# Tarım sektörü ve bazı tarım ürünlerimizle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 11 Aralık 2003
- **Gündem:** TARIM SEKTÖRÜ VE BAZI TARIM ÜRÜNLERİMİZLE İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-12-11-tarim-sektoru-ve-bazi-tarim-urunlerimizle-ilgili

> Sami Güçlü (AK Parti), 11 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SEKTÖRÜ VE BAZI TARIM ÜRÜNLERİMİZLE İLGİLİ); konuşma 1.392 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Antalya Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Ekmekcioğlu'nun yapmış olduğu konuşmaya Hükümet adına cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Ekmekcioğlu, tarım sektörünün önemini ifade ettikten sonra, tarımsal politikalarımızla ilgili olarak yeni bir düzenlemeye çok önemle ihtiyaç olduğunu belirtti; aynen katılıyorum. Halen, 2001 yılında uluslararası kuruluşlarla yapılmış olan anlaşmalar gereği olarak yürütülen tarım politikaları, Hükümetimizin devraldığı politikalardır. Bu politikaları baştan eleştirerek, biz düşüncelerimizi ifade ettik. Reel sektördeki eksikliği, destekleme eksikliğini ve sosyal bünyeyi güçlendirme konusundaki eksikliğini dile getirdik ve 2004 yılı sonunda, genel ekonomik politikayla ilgili, 2005 yılı sonunda da tarım politikalarıyla ilgili, başlangıçta kabul edilmiş olan süreler bitecektir. Dolayısıyla, AK Parti İktidarı olarak, genel ekonomi politikaları yanında, tarım politikalarıyla ilgili, yeni, yerli, millî ve kendi bünyemize daha çok uygun olduğunu düşündüğümüz politikaları, birlikte, bu Yüce Meclisin çatısı altında tartışacağız ve belirleyeceğiz.

Dünyanın bütün ülkelerinde, yine Sayın Ekmekcioğlu'nun belirttiği gibi, tarım desteklenmektedir; en başta da, gelişmiş ülkeler tarafından desteklenmektedir ve gelişmekte olan ülkelerin desteği konusunda, özellikle ihracata dayalı gelişmiş ülkelerin desteği karşısında koruyucu tedbirleri alamamasıyla ilgili olarak, dünya üzerindeki mücadele de devam etmektedir. Ülkemiz de, bu mücadele içerisinde, kendisini himaye edici, koruyucu tedbirler alma mücadelesini sürdürmektedir.

Ben, Sayın Ekmekcioğlu'nun değindiği bir hususa daha kısaca cevap vererek konuşmamı sürdürmek istiyorum. Ziraat Bankasıyla ilgili görüşü doğrudur. Ziraat Bankası, şu anda, normal piyasa ekonomisi şartları içerisinde çalışan ve tarım sektörüyle ilgili, geçmişteki görevini yapma imkânı bulamayan bir konuma gelmiştir; ancak, hepinize bir müjde olarak ifade etmek istediğim bir husus vardır: 2004 yılında, Ziraat Bankası başta olmak üzere, tarım krediyle birlikte, Türk çiftçisine daha düşük faizli kredi uygulamasına aracılık edecektir. Bununla ilgili olarak bir kaynak, bütçe transfer kalemine konulmuştur ve bir kurumsal gelişme olmasa bile, bir sistem olarak, tarımda çalışanları, Türk çiftçisini kredi yönünden destekleyecek bir mekanizmanın getirilmiş olmasını ifade etmek istiyorum.

Sayın Ekmekcioğlu, Antalya yöresi ve diğer yörelerimizde elma üreticileriyle ilgili bir soruna dikkat çekti. Evet, sözlerine katılıyorum. Bugün için, elma üreticilerimiz, bahsettiği şekilde bir sorunla karşı karşıyadır. Tarım sektörünün, bu, genel sorunu olarak ifade edilebilecek bir husustur. Döküm mevsimi diye ifade ettiğimiz mevsimlerde, bütün tarım ürünlerinde, eğer, biz, bu mevsim aralarını genişletemez ve pazardaki gelişmeyi üretim artışıyla irtibatlandıramazsak, bu, kaçınılmaz bir sonuçtur ve dolayısıyla, elma üreticimiz -geçen yıl da benzer sorunlar yaşadı- bu yıl da belki biraz daha ağır bir şekilde sorun yaşamaktadır. Sadece elma değil, muzla ilgili -dün dile getirildi- bugün elma, yarın, bir başka ürün, bir başka tarım ürünüyle ilgili bu konular hepimizin gündemindedir. Özellikle tarıma ilgisi daha kuvvetli olan milletvekillerimizin de bilgisi dahilindedir. Elbette, pazardaki gelişmeyle ilgili olarak alınabilecek tedbirler vardır; ancak, bu konuda üreticimizin örgütlenmesi ve bu hususta kendi tedbirlerini alma konusundaki gayretleri, soğuk hava depo kapasitesinin yükseltilmesi ve tarımsal girdiler konusundaki gelişmeler, elbette, zamana ve bir organizasyona ihtiyaç gösterir.

