# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Salih Gün (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 7 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/salih-gun-22-2004-07-07

> Salih Gün (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.174 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA SALİH GÜN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; üç dört gündür, bir tasarının geçmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Dün akşam son konuşmacı bendim. İşin içerisine, dün akşam söylediğim olaydan başlayarak gireceğim.

Bu konuyu sağlıklı bir şekle getirmek için yerel yönetimler bakanlığı kurulmadığı sürece, yedi kocalı Hürmüz gibiyiz. Burada, madde madde bakıyorum, her maddenin halledilebileceği konu ayrı bakanlıkta. Burada birkaç gündür yaptığımız toplantılarda, koyun can derdinde, kasap da et derdinde gibi. Hükümet, çalışmış, sağ olsun, buraya bir taslak getirmiş; bunu, inandığı için bir an önce çıkarmak istiyor.

Sayın Bakanım komisyonlarda görüşüldüğünden bahsediyor. Komisyondaki arkadaşlardan kaçının belediye başkanlığı yaptığından haberim yok. Doktor olabilirsiniz, mühendis olabilirsiniz, maliyeci olabilirsiniz; belediyeci olamazsınız; çünkü, belediyeciliğin okulu yoktur. Bu sıkıntıyı çeken, size en güzel taslağı sunar. Baştan aşağı yanlış.

Burada, 41 inci maddede arkadaşım da bahsetti; nüfusu 50 000'in altındaki şehirlerde stratejik plan yapılmaz.

Ben, onbeş yıl belediye başkanlığı yaptım; belediye olarak kurulan yerin ilk belediye başkanı da benim, Kocaeli'ndeki arkadaşlarım bilir. İlk altı ay içerisinde, oturacak sandalyem yokken, İstanbul Üniversitesine, belediyemin sosyoekonomik ve fizikî durumunu çıkarttırdım.

Eğer plan yapmıyorsanız, oradaki halka sosyal yönden nasıl yaklaşacaksınız? Eğer plan yapmıyorsanız, ekonomik durumunu bilmiyorsanız, ne yatırım yapacaksınız? Kanalizasyonu yokken, oyun salonu mu yapacaksınız? Ruhsat vereceksiniz; bu şehrin zemin etüt raporunu bilmedikten sonra, nasıl ruhsat vereceksiniz? Plansız programsız, burası nasıl yönetilecek?

5 000 nüfus da, 10 000 nüfus da, 15 000 nüfus da; beni hiç bağlamaz. Belediye olma hakkını kazanan yerde plan olmalı. Eğer devlet ona bu yetkiyi veriyorsa, yasal olarak belediye hakkını kazanıyorsa, plan yapmayı da, oraya yardım ederek gerçekleştirecek. Becerikli bir belediye başkanı, üniversitelerden yardım alarak, demokratik kitle örgütlerinden yardım alarak, her zaman bunu becerir. Gülünçtür. Avrupa'ya şu yasayla çıkın, 50 000 nüfusun altındaki yerlerde plan yok deyin... 50 000 nüfusun altında yaşayan kitle, bugün, 30 000 000-40 000 000'un üzerinde. Böyle plansız olur mu?!

Şimdi, o şehir, yapılaşmasını plansız yapıyor, altyapısını plansız yapıyor, 50 000 nüfusa geldikten sonra, yün düğüm olur, çöz çözebilirsen. Türkiye'yi bu hale bu şekilde getirdik kırk elli yıldır. Hâlâ aynı yanlışı yaparsak, iş, içinden çıkılmaz hale gelir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, bütün belediyecilerin, buradaki 80-90 maddeyle çok alakası, ilişiği de yoktur. Bunlar, memurlar tarafından kanunun karşısında belediye sorumluluğunu yerine getirmek içindir. Belediye başkanlarının bütün enerjisi paradır. Bu enerjiyi belediye başkanlarına vermediğiniz sürece, mümkün değil belediyelerin kalkınması ve bir yere gelmesi.

Şimdi, belediyelerin gelirleri faslına baktım, 59 uncu maddede, 9 kalemde geliri var, gideri de 60 kalemde; nasıl olacak bu?! Daha gelirken, borçla beraber yaşamaya alışacaksınız diyor bu madde... Gelir kaynaklarını artırmak zorundasınız.

