# 14 mayıs dünya çitçiler günü

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim
- **Tarih:** 15 Mayıs 2003
- **Gündem:** 14 MAYIS DÜNYA ÇİTÇİLER GÜNÜ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-05-15-14-mayis-dunya-citciler-gunu

> Sami Güçlü (AK Parti), 15 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 14 MAYIS DÜNYA ÇİTÇİLER GÜNÜ); konuşma 1.301 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünya Çitçiler Günü dolayısıyla dün burada görüşlerini açıklayan arkadaşıma cevap verme imkânını bulamamıştım, Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanımız cevap vermişti. Ben, Tarsus'ta, bu günü, çiftçilerle birlikte kutlama imkânı buldum. Kendi örgütlerinin temel atma törenine katıldık. Bizzat, düşüncelerini alma, eleştirilerini dinleme ve onlara, yapmaya çalıştığımız faaliyetlerle ilgili bilgiler aktarma imkânı buldum.

Bugün, Sayın Hocamın Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yapmış olduğu konuşmaya mukabil, ben de düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım. İlk önce, hadiseyi, tansiyonu düşürmeye yönelik, biraz teknik açıklamalarda bulunacağım, sonra da, esas, eleştirilerine cevap vermeye çalışacağım.

Efendim, ülkemizde üretim faaliyetinin, bugün de hâlâ önemli bir kısmını gerçekleştiren insanlarımız, yani, Türk çiftçisi, evvela, ülkemizin birlik ve beraberliğinin korunmasında hep ön safta olmuştur ve ana gövdeyi oluşturan, kendi değerlerimizi koruyan, yaşatan ve bizi bu topraklarda tutan anaunsurdur; Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla, kendilerini saygıyla selamlıyor, hürmetlerimi sunuyorum.

Tabiî, bundan dolayıdır ki, Yüce Atatürk "milletimizin efendisi" olarak nitelendirmiştir. Bu duyguyla, bu düşünceyle, ben de, milletimizin efendilerini, tekrar, saygıyla selamlıyorum.

Bugün, ülkemizde, hepimizin bildiği gibi, hâlâ, üretimdeki büyük payı, özellikle gelişmiş ülkelere nispetle millî gelirdeki çok yüksek payı, özellikle istihdamdaki ağırlığı ve dışticarete katkısı sebebiyle ekonomik yönden önemli; ama, onun dışında, ülkemizin temel gıda ihtiyacını karşılayan bir sektör olarak önemini koruyan ve gelecek yıllarda da, toplumumuz bakımından, hem ekonomik hem sosyal bakımdan ülkemizin gündeminde yer alacak olan bir sektördür ve bu sektörümüzün yüce mensuplarıdır.

Teknolojideki gelişmelere rağmen, dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de, doğa koşulları, hâlâ, tarım sektöründe egemendir. Bu nedenle de, bu sektörde faaliyette bulunan çiftçilerimiz, diğer sektörlere göre daha yüksek risk ve belirsizlik altında çalışmaktadırlar. Bu nedenle, tarım sektörü de, ulusal ekonomideki önemi, kendine özgü yapısal özellikleri; yani, hem ürettiği ürünlerin arzıyla ve bu arza yönelik esneklikleriyle hem de tüketicilerin talepleri açısından baktığımızda, yine, benzer ve farklı özellikleriyle, sağlık ve sosyal bakımdan değeri de dikkate alınarak, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm ülkelerde, diğer sektörlerden daha fazla ilgiye ve devlet müdahalesine açıktır. Nitekim, zaman zaman, tarımla ilgili konuşmalarımızda, dünyanın sanayileşmiş ülkelerinin, başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri olmak üzere, tarıma büyük oranda destekler verdiğini söyleriz, hatırlatırız.

Tabiî, bu sektörün ana görevi, toplumların gıda güvencesini sağlamak olmak üzere, barınma, giyinme gibi, yine temel ihtiyaçlarını da karşılamaktır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, bu sektör, geniş bir faaliyet alanı oluşturmaktadır ve bir bakıma, ülkenin ekonomik kalkınmasının da motorudur, lokomotifidir, ilk sermaye birikiminin sağlandığı alandır.

Ülkemizde, tarım, ekonomik gelişmemize çok önemli katkılarda bulunduğu gibi, bu katkılarını ve önemini sürdürecek durumdadır. Sadece az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için değil, gelişmiş ülkeler için de önemini korumaktadır. Bu sebeple, sektörümüz, gelecek yıllarda da önemini koruyacaktır.

