# Yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı haklarının korunmasına ilişkin kanun tas . (s.sayısı :323 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim
- **Tarih:** 8 Ocak 2004
- **Gündem:** YENİ BİTKİ ÇEŞİTLERİNE AİT ISLAHÇI HAKLARININ KORUNMASINA İLİŞKİN KANUN TAS . (S.SAYISI :323 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-01-08-yeni-bitki-cesitlerine-ait-islahci-haklarinin-korunmasina-iliskin-kanu-2

> Sami Güçlü (AK Parti), 8 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİ BİTKİ ÇEŞİTLERİNE AİT ISLAHÇI HAKLARININ KORUNMASINA İLİŞKİN KANUN TAS . (S.SAYISI :323 )); konuşma 1.000 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın milletvekilleri, Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Mahmut Kaplan'ın, bölge ve özellikle de Suruç İlçesiyle ilgili olarak yapmış olduğu gündemdışı konuşma ve dile getirdiği bölge sorunları hususunda ben de düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

İlk önce, genel bir bakışla konuyu değerlendirecek olursak, elbette, sulama, tarımsal faaliyetlerin en önemli hususudur ve verimliliği artıran önemli faktördür. Güneydoğu Anadolu Projesi, sahip olduğu su ve toprak kaynakları potansiyeli, ülkemiz coğrafyasında yer aldığı sınır boyu konumu ve ülke ekonomisini etkileyen yapısıyla entegre bir projedir. GAPın, master planı çerçevesinde 2005 yılında tamamlanması planlanmıştır; ancak, her yıl yaklaşık 30 000 hektar alanın sulamaya açıldığı dikkate alındığında, sulama yatırımlarının 2040 gibi çok uzak bir gelecekte ancak tamamlanması mümkün gözükmektedir.

GAP yatırımları genel olarak değerlendirildiğinde, nakdî gerçekleşmede genel ortalama yüzde 50 seviyesindedir; ancak, bu gerçekleşmeler sektörel bazda incelendiğinde, enerji sektöründe yüzde 80, ulaştırmada yüzde 36, diğer kamu hizmetlerinde yüzde 76, tarım sektöründe, yani sulama ağırlıklı gerçekleşmede ise oran yüzde 18'dir. Yani, plandan çok önemli ölçüde bir sapma ve geri kalma söz konusudur.

Bölgedeki 7 500 000 hektar alanın 3 200 000 hektarlık kısmı tarımsal faaliyete elverişlidir. Türkiye'nin ekonomik olarak sulanabilir arazisinin yüzde 20'si bu bölgede bulunmaktadır; bugün sulamaya açılan alansa, bu alanın sadece yüzde 6'sıdır. Devlet Su İşleri ve Köy Hizmetleriyle birlikte sulanan toplam alan miktarı 360 000 hektarlık bir noktaya gelmiştir.

Yıllar itibariyle GAP bölgesindeki bitkisel üretimlerin dağılımındaki gelişmeyi izleyecek olursak, yoğun olarak buğday, arpa, mercimek ve nohut üretildiği görülmektedir; bunu, mevcut sulama imkânlarından yararlanarak ekilen pamuk ve sebzeler izlemektedir. Bölgede yeni sulamaya açılan alanlardaysa yoğun pamuk üretimi yapılmakta; bu sulama alanlarını, ülkemizde ihtiyaç duyulan yağlı tohumlu bitkiler, yem bitkileri ve sebze üretimine kaydırmak için çalışmalar sürdürülmektedir.

Ayrıca, sulamayla birlikte, bölgede, ikinci ürün olarak soya, mısır ve susam ekiminde de artış görülmektedir. Özellikle, sulu tarımda, pamuk ve mısırda verim artışları ise oldukça tatminkârdır. Master planında, ürün deseninde pamuk üretiminin yüzde 25 olması önerilmişken, Harran'da, bu oran, yüzde 75-80 dolayındadır.

Sulamaya açılan alanlarda drenaj ve tesviye gibi tarlaiçi hizmetlerinin yapılamaması ve sulama yatırımlarının geride kalması nedeniyle, aşırı sulama ve yanlış sulama metotları da buna eklenince, bölgede, yer yer tuzluluk ve çoraklaşma sorunlarıyla karşılaşılmaktadır.

GAP kapsamında yürütülen sulama projelerinin tamamlanmasıyla, 1 700 00 hektar alanın sulamaya açılması hedeflenmektedir. 2002 sonu itibariyle DSİ bünyesinde gerçekleştirilen miktarın ise, bunun çok gerisinde olduğunu biraz önce ifade ettim.

Aynı zamanda, toplulaştırma konusunda yapılan çalışmalarda arzu edilen noktaya gelinmemiştir. Harran Ovasında, ancak toplam 100 000 hektar alanda toplulaştırma gerçekleştirilebilmiştir.

Bölgenin potansiyeliyle ilgili bazı hususları söylemek istiyorum. Doğal kaynak potansiyelinin çok yüksek olduğu bilinmektedir. Yerüstü su kaynağı açısından Fırat ve Dicle Nehirlerinin yıllık ortalama debisi, 53 milyar metreküp/yıldır. Ayrıca, çok önemli yeraltı suyu potansiyeli de vardır. Bölgenin, Türkiye'nin sulanabilir arazi miktarının yüzde 20'sini oluşturduğunu söylemiştim. Bölgede gerçekleşen ürün deseninde, sulu tarım alanlarında, pamuk, giderek başürün olma durumundadır; bu alanların yüzde 85'inde üretimi yapılmaktadır.