Ben, kendi tecrübemden şunu söylüyorum; zannediyorum, yedi sekiz ay önce yine bu kürsüden söyledim: Eğer, vatandaşı yasaların karşısında eşit görüyorsanız -askerlikte, bütün kanunî müeyyidelerde sorumluluk olarak- aldığı şekerde, tuzda aynı fiyat uygulanıyorsa... Büyükşehir Yasası nedir; rahmetli Özal'ın çıkardığı, 3 şehirde uygulanmaya başlandıktan sonra, sırf politik olarak 16'ya çıkarılan büyükşehir, 3030 sayılı Yasa... Yine tekrar edeceğim, o gün dinlememiş arkadaşlar varsa: Hepiniz biliyorsunuz; ama, sizin konunuz değil bu; benim konum olduğu için söylüyorum. Evet...

Sayın Grup Başkanvekilim Salih Kapusuz Ankara'da yaşıyorsa, onun büyükşehir payı olarak, 20 000 000 liraya yakın, devlet para gönderiyor; Sayın Grup Başkanvekilim Çorum'da, Çorlu'da veya işte, küçük bir yerde, Nevşehir'de yaşıyorsa, Kırşehir'de yaşıyorsa, 5 000 000 lira gönderiyor. Niçin? Yasaların karşısında, müeyyideler karşısındaki sorumlulukta, Salih Kapusuz bu tarafta ayrı, öbür tarafta ayrı mı?! Bu havuzda toplanan paralar, 3030 sayılı Yasa kaldırılarak, 1580 sayılı Yasa kaldırılarak, 3 225 belediyeye kişi başına eşit olarak gönderilmediği sürece, Türkiye Cumhuriyeti yaşadığı sürece belediyeler de borçlu olarak yaşayacaktır. Bunu, bu şekilde gözden geçirmedikten sonra yapamazsınız.

Büyükşehir belediyesinde bir sosyal etkinlik yapılıyor, 50 000 nüfuslu yerdeki belediyenin bir yıllık bütçesine yakın harcama yapılıyor; en flash sanatçılar, havaî fişek gösterileri, ikramlar... Nevşehir'in kasabasındaki belediye de, okuldan istenilen bir voleybol topunu almaktan âciz. Arkadaşlar -İstanbul milletvekillerimiz var, 16 büyükşehirden gelen milletvekilleri var- Çorum'dan gelenler, Nevşehir'den gelenler, büyükşehir sınırları içerisinde olmayan milletvekilleri, uyumayın! Bu yasayı değiştirmek zorundasınız belediyelerinizi rahatlatmak için. 3030 sayılı Yasa, zaten, bana göre, Anayasanın 10 uncu maddesine aykırı bir yasa; eşitlik ilkesini çiğneyerek gidiyor.

Biraz önce, arkadaşımla, eski belediye başkanlığı yapmış arkadaşım, Sayın Milletvekilim Nihat Ergün ile berber dükkânında sohbet ettik. Büyükşehirlerin üstgeçitleri var, büyükşehirlerin kanal gibi gelirleri de var. Küçük yerde 30'luk büzden pis su gider, büyük yerde de 2 metre 10 santimetre çapında pis su gidecek boru döşenir. Geliri, tabiî ki, giderine göre öyle olacaktır; ama, o üç büyükşehrimizi destekleyeceğiz derken binlerce belediyemizi mağdur edemeyiz. Ne olur sonuç biliyor musunuz; büyükşehir belediye başkanının karşısında düğme ilikleterek, belediye başkanını belediye başkanına boğdurursunuz; birisi ağa, birisi de çoban... Gidersin "bana 1 tane konteynir ver başkanım; 1 tane çöp arabası verir misin; talebeleri okula yollayacağım kasabaya, 1 tane küçük minibüs verir misin..." Yaşamadınız mı belediye başkanı arkadaşlarım?!

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Doğru...