Hâlâ yoğun sorunlarla karşı karşıya olan bir sektör olduğunu da, yine, hepimiz biliriz, ifade ederiz. Kısaca değinmek gerekirse; tarım işletmelerinin teknik ve ekonomik açıdan belirlenen optimum büyüklüğün altında oluşu, düzenli bir kayıt sisteminin ve bir veri tabanının bulunmaması -uzun dönemden bahsederek söylüyorum- destekleme politikalarının yönlendiricilikten uzak oluşu ve bu politikaların tarım alt sektörleri itibariyle dengeyi kuramaması, modern teknoloji ve girdi kullanımının henüz istenilen seviyeye gelmemesi, örgütlenmenin yeteri kadar gerçekleştirilememesi, sektöre ayrılan kaynakların giderek azalması ve bu yönde reel olarak olumsuz gelişmeler göstermesi, tarım sektöründeki risk ve belirsizliklere karşı çiftçilerimizi koruyacak etkin bir koruma mekanizmasının geliştirilememesi ve tarım sigortasının oluşturulamaması ve pazarlama, tarım sektörünün kayda değer önemli sorunlarıdır. Bu sorunlar, sektörümüzün bünyesinden kaynaklanan, devamlılık arz eden ve bugün de ağırlığı hissedilen sorunlardır.

Elbette, bu durumda, tarım sektörüne yönelik olarak bu konuda sorumluluk alacak insanlar, birincisi kısa vadede, ikincisi de uzun vadede ne yapacaklarını düşünmek zorundadırlar. Kısa vadede yapılması gerekenler, evvela, ülkede bir program yürüyorsa, başlatılmış olan bir uluslararası anlaşma varsa, bu şartlar içerisinde, onun eksikliğini giderici -ve uzun vade için- bir hazırlık yapmak ve kendi sektörüne yönelik programını gerçekleştirmeye yönelik bir altyapı hazırlığıdır.

Kısaca, bugüne kadar yapmaya çalıştığımız ve yapmayı planladığımız husus, kısa vadede sektörümüzün aciliyet kazanan sorunlarına çözüm üretmek, uzun vadede de bu sektörün temel sorunlarını giderek çözmeye çalışmaktır. Bunun aksine bir iddia, bunun dışında aşırı bir beklenti ve bu yığılmış sorunlar kısa sürede niçin çözülemiyor diye sorulması, çok anlamlı değildir. Ne yaparsak yapalım, 25 000 000'un üzerindeki bir nüfusun yaşadığı bir sektörde, 4 000 000'un üzerinde işletmenin bulunduğu bir sektörde, işletme ölçeği, parçalı tarım alanları, girdi kullanımındaki eksiklik, yayım faaliyetindeki geri kalmışlık ve benzeri sorunları bir anda çözmek, fazla iyimserlikten öteye, hayalcilik olur. Dolayısıyla, bu konuda gerçekçi olmalıyız.

Yapılması gereken konusunda ana başlık şudur: Birincisi, bugün, çiftçimizin karşı karşıya bulunduğu sorunların içerisinde öncelikli olanlarını çözmektir. İkincisi, bu sektörün, uzun vadede temel sorunlarını giderecek şekilde bir hazırlık yaparak, bunları bir program dahilinde ele alıp, gidermektir. Biraz önce konuşan Sayın Hocam, tarım sektörüyle ilgili çok önemli bir soruna değindi; ben de, onu, biraz sonra ifade edeceğim. Bugün, tarım sektörünün temel bir sorunu, günlük olarak karşımıza çıkan bir sorunu, kredi mekanizmasının olmamasıdır. Doğrudur; ancak, bahsettiği başka hususları kısa vadede çözmek, düşünce olarak arzu edilir; ama, pratik olarak imkânsızdır.

AK Parti İktidarı olarak, elbette, iktidara geldiğimiz günden bugüne, tarım sektörüne yönelik olarak çalışmalarımıza herkes şahit. Hocamın da ifade ettiği gibi, bir heyecanla yapmaya çalışıyoruz. Bu, hem samimî hem de kuvvetli bir niyettir. Çok açık bir ifadeyle, o sektörün aleyhine bir şey yapmamak azmi ve kararlılığı içerisindeyiz. En başta ben, böyle düşünüyor ve böyle hareket ediyorum. Aklımın, bilgimin, gücümün yettiği ölçüde de, bu sektöre yönelik alacağım bütün kararların, o toplumun, o kitlenin çıkarına olmasına çalışacağım. Buna çalışıyorum. Şimdi, burada, böyle bir değerlendirme gününde çok iddialı ifadeler kullanmak pek de yerinde olmasa gerek.

