# 2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı, gelir bütçesi) 15.tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Salih Gün (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim
- **Tarih:** 24 Aralık 2006
- **Gündem:** 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ) 15.TUR
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c142/b042/tbmm221420420605.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/salih-gun-22-2006-12-24-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-maliye-bakanligi-ka

> Salih Gün (CHP), 24 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ) 15.TUR); konuşma 1.368 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA SALİH GÜN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'yü rahmetle anıyor, Büyük Millet Meclisi Başkan Vekillerimizden Sayın Ali Dinçer'e -büyük bir ameliyat geçirmiştir- acil şifalar diliyorum.

Kamu idarelerince işletilen sosyal tesisler hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 4 bin, 5 bin nüfuslu belediyelerde bile bir bütçe görüşmesi en az yirmi gün sürer. 75 milyon nüfusu içeride, dışarıda yönlendirecek bir bütçenin on güne sığdırılması... Ve son aşamada yirmi altı saattir bu çatı altında görev yapmaya çalışan arkadaşları da, burada bulundukları için kendilerini tebrik ediyorum.

Sayın milletvekilleri, siz AK Parti milletvekilleri olarak ve iktidar olarak Hükümetsiniz, yaptıklarınızı anlatacaksınız; bizim de Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ana muhalefet partisinin görevi de, sizin yapmadıklarınızı, yapamadıklarınızı anlatmak. Bunu da, karşılıklı saygıyla karşılamak zorundayız. Ama, sanki, cumhuriyet kurulduğundan beri hiçbir şey yapılmamış gibi "yol yaptık, yol yaptık, yol yaptık..." Üç senedir "yol yaptık..." Ee, bundan öncekiler? Hem fabrika yaptılar, o sizin sattığınız fabrikaları yaptılar, köprüleri yaptılar, yol yaptılar, borç ödediler. Yani, çok fazla bir meziyet değil yol yapmak. Onu yaptıysanız da, biz bunu teşekkürle de, size karşı minnetlerimizi sunarız.

Burada, ilk evvela, konu sosyal tesisler olduğu için, oradan başlamak istiyorum. 2002 seçimlerinden sonra ilk icraatınız, milletvekili lojmanlarını milletvekillerine vermeyerek, bu çatı altında, iktidarıyla muhalefetiyle komşuluk ilişkileri kuracak, çocuklarıyla tanışacak ve buradaki arkadaşlığı pekiştirip Mecliste kararların daha sağlıklı bir şekilde tartışılacağı bir duruma gelmesini engellediniz. Dört yıldır bu lojmanların durumu içler açısı, boş duruyor. Dört yıldır, bakımsızlıktan dolayı, sahip de çıkan olmadı, talip de çıkan olmadı. Şimdi, çok katlıları sattınız. Yalnız, dubleks olarak bi- linen lojmanlara alıcı çıkmadığı için, buradaki imar durumunu 0,50'den 1,5 oranına çıkararak, müteahhitlerin alacağı, cazip duruma getirdiniz. Evet, dört yıldır sanki burada milletvekilleri bedava oturacaktı. Oysa, buranın kirasını, suyunu, elektriğini, doğal gazı, çevre bakımını orada oturanlar ödüyorlardı. Dört yıldır bu ülkenin maliyesini, -tahmini olarak söylüyorum, 600 milyon liradan kira verilseydi- 16 trilyon lira hazineyi zarara soktunuz. Bir başbakanın "Arkadaşlar, burada oturmuyoruz." ifadesi üzerine, 16 trilyon kira zararına soktunuz hazineyi. Burası, öğretmenlere verilebilirdi, lojman bulamayan memurlara verilebilirdi ve birçok tesis içerisindeki yapılan faaliyetler burada da yapılabilirdi.

Tesisleri, devleti temsil eden memurlar kullanır. Barınabileceği, tatil yapabileceği bir yeri bulamadığında, ekonomik olarak, devletin kâr gütmediği, amacının kâr olmadığı yerlere sığınırlar. Ama, siz, yüzlerce tesisleri, değerinin altında kapattınız veya sattınız. Mesela, Samsun'un Ondokuz- mayıs ilçesinin, 14.916 metre karelik, Maliye hazinesine ait Sağlık Bakanlığının tesisleri şu anda boş. Hatay'ın İskenderun ilçesinin 59.732 metre karelik, yüz iki odalı sosyal tesisleri içinde yirmi sekiz tane daire boş, harabe hâlinde. Hâlbuki, burayı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü -bildiğim kadarıyla- talep etmiştir. Neden vermiyorsunuz? Burayı da müteahhitlere, yandaşlarınıza, çok ucuz fiyatla, diğer yerlerde verdiğiniz gibi, Çukurambar'da verdiğiniz arsa gibi mi vereceksiniz? Bunlar bitmedi, devam ediyor: Balıkesir'in Akçay Orman Kampı özelleştirildi. Saros Körfezi'nde, Vakıflar bölgesindeki Köy Hizmetlerine ait dinlenme tesisleri, DSİ'ye ait dinlenme tesisleri şu anda çürümeye terk edildi. Bunlar, bu işçinin, bu memurun, bu esnafın vergileriyle yapıldı. Bunlar çok iyi değerlendirilip hazineye gerisin geriye kazandırılabilir veya hizmete sokulup başka bir kuruluşun hizmetinde olmaya devam eder.

