# Milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılması nakkında (s.s.420)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şahin Mengü (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ekim 2009
- **Gündem:** MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI NAKKINDA (S.S.420)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2009-10-22-milletvekili-secimi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-nakkinda-s-s-420

> Şahin Mengü (CHP), 22 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI NAKKINDA (S.S.420)); konuşma 769 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşacağım madde “Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.” Elbette başkası yürütmez, Bakanlar Kurulu yürütür ancak… (AK PARTİ sıralarından “Niye konuşuyorsun o zaman?” sesi)

Niye konuştuğumu dinlersen anlayacaksın. Biz sizi bu saate kadar dinledik. Şu, yasama faaliyeti ise, ben senin söylediğin her şeyi kabul ediyorum.

Şimdi, arkadaşlar, bu yasa, yani önümüzde tartıştığımız yasa iki ciddi maddeden oluşuyor. Bunun bir tanesi -ilin adını vermeden söyleyeceğim- bazı illerin -aslında bir ilin ama- milletvekili sayısının teke düştüğü iddiası, diğeri de Anayasa’da yapılan değişiklik nedeniyle seçim kanunları ve Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılması gereken değişiklik, uyum yasası.

Şimdi, Anayasa değişikliği ne zaman oldu, tam kesinleşmesi maddenin? 27 Aralık 2007. Bu uyum yasasını, eğer o değişiklikleri bir rövanş mantığı içinde yapmasaydınız, o günlerde yapmanız gerekirdi. Bugüne kadar beklemenin gereği var mıydı? Belki bu tartışma çok daha derin, çok daha hukuki, çok daha bazı şeylerin karşılıklı tartışılarak… Hem buradaki zabıtlara geçmesi açısından hem topluma verdiği mesaj açısından çok daha faydalı şeyler olurdu.

1’inci maddeye geldiğiniz zaman, ildeki, illerdeki en az milletvekili sayısını 2’ye çıkarıyorlar. Bu bir siyasal tercihtir, buna saygı duyarım ama bir şeyi de bilmemiz lazım: Yani, “Bu bizim adalet duygumuzdan kaynaklanıyor.” diyemezsiniz. Zira, Türkiye’deki göç olgusu üç gün evvel başlamadı, yirmi gün evvel başlamadı, Türkiye'nin göç olgusu -sosyolojik bir olaydır, ekonomik temelleri vardır- yıllardır var. Yıllardır bu işi tartışmıyoruz, ne olduğu belli olmayan, devletin bürokratlarının -yani sizin iktidarınızın bürokratlarının- söylediğine göre, henüz bu sayım rakamlarının sağlıklı olmadığı onlar tarafından beyan edilmişken, niye bunu yangından mal kaçırır gibi, gece yarısı, yirmi dört saat beklemeden buraya getiriyorsunuz?

Anayasa Komisyonunda, Sayın Başkan, bizim bir arkadaşımızın “Teklif ama ben ‘tasarı’ diyorum.” demesinden çok alındı, aralarında tartışma çıktı. Öyle bir şey yaşadık ki, iki tane arkadaşımın verdiği değişiklik teklifini devletin bürokratı savunmak durumunda kaldı. Neydi yapılan? Çünkü haklı olarak, anlıyorum ki o 2 arkadaşım bir teklifin altına imza atmışlar ama savunmayı bürokrat yaptı.