Ben, şimdi, Sayın Hocamın dile getirdiği konularla da ilgili olarak birkaç kısa açıklama yaparak ilerleyeceğim.

Bugüne kadar Bakanlığımızla ilgili konularda eleştiriler oldu. Arkadaşlar, bütçe konuşmasında da söyledim. O Bakanlıkta meslek dışından iki eleman atandı. Birisi, Devlet Personelden gelmiş, personel işleriyle ilgili bir arkadaş; birisi de, Planlamacı. Tarım Bakanlığı bu iki elemanın gelişiyle eğer politikalarını Bakanlık içerisinde üretemeyecekse ve dışarıda oluşan politikaları takip edecekse, zaten çok fazla bir söze hacet yok; yani, ölmüş ki, ağlayanı yok. O Bakanlıkta bu arkadaşların dışında değişiklikler oldu; yönetimde değişiklikler oldu, genel müdürlerde değişiklikler oldu. Tabiî, bunlar, Resmî Gazetede yayımlanan kararnamelere tabi olarak yapılan değişikler. Birçok arkadaşımız da bunları takip etme imkânı buldu. Ben, yine, bütçe görüşmelerinde onları saydım. Bu arkadaşlarımızın birçoğu, daha önce orada genel müdür yardımcılığı, genel müdürlük yapmış, o kurumda daire başkanlığı yapmış, 20-25 sene çalışmış, akademik çalışma yapmış. Bu arkadaşlar, şimdi, genel müdürlük, yani, karar mevkiindeler, en üst noktalara gelmişler. O bakanlığın içinden gelmişler ve aynı zamanda, bu atananların yarıdan fazlası da, akademik çalışmalarını yapmışlar, doktoralarını tamamlamışlar.

Şimdi, arkadaşlar, olan biteni bir bütün olarak eğer değerlendireceksek, değerlendirelim; ama, içlerinden bir iki örneği alıp, bunu bir bakanlığın bünyesindeki gelişmelere yönelik olumsuz gelişmeler olarak ifade etmek ve ayrıca, "bu Bakanlık kendi sorumluluklarını kontrol edemeyecek hale geldi, üretemeyecek hale geldi" diye de ifade etmek, çok aşırı iddialı ve ispatı da imkânsız derecede hükümlerdir. Dolayısıyla, ben, buna katılmadığımı ifade ediyorum.

Evet, buğday hasadı başlıyor. Mersin'de bir demet buğday başağı hediye ettiler; artık, mevsim geldi.

Şimdi, bu ülkede, buğdayla ilgili konuda Tarım Bakanlığı çok dikkatli bir çalışma yapmayacaksa, hangi üründe yapacak, hangi üründe yapmalı?! Ülke çiftçisinin, yani, bitkisel üretimin yüzde 75'ini teşkil eden tahılda, biz, ciddî bir çalışma yapmayacaksak, Tarım Bakanlığının başka ne görevi vardır?!

Şimdi, arkadaşlar, ilgili kurumumuzla bu konuda yaptığımız çalışmalarda, esas oturduğu zemin ve tabanda, üreticilerimizin aleyhine olmayacak bir politikayı uygulayacağız. Bunu, buradan, böyle söylüyorum. Elbette maliyeti, elbette geçen yılki fiyatı, elbette dünya fiyatlarını, elbette bu kurumun finansman yükünü düşüneceğiz; ama, ilkönce, üreticimizi düşüneceğiz, o üreticimizin bu faaliyetten bir kazanç elde etmesini amaçlayacağız. Bunun aksi nasıl söylenir, nasıl söylenebilir, nasıl iddia edilebilir?!

GÜROL ERGİN (Muğla) - Yaşanan gerçek var Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Sayın Hocam, yani, allahaşkına, yaşanan gerçek ne? Yani, bir şey söyleyin de... Bakın, diyorum ki: Bu yönde bunlar dikkate alınmazsa, ne dikkate alınır? Yaşanan gerçek dediğiniz, sizin çok da iyi bilmediğiniz hazırlıklarımız. Yani, bir hafta sonra, fiyat belli olduktan sonra, TMO'nun nasıl bir politika takip edeceği belli olduktan sonra söyleseydiniz, çiftçilerimiz de çok rahatsız olsalardı, bir anlam ifade edebilirdi.

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “14 mayıs dünya çitçiler günü”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 15 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-05-15-14-mayis-dunya-citciler-gunu (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
