# Turfanda sebze ve meyve üreticilerinin sorunları hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim
- **Tarih:** 21 Ocak 2003
- **Gündem:** TURFANDA SEBZE VE MEYVE ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-01-21-turfanda-sebze-ve-meyve-ureticilerinin-sorunlari-hk

> Sami Güçlü (AK Parti), 21 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TURFANDA SEBZE VE MEYVE ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK); konuşma 795 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Antalya Milletvekilimiz Sayın Nail Kamacı'nın, turfanda sebze ve meyve üreticilerinin sorunları hakkındaki gündemdışı konuşmasına cevap vermek için söz aldım. Ancak, sayın milletvekilimiz, bölgesinde meydana gelen felaketleri, haklı olarak, biraz önplana çekti. Ben de bu bölgemizde meydana gelen tabiî afetten zarar gören çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi ifade ediyorum ve bu konu içerisinde dile getirilen hususlara kısmen cevap vermeye çalışacağım.

Ülkemizin, tarımsal üretim potansiyeli bakımından dünya üzerinde önemli bir yere ve ekolojiye sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Ülkemizin sahip olduğu bu varlık, başta meyve ve sebze olmak üzere çok çeşitli ürünlerin yetiştirilmesine, seracılık üretimini de katarak, yıl boyunca üretilmesine imkân tanımaktadır.

Ülkemizin yıllık toplam sebze üretimi 22 000 000 ton olup, bunun yaklaşık yüzde 13'ü örtü altında yapılmaktadır. Örtüaltı tarımının en yaygın olduğu bölgemiz ise Akdeniz Bölgesi ve dolayısıyla Antalya İlimizdir. Ülke meyve üretimi ise 13 400 000 tondur.

Daha önce, yukarıda ifade edildiği gibi, ülkemiz, birçok ülkede olmayan iklim avantajına sahiptir, özellikle Akdeniz ve Ege Bölgelerinde seracılığımız hızla gelişmekte; bu bölgelerde, ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde, kısa devrelerde, daha ekonomik ve pratik seralarda, uygun ve yeterli ilaçlamayla, turfanda ürün elde etmemiz mümkün olmaktadır.

Bu ürünlerimizle ilgili olarak zaman zaman çeşitli sorunlar karşımıza çıkmakta, basınımıza intikal etmekte. Dolayısıyla, üreticilerimizin, hasat döneminde, ithalatın serbest kaldığını, bu nedenle mağdur duruma düştüklerini, bazı dönemlerde bu konuda meydana gelen gelişmeler, hadiseyi büyük ölçüde etkilemese bile, üreticilerimizin bu konudan mağdur olduklarını ve bunu dile getirdiklerini biliyoruz. Bu hususta tabiî ki sorunlarımız çok fazla. Elbette en önemlisi, bu alanda, tohumculuk konusudur. Büyük ölçüde ithalata bağlı olan bu tohumculuk konusunda Bakanlığımızın çalışmaları devam etmektedir. Bununla ilgili olarak birkaç cümleyi şöyle ifade edebilirim: Tohumluk, bitkisel üretimin önemli girdilerindendir. Yeni bitki çeşitlerine ait kaliteli tohumlukların ve her türlü bitki çoğaltım materyallerinin zamanında tedarik edilmesi ve uygun fiyatlarda çiftçilerin kullanımına sunulması, Bakanlığımız için önemlidir. Bakanlık olarak ilkemiz, üretimin artırılması yanında ileri teknolojilerin ülkemize transferini mümkün kılmak için gerekli her türlü destek ve kolaylığın sağlanmasıdır; ancak, bu tohumluk veya bitki çoğaltım materyallerinin, ülkemizde tescil edilmiş, üretim izni almış ya da ticarî sebze tohumculuğu olarak kayıt altına alınmış bulunan bitki çeşitlerine ait olması şarttır.

