tehlikeli, anayasal kuruluşlar için endişe verici olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, Haşim Kılıç’ın seçilmesine olanak sağlayan bu yasa ortadan kalkınca, Haşim Kılıç’ın üyeliğinin otomatikman düşmesi gerektiğini söylemiştir ancak -Türkiye Barolar Birliğinin bu açıklamasına bilim adamları da destek vermiştir, olayın böyle olması gerektiği söylenmiştir- Anayasa Mahkemesi -elbette kararlarını siyaseten eleştiririz, tartışırız, hukuken tartışırız ama verdiği kararlar kesin olduğu için yapacak bir şey yoktur- “iptal kararlarının geriye doğru yürüyemeyeceği” ilke kararından hareketle, Haşim Kılıç’ın üyeliğinin düşmeyeceğine karar vermiştir.

Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye doğru yürüyemeyeceği görüşü hukuki tartışmaya açıktır. Nitekim birçok bilim adamı ve hukukçu, bu geriye doğru yürüyememenin kesinleşmiş mahkeme ve idare kararlarıyla ilgili olduğunda hemfikirdirler. O nedenle, iptal kararının geriye doğru yürüyemeyeceği ilkesi hukuk güvenliğini sağlamaya yönelik bir kurumdur ancak bu konuda da yüce mahkeme tarafından işlenmiştir.

Haşim Kılıç’ın Anayasa Mahkemesine üye olma yolunu açan yasanın Anayasa’ya aykırılığına rağmen, geriye yürüyemeyeceği düşüncesiyle, adı geçenin üyeliğinin düşürülmemesi ileride çok vahim sonuçlar doğuracaktır. Örneğin, hukuk ile hiçbir ilişkisi olmayan, belli meslek gruplarından gelen insanları, çok kısa bir dönemde çıkacak bir yasayla Anayasa Mahkemesi üyeliğine tayin edebilirsiniz ve bu yasa maddesi ileride iptal edildiği tarihte geriye doğru yürüyemeyeceği için, o hiç hukukla alakası olmayan, aynen Haşim Kılıç gibi… Haşim Kılıç’ın da bütün yaptığı eğitim muhasebe ilmiyle ilgilidir, hiç hukukla ilgili, yakından uzaktan alakası yoktur. Dünyanın hiçbir yerinde bir muhasebe ilmini yapmış bir insanın –ki, Haşim Kılıç’ın böyle doktorası, master’ı falan da yoktur- dünyanın hiçbir anayasa mahkemesinde, hiçbir yüksek yargı organında, ister parlamentolar tarafından seçilsin ister cumhurbaşkanları tarafından atansın böyle bir üye ve tabii bu üyelikten de maalesef başkanlığa gelmiş bir şahsı göstermek mümkün değildir.

Ancak Haşim Kılıç, tabii bu göreve geldiği anda bu görevi, aslında buraya getirilişi bir misyon gereğidir. Nedir bu misyon? Laikliğe karşı olmasıdır. Bu laikliğe karşı mücadele etmek ve kendi dünya görüşüne uzak siyasal partilere elinden geldiğince kötülük edebilmek, yandaşı olduğu siyasal düşüncedeki partilere de evrensel hukuk değerlerini de göz önüne almadan bilebildiği gibi yandaş olmaktır. Örneğin, kendi dünya görüşüne uzak siyasi partilerle ilgili raportör raporlarını basına sızdırmak bu görevlerden bir tanesidir, bu misyonun bir parçasıdır. Ve bütün bu şansı ele geçiren Haşim Kılıç, bir etik değer sahibi insanın, kendisinin Anayasa’ya aykırı bir yasayla göreve getirildiği yerde, o yasa maddesi iptal edildiği anda görevi bırakması gerekir. Onurlu insanların yapması gereken, etik sahibi insanların yapması gereken budur. Ama, tabii Sayın Haşim Kılıç, biraz evvel yukarıda anlattığım nedenlerle, böyle bir misyonla bu işe geldiği için böyle bir gerek duymamıştır.

Haşim Kılıç’ın laiklikle ilgili sorunu çok açıktır. Bir gazeteci kendisine “Laik misiniz?” diye sorduğu zaman bu soruya cevap dahi verememiştir. “Politika yapmayalım, demagoji yapmayalım.” demekle yetinmiştir. Artı bir Anayasa Mahkemesi Raportörü vardır, çok enteresan. Şimdi, bu devleti kuranların temel değeri laikliktir. Bunu hiç kimse tartışamaz. Bu devleti Kurtuluş Savaşı’ndan alıp devlet hâline getirenlerin ortak iradesi, bu hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, bunlar hepsi 1961’den sonra hayatımıza girmiştir. Ama laiklik, bu devleti kanla ve terle kuranların temel dayanağıdır. Bu nedenle, bu laiklik kavramını, laikliği ve milliyetçiliği -çok enteresan- iki kavramı birlikte Türk siyasal yaşamının temel iki sorunu olarak gören, bu konuda makaleler yazan, her imkân bulduğu ortamda çıkıp bunda da fikrini açıklayan… Elbette fikrini açıklar. Düşünce açıklama özgürlüğü herkes için vardır ancak bir yargı organında görev yapanlar, bu gibi konularda görev alması ihtimali bulunanlar kendi kişisel görüşlerini böyle ulu orta açıklayamazlar. Bu zat bir ilim adamı olarak böyle bir rapor yazmışsa bu kişinin bu konulardaki dünya görüşü ve açıklamaları bilindiğinden bunları bu tip görevlere vermemek gerekir. Yani bu tip davaların bu konuda -hukuki tabirle- ihsası reyde bulunmuş olan kişilere verilmemesi gerekiyor ama Sayın Haşim Kılıç, kendine çok yandaş, laiklik karşıtı olan bu zata benzer davalarda devamlı görev vermiştir. O kadar ileri gitmiştir ki Türk yüksek yargı organı tarihinde görülmeyen bir olayı yaşadık. Maalesef Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatma davası sonucuyla ilgili kararını açıklarken, kararı açıklamadan evvel bir on dakika kadar bu Osman Can denen zatın ne kadar ciddi bir adam olduğunu…

---

**Kaynak gösterme:** Şahin Mengü (CHP, Manisa). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2008-12-17-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
