# Anayasanın 92irci mad.göre verilmiş olan tezkera üzerinde usul tartışması hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Salih Kapusuz (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 1 Mart 2003
- **Gündem:** ANAYASANIN 92İRCİ MAD.GÖRE VERİLMİŞ OLAN TEZKERA ÜZERİNDE USUL TARTIŞMASI HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/salih-kapusuz-22-2003-03-01-anayasanin-92irci-mad-gore-verilmis-olan-tezkera-uzerinde-usul-tartism

> Salih Kapusuz (AK Parti), 1 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASANIN 92İRCİ MAD.GÖRE VERİLMİŞ OLAN TEZKERA ÜZERİNDE USUL TARTIŞMASI HK); konuşma 1.159 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu tarihî oturumda hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Tabiî, şu anda, değerli arkadaşlarımızın ihdas etmiş oldukları, İçtüzükte var olan bir usul kuralını öne sürerek, kapalı oturum yapılma talebi bilindiğinden, kapalı oturum öncesinde bu konuyu delmek, bu konuyla ilgili tezkereyi değerlendirmek üzere, iki değerli milletvekili arkadaşımız konuşmak için iyi bir fırsat buldular. Doğrusu, görüşlerini ben de dikkatle takip ettim, milletimiz de bunu yakinen izlemektedir. Dolayısıyla, karar, Yüce Meclisten çıkacak ve nihaî olarak bunun değerlendirmesini de yüce milletimiz mutlaka yapacaktır.

Değerli arkadaşlar, her şeyden önce, Sayın Sav'ın iddia etmiş olduğu önergeye katılmak mümkün değil. Biraz önce söyledim, konuşmak için iyi bir fırsat; fakat, muhteva itibariyle bunu kabullenmek hiç mümkün değildir. Bir defa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti var olduğu günden bugüne kadar birçok olay yaşandı; Türkiye Büyük Millet Meclisinde -biraz önce bir örneğinden bahsedilen- bir müzakere ortamında bütün münakaşaların yapıldığı oturumlar da gerçekleştirildi, bu oturumların tabiî sonucu olarak birtakım kararlar da alındı. Şimdi de böyle olacak; ama, her şeyden önce, içerik itibariyle tenkit ettiği tezkerenin gerekçesiyle beraber bir bütün olduğu, zannedersem, Sav tarafından da bilinmektedir. Bu tezkerenin bir gerekçesi bir de karar bölümü, talep bölümü vardır, ancak bunun ikisi birlikte değerlendirilebilir. Ondan dolayıdır ki, muhtevası itibariyle bu tezkere kendi içerisinde hiçbir tutarsızlık taşımamaktadır.

İkinci olarak, Anayasa ve hukuk kurallarına aykırılık iddiasına gelince, bunu, bir hukukçudan dinlemek beni çok üzmüştür. (CHP sıralarından "Ooo" sesleri) Çok sevdiğim bir ağabeyim; ama, altını çizerek söylemek istiyorum: Biraz önce, CHP'li değerli bir milletvekili arkadaşım da konuştu; âdeta, o konuşma, onun tamamlayıcısı değil, hatırlatılması gereken bazı hususların hatırlatılması şeklinde oldu. Bakınız, ben hatırlatmak istiyorum: Bu tezkerenin, uluslararası hukuk veyahut da meşruiyet konusunu tartışırken, Sayın Sav "bu işin dayanağı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıdır" dedi. Eğer bu doğruysa, milletimizle beraber -Sayın Baykal da başta olmak üzere, Dışişleri Bakanlığı yapmış olan herkes- hepimizin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 541 sayılı Kararını unutmamamız lazım. Bu karar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini inkâr eden bir karardır. Böyle bir devlet var mı; elbette var. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi böyle bir şey talep etti, böyle bir karar verdi diye, siz, bu kararı meşru mu sayıyorsunuz?! AK Parti, bu kararı meşru saymıyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ÖNDER SAV (Ankara) - Antlaşma var...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) -Garanti antlaşması var.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - AK Parti, uluslararası meşruiyetin kaynağı olarak da, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasını ve Türkiye Büyük Millet Meclisini esas kabul ediyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, Anayasanın 92 nci maddesi açık, 117 nci maddesi de açık. Ben, özellikle milletimizin, bu konuyu bilmesi açısından bir başka konuyu da burada ifade ederek konuşmama devam etmek istiyorum.

Anayasanın 87 nci maddesini okumak istiyorum; çünkü, hepimiz, bu Yüce Meclisin üyesiyiz, bu Yüce Parlamentoda yetki olarak nelere sahibiz, bir kez daha hatırlayalım: "Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylamasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir."

Değerli arkadaşlar, size soruyorum; bundan daha ileri bir meşruiyet kaynağı arayabilir misiniz? Bu, bizim, hepimizin görevidir. Dolayısıyla, bunun Anayasaya aykırılık iddiası bizce doğru değildir.

İkincisi, bizim iddia ettiğimiz Anayasa maddeleri, şayet, uluslararası hukuka aykırıysa, her şeyden önce, bizim Anayasamız uluslararası hukuka aykırı duruma düşer; bunu kabullenmek ise hiç mümkün değildir. Dolayısıyla, biz diyoruz ki, uluslararası meşruiyetin kaynağının, elbette, birtakım uluslararası kuruluşların birtakım kararlarına direkt olarak bağlanması, Türkiye Cumhuriyeti Devletini fevkalade sıkıntıya sokar ve bunu kabullenmek de mümkün değildir.

