# Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şahin Mengü (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim
- **Tarih:** 9 Aralık 2010
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2010-12-09-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574

> Şahin Mengü (CHP), 9 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 550 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Hatırlayacaksınız 12 Eylül referandumuna giderken Adalet ve Kalkınma Partisinin sayın yöneticileri ve saygıdeğer milletvekilleri bir ileri demokrasiden bahsediyorlardı, “Bu referandum kabul olursa, evet oyu çıkarsa ileri demokrasiye geçeceğiz.” diyordu. Bir kısım dönek solcularla, ikinci cumhuriyetçileri, yarı aydınlar da “Yetmez ama evet.” diyorlardı. Hep beraber bir ileri demokrasi beklentisine katıldık.

“İleri demokrasi.” dediğiniz zaman en önce söylediğiniz neydi? “Biz memurlara ve kendilerine verilen disiplin cezalarına, tüm cezalara yargı yolunu açtık.” diyordunuz. “YAŞ kararlarına, ihraca yargı kararını açtık.” diyordunuz fakat eğer bir şeyin yarısını yapıyorsanız orada bir ileri demokrasiden bahsetmek söz konusu değildir. Nasıl memurlara bütün yargı yolunu açıyorsanız, disiplin cezalarının en küçüğünden en büyüğüne kadar açıyorsanız, hâkimler, savcılarla ilgili olan cezalarda da sade ihraca yargı yolunu açmayacaksınız, ihraçtan evvelki bütün cezalara da yargı yolunu açacaksınız. İleri demokrasi bunu gerektirir. Niye bunu yapmıyorsunuz? Bunu yapmamanızın nedeni çok kolay. Biraz evvel Sayın Bal “Oyun içinde oyun var.” diyordu. Gayet tabii, çünkü hâkimlik mesleğinde cezaların en ağırı ihraçtır, en az ihraç kadar ağır bir ceza da yer değiştirme cezasıdır. Ona yargı yolunu kapatıyorsunuz. Adamı ihraç etmeyeceksiniz, alacaksınız bir yerden bir yere süreceksiniz.

Şimdi, buna yargı yolunu kapattığınız zaman ileri demokrasiden bahsedemezsiniz. Ha siz bunu böyle yapıyorsunuz da bunun hukuki yolu yok mu? Var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 13’üncü maddesine dayanarak bunun da önünü açtı. Ama siz buraya bunu getirmediniz, bunu buraya yazmadınız. Şimdi, bunu niçin yapmadınız? Bakın, bu kanun geçsin, bütçeden sonra getireceğiniz bir kanun daha var. Yargıtaya ve Danıştaya on tane yeni daire açacaksınız, beşer tane daireden şekillendireceksiniz. Asıl oraya kadar da önemli değil. Hâkimler Savcılar Kurulunu şekillendirdi mi dilediğiniz hâkimi, dilediğiniz adamı Yargıtaya, Danıştaya getireceksiniz. Sorun orada bitmiyor. Orada bitse iş kurtulur. Orada ne olacak? Ondan sonra bakın söylüyorum: Bugüne kadar sürüncemede bırakılan bu özel yetkili mahkemelerdeki davalar süratle bitirilmeye başlanacak. Niye? Çünkü, bu davaların Yargıtaydaki incelenmesini şekillendirdiğiniz dairelere vereceksiniz. İşte vahim olan bu. Yargı bağımsızlığı burada bitmiş olacak. Her şeyi kanuna uygun yaparsınız. Bir şeyin kanuna uygun olması demek, illa hukukun evrensel değerlerine uygun olması anlamına gelmez. Hitler de her şeyi kanunu uygun yapıyordu, hiç kanunsuz bir şey yapmadı. Yahudileri yok ederken de hep kanuna uygun yaptı, kanunu çıkarttı yaptı. Romanlarla ilgili kanunu çıkarttı, yaptı. Sorarsanız kanuna uygun yaptı. Bu, totaliter rejimlerin, totaliter rejimlere giderkenki yöntemdir. Her şeyi kanuna uygun yaparsınız. Anayasa Mahkemesini kendinize göre şekillendirirsiniz, şekillendirdikten sonra artık oradan da çekinmeniz kalmanız. Kâğıt üstünde bir yargı denetimi vardır Anayasa’nın Parlamentonun işlemlerinin. Ama fiiliyatta nedir hadise? Fiiliyatta o fren sistemini ortadan kaldırdığınız zaman hukuku çökertirsiniz. Hukuk çöker. İlk defa da çökmüyor. Türk siyasi tarihinde hukukun ayaklar altına alındığı dönem çoktur. Ama bu, hiçbiri onu yapan siyasi iktidara yaramamıştır. Türkiye’de ilk defa insanlar artık kurtarıcı beklemeden kendilerini kurtaracaklardır. Asıl geldiğimiz en önemli nokta budur. Ne yaptığınız Anayasa referandumu, hiçbir şey değil. Türk halkı, artık bizzat kendisinin kendisini kurtarması gerektiğine karar vermiştir. Asıl önemli ve doğru olan budur.

Bu getirdiğiniz yasa tasarısı, Türkiye’de bırakın yargı bağımsızlığını bağımlı hâkimlerin bile bağımlılığını bir acayip hâle getirmiştir. Bugün Türkiye’de kürsüde karar verebilecek yüreklilikte hâkim bulmak çok zordur. Eğer bir ülkede bir hâkim “Üstümde baskı var.” diye çekiniyorsa, hep beraber bir şeylere bakmamız gerekir. Bu yasa tasarısı, verdiğimiz önerge… Nasıl olsa prensip olarak hiçbir önergeyi kabul etmiyorsunuz. O kadar şekil unsuru olan önergeleri reddediyorsunuz ki, bakın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şahin Mengü (CHP, Manisa). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2010-12-09-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