Bölgede en önemli husus, eğitim faaliyetlerine olan ihtiyaçtır. GAP bölgesinin özelliği düşünülerek, bölge için özel projelerin yapılması gerekmektedir. Bu amaçla, Bakanlığımız, bölge için iki özel proje hazırlamıştır. Bu projelerde yayın baz alınmış olup, çiftçilerin hızlı bir şekilde eğitimi amaçlanmıştır. Yayın Dairesi Başkanlığında, televizyon yoluyla çiftçilere hızlı bir şekilde tarım eğitimi vermek amacıyla, GAP Yöresi Çiftçilerine Eğitim ve Yayın Projesi yürürlüğe konulmuş ve uygulanmıştır. Bölgede yanlış sulamanın önlenmesi ve çiftçilerin sulama konusunda eğitilmesi, bitki patternine göre ürün bazında üretimin artırılması ve toprağın yerinde muhafazasını amaçlayan Güneydoğu Anadolu Bölgesi Sulu Tarım Alanlarında Sulama Tekniği ve Mekanizasyonu Eğitim Merkezi Projesi hazırlanarak, çalışmalara başlanmış ve uygulama devam etmektedir.

Ben, Sayın Mahmut Kaplan'ın özel olarak belirttiği Suruç yöresiyle ilgili de birkaç cümle söylemek istiyorum. Yöre, yirmi yıl önce, yeraltı sularıyla sulu tarımı gerçekleştiren bir özellik arz ederken, daha sonra, bu suların çekilmesi, çok derinleşmesi ve sulama imkânının kalmamasından dolayı büyük bir mağduriyete uğramış ve yöre, eski zenginliğini ve önemini kaybetmiştir ve dolayısıyla, tekrar o gücüne kavuşma mücadelesi vermektedir.

Bu kapsamda yürütülen çalışmaları, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığından aldığım bilgiyi aktararak ifade etmek istiyorum. GAP Suruç Ovası Pompaj Sulama Projesinin proje sahası, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Fırat havzasında yer almakta olup, kuzeyinde Atatürk Barajı, batısında Fırat Nehri olup, hizmet alanı 94 000 hektardır ve borulu sulama şebekesinin su kaynağı Atatürk Barajı rezervuarıdır. GAP Suruç Projesi planlama çalışmaları 2000 yılında tamamlanmıştır. Bu proje kapsamında, bölgenin sulanabilmesi amacıyla, ilk temaslar, çok daha önce gerçekleştirilmiştir. 1991 yılında İstanbul'da imzalanan Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri Hükümetleri Arası Ortak Bildiride, bu bölgenin sulanması konusunda ifadelere rast gelinmiş ve bunun, ABD firmaları tarafından temin edilecek bir finansmanla gerçekleştirileceği beyan edilmiş, konuyla ilgili 29 firma başvurmuş; ancak, daha sonra, bu gelişmelerden bir sonuç alınamamıştır. 2001 yılında, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığı yıllık yatırım programlarında yer alan projelere dış finansman sağlanmasına ilişkin esas ve usullere dair tebliğ gereğince, bir projenin hükümetlerarası ikili işbirliği kapsamında kredili yaptırılabilmesi için uygulama projesinin hazırlanması kaydı getirilmiş; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü de bu öngörüden hareketle, gerekli çalışmayı tamamlamış; ancak, hepimizin bildiği gibi, 2003 yılı ocak ayında 58 inci hükümetin, Yüksek Planlama Kurulu aracılığıyla almış olduğu karar, dış proje kredisi kullanımları başlığı altında verilen ve (c) maddesinde yer alan yatırım programında yer alarak, halen kredi arayışı sürdürülen projelerin yatırım programında iz ödenek tahsisi suretiyle durdurulması kapsamına dahil edilmiş ve dolayısıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki sulama projelerinde genel bir erteleme ortaya çıkmıştır. Bugüne kadar, bu hususta arzu edilen bir gelişme sağlanamamış, dolayısıyla bölgedeki Suruç Ovasını sulama projesinin hayata geçirilmesi konusundaki bekleyiş, diğer projelerle birlikte sürmektedir.

Sayın milletvekilimizin de belirttiği gibi, bölgenin tarımsal potansiyeli çok yüksektir ve dolayısıyla bu büyük potansiyelin harekete geçirilebilmesi için de, sulama yatırımlarındaki bu büyük gecikmenin telafi edilmesi gerekmektedir. Bölgenin istihdam ve üretim kapasitesini artırmanın bundan daha etkin bir yolu yoktur.

Ayrıca, bölgeye tarımsal sanayiini kurulması konusunda da bir büyük gayrete ihtiyaç vardır. Çünkü, biz, bölgede sulama yatırımlarının gerçekleşmesiyle birlikte, üretimde meydana gelecek büyük artışı ve bu artışa konu olacak ürünleri talep edecek sanayi tesislerini orada kuramazsak, üretim planlaması yapmamıza da imkân yoktur ve belki piyasada talebi olan ürünler mecburen üretilecektir, bu da bölge açısından çok büyük bir kayba sebep olacaktır.

Dolayısıyla 2004 yılında ekonomimizdeki genel gelişmeyle birlikte, sulama yatırımlarında yeni bir gelişmenin, hamlenin ortaya çıkmasının gerekliliğini dile getiriyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı haklarının korunmasına ilişkin kanun tas . (s.sayısı :323 )”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-01-08-yeni-bitki-cesitlerine-ait-islahci-haklarinin-korunmasina-iliskin-kanu-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