SALİH GÜN (Devamla) - Büyükşehrin kapısında icazet bekliyorsunuz. Geldiğiniz yerdeki belediye başkanlarıyla hiç konuşmadınız mı?! Neden alıyor?! İstanbul'un büyükşehri, Kocaeli'nin büyükşehri... Bugün yaptığınız AKP toplantılarında, İzmit Büyükşehir Belediyesinin Düzce'ye, Sakarya'nın Bolu'ya yardım etmesine siz emir verdiniz. Belediyenin belediyeye yardım etmesiyle, siz burada, farklılık olarak fazla para gittiğini de tescil ediyorsunuz. Neden, Düzce'nin belediye başkanını, gidip de Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanından icazet için bekletiyorsunuz?! Niçin, Bolu Belediye Başkanını, Kocaeli Belediye Başkanının önüne gidip de, icazet içerisinde, bir yardım için bekletiyorsunuz?!

Bu yasa tasarısı, tamamen yanlış. 1984 yılında Özal çıkarmış. Bırak kardeşim, düzeltelim; biz de doğrusunu çıkaralım. Başka türlü olmaz.

ABDURRAHMAN ANİK (Bingöl) - Yarın...

SALİH GÜN (Devamla) - Arkadaşım, yarını bugünü yok. Siz, zaten, belediyeleri kaldırmak...

Belediyeleri kaldıralım... Hepinizin, baştan beri, Parlamentoya geldiğinizden beri düşünceniz bu... Ben de sizinle beraberim. Belediyelerin kalkması, bana göre, ne zaman olur biliyor musunuz; Hollanda'daki gibi eğitim seviyesi bir yere gelir, altyapı seviyesi bir yere gelir, kültürü bir yere gelir, kimsenin işsiz olmadığı, ekmek kavgasının olmadığı seviyeye gelir, ondan sonra belediyeye zaten ihtiyaç olmaz.

Ben Berlin Belediyesine gitmiştim; belediye başkanlığında Azize Tank İsminde bir Türk temsilci bana tercümanlık yaptı; sohbet ettik 45 dakika; belediye başkanının kapısı açık, bir kişi içeri girmedi, gelmedi; problem yok ki!.. Elektrik kesilmez, su kesilmez, işsiz insan yok, kanalizasyon problemi yok; neden gelsin?! Türkiye'de bu sorunları halletmeden, bu talepte bulunanların kafasını koparalım. Küçük belediyeleri yok edelim diyorsunuz; yok böyle bir şey. Anayasa Mahkemesinden döner, Cumhurbaşkanından döner, benim kendi kanaatime göre, bu yasa tekrar buraya gelir. Doğru dürüst bir kere yapalım, hiç de geri dönmesin. Belediyelerin borçları, onların yetişemediğindendir. Oradaki sorunlar dağ gibi büyümüştür.

Bir de -biraz sonra personel hakkında da konuşulacak- bilhassa belediyelerde, valinin icazetiyle geçici işçi kadrosu istersiniz, vize alırsınız. Bırakın, 10 tane bakanlığın kapısında görev yapmaktan usanmış belediyeleri, valinin kapısına da dikmeyin. On yıllık, yirmi yıllık belediye, küçük belediye, 60-70 vizeli işçiyle çalışıyor. Vali vize verirse, o belediyenin işleri yürüyecek. Üst üste beş sene, altı sene aynı adamı vizeyle çalıştırıyorsunuz; bunun kadro ihtiyacı var; artık, kadrolu yapın. O arkadaşı da, asgarî ücretle, orada ezip devamlı tedirgin ediyorsunuz. Bu şekilde, bu yasayla belediye başkanlarının istediği kadrolar da verilmeli.

Dert 1 tane değil. Bunun tek çözümü... Sayın Bakanım elinden geldiği kadarıyla, her şeyiyle bizim yanımızda, bunları hiçbir zaman gözardı ederek söylemiyorum; polis ona bağlı, güvenlik ona bağlı; yani, birsürü işi var. Biz, bu belediyeleri, bir çatı altında bir bakanlığa toplayarak daha da rahat ettireceğimizi ümit ediyoruz.

Çıkacak yasanın, Türkiye'ye hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Salih Gün (CHP, Kocaeli). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/salih-gun-22-2004-07-07 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