Şimdi, yasama faaliyetini bu hâle getirdiğiniz zaman işte bu maddede bile konuşmak imkânını veriyorsunuz, daha doğrusu bizi konuşmak mecburiyetinde bırakıyorsunuz. Hakikaten çok ayıp bir şey. “Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.” Kim yürütecek? O yürütecek ama bunda bile söz alıyoruz. Niye? Çünkü, bize hiç saygı göstermiyorsunuz, muhalefete saygı göstermiyorsunuz. Sabahleyin getiriyorsunuz, Sayın Başkan bana diyor ki: “İki saatte vereceksin muhalefet şerhini.” Allah’ınızı severseniz hazır mı geliyoruz? Yani muhalefet şerhi cebimizde mi geliyoruz? Eğer hakikaten öyle gelsek asıl kınanmamız gereken nokta o olur. Hiç tartışılmadan cebime, bir muhalefet şerhi yazıp gelsem bundan daha ayıp bir şey yapmış olamam Parlamentoya karşı çünkü o Anayasa Komisyonunda fikirlerine saygı duyduğum birçok meslektaşım var hangi partiden olursa olsun. Fikirlerini söyleyecekler, belki ikna edecekler ama bu böyle yapılmıyor, kaldır parmağı indir parmağı, az konuş çok konuş, kırk sekiz saat beklemek nezaketini bile birbirimize göstermiyoruz. Ondan sonra elbette gecenin bu saatine kadar çalışıyoruz. Hiçbirimizin -sizler de elbette bizler gibi burada bu saatlere kadar bekliyorsunuz- hiçbirinizin de keyif alarak beklediğine inanmıyorum.

Burada asıl, tabii, tartışmamız gereken başka şeyler var. Burada kimseyi germek istemiyorum gecenin bu saatinde. Bu ülkede çift hukukluluk başladı, bunları konuşmak lazım burada ama bunları konuşmuyoruz. Asıl tartışmamız gereken bu. Bir hâkimin, değişik hâkimlerin bir yasayı değişik şekilde yorumlaması farklı bir şeydir, ülkenin illerinde aynı yasanın farklı farklı uygulanmaya başlanması ayrı bir şeydir. Türkiye’de bunları tartışmıyoruz, asıl bunları tartışalım arkadaşlar. Eğer böyle apar topar sabaha kadar bir şeyi tartışacaksak gelin bunu tartışalım. Çadırda yargılama nasıl yapılıyor bunu tartışalım ama bunları tartışmıyoruz. Çok teknik bir konuyu tartışmıyoruz ama gece yarısı, sabaha karşı apar topar kanun getiriyoruz. Eğer siz bunu içinize sindiriyorsanız söyleyecek fazla bir şeyim yok. Ama hukukun tartışılması gerektiği yerde biz hukuku tartışmıyoruz, Seçim Kanunu’nda değişiklik yapıyoruz. Sanki dünyada tek milletvekiliyle temsil edilen bir yerde demokrasi olmuyor gibi bir mantık oluşuyor. Peki, dar bölge seçim sistemi uygulayan ülkelerde demokrasi olmuyor mu? Örneğin İngiltere, dar bölge sistemi var, her dar bölgeden 1 milletvekili seçiliyor, bir partiye ait milletvekili seçiliyor. Yani 1 olması, 2 olması, demokrasinin yaşam tarzı, yaşam felsefesi değildir. Çoğulculuk ayrı bir mantıktır. Çoğulculuk, parlamentoda birden fazla partinin olması değildir. Çoğulculuk, bütün fikirlerin serbestçe tartışılabildiği bir platformdur.

İnsanların birbirini sevmek mecburiyeti yoktur ama saygı duymak, saygı göstermek mecburiyetimiz vardır. Bu, Anayasa Komisyonunda çalışan arkadaşlarım için de söz konusudur; Sayın Başkanla bizim arkadaşların, benimle olan münasebetlerinde de böyledir. Kimse kimseyi sevmek mecburiyetinde değil ama saygı göstermek mecburiyetindeyiz. Şu ana kadar yapılan bize saygı… Yani siyaseten elbette benim şahsımla ilgili bir şey yoktur ama Parlamentonun muhalefet kanadına bir saygı ihlali yapılmıştır. Sizleri saygısız olmakla suçlamak bana ağır gelir ama gösterilmesi gereken bir siyasi nezaket gösterilmemiştir.

Harp hâlinde değiliz beyler, harp kararı almıyoruz, orduyu bir yere göndermiyoruz, sabaha kadar, gece yarısı apar topar bir şey yapalım, bir Seçim Kanunu tartışıyoruz.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Şahin Mengü (CHP, Manisa). “Milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılması nakkında (s.s.420)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 22 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2009-10-22-milletvekili-secimi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-nakkinda-s-s-420 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