Türkiye'de son günlerde gübre fiyatlarında çok cüzi bir artış cereyan etmiştir. Uzun süre sabit kalan, hatta, biraz gerileyen gübre fiyatlarında bir artış meydana gelmiştir. Hepinizin bildiği gibi, gübre sektörü oligopol bir yapıya sahiptir. Dünyanın bütün ülkelerinde oligopol yapıya sahip olan kurumlarda, piyasalarda fiyat artışlarını kontrol etmek çok zordur. Dolayısıyla, bu konuda müdahil kuruluşumuz tarım kredi kuruluşudur. Tarım kredi kuruluşumuz, bu konuda, gübre fiyatlarında istikrarı sağlayıcı yönde, gerektiğinde ithalat yaparak, gerektiğinde daha indirimli satışlar yaparak piyasayı düzenlemeye çalışmaktadır. Olay, takibimiz altındadır; ancak, piyasanın da genel akışı içerisinde bu bilgi doğrudur. Dolayısıyla, hadisenin genel gelişimi içerisinde baktığımızda da, gübrenin yoğun olarak kullanıldığı dönemlere yaklaşırken, benzer fiyat hareketlerine de geçen yıllar içerisinde rastlandığını biliyoruz.

Şekerpancarı üreticisiyle ilgili düşüncelerini çok uzun bir şekilde cevaplandırmak istemiyorum; çünkü, bu konu çok tartışıldı. Tabiî, çok sorunlu bir alanımız; ama, pancar üretimini ve Türkiye'nin şeker üretimini pancara dayalı olarak sürdürmesi konusundaki fikrimi ifade etmek istiyorum. Bu ara, konuları biraz özelleştirdi sayın milletvekilimiz ve şöyle bir ifade kullandı: "Bakanlık, görevlerini yapmak yerine, gösterişli basın toplantıları..."

Arkadaşlar, bu Meclisin çatısı altında gösterişli bir basın toplantısına ihtiyacı olmayan bir insan varsa, benim; bunu, böyle ifade ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yalnız, niye yaptığımı söyleyeyim: Ben, çok açık bir ifadeyle, tarım sektörüne dikkat çekmek için yaptım ve bunu o gün de söyledim, bu Meclisin çatısı altında da söyledim; ben, sadece, kendi partimin değil, muhalefetin de, basının da, bürokrasinin de, sanayicinin de dikkatini çekmek için yaptım ve bunu da bir ölçüde başardık. Bir somut sonucunu söyleyeyim: Şu anda, Türkiye'nin 64 ilinde 1 000 tarım gönüllüsüyle ilgili seçimler büyük ölçüde tamamlandı, yaklaşık 30 ilimizde sürüyor. Bunun 500'e yakın bir kısmının finansmanını özel sektörden sağladık, böyle sağladık. Şimdi, benim onlarla bir araya gelişim, bu projenin tanıtımı, anlatımı konusunda bir fırsat veriyor; hadisenin biraz dikkat çekici yönünü ortaya koymaya çalıştık. Bunu, ihtiyaç açısından düşünüyorsanız, o cümleyi tekrar etmek istemiyorum; ama, aynen bu düşüncedeyim ve bu ruh halindeyim. Bu projenin bundan sonra da takibi bakımından, yerine getirilmesi fonksiyonu bakımından da azamî gayreti göstereceğim. İnşallah, o proje, köylerimizde bir gelişmeye vesile olacak. Yani "gösterişli basın toplantısı" ifadesinin bizim açımızdan üzüntü verici olduğunu ifade ediyorum.

"Çiftçinin yanında olmayan bir bakanlık" diye bir ifadeyle karşılaştık. Şimdi, bu ifade de söylendiğinde, belki, havada başka birçok söz gibi, dolanır, sahibini bulur. Bu laf sahibini bulmadı. Bu lafın sahibi burada yok; yani, bu laf, bana ulaşan bir söz olamaz.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Sayın Bakan, doğrudan gelir desteğini ödeyin.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Söyleyeceğim... Söyleyeceğim...

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - 2003 yılında Kırşehir'e bir kuruş ödenmedi.

HALİL AYDOĞAN (Afyon) - Sabredin Hüseyin Bey; birazdan söyleyecek.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) -Müsaade et... Ne dediğimi...