Bu ve bunlara benzer kuruluşlarınız çalışanlarına -birçok arkadaş bahsetti- yüzde 3, yüzde 4 zamlarla, hangi zamla gidip de sosyal tesislerde kamp yapacaklar? Hangi tesislerde dinlenecekler, bir çay içecekler? Siz, buraları, acaba içki içiliyor, deniz kenarında mayoyla denize giriliyor, havuzda mayoyla denize giriliyor diye mi kapatıyorsunuz? Çürüyor, boşta duruyor. Yazık! Millî servet bunlar!

Bir de, içim acıyarak söylüyorum, Büyük Atatürk'le özdeşleşmiş Florya Atatürk Deniz Köşkü içler acısı; bakımsız, kasıtlı bir uzaklaştırma yapılıyor. Zannetmeyin ki, orayı, bu millet, ne Çankaya'yı ne Anıtkabir'i ne de Atatürk'ün yaptıklarını asla unutmayacaktır.

Değerli Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; vatandaşın tatil yaptığı, denize girdiği bir beldedeki, şu anda -belki birçoğunuzun haberi olmadı- iki bakanlığın çabasıyla halledilmeye çalışılan bir olaydan bahsedeceğim. Yalova ilinin Subaşı ile Altınova aralarında 4,5 kilometre sahil dolduruluyor. 40 tane iş adamının tersane yapması için, ÇED raporu alınmadan ve bir sürü kuruluşun karşı gelmesine rağmen burası doldurulmaya devam ediyor.

Şimdi, size bunu ezbere söylemediğimi ispatlamak zorundayım: Evet, burası üç yıldır, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Bayındırlık Bakanlığının itirazlarına rağmen... Genelkurmay Başkanlığı Harekât Daire Başkanlığı buranın stratejik olarak doğru olmadığını dile getiriyor, ama dolgu devam ediyor. Ziraat odaları buranın doğru bir dolgu alanı olmadığını söylüyor, yine devam ediliyor. Gemi Mühendisleri Odası, yine buranın uygun olmadığını söylüyor, yine devam ediyor.

Tabii, bunlar bir görüş. Yargı, evet, şu anda Yalova'da Subaşı Belediyesi, 2.500 nüfuslu, demokrasiye inanmış, kimsenin hakkını kimseye yedirmemek için uğraşan yumruk kadar belediye dokuz sefer mahkemeyle uğraşmış. Dokuz sefer! Buna itiraz eden Türkiye Cumhuriyeti'nin Orman Bakanı ve Bayındırlık Bakanı. Evet, ilk gittiği mahkeme Bursa'nın 3. İdare Mahkemesi; yürütmeyi durdurma kararı vermiş. İtiraz etmişler bir üst mahkemeye, Danıştay 6. Daireye. Danıştay 6. Daire onaylamış. Bir yargı skandali bu, yine itiraz etmişler bir üst mahkemeye. Şu anda, Dava Daireleri Genel Kurulunun kararıyla yine durdurulmuş. Evet, Dava Daireleri Genel Kurulunun! Hukukçu arkadaşlar bilir, ben hukukçu değilim; herhalde bu bir içtihat kararı olacak. Ama şimdi, burada dolaylı yoldan, Subaşı Belediyesinin meclis üyelerini ikna edip -nasıl ikna ettiklerini, hangi yöntemle ik- na ettiklerini bilmiyorum- buranın gemi tersanesi olmasının kararını aldırmışlar. Yargı kararı varken belediye meclis kararı geçerli değildir. O zaman bir oyun düşünülüyor tekrar. İki bakanlık da bunun içerisinde, iddia ediyorum. Subaşı Belediyesinin sahilde yetkili olduğu alanda plebisite gidip, halka diyorlar ki: "Sizin ovanızı yoksa alırız. Burayı Altınova Belediyesine terk edin." Altmo- va Belediyesine terk edilirse, Subaşı'nın karar alma yetkisi kalkacak, engel kalkıp, 3 milyon metre kare yerin dolgusu sağlanmış olacak. Bu dolgunun içerisinden fay hattı geçiyor. Hiçbir akıl ve mantığa sığmayacak bir dolgu. 3 milyon metre kare olarak çıkmadılar yola. İyi etüt yapmadıkları için, ilk talep, 50 metre denizi dolduracaklardı. 200'e çıktılar, 200'den şu anda 600'e çıktılar; eğer utan- masalar Gebze'ye kadar dolduracaklar. Böyle bir rezaleti soru önergesi vererek sordum, ne cevap alacağımı merakla bekliyorum.