Arkadaşlar, size bir diğer hususu da hatırlatmak istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ordusu, bugüne kadar yapmış olduğu terörle mücadelede, zaman zaman sınırötesi harekâta gitmedi mi; Kuzey Irak'ta teröristlerin peşinde birtakım mücadelelerde bulunmadı mı?

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Takıyye yapıyorsun... Türkiye'ye savaş açan mı var?

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Peki, soruyorum size; şayet, siz, bunu, bir uluslararası meşruiyet kaynağıyla irtibatlandırmak isterseniz, herkes sizin karşınızda olur mu olmaz mı? (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından alkışlar [!]) Terörle mücadelede herkes bizim karşımızda sessiz kalmadı mı?

HALUK KOÇ (Samsun) - Meşru müdafaadır o.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Dolayısıyla, bunları kabullenmek fevkalade yanlış olur.

Dolayısıyla, biz, açık ve net şunu söylüyoruz: Anayasanın 117 nci maddesi de çok açıktır.

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Okuduğun maddenin içerisinde yok...

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Evet, bizim güvenliğimizden, bizim hükümetimiz sorumludur; bu hususta yetki ve salahiyet de Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerine aittir.

Değerli Sav bir pankarttan bahsetti ve gördüğü pankartın ifade ettiğini burada sizler de dinlediniz. "Allah'tan korkun" diyor. Evet, hepimiz Allah'tan korkalım. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından alkışlar [!]) Bu konuda, yüzde 99'u Müslüman olan şu memlekette, biz, böyle bir endişe taşımıyoruz; ama, hepinize bir hatırlatma yapmayı görev olarak kabul ediyorum.

Değerli arkadaşlar, evet, bizim, değil Amerika, dünyanın hiçbir gücünden korkumuz yoktur, korkmamız da mümkün değildir. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Biz, sadece ve sadece, ülkemizin çıkarları için ne gerekiyorsa, sonuna kadar yerine getirmek için her türlü çabayı sarf ederiz. Evet, şu anda oturttuğunuz aks, yanlış bir akstır. Savaş ile barışı yan yana, karşı karşıya getirmek, âdeta, birileri savaştan, birileri barıştan yanaymış gibi tutumu ise kabullenmek hiç mümkün değildir. Evet, şu anda bu tezkere, savaşı kabul tezkeresi de değil, sadece hükümete verilen, sınırı, kapsamı, süresi belirlenmiş olan bir yetki tezkeresidir.

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Savaş tezkeresi, savaş!

MUSTAFA SAYAR (Amasya) - Siz inanıyor musunuz söylediklerinize!

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bir diğer husus: Şimdi, gün gelecek ki, Sayın Başbakan da, Sayın Dışişleri Bakanı da, bakanlar da ne yapamayacakmış; Türkiye sınırları içerisinde bir yere giremeyecekmiş. Bu da doğru değil, katılamam. Elbette, her yere giriş ve çıkışın bir usulü vardır. Şuradan Deniz Kuvvetleri Komutanlığına gitmek isteseniz bir Türk vatandaşı olarak, elbette orada bir usul var, ona uyarsınız; ama, şu unutulmasın ki, bu ülkenin -bir önceki oturumda; yani, önceki günkü yapılan oturumda bir arkadaşımıza cevap olarak söylemiştim- Türkiye, hiç kimsenin işgal cesareti gösterebileceği bir ülke de değildir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Onun için, bunları hatırlatır cümlelerle kafaları karıştırmaya hakkımızın olmadığını da söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bir diğer husus daha var ki, biz yaptık anlayışında değiliz. Bizim yaptığımız her şey Anayasaya, İçtüzüğe ve kanunlara uygun olarak yapılmaktadır. Bunun dışında bizim başka bir yöntemi kabul etmemiz de mümkün değildir. Şu andaki oturum, gelen tezkere, tezkerenin görüşülmesi ve kapalı oturumun yapılması, bunların hepsi Anayasaya İçtüzüğe uygundur, var olan kurallara göre yapılan eylemlerdir, uygulamalardır; dolayısıyla, bundan dolayı da hiçbir hukukdışı eylemimiz söz konusu değildir.

Değerli arkadaşlar, sonuç olarak şunu söylemek istiyorum: Evet, biz, bu konularla ilgili olarak usul tartışmasını çok detaylı olarak yapabiliriz; ama, bu, usul tartışmasından daha çok, mesaj vermek için bir yöntem olarak kullanıldı.

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Bütün dünya mesaj veriyor, siz anlamıyorsunuz!

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Biz diyoruz ki, özü itibariyle burada bir usul tartışmasına gerek yoktu, Sayın Meclis Başkanımızın toleranslı yaklaşımından istifadeyle bu gerçekleştirilmiş oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Salih Kapusuz (AK Parti, Ankara). “Anayasanın 92irci mad.göre verilmiş olan tezkera üzerinde usul tartışması hk”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 1 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/salih-kapusuz-22-2003-03-01-anayasanin-92irci-mad-gore-verilmis-olan-tezkera-uzerinde-usul-tartism (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
