# Gündemdeki çalışma konularına ilişkin

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Salih Kapusuz (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2005
- **Gündem:** GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/salih-kapusuz-22-2005-06-23-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin

> Salih Kapusuz (AK Parti), 23 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN); konuşma 654 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Doğrusu, değerli konuşmacıları dikkatle dinledim. Önemli konulara da işaret edildi; ancak, bu görüşmelerin, bu tartışmaların, Anadolu tabiriyle, kabak tadı vermemesi lazım. Evet… Neden; açıkçası şu: Siz, yasa, İçtüzük, Anayasa gereği Parlamentonun bir iradesi çıkmış orta yere; beğenseniz de çıkmış, beğenmeseniz de. Karma komisyonda tartışılmış, Genel Kurulda bu konu gündemdeki yerini almış; ama, siz, İçtüzüğün verdiği bir hakkı kullanarak buraya sürekli bunu taşıyorsunuz, tartışmaya açıyorsunuz, sonuç itibariyle de farklı bir şey söylemiyorsunuz.

OYA ARASLI (Ankara) - Siz de her gün öneri getiriyorsunuz!..

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Ben, açıkçası şunu söylemek istiyorum, daha ne konuşarak, söylemek istiyorum: Değerli arkadaşlar, elbette, biz, konuşmalarınızdan filan rahatsızlık duyduğumuz için değil; ama, içinde bulunduğunuz müesseseyi, kurumu, kafaları karıştıracak bir üslupla konuları birbirine karıştırarak takdim etmenin doğru olmadığı kanaatini taşıyorum. Yeri geliyor, bağımsız yargıdan bahsediyorsunuz, yargıya müdahaleden bahsediyorsunuz; yeri geliyor,müdahale etmekten kendiniz de hiç geri durmuyorsunuz.

Açıkçası şunu söylemek istiyorum: Evet, değerli arkadaşlar, konuşulan konu milletvekilliği dokunulmazlığı değildir, yasama dokunulmazlığıdır, bir müessesedir. Bu, sadece Türkiye'ye münhasır bir şey de değil. Biraz önce değerli konuşmacılardan Araslı söyledi; bütün dünya ülkelerinde var; cezaî olanı var, hukukî olanı var; hem cezaî hem hukukî olanları var.

OYA ARASLI (Ankara) - Ama, bu boyutta değil; bu boyutta olmadığını da söyledim.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Bunlar bilinen şeyler; ancak, bizim ülkemizde yaklaşık yüzotuz yıllık bir geçmişi var bunun, bırakın başka ülkeleri. Bu süre içerisinde, bu, var olmuş, bunun bir ihtiyaç olduğu kabullenilmiş, hatta, uzun müddet Cumhuriyet Halk Partisinin tek başına iktidar olduğu, her şey olduğu dönemlerde bile bu tartışılmamış…

HALUK KOÇ (Samsun) - 1950 öncesini anlatıyorsun!

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - …ama, öyle bir döneme geliyor ki, son iki yıldır, AK Parti İktidarı döneminde, âdeta bu konudan bir sonuç çıkarır mıyız çaba ve gayreti içerisinde, olmayan şeyleri buraya taşıyorsunuz.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Neden acaba, neden?!.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakınız, ben çok şey söylemek istemiyorum; birkaç cümleyle sözümü kapatacağım.

Bakınız, çok güzel bir söz var: "Tecrübe, çok zalim bir öğretmendir, insanı önce sınavdan geçirir, sonra dersini öğretir." Evet, bu, yıllardır elde edilmiş tecrübeler sonucu oluşmuş müesseseleri, siz, sadece kişisel olarak veyahut da siyasî amaçlı olarak birtakım yerlere çekmeye kalkarsanız, hem kendinize hem ülkenize hem de içinde bulunduğunuz müesseseye çok katkı vermezsiniz.

Bakınız, Sayın Hocam Yakup Kepenek -aramızda yok galiba- bir önerge verdi, Meclis kabul etti, bu konuyu tartıştı, nihaî olarak da bir rapor verdi. Bu rapor da burada görüşüldü. Burada önerilenler mevcut. Bunlar, uzun bir çalışmadan sonra ortaya çıkan sonuçlar. Bütün bunlar orta yerde dururken, sadece ama sadece bu amaca yönelik sizin çaba ve gayretlerinizi, ben, doğrusu yerinde bulmuyorum.

Sonra, özü itibariyle farklı düşündüğümüz noktalar olduğu gibi, buluştuğumuz yerleri de çoğunlukta görüyorum. Siz, başından beri söylediğimiz bir şeyi bir daha tekrar etmek üzere… Şunu ifade edeceğim.

Değerli arkadaşlar, Anayasa değişikliği konusunda, buyurun, çalışmalar yapılsın; hatta başlangıç bununla yapılsın, devam edilsin denildiğinde "hayır, bunun dışında değil, sadece bu" diyorsunuz.

Diğer taraftan, deniliyor ki: "Bu konuyla ilgili olarak kürsü masuniyeti var, yasama dokunulmazlığı var. Dolayısıyla, konuşmalarından, eylemlerinden, buradaki yaptığı çalışmalardan dolayı kimse mahkûm edilip, cezaî müeyyideye çarptırılmaz."

Bakın, iki tane örnek vermek istiyorum. Geçen dönemlerde Meclis kürsüsünde yaptığı bir konuşmadan dolayı siyasî yasaklı arkadaşlarımız var; isim olarak da ifade ederim. Sırf buradaki konuşmasından dolayı yasaklanmış, ceza çekmiş arkadaşlarımız var. Bırakın onu, aramızda halen milletvekili olan bir arkadaşımız var; konuşmalarında -nerede konuşmuş; Plan ve Bütçe Komisyonunda- Yargıtayla ilgili, bütçesi konuşulurken bir değerlendirme yapmış; arkadaşımız mahkûm oldu.

Demek ki, yürütme, yargı ve yasama dengesi ve kurulmuş olan bu müessesenin kendi iç dengelerini yerinde uygun şartlar içerisinde değerlendirerek uygun olmayan bir tarza çekerseniz, bu dengeleri bozacak, bu ince ayarı farklı noktalara taşıyacak bir yola girerseniz, korkarım ki, o müessesenin kendisini tahrip etmek için bir vesile olabilir. Elbette, dokunulmazlık konuşulur, tartışılır ve değiştirilebilir. Bu yapılacak şeyin ise bir bütünlük içerisinde yapılmasını başından beri savunduk, savunmaya devam ediyoruz.

Onun için, önergenin aleyhinde olduğumuzu ifade ediyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Salih Kapusuz (AK Parti, Ankara). “Gündemdeki çalışma konularına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/salih-kapusuz-22-2005-06-23-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
