# Televizyon kanallarına lisans ve yayanı izinleri konusunda yapılan ayrımcılıklar hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şahin Mengü (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim
- **Tarih:** 2 Aralık 2010
- **Gündem:** TELEVİZYON KANALLARINA LİSANS VE YAYANI İZİNLERİ KONUSUNDA YAPILAN AYRIMCILIKLAR HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2010-12-02-televizyon-kanallarina-lisans-ve-yayani-izinleri-konusunda-yapilan-ayr

> Şahin Mengü (CHP), 2 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TELEVİZYON KANALLARINA LİSANS VE YAYANI İZİNLERİ KONUSUNDA YAPILAN AYRIMCILIKLAR HAKKINDA); konuşma 507 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Gündem dışı yaptığım bu konuşma, halkın haber alma özgürlüğüne ve basın ahlak ilkelerine bağlı, bağımsız yayın yapan televizyon kanallarına karşı yapılan haksızlıklarla ilgilidir.

Değerli arkadaşlarım, özerk bir kurum olan Radyo Televizyon Üst Kurulunun bugüne kadar, yandaş olmayan televizyon kurumlarına uyguladığı hukuk dışı, yasa dışı davranışları hepimiz bilmekteyiz. Maalesef yıllardır bu sorun çözülememiştir. Bu sorunun başlangıç anı da, hiç kimse bunu inkâr edemez, bu, maalesef, bizim de oy verdiğimiz yeni RTÜK Yasası’ndan başlayarak yani RTÜK üyelerinin Parlamentoya, siyasi çoğunluğa ve ana muhalefet partisine dayalı yapısının oluşmasından sonra Radyo Televizyon Üst Kuruluşu o özerk yapısını kaybetmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu konunun açık bir örneğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Halkçı ve ulusalcı bir yayın politikasını kendisine şiar edinmiş, basın ahlak ilkelerine saygılı, Ulusal Kanal logosuyla yayın yapan kuruluşun uğradığı haksızlıkları burada dile getirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Ulusal Kanal 1999 yılında kurulduğundan beri, on bir yıldır hemen hemen, kesintisiz -belki daha çok süredir- bir şekilde yayın politikasını izliyor. Hiç bugüne kadar da kararmadı. Ancak baştan beri devletin tanıdığı bu imkânlardan, yani kablo gibi imkânlardan faydalanmak için çok mücadele etti. En son başvuruları 2007 yılında yapıldı. 2007 yılında yapılan bu başvuru, yani kablo lisansı ve iznini almak için yaptığı başvuru çok enteresan gerekçelerle, örneğin “Sizin böyle bir yayın yapmanız hâlinde pazar payınızın ne olduğunu araştırıyoruz.” demek suretiyle uzunca süre oyalandı. Ancak RTÜK bile, artık yapacağı bir şey kalmayınca, bu yayın kuruluşuna kablo yayın lisans ve yayın izni verdi. Şimdi bunun özelliği şu: Bu izni verdiğiniz andan itibaren Radyo Televizyon Üst Kuruluşunun TÜRKSAT denilen şirketle yaptığı protokol gereği, TÜRKSAT’ın bu kuruluşa yer vermesi gerekiyor. Nedir yapılması gereken işlem? Sadece eylemi tamamlamaktır. Çünkü bu şirketin komik de olsa pazar payını incelemek, yasalara uygun mudur talebi, değil midir, incelemek, bu RTÜK’ün görevi. Ondan sonrası, TÜRKSAT’a verilen görev, sadece verilen talimatı, protokol gereği “Bu şirkete yayın izni verdim.” dediğin andan itibaren buna uzayda yer açması gerekir. Şimdi, baktığınız zaman çok enteresan şeyler görüyorsunuz. Bu yer vermeleri gereken uyduda deniyor ki bu TÜRKSAT Teledünya’da “Çok doluyuz, size yer bulamıyoruz.” Bakıyorsunuz, Türk izleyicisinin hiç alakası olmayan, Türk izleyicisinin hiç seyretmediği yüze yakın yabancı kanal var. Girdiğiniz zaman Teledünya’ya bunu görüyorsunuz. Niye vermiyorsunuz? Artı sizin yer açmak da göreviniz. Elinizdeki yetkilere göre, sözleşmeye göre bakarsınız, bazılarının yayınını durdurun. Nitekim bazı kanalları yayından çıkartıyorsunuz, kaldırıyorsunuz ama Ulusal televizyona bunu vermemenin sebebi bir anlamda cezalandırmak. Neyi cezalandırmak? Şimdi bakın, bu ülkede Sayın Başbakan çıkıp diyebiliyor ki: “Bana ‘1 milyon dolar aldın.’ diyen adam şimdi Silivri’de.” Bu da acaba, yayın politikaları iktidarın hoşuna gitmeyen televizyonlara aynı uygulamanın başka bir versiyonu mu? Yani hoşumuza gitmeyen televizyon kanallarını herhangi bir şekilde susturmak, halka daha çok ulaşmasını engellemek için onu sadece bir çanakta sıkıştırıp çok daha az bir kitleye hitap edebilmesini sağlamak için mi? Bakın, bu ülke seçime gidiyor. Halkın tercihlerini doğru yapabilmesi, çok çeşitli dünya görüşüne sahip yayın organlarının hayatiyetinden geçer. Bir toplumun, kamuoyunun oluşabilmesi değişik fikirlerin rahatlıkla tartışılabildiği ortamda olur. Eğer siz, o veya bu yöntemle o televizyon kuruluşlarının yayın yapmasını engellerseniz bu ülkede demokrasiye hizmet etmiş olmazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şahin Mengü (CHP, Manisa). “Televizyon kanallarına lisans ve yayanı izinleri konusunda yapılan ayrımcılıklar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2010-12-02-televizyon-kanallarina-lisans-ve-yayani-izinleri-konusunda-yapilan-ayr (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