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Kırşehirliler, hesabını iyi yapar; bilir!.. Kırşehir'in parasını ödeyin!

HALİL AYDOĞAN (Afyon) - Sabırlı ol, sabırlı ol Hüseyin Bey!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - "Çiftçinin yanında olmayan..." Çiftçinin yanında olmak ne demek; en geniş ifadeyle, çiftçinin yanında olmak, onun lehinde olanı yapmaya çalışmaktır; aksine, ne bir duygu ne bir davranış... Onun için, söylenecek söz önemli. Ne bir duyguya sahibim ne de bir davranışa. Onun için, bu arkadaşımızın bu sözünü de ağır buluyorum.

Onun dışında, arkadaşımız, doğrudan gelir desteğiyle ilgili konular söyledi. 2003 yılı ekbütçesiyle beraber 500 trilyon bir kaynak var; aralık ayının ikinci yarısı içerisinde bu bedel ödenecek, bu miktar ödenecek. Bunun ödenmesiyle ilgili mutabakat da, Hazineyle büyük ölçüde sağlanmış durumda; sadece 15 kadar ilimizin icmalleri tamamlanmadı, diğerleriyle işlemleri başlatacağız. Bu, toplam ödenmesi gereken miktarın yaklaşık yüzde 17'sine tekabül etmektedir, geri kalan kısmı ise -2001, 2002 ve 2003'te olduğu gibi- 2004'e intikal edecektir.

"Uygulanan yanlış politikalar" diye bir kavram kullandı. Biraz önce konuşmamın başında söyledim; biz, temelde, Türk tarım teşvikleri içerisinde yüzde 82'lik bir paya sahip olan doğrudan gelir desteği uygulamasını devraldık; biz ortaya koymadık, biz üretmedik; ama -daha önce de ifade ettim- bu politikayı, Türk toplumu, çiftçisi ve Türk siyasetçisi bütün olarak tasvip etmiyor. Bizim, şu anda, Dünya Bankasıyla yaptığımız görüşme, Hazine ve Planlama dahil olmak üzere, yüzde 35'e kadar doğrudan gelir desteğini çekmek. Bunun yerine, daha teşvik edici, daha üretimi etkileyici, kaynağı daha verimli kullanıcı yöntemler konusunda karşılıklı görüşmelerimiz devam ediyor. Şunu demek istiyorum. Bu politikaları değiştireceğiz, bu politikaları daha kabul edilebilir bir noktaya getireceğiz. Kaynak kullanımını etkin hale getirmeliyiz; bu kesin.

Bugün, Tarım Kongresiyle ilgili bir toplantıda şöyle bir ifade kullanıldı -Cumhuriyet Halk Partili bir arkadaşımız söz aldı orada- uyguladığımız politikalarla ilgili, yanlışlıklarla ilgili...

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Sayın Bakan, biraz daha ağırdan alırsanız, çiftçi kalmayacak Türkiye'de; çiftçi bırakmadınız ülkede...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Arkadaşlar, orada da söyledim, şimdi de size söylüyorum. Bir toplumun uyguladığı politikalarla ilgili uzun dönemde meydana gelen gelişmelerin bütün sorumluluğunu iktidara atfetmek ve bir yıllık iktidar içerisinde, politika belirlemede çok fazla rolü olmadığı halde sonuçlarını ona intikal ettirmek doğru olmaz; çünkü, kamuoyu bunun kime ait olduğunu biliyor.

Dolayısıyla, bizim, bu dönem içerisinde eksik bulduğumuz hususları iyileştirme ve toplumun ihtiyaç duyduğu noktalarda daha etkin çalışmalar yapma konusunda gayretimiz var. Bunların içerisinde birincisi...

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Çiftçi kalmayacak ülkede; çiftçi bırakmadınız ülkede...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Söz doğru olmalı, söz güzel olmalı, söz fayda sağlamalı. Arkadaşım "Türkiye'nin yüzde 35'inin istihdam edildiği yer" diyor. 24 000 000 insanın yaşadığı bir yerde, 2003 yılında, Türk çiftçisi, nispî olarak, daha önceki yıla göre iyi değil mi?

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Değil işte!..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bu sorunun cevabı evettir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Fasulye duruyor, nohut duruyor, ekin duruyor; bir de iyi demeyin lütfen !... Bir de alkışlamayın böyle!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bu sorunun cevabı evettir. 2004 yılı 2003 yılından da iyi olacak inşallah.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Tarım sektörü ve bazı tarım ürünlerimizle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-12-11-tarim-sektoru-ve-bazi-tarim-urunlerimizle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