Burada, işte, şunu yaptık, bunu yaptık... Bunları niçin söylüyorum? Burada rant var. Deniz kenarında bir metre kare arsanın kaç lira olduğunu -hepiniz iş adamısınız, hepiniz çok değerli makamlardan geldiniz- gayet iyi bilirsiniz. Evet, bunun üzerine gidiyor, Sayın Bakan deniz dolgusunu geziyor. Yargı karartndayken burayı gezmesi etik olarak doğru değildir ve diyor ki: "Her ne olursa olsun burası dolacak, 40 tane sanayici buraya tersane yapacak."

Ben isterdim ki, burada... Çevre Bakanım yarım saat bütçe görüşmelerinde görüştü -tabii ki, Türkiye'nin bakanıdır- Dilovası'ndan bir kelime etti mi? Gündemde Dilovası, çevre kirliliği her gün gündemde basında, bir kelime etti mi? Kocaeli'nin, Körfez'in kirliliğinden bir kelime etti mi? Eğer Acarkent'te "yıkacağım" diyen Bakanın, eğer yargı kararını uyguluyorsa elini öpeceğim, ama, eli öpülecek Bakanın, burada, Acarkent'i kendisinin yarattığını da buradan ilan ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bunlar, zaaftır. Daha sonra, üstü kapalı yolsuzluk olarak çıkıyor bunlar. Orada 40 kişiye peşkeş çekiliyor. Bunlar, yapılmaması gereken olaylar.

Değerli arkadaşlar, buna benzer, Kuşadası'nda 325 dönüm arazi 35 milyon dolara satıldı. Yeni, pek haberiniz olmayan... Biraz önce AKP sözcüsü arkadaşım dedi ki: "Arkadaş, bunları siz gelin alın; bedava mı satıldı?" Sayın arkadaşım, ihaleye giremezsin. Pendik'te, İstanbul'da, Gebze'de ihale için bacaklarından kurşunlananların ben size sıralamasını getireyim. Bacaklarından kurşunlananların içinde AKP'nin ilçe başkanı da var, AKP yöneticileri de var.

Size bir tane daha anlatacağım: Kocaeli'nin Körfez ilçesi var, gayet iyi biliyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gün, teşekkür için açıyorum.

SALİH GÜN (Devamla) - Sayın Başkanım, şunu izah edeyim: Ülkenin menfaati bu. Ben, şov yapıp da seçmene konuşmuyorum.

Kocaeli ilçesindeki Yarımca Seramik Fabrikası 28 milyon dolara satıldı. EVYAP Sabun Fabrikası aldı. 28 milyon dolara satılan devletin fabrikasını Erdemir Çelik 85 milyon dolara aldı bir yıl içerisinde. Şimdi, Erdemir Çelik, bunun yansını Dubaili iş adamına sattı, 75 milyon dolara. Demek, buranın değeri 150 milyon dolarmış. Bir yıl içerisinde 28 milyon dolara satılan bir araziden geriye kalan 122 milyon dolar nereye gitti? Bu, kime peşkeş çekildi? Bu, hepinizin vergisiyle oluyor, çoluk çocuğunuzun rızkından kesip bu vergileri veren insanların alın teriyle oluyor. Bunları göz ardı edemezsiniz.

Şimdi, orada, aynı şirket, valilik bir ÇED raporu alır gibi, Petkim'in ve TÜPRAŞ'ın sosyal tesislerine göz dikti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gün, teşekkür ediyorum.

SALİH GÜN (Devamla) - Mikrofonu açarsanız ben de bir teşekkür edeyim.

BAŞKAN - Ek süreyi de verdim Sayın Gün... Teşekkür için sadece, lütfen...

SALİH GÜN (Devamla) - Tabii, konuşacağımız çok şey var. Ben, Türkiye'nin üretim kotasını AP'nin belirlemediği, bütçesini IMF'nin yapmadığı, dış politikasını Amerika Birleşik Devletleri'nin belirlemediği bir Türkiye özlemiyle hepinizin önümüzdeki Kurban Bayramı'nı kutluyor, yeni yılınızı kutluyor, saygılar sunuyorum. (CHP ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Salih Gün (CHP, Kocaeli). “2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı, gelir bütçesi) 15.tur”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/salih-gun-22-2006-12-24-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-maliye-bakanligi-ka (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c142/b042/tbmm221420420605.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