Sebze üretiminde ağırlıklı olarak hibrit tohum kullanılmakta olup, açık tarla üretiminde ise bir miktar standart tohum da kullanılmaktadır. Kullanılan hibrit sebze tohumluklarının çok önemli bir kısmı ithal yoluyla karşılanmaktadır. Ülkemizde ıslahçı hakkı ve patent hakkı yasası yeterli olmadığından, ülkemizde ıslah edilen tohumlukların ana ve baba hatları dışarıya götürülerek orada çoğaltılıp tekrar gönderilmektedir. Bu nedenle, ülke tohumculuğunun önüne açacak olan yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı haklarının korunması hakkındaki kanun tasarısı da Bakanlığımızca hazırlanarak son şekli verilmiş ve ilgili bakanlıkların görüşlerine sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, bugün, tarım sektörünün karşı karşıya kaldığı sorunlarından birisi de, işte bugünlerde Antalya İlimizde karşımıza çıkan tabiî afetler konusudur. Kumluca İlçesi Mavikent Beldesi, Salur Köyü, Beykonak Beldesi, Merkez, Hızırkâhya ve Hacıveliler Köylerinde sel afeti vuku bulduğunu sayın milletvekilimiz ifade etti. Bakanlığımızca yapılan ilk tespitlere göre, bu köylerimizde yaklaşık 1000'in üzerinde üreticinin 6 ilâ 10 000 dekar alanda sera ürünlerinin yüzde 40 ile 50 arasında zarar gördüğü, sel afetiyle karşı karşıya kaldıkları tespit edilmiştir. Bölgede yağış halen devam etmektedir.

Doğal afete maruz kalan bu ve bunun gibi üreticilerimize yardım etmemizi sağlayacak mevcut yasalar, bu konudaki ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. Bu nedenle, yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır.

2002 yılı başına kadar, ülkemizde doğal afete maruz kalan üreticilere yardım yapılmasını sağlayan iki yasa vardı. Biliyorsunuz, bunlardan birisi, 5254 sayılı Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Hakkında Kanundur. Bu kanun -3 Mart 2001 tarihinde yayımlanarak- 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. İkincisi ise, doğal afete maruz kalan üreticilere yardımı sağlayan, 20 Haziran 1977 tarihinde yürürlüğe giren, 2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanundur. Yine, bu kanunla ilgili olarak, "yangın, yersarsıntısı, yerkayması, fırtına, taşkın, sel, don, dolu, kuraklık, haşere ve hastalıklar gibi nedenlerle tarımsal ürünleri, canlı-cansız üretim araçları ve tesisleri, değeri itibariyle, en az yüzde 40 oranında zarar gören veya yok olan ve bu yüzden çalışma ve üretme imkânları önemli ölçülerde bozulan çiftçilere, köylünün kurmuş olduğu tarımsal amaçlı kooperatiflerine devletçe gerekli yardımların yapılmasını sağlamak ve yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esasları belirlemek" diye ifade edilmekle beraber, bu 2090 sayılı Kanunun fon ve fonla ilgili maddeleri de, 3.3.2001 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan bir hükümle yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla, kanun, fonksiyonunu yerine getirmesi için gerekli kaynaktan yoksun hale gelmiştir.

Ben, sayın milletvekilimizin ifade ettiği görüşe şöyle katılıyorum: Evet, şu anda, tarım sektörümüzü sel, yangın, don ve benzeri afetlere karşı koruyacak etkin bir mekanizma bugün için yoktur. Dolayısıyla, yapılması gereken, tarımımızın sorunlarını ve bu sorunlar içerisinde önemli bir noktaya gelen bu afetlere karşı koruyucu tedbir, tarım ürünleri sigortası yasasıdır. Bununla ilgili çalışmalarımızı yürütmek ve bu kanunu Meclisimizin huzuruna getirmek, Tarım Bakanlığı olarak görevimizdir. Bu hususta, tüm milletvekillerimizden bu konuda gerekli desteği bulacağımızı ve çiftçilerimizin, benzer afetler karşısında çaresiz kalmasını da önleme imkânını böylece bulacağımızı ümit ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Turfanda sebze ve meyve üreticilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 21 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-01-21-turfanda-sebze-ve-meyve-ureticilerinin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
