# Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şahin Mengü (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim
- **Tarih:** 9 Aralık 2010
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2010-12-09-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-2

> Şahin Mengü (CHP), 9 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 644 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Son günlerde, hukukla, yargıyla, Anayasa’yla ilgili her konuşmada, buraya çıkan arkadaşlarımızın tamamı siyasi iktidara “Hadi, 12 Eylülcüleri yargılayın.” diyor. Valla çok şahsi bir hukuki kanaatimi söyleyeyim: Ben, o tasarıda, burada “Bu 12 Eylülcüleri yargılayacağız. 12 Eylül’ü yargılamanın önünü açıyoruz.” diye bağırırlarken bunun hukuken yapılamayacağını söylüyordum ve buna gerekçe olarak da diyordum ki bu bir masuniyet maddesidir. Bu, o tarihler arasındaki suç fiillerini suç olmaktan çıkartmıştır ve necip Türk milleti de o Anayasa’yı yüzde 89’la onaylamıştır. Bunu beğenirsiniz beğenmezsiniz, doğrudur yanlıştır, o ayrı bir şey ama hukuk varsa hukukun var olduğunu tespit etmeniz lazım. O bakımdan, kimse kimseyi kandırmasın. Sayın Başbakan ve AKP’nin saygıdeğer yöneticileri ne diyorlar: “Efendim, biz yargıya havale ederiz.” Gayet tabii… Şimdi şu benim kürsüde yaptığım konuşmayı da yargıya havale eder birisi. Yarın iki satır yazı yazıp beni şikâyet etmesine mâni bir hâl var mı? Ama savcı gayet tabii “Yargı masuniyeti var kardeşim. Bir şey yapamam.” diyecektir. Aynen 12 Eylül’ün generallerine veya o dönemde görev yapanlara sağlanmış bu hak gibi. Bu hak ahlaki midir? Değildir. O hukuksuzluk dönemindekilerin kendi hukuksuzluk eylemlerini ceza olmaktan çıkartmışlardır ve maalesef, Türk milleti yüzde 89’la da bu Anayasa’yı kabul etmiştir. Olay bu kadar açık. Hiç burada kendinizi yorup da “Hadi bunları yargılayın.” filan demeyin, yargılayamazlar. Nitekim, birilerine dilekçe verdirdiler Ankara Savcılığına. Ankara Savcılığı topu attı Yargıtay Başsavcılığına. Bir gün de dinleriz, Yargıtay Başsavcılığı “Yargı masuniyeti var.” der, dosyayı bitirir. İş bu kadar basit. Onun için, bunu ne olur burada tartışmayalım artık. “Bunu, uygar bir devletin anayasasında böyle bir hüküm olamayacağı için kaldırdık.” derseniz, bu çok saygıdeğer bir şey olur ama eğer, siz “Biz bunu, hayır, adamları yargılayacağız diye kaldırdık.” derseniz, bu da Türk halkıyla eğlenmek olur. Bu, bize yakışmaz. Bu, Parlamentoya yakışmaz. Yargılayamazsınız, bunu artık ağzınıza almayın. “Uygar bir millet olarak bu çirkin maddeyi Anayasa’dan çıkarttık.” deyin ve bu işi unutalım.

Şimdi, bir Anayasa değişikliği yaptık. Allah’ınızı severseniz, hukuk reformuna bakın, işte bu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu da o Anayasa değişikliklerinin uyum yasaları. Vatandaşın hangi yargısal sorununu çözdük? Davalar mı hızlandı, davalar bitiyor mu patır patır? Bakın, yıllardır beklediğimiz bir istinaf mahkemeleri var, Yargıtaydaki iş yükünü azaltacağını söylüyoruz. Bana sorarsanız, azaltamayacak. Bunu Fransa denedi, şimdi dönmenin yollarını arıyor ama siz iyi bir niyetle dediniz ki: “Hayır, istinaf mahkemeleri -eski adıyla istinaf mahkemeleri, şimdiki adıyla bölge adliye mahkemelerini- getirelim.” Getirin, hiçbir şeyi çözmeyecek. Nitekim, çözmeyeceğinin siz de farkındasınız. Ha bire bina eksikliğinden bu yasanın yürürlüğe girmesi ertelenip duruyor, işinize de gelmiyor! Şimdi, biraz evvel anlattığım gibi, bu, Danıştayda ve Yargıtayda kuracağınız yeni dairelere adam atayacaksınız. Onu da yapacaksınız, belki ondan sonra bir gün mecbur kalırsınız, onu da yürürlüğe sokarsınız ama hiçbir şeyi değiştirmeyecek.

Bu yasa tasarısına baktığımız zaman, hakikaten benim içim parçalanıyor hukukçu olarak, eksiği var, gediği var, doğru dürüst tartışılmamış. Apar topar bir Anayasa değişikliği getirirken bunun, Anayasa değişikliğinin geçeceğinden bu kadar eminseniz, bürokrasi elinizin altında, verdiğiniz her talimatı harfiyen yerine getiriyor, çok daha sağlıklı, çok daha ciddi bir yasa tasarısı hazırlayabilirdiniz. Hakikaten çok enteresan bir şekilde, Danıştaya üye seçecek daireye Danıştaydan adam getirmiyorsunuz. Aslında, Yargıtaya ve Danıştaya hâkim tayin edilecek bir yer varsa baronun temsilcisini oraya koymak mecburiyetindesiniz. Bu, aynen sınıftaki öğretmen-öğrenci ilişkisine benzer. Bir öğretmen hakkındaki en iyi notu öğrenci verir, bir öğrenci hakkındaki en iyi notu da öğretmen verir. Siz eğer bir yerde Yargıtaya, Danıştaya hâkim tayin edecekseniz bunu en iyi avukatlar bilir arkadaşlar çünkü Türkiye'nin neresindeki bir hâkimi Yargıtaya getirmek isterseniz o yörenin baro başkanına sorun, üç dakika sonra size o hâkimle ilgili, sizin adalet müfettişlerinizin vermeyeceği bilgileri bile verir. O bakımdan, bu yasa tasarısı yanlış. Biz düzeltmeye çalışıyoruz. Önergeler veriliyor, iyi niyetli önergeler veriliyor. Komisyon, tarihte… Ben, üç buçuk senedir milletvekiliyim, ben bu komisyonun “Doğrudur, buna da iştirak ediyoruz.” dediğine hiç rastlamadım. Biz, kendimizi üzüyoruz burada, nefes tüketiyoruz. Sayın İyimaya oturmaktan yoruluyor, Sayın Bakan da ha bire tebessüm ediyor. Böyle bir yasama faaliyeti yapıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şahin Mengü (CHP, Manisa). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2010-12-09-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
